Metelok ve Gotinên Pêşiyan (Veger 7, 2004)
"Metelok" ve "Gotinên Pêşiyan" (Kurmancî: "Atasözü" ve "Ataların sözleri"), İsveç'te yayımlanan Veger dergisinin 7. sayısında (Mart 2004) çıkan iki Kurmancî atasözü derlemesidir. Birincisini Hozan Temelî,[1] ikincisini Ahmet Gezer hazırlamıştır.[2] Temelî'nin derlemesi 281 maddedir (H). Gezer'in listesi 18 maddedir (H). Bu sayfa iki derlemeyi birlikte ele alır ve onları Bîrnebûn dergisinin 1997'deki "Gotinên Mezinan" derlemesiyle karşılaştırır.
Yazının içeriği
Temelî'nin girişi
Temelî yazıya kısa bir kuramsal girişle başlar.[1] Ona göre her halk kendi fıkraları, masalları, atasözleri, kilamları ve destanlarıyla tanınır. Atasözü "halkın aynası" ve "halkın felsefesi"dir. Yazar bu görüşü Japon, İngiliz, Alman, Türk ve Afrika atasözlerinden örneklerle destekler. Örneğin Türklerin "Bal tutan parmağını yalar" dediğini yazar. Kürtlerin karakterini gösteren örnek olarak "Her at binicisine göre kişner" atasözünü verir. Bir de yöresine ait şu sözü aktarır: Ker kerê, ger gerê; ker çû hat, ku ker kerê berê ("Eşek eşektir; gitti geldi, yine eski eşek"). Yazar bu sözün "tarihsel durumumuzu" iyi anlattığını söyler.[1]
Girişin ikinci bölümünde derleme yöresi açıkça yazılıdır: Metelokên der û dorê gundên Sariz, Pinarbaş (Ezîziye), Gogşîn, Avşîn û Pazarcixê, yani Sarız, Pınarbaşı (Aziziye), Göksun, Afşin ve Pazarcık köyleri çevresinin atasözleri. Temelî, Kayseri, Adana, Maraş ve Malatya yöresinin aşk kilamlarını da derlediğini söyler. Atasözlerini 1997'den beri topladığını belirtir. Okurlardan yeni malzeme göndermelerini ister.[1] Yazar bazı atasözlerini "Kürtlere özgü" sayar. Bunlardan biri şudur: "Gözünü kim çıkardı? — Kendi yakınım. — Belli, derinden çıkarmış." Kutu içindeki kısa bir şiirde ise konuşan "ben" atasözünün kendisidir. Şiir "Kimliğim, adım, kültürüm" anlamına gelen bir dizeyle biter.[1]
Temelî'nin listesi: genel görünüm
Liste harf sırasıyla dizilmiştir. Baskıdaki harf başlıkları A, B, C/Ç, D, E/Ê, F, G, H, Î/I, J ve Q'dur. Liste Q harfinde biter; K'den Z'ye kadar olan harfler bu sayıda yoktur.[1] Harflere göre madde sayısı (H): A 27, B 48, C, Ç 29, D 34, E, Ê 18, F 11, G 25, H 27, Î, I 29, J 29, Q 4. Toplam 281'dir.
Başlıca konular şunlardır:
- Komşuluk: C harfinde art arda gelir: "Komşu kardeşten öncedir", "İyi komşu kardeşten de önce gelir", "Komşu evin kapısıdır" (madde 76–80, 87, 96).
- Akraba ve soy: Amca–dayı, amca kızı–amca oğlu ilişkileri işlenir (madde 1, 24, 117). Soy temizliği konusu da vardır: "Aslı temiz, nesli temiz", "Asıl kötü olmaz, bal çürümez" (140, 141).
- Kadın: Bir yanda övgü vardır: "Kadın evin bereketidir", "Kadın evin direğidir", "İyi kadın yüz erkekten iyidir" (250, 251, 277). Öbür yanda kısır kadın "yapraksız ağaç"a benzetilir (252).
- İkrar: On sekiz madde art arda Îqrar (ikrar, verilen söz) kavramıyla başlar (231–248). Örnekler: "İkrar vermek baş vermektir", "İkrardan dönülmez".
- Hayvancılık: Kuzu, koç, toklu, keçi, ağıl ve sürü imgeleri sık geçer (33, 37, 40, 72, 75, 213).
- Ahlak ve akıl: Öfke, akıl, cahillik, sabır ve hak üzerine öğütler verilir (3, 6, 90, 207–209, 217, 225).
Seçme örnekler
| # | Kurmancî (baskıdaki imlayla) | Türkçe (çeviri: bu sayfa) |
|---|---|---|
| 31 | Birnê kêre çêdibe, ê zimên çênabe | Bıçak yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez. |
| 56 | Bavî bê keçik, çîyayî bê ave | Kızı olmayan baba, susuz dağ gibidir. |
| 64 | Ba merî bê text be, lê ba bê bext nebe | İnsan tahtsız olsun ama bahtsız olmasın. |
| 84 | Çêyîyek çel derî li însana vedike | Bir iyilik insana kırk kapı açar. |
| 115 | Dînek kevirekî davê bîre, çil baqil nikare bi derîne | Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz. |
| 133 | Dizan ji dizan dizî, erd û ezman lerizî | Hırsızlar hırsızdan çaldı, yer ve gök titredi. |
| 172 | Goşte însên dayîne se, se bile nexwariye | İnsan eti köpeğe verildi, köpek bile yemedi. |
| 198 | Her teyr bi refî xwe re difire | Her kuş kendi sürüsüyle uçar. |
| 230 | Î ku rêberî xwe qîzike poz ji gû nê der | Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz. |
| 238 | Îqrar dayîn serî dayîne | İkrar vermek baş vermektir. |
| 260 | Ji mîye stewr şîr, ji çavan kor hestir ne payîn | Kısır koyundan süt, kör gözden yaş beklenmez. |
Temelî'nin listesi: tam döküm
Kurmancî metin baskıdaki imlayla verilmiştir. Numaralar bu sayfaya aittir; baskıda madde numarası yoktur. Türkçe karşılıklar bu sayfaya aittir. [?] okuma ya da anlamın kuşkulu olduğunu gösterir. "Anlamı belirsiz" yazan maddelerde okunuş görüntüden alınmış, ama anlam çözülememiştir. "/" baskıdaki varyant ayırıcısıdır.
| # | Harf | Kurmancî (baskıdaki gibi) | Türkçe (çeviri: bu sayfa) |
|---|---|---|---|
| 1 | A | Ap pismamê, xal xwarziye | Amca amca oğluna, dayı yeğene (yakındır) [?] |
| 2 | A | Aş da diherî, dîng genim dikutî | Değirmen de öğütüyordu, dink de buğday dövüyordu |
| 3 | A | Aqil dujmine nezanîne ye | Akıl cehaletin düşmanıdır |
| 4 | A | Aqilbend tim meziniye | Ölçülü akıl (aqilbend) her zaman büyüklüktür [?] |
| 5 | A | Aqil kemî, rê li ber meriyan wenda dakî dide | Akıl eksik olursa insanın önündeki yolu kaybettirir |
| 6 | A | Aqil bi peran ne kirîn | Akıl parayla satın alınmaz |
| 7 | A | Aqil bi kovike ne kirin serî | Akıl kepçeyle başa konmaz [?] |
| 8 | A | Agir şunê ku ketî ê dişevtîne | Ateş düştüğü yeri yakar |
| 9 | A | Agirî sor bextê ronîye | Kızıl ateş bahtın aydınlığıdır [?] |
| 10 | A | Aşê xwarî êrd diherî | Eğri değirmen düz öğütür [?] (baskıda "êrd") |
| 11 | A | Ava ruyan revîye | Yüzlerin suyu kaçmış (utanma kalmamış) [?] |
| 12 | A | Arde xwe bêjiing kir, bêjinga xwe bi darda kir | Ununu eledi, eleğini astı |
| 13 | A | Aqil sivikî bar giranîye | Hafif akıl ağır yüktür |
| 14 | A | Av li êr-êgir ne kirin | Ateşe su dökülmez [?] |
| 15 | A | Ard e xwe bît, kepeka xwe rît | Ununu ele, kepeğini dök |
| 16 | A | Anê, ewna çûyînê tuye terî, tu çima kun bi xwera dibî | [anlamı belirsiz — "Anne, onlar gitti, sen niye ..."] |
| 17 | A | Ale-alka-mal ê bi tevaye | [anlamı belirsiz] |
| 18 | A | Arî bi dû yî aşkiraye | Ateş dumanıyla belli olur |
| 19 | A | Are agire, arde ave hem dayike hem bave | Ateş ateştir, un sudur; hem anadır hem babadır [?] |
| 20 | A | Arî sor kesî naşewtîne | Kızıl ateş kimseyi yakmaz [?] |
| 21 | A | Ardî male mede-nede ber bê | Evin ununu rüzgâra verme |
| 22 | A | Ava zelal jîna delal | Berrak su, güzel kadın |
| 23 | A | Av xwîne dişo, xwîn xwîne naşo | Su kanı yıkar, kan kanı yıkamaz |
| 24 | A | Ap li birez, xal li xwarze xwey dike | Amca öfkelidir [?], dayı yeğenini gözetir |
| 25 | A | Avê pak ruyan sipî dike | Temiz su yüzleri ak eder |
| 26 | A | Ar ekî sore | Ateş kızıldır [?] |
| 27 | A | Arî dore xwe ronî dike | Ateş çevresini aydınlatır |
| 28 | B | Birnê giran derdê seran | Ağır yaralar başların derdidir [?] |
| 29 | B | Berê di pêsîrê xwere bigire | [anlamı belirsiz — "önünü göğsüne doğru tut"] |
| 30 | B | Bextî merîyanî di destî xwe da ye | İnsanın bahtı kendi elindedir |
| 31 | B | Birnê kêre çêdibe, ê zimên çênabe | Bıçak yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez |
| 32 | B | Bayî jêrî lê xistiye | Ona alt rüzgârı vurmuş (bir felakete uğramış) [?] |
| 33 | B | Berxî çê li ber kozê aşkere dibe | İyi kuzu ağıl önünde belli olur |
| 34 | B | Ba şûne te li her derê hebe | Keşke her yerde senin bir yerin olsa [?] |
| 35 | B | Bûke zarî ziman tune, xwesîye dîn û îman tune | Gelinin ağzı dili yok, kaynananın dini imanı yok |
| 36 | B | Berf li çîyê barî | Dağa kar yağdı (saçı ağardı) [?] |
| 37 | B | Berxî ku bi beran be, ê li ber koze beli dibe | Koçun yanındaki kuzu ağıl önünde belli olur |
| 38 | B | Bê heval bi rê neçûyîn | Arkadaşsız yola çıkılmaz |
| 39 | B | Bê îqrar rê ne çûyîn | İkrarsız (sözsüz) yola çıkılmaz |
| 40 | B | Berxî nêr bi kêre ye | Erkek kuzu bıçağa gider (kurbanlıktır) |
| 41 | B | Bayî jêr lê texe | Ona alt rüzgârını vur [?] |
| 42 | B | Bizine ji mîye re gotiyê: "Min ewa te dît" | Keçi koyuna demiş: "Ben seninkini gördüm" (ayıplı ayıplıyı ayıplar) |
| 43 | B | Bûye bijêrka ser sêle | Sac üstündeki kavurga gibi oldu (yerinde duramıyor) [?] |
| 44 | B | Bi destekî du kar nekirin | Bir elle iki iş yapılmaz |
| 45 | B | Bervî gur ne zirîn | Kurdun önünde bağırılmaz [?] |
| 46 | B | Berî barane ba ye, berî mirine ta ye | Yağmurdan önce rüzgâr, ölümden önce sıtma (ateş) gelir |
| 47 | B | Barî giran para keran e | Ağır yük eşeklerin payıdır |
| 48 | B | Bi zikî birçî nê leîstin | Aç karınla oyun (halay) oynanmaz |
| 49 | B | Bi kevirî sivik herkes xwe di malêşe | Hafif taşla herkes kendini sınar [?] |
| 50 | B | Bi çirtke li derî xelke mexe | Elin kapısını fiskeyle çalma [?] |
| 51 | B | Ba şîr xirab nekeve para kesî | Kötü süt (kötü soy) kimsenin payına düşmesin |
| 52 | B | Bermal xwedana male ye | Evin önü ev sahibinindir [?] |
| 53 | B | Berjêr tuke rune, berjor tuke simêlin | [anlamı belirsiz — "inişte otur, yokuşta bıyık bur"] |
| 54 | B | Bûye çaye dest dînan | Delilerin elinde çay olmuş [?] (anlamı belirsiz) |
| 55 | B | Bi bendî dijmin, danekevin bîre | Düşmanın tuzağına (bendine) düşüp kuyuya düşmeyin [?] |
| 56 | B | Bavî bê keçik, çîyayî bê ave | Kızı olmayan baba, susuz dağ gibidir |
| 57 | B | Bi navranê xwe pît be (hişk be) | Kendi içinde sağlam (sıkı) ol [?] |
| 58 | B | Berîk ê kun/e, zikî birçî/yê | Cebi delik, karnı aç |
| 59 | B | Berî male cîran hilgire | Komşu evinin önünü (yükünü) kaldır [?] |
| 60 | B | Ba heft lawên mine guh zerinî hebûna | Keşke yedi oğlumun kulağında altın küpe olsaydı [?] |
| 61 | B | Bi çavê birçî zik têrî nabe | Aç gözle karın doymaz |
| 62 | B | Bire minî mezin li pêyê min xist | Büyük kardeşim ayağıma vurdu |
| 63 | B | Bire minî bi çûk li pîlî min xist, ez nikarim warî dîyarî we | Küçük kardeşim omzuma vurdu, ben ... edemem [?] |
| 64 | B | Ba merî bê text be, lê ba bê bext nebe | İnsan tahtsız olsun ama bahtsız olmasın |
| 65 | B | Bextî reş merîan bernade | Kara baht insanı bırakmaz |
| 66 | B | Buxtan tenîa bin tevêye | İftira sacın altındaki is gibidir (bulaşır) [?] |
| 67 | B | Bît bo guviştine, şîr nê der | [anlamı belirsiz — "sağmakla süt çıkmaz"] |
| 68 | B | Bûkê bi bext xwedan text | Bahtlı gelin taht sahibidir |
| 69 | B | Bê hîmî tune bûne | Temelsiz olan yok olur |
| 70 | B | Bivirî te hên î di qonc da ye | Baltan hâlâ köşede (iş daha başlamadı) [?] |
| 71 | B | Bê aqilî kurî ya gir e karezîne | [anlamı belirsiz] |
| 72 | B | Bizinê kulek timê çilek | Uyuz keçi hep kirlidir [?] |
| 73 | B | Bi beçiyek pirtan nê bûyîn mer | Bir parmak tüyle adam olunmaz [?] |
| 74 | B | Bi dizî tê kirin eşkere dize | Gizlice yapılan açıkta hırsızlıktır [?] |
| 75 | B | Bizine kol ê ji ê bi usturî-sitirî çetire | Boynuzsuz keçi de boynuzlusundan iyidir [?] |
| 76 | C, Ç | Cîran berî birê ye | Komşu kardeşten öncedir |
| 77 | C, Ç | Cîranî çê ji birê pêşvatire | İyi komşu kardeşten de önce gelir |
| 78 | C, Ç | Comerdî bi dayîne dibe | Cömertlik vermekle olur |
| 79 | C, Ç | Cotî ga qelb nabe | Çift öküzü hileli olmaz [?] |
| 80 | C, Ç | Cîran derî ye male ye | Komşu evin kapısıdır |
| 81 | C, Ç | Cîranî muhtacî xwelîye cîrên e | Komşunun muhtaçlığı komşunun külüdür [?] |
| 82 | C, Ç | Çilek tu caran têr nabe | Açgözlü (kirli) hiç doymaz [?] |
| 83 | C, Ç | Ço di kune pîzelekan re meke | Sopayı eşek arısı yuvasına sokma |
| 84 | C, Ç | Çêyîyek çel derî li însana vedike | Bir iyilik insana kırk kapı açar |
| 85 | C, Ç | Çavî ku dîyî-dîtî têr nabe | Gören göz doymaz |
| 86 | C, Ç | Çîyayî bilind bê mij û duman nabe | Yüksek dağ sissiz dumansız olmaz |
| 87 | C, Ç | Cîranî xweş şenîa waran e | İyi komşuluk yurtların şenliğidir |
| 88 | C, Ç | Cavkê bi xwe pirr radîye | Pınar kendiliğinden çok coşar [?] |
| 89 | C, Ç | Çêyî ye çêyî ye tîne | İyilik iyilik getirir |
| 90 | C, Ç | Cahîlî heftê salî cahîle, kamilî heft salî kamîle | Cahil yetmiş yaşında da cahildir, olgun yedi yaşında da olgundur |
| 91 | C, Ç | Canik û camer, jin û mer | Canik ile mert, kadın ile erkek (eşleşir) [?] |
| 92 | C, Ç | Can ne şune, mal te şune | Can yerine gelmez, mal yerine gelir |
| 93 | C, Ç | Cimate dînan nabe | Delilerden cemaat olmaz |
| 94 | C, Ç | Cîranî xirab merîan xwedan tişt dike | Kötü komşu insanı mal sahibi eder (ironi) [?] |
| 95 | C, Ç | Camerî kare her kesî nîne | Mertlik herkesin işi değildir |
| 96 | C, Ç | Cîran cîranî xwe nas dike | Komşu komşusunu tanır |
| 97 | C, Ç | Çi çand-rişand we diçinî | Ne ekersen onu biçersin |
| 98 | C, Ç | Çi kiriye li deran, ew te ber ningan | Dışarıda ne yaptıysan ayağının önüne gelir |
| 99 | C, Ç | Cîger neye teslîmkirinî pisike | Ciğer kediye teslim edilmez |
| 100 | C, Ç | Çalî kun pîne nagir | Delik çukur yama tutmaz [?] |
| 101 | C, Ç | Cile ku li ser rûniştî kêr meke/nê kêr kirinî | Üzerinde oturduğun çula bıçak vurma |
| 102 | C, Ç | Çav têr ne bû, zik têr nabe | Göz doymadıysa karın doymaz |
| 103 | C, Ç | Camere, şêre şêrane | Mert olan, aslanların aslanıdır [?] |
| 104 | C, Ç | Çerme sone/çerme seane | [anlamı belirsiz] |
| 105 | D | Dilî fere şewq û çira /dilî fere naxwaz pera | Geniş gönül ışık ve çıradır / geniş gönül para istemez |
| 106 | D | Duwarî hîm kûr û saxlam naherife | Temeli derin ve sağlam duvar yıkılmaz |
| 107 | D | Devî sist derdan kem nake/devî sist gukan rehet nahele | Gevşek ağız dertleri azaltmaz / gevşek ağız ... rahat bırakmaz [?] |
| 108 | D | Derdî dil nê kişandin/dil sarî ro tarî | Gönül derdi çekilmez / gönül soğuk, gün karanlık [?] |
| 109 | D | Di pêş terî gez dike, di dû terî pîn dike | Yüzüne karşı arşınlar, arkandan yama vurur (ikiyüzlü) [?] |
| 110 | D | Du parsek li derîyekî nabin | Bir kapıda iki dilenci olmaz |
| 111 | D | Dengî dole ji dûr de xweş te | Davulun sesi uzaktan hoş gelir |
| 112 | D | Dewî tirş zerare li xwe dike | Ekşi ayran kendine zarar verir |
| 113 | D | Doç be girnûk pak nabî, dilî hişk wijdan tê da nabî | Düğümlü ip temiz olmaz, katı yürekte vicdan olmaz [?] |
| 114 | D | Dayik tim lawan nîne / Alik tim lawkan nîne | Anne her zaman oğulların değildir / ... [?] |
| 115 | D | Dînek kevirekî davê bîre, çil baqil nikare bi derîne | Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz |
| 116 | D | Dostî çe serî dide, sire nade | İyi dost baş verir, sır vermez |
| 117 | D | Dare bi gêre ye/ Dotmam dikeve pismem-para pismem | Ağaç ... iledir [?] / Amca kızı amca oğlunun payına düşer |
| 118 | D | Dar bi gulyan rinde-delale | Ağaç dallarıyla güzeldir |
| 119 | D | Dest bi tenî ruy merîyan reş dike | İsli el insanın yüzünü kara eder [?] |
| 120 | D | Di xetir nê birîn/ Darê gir sîyê xwe fere dibe | Hatır kırılmaz / Büyük ağacın gölgesi geniş olur |
| 121 | D | Dostî çê li roye reş beli dibe-aşkere dibe | İyi dost kara günde belli olur |
| 122 | D | Di kesî megere/negere, ba kes di te neyere | Kimsenin ardına düşme ki kimse de senin ardına düşmesin [?] |
| 123 | D | Dest destan dişon, dest jî ruyan dişon | El eli yıkar, eller de yüzü yıkar |
| 124 | D | Dujminî dareyî ji dare ye / Dijminî darê dar bixwe ye | Ağacın düşmanı ağaçtandır / ağacın düşmanı ağaç kurdudur [?] |
| 125 | D | Devî xwe jihev meke, çavên xwe jihevke | Ağzını açma, gözlerini aç |
| 126 | D | Dostî çê, meriyan li rê nahelîne | İyi dost insanı yolda bırakmaz |
| 127 | D | Dawsê xwe tim pak bihele/ Dewse pîs paşê bîn didî | Eteğini hep temiz tut / kirli etek sonra koku verir |
| 128 | D | Devî sist hawê nagre/ Dizî, zû û dereng aşkere dibe | Gevşek ağız ... tutmaz / hırsızlık er geç ortaya çıkar [?] |
| 129 | D | Deynî dayikan tu car nê dayîn/ Dildar girtîye yarê ye | Ana borcu hiç ödenmez / gönül veren yârini tutmuş [?] |
| 130 | D | Dayikê got: "kane", keçikê got: "Hane" | Anne "nerede?" dedi, kız "işte!" dedi [?] |
| 131 | D | Dorê male pak bigre | Evin çevresini temiz tut |
| 132 | D | Dilî germ yar xweş dekî/dikî | Sıcak gönül yâri hoş eder |
| 133 | D | Dizan ji dizan dizî, erd û ezman lerizî | Hırsızlar hırsızdan çaldı, yer ve gök titredi |
| 134 | D | Du piştan/milan ku daye hev çîyan dihelîne | Sırt sırta (omuz omuza) verenler dağları eritir |
| 135 | D | Dewê wî kişkişî-rabû | Ayranı köpürdü (öfkelendi) [?] |
| 136 | D | Derî xwe kozke cîranî xwe diz megire | Kapını kilitle, komşunu hırsız sanma |
| 137 | D | Doke tirkan pirin | Türklerin hilesi çoktur [?] |
| 138 | D | Dok û dav dike xav | Hile ve tuzak (işi) çiğ bırakır [?] |
| 139 | E, Ê | Ê ku serî xwe gire nadî serî hember rind giredide | Kendi başını bağlamayan, karşısındakinin başını iyi bağlar [?] |
| 140 | E, Ê | Esil har/xirab nabe hingîv genî nabe | Asıl (soy) kötü olmaz, bal çürümez |
| 141 | E, Ê | Eslî pak, neslî pak | Aslı temiz, nesli temiz |
| 142 | E, Ê | Ewladî bi xêr milk naxwaze | Hayırlı evlat mülk istemez |
| 143 | E, Ê | Ewî ave bi dîlî xwe di reşîne/ Li ser dilî xwe direşîne | Suyu kendi gönlüne göre serper [?] |
| 144 | E, Ê | Eşq ser dîn û bilindiye | Aşk din ve yücelik üstündedir [?] |
| 145 | E, Ê | Endeze dike, dest xwe dipesîne | Ölçüp biçer, kendi elini över [?] |
| 146 | E, Ê | Ê neçe para Xaçe | [anlamı belirsiz — "Xaçê'nin payına gitmez"] |
| 147 | E, Ê | Ê ku li nefsê te giran tê, li kesî meke | Nefsine ağır geleni kimseye yapma |
| 148 | E, Ê | Eşq meriyan kor dike | Aşk insanı kör eder |
| 149 | E, Ê | Esl hû nesl gû/ Eslî hû neslî gû | Aslı ..., nesli pislik [?] (kaba deyim) |
| 150 | E, Ê | Ew jinek nîne, canîkeke | O kadın değil, (yiğit) bir canikedir |
| 151 | E, Ê | Êr girkin, germîe pirkin, şewqe pirkin | Ateş yakın, sıcaklık bol, ışık bol [?] |
| 152 | E, Ê | Ewlat dara gûza ye, torin îçe/hundire gûzeye | Evlat ceviz ağacıdır, torunlar cevizin içidir [?] |
| 153 | E, Ê | Ewrî reş di gurmîje /girmîje | Kara bulut gürler |
| 154 | E, Ê | Êzing nabe text | Odun taht olmaz |
| 155 | E, Ê | Êşê dilan ê xirabe | Gönül ağrısı kötüdür |
| 156 | E, Ê | Ê ku zu radibî, malêxwe bi bereket dibe | Erken kalkanın evi bereketli olur |
| 157 | F | Feqîrî ne eyibe, xizanî ayibe | Fakirlik ayıp değildir, yoksulluk ayıptır [sic?] |
| 158 | F | Feqîr çûye diziye, roye yî ji evarda daye | Fakir hırsızlığa çıktı, ay akşamdan doğdu (talihsizlik) [?] |
| 159 | F | Feqîrî feqîrî ya hêlê jora | [anlamı belirsiz — "yukarı yanın fakirliği"] |
| 160 | F | Fêlê xirab xirabîye tîne | Kötü huy kötülük getirir |
| 161 | F | Fêlbazî kare xirabana | Hilekârlık kötülerin işidir |
| 162 | F | Felek ji Mistefê re nekenî | Felek Mıstefa'ya gülmedi |
| 163 | F | Felek firsende careka din dide | Felek fırsatı bir kez daha verir |
| 164 | F | Firşik gir xwe bi ba difroşê | [anlamı belirsiz — "büyük firşik kendini rüzgâra satar"] |
| 165 | F | Firaset kare baqilane | [anlamı belirsiz — "çürük firşik"] |
| 166 | F | Firşik genî | Feraset akıllıların işidir |
| 167 | F | Firsend tim bi dest nakeve | Fırsat her zaman ele geçmez |
| 168 | G | Gîya li ser riçken xwe kokî xwe gir dibe/ mezin dibe | Ot kendi kökleri üstünde büyür |
| 169 | G | Gîhe hile li rîçkan mezke | [anlamı belirsiz — "otun kökünü koparma"] |
| 170 | G | Gir mezin dibin li ber aran/waran; hûr dibin li ber li her deran | Büyükler yurtlarda büyür, küçükler her kapıda ufalanır [?] |
| 171 | G | Gir mezin dibên li ber waran hûr dikin li pesaran | Büyükler yurtlarda büyür, otlaklarda ufalanır [?] (önceki maddenin varyantı) |
| 172 | G | Goşte însên dayîne se, se bile nexwariye | İnsan eti köpeğe verildi, köpek bile yemedi |
| 173 | G | Gayî qelb di qelme nare/ di cot nare | Hileli öküz sabana (çifte) girmez |
| 174 | G | Goştî genî, nexwe kirin/ xwe naxwaze | Çürük et yenmez / (kişi) kendini istemez [?] |
| 175 | G | Gundî xweyî dike, qîtewîz naxwaze | Köylü besler, ... istemez [?] |
| 176 | G | Giran be ku tu li şune xwe bimîne | Ağır ol ki yerinde kalasın |
| 177 | G | Giran be lîtire bikişîne | Ağır ol, (ağırlığınca) yük çek [?] |
| 178 | G | Gi/gihşt bire birêne kure Mistefê ne | [anlamı belirsiz — "... Mıstefa'nın oğlu değil"] |
| 179 | G | Gur îşî xwe bi xwe dike | Kurt işini kendi görür |
| 180 | G | Gazince giran dil asan dike | Ağır sitem gönlü hafifletir [?] |
| 181 | G | Şoreke (gotekê) bê ba be hesê/dengî xweş bî | Rüzgârsız bir söz; sesi hoş olsun [?] |
| 182 | G | Gorî giranîyê xwe di gulaşe keve | Ağırlığına göre güreşe gir |
| 183 | G | Otê xweş mêr ji kune tîne der | Tatlı söz adamı deliğinden çıkarır [?] (Türkçe "tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır"; baskıda "mêr") |
| 184 | G | Gonçalî xar bêr dikşîne | Eğri ... çok çeker [?] |
| 185 | G | Gewendekî bê çenge | Çalgısız (çengsiz) bir oyuncu [?] |
| 186 | G | Girmikê xwe ruyî kesî mede | Kaşını kimsenin yüzüne çatma [?] |
| 187 | G | Gur bi êle re/ êle va | Kurt sürüyle (birliktedir) [?] |
| 188 | G | Gotine: "Ke çavê te anîne der, gotiye merî min. Gotîye: "Me dî ku kûr anîye dere" | "Gözünü kim çıkardı?" dediler; "Kendi yakınım" dedi. "Belli, derinden çıkarmış" dediler |
| 189 | G | Şorê xweş şîr şekire | Tatlı söz süt ve şekerdir |
| 190 | G | Gîske gur rî, karê tir rî | [anlamı belirsiz — "oğlak kurt yolu, karaca ... yolu"] |
| 191 | G | Gîsko ye baqil nabe | Oğlak akıllı olmaz [?] |
| 192 | G | Germe çil şerme; sare cil stare | Sıcakta kırk utanç, soğukta kırk örtü [?] |
| 193 | H | Her karî de xêrek ê heye | Her işte bir hayır vardır |
| 194 | H | Har, li dawî li serî xwe dixwe | Kuduz sonunda kendi başını yer |
| 195 | H | Hîm wendaî merî xirab dike | Temelini yitirmiş insan bozulur [?] |
| 196 | H | Hîmî saxlam merivan gêş dike | Sağlam temel insanları şenlendirir [?] |
| 197 | H | Himî xwe wenda meke | Temelini yitirme |
| 198 | H | Her teyr bi refî xwe re difire | Her kuş kendi sürüsüyle uçar |
| 199 | H | Hûn e ker e baş tajon | Siz eşeği iyi sürersiniz [?] (anlamı belirsiz) |
| 200 | H | Her kesek bi tore xwe nig têkeve gora xwe | Herkes kendi töresiyle mezarına girer [?] |
| 201 | H | Hespî çê qemçi li xwe nade xistin | İyi at kendine kamçı vurdurmaz |
| 202 | H | Hinê destan bexte | Kına ellerin bahtıdır [?] |
| 203 | H | Heta ku me xwe nas kir me omir/jînsal xelaskir | Kendimizi tanıyana dek ömrümüzü tükettik |
| 204 | H | Heşê keçikan tînginîa tasane | [anlamı belirsiz — "kızların aklı ..."] |
| 205 | H | Îro zuye sibe derenge | Bugün erkendir, yarın geçtir |
| 206 | H | Hesê dola ji durva xweş te | Davulun sesi uzaktan hoş gelir |
| 207 | H | Heqî yetîman nê xwarin | Yetim hakkı yenmez |
| 208 | H | Heq ji her tiştî pêşvatire | Hak her şeyden öndedir |
| 209 | H | Heq wenda nabe | Hak kaybolmaz |
| 210 | H | Her teyr bi zimanî xwe di qub qube | Her kuş kendi diliyle öter |
| 211 | H | Hingîv nakevê qursaxê se | Bal köpeğin kursağına girmez |
| 212 | H | Hingîv bîn nade | Bal kokmaz (bozulmaz) [?] |
| 213 | H | Her kavir nabe beran | Her toklu koç olmaz |
| 214 | H | Here, tê megere | Git, (bir daha) dönme [?] |
| 215 | H | Hesp gorî sîyarî xwe dihîre | At binicisine göre kişner |
| 216 | H | Heft salan salek sala seane/sane | Yedi yılda bir yıl ... yılıdır [?] |
| 217 | H | Hêrs çavî merîyan kor dike | Öfke insanın gözünü kör eder |
| 218 | H | Hêlek çalo, hêlek xalo | Bir yanı "çalo", bir yanı "xalo" (iki arada) [?] |
| 219 | H | Hem dizê, hem topize | Hem hırsız hem topuzlu (hem suçlu hem güçlü) |
| 220 | Î, I | Îdare male jî ê bi hale | Ev idaresi de hâl ile olur [?] |
| 221 | Î, I | Îsote sure, weke agire/êre | İsot (kırmızı biber) kırmızıdır, ateş gibidir |
| 222 | Î, I | Îsotê tal/tûj xweşîya cêne | Acı isot canın tadıdır |
| 223 | Î, I | Î ku xanan xirab dike, tu xana xwe nabe | Hanları yıkanın kendi hanı olmaz |
| 224 | Î, I | Î ku hêlînan xirab dike, hêlîne xwe nabe | Yuvaları bozanın kendi yuvası olmaz |
| 225 | Î, I | Î ku bi hêrs rabû, ê bi zirare rûne | Öfkeyle kalkan zararla oturur |
| 226 | Î, I | Î teşîye xwe direse/ î tim teşîye direse | Kendi iğini eğirir / hep iğini eğirir [?] |
| 227 | Î, I | Î ku te ji xwe re xwestî, ji herkesî re bixwaze | Kendine istediğini herkese iste |
| 228 | Î, I | Î ku li hespî xelkê niştî ê zu dakeve | Elin atına binen çabuk iner |
| 229 | Î, I | Î ku girmişkê giran ne dîyîn dibe: girmişkê min çiqesê gire | [anlamı belirsiz — "... görmeyen der: benim karıncam ne büyük"] |
| 230 | Î, I | Î ku rêberî xwe qîzike poz ji gû nê der | Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz |
| 231 | Î, I | Îqrar eşqê gire/mezine | İkrar aşkın büyüğüdür |
| 232 | Î, I | Îqrar dilsoziya engî mezine | İkrar sadakatin en büyüğüdür |
| 233 | Î, I | Îqrar peymana dostîye/yarîye | İkrar dostluk / yarenlik ahdidir |
| 234 | Î, I | Îqrar nê înkar kirin | İkrar inkâr edilmez |
| 235 | Î, I | Îqrar peymana rê ye | İkrar yolun ahdidir |
| 236 | Î, I | Îqrar gira çar dilan e | İkrar dört gönlün düğümüdür |
| 237 | Î, I | Îqrar çavkanîya muhabetê ye | İkrar muhabbetin kaynağıdır |
| 238 | Î, I | Îqrar dayîn serî dayîne | İkrar vermek baş vermektir |
| 239 | Î, I | Îqrarî kêm dil î bi xem | Eksik ikrar, kederli gönül [?] |
| 240 | Î, I | Îqrarî rast nefsê kor dike | Doğru ikrar nefsi kör eder |
| 241 | Î, I | Îqrar jî dil û çande | İkrar gönülden ve kültürdendir [?] |
| 242 | Î, I | Îqrar rê li ber însan fireh dike | İkrar insanın önünde yolu genişletir |
| 243 | Î, I | Îqrar av zilale, îqrar rê ya helale | İkrar berrak sudur, ikrar helal yoldur |
| 244 | Î, I | Îqrar însen mezin dike | İkrar insanı büyütür |
| 245 | Î, I | Îqrar şewqa însêne | İkrar insanın ışığıdır |
| 246 | Î, I | Îqrar te korke! | İkrar seni kör etsin! (beddua) [?] |
| 247 | Î, I | Îqrarî rast xilasîya her kesî ye | Doğru ikrar herkesin kurtuluşudur |
| 248 | Î, I | Îqrarî xirab meriyan ji rê derdexê | Kötü ikrar insanı yoldan çıkarır |
| 249 | J | Jin xwedê mêre/ jin mêr dike mêr | Kadın erkeğin sahibidir [?] / kadın erkeği erkek eder |
| 250 | J | Jin bereketa male ye | Kadın evin bereketidir |
| 251 | J | Jin stuna male ye | Kadın evin direğidir |
| 252 | J | Jine stew wek dare bê gulîye | Kısır kadın yapraksız ağaç gibidir |
| 253 | J | Jê bi dûr keve î weke dupişke | Ondan uzak dur, akrep gibidir |
| 254 | J | Ji merî nezan xwe dûr be | Cahil insandan uzak dur |
| 255 | J | Ji tirsinek heval nabin | Korkaktan arkadaş olmaz |
| 256 | J | Jine çê malê çêdike/jine malkir dara bi gulîye | İyi kadın ev kurar / evcimen kadın yapraklı ağaçtır |
| 257 | J | Jin nîne canîkeke | O kadın değil, (yiğit) bir canikedir |
| 258 | J | Ji kanî ye şêlî av ne vexwarin | Bulanık pınardan su içilmez |
| 259 | J | Ji kamîl tu zirar ne | Olgun kişiden zarar gelmez |
| 260 | J | Ji mîye stewr şîr, ji çavan kor hestir ne payîn | Kısır koyundan süt, kör gözden yaş beklenmez |
| 261 | J | Ji gire giran bipirse | Ağır meseleyi büyüğe sor [?] |
| 262 | J | Ji naxirekê du çerm nên der | Bir sürüden (bir öküzden?) iki deri çıkmaz [?] |
| 263 | J | Ji avê ku diherike metirse | Akan sudan korkma (durgun sudan kork) [?] |
| 264 | J | Jê ketiye, pê ketiye | Ondan düşmüş, ona tutulmuş [?] |
| 265 | J | Ji ceft ke bûye gotiye, di dev mezke | [anlamı belirsiz] |
| 266 | J | Ji şîrî heta pîrî | Sütten ihtiyarlığa (huy değişmez) |
| 267 | J | Jin jina meranî | Kadın, yiğitlerin kadınıdır [?] |
| 268 | J | Ji merî du rû, dûr bisekinin | İki yüzlü insandan uzak durun |
| 269 | J | Ji jîrkîn tim qeda ten der | Zeki kişiden hep ... çıkar [?] |
| 270 | J | Ji canî ye hespe qantir jî dibi | Kısraktan katır da doğar [?] |
| 271 | J | Ji zilm tu kesî xêr nedî | Zulümden kimse hayır görmedi |
| 272 | J | Ji kok û riçkên xwe meqête | Kökünden ve köklerinden kopma |
| 273 | J | Ji pirr xêre merez te | Çok hayırdan maraz (dert) çıkar [?] |
| 274 | J | Ji jorda hat baye, ji jêlda hat le ye | Yukarıdan rüzgâr geldi, aşağıdan sel geldi [?] |
| 275 | J | Jan dilan kul dike/janê dila ye bê çareye | Gönül ağrısı yara açar / gönül ağrısının çaresi yoktur |
| 276 | J | Jî îqrêr nê venegerin | İkrardan dönülmez |
| 277 | J | Jine çê ji sed merî çêtire | İyi kadın yüz erkekten iyidir |
| 278 | Q | Qînt boş ne hiliştîn/qînte boş mehelîne | Kınt (?) boş bırakılmaz [?] |
| 279 | Q | Qezencê bê şuxul ê erzane | Emeksiz kazanç ucuzdur [?] |
| 280 | Q | Qantir tu caran natelîqe | Katır hiç doğurmaz [?] |
| 281 | Q | Qetîran nabe mît/mot | Katran pekmez olmaz [?] |
Gezer'in "Gotinên Pêşiyan" listesi
Gezer'in listesi aynı sayfada Artîn'in "Kîme Ez" şiirinin yanında yer alır. Listede giriş, yöre ya da kaynak kişi bilgisi yoktur.[2] Maddelerin bir kısmı köy hayatına ve mevsimlere dayanır: "Sulusepken ayın içinde oldukça yaylalar yaşlı kadına haramdır." Bir kısmı ise yerleşik Kurmancî atasözleridir: "Ateş bahçeye düşünce yaş ve kuru birlikte yanar."
| # | Kurmancî (baskıdaki gibi) | Türkçe (çeviri: bu sayfa) |
|---|---|---|
| 1 | Roj çû awa xas bi bûk û zavê. | Güneş battı; iyisi gelin ile damadın (olur) [?] |
| 2 | Bûka metê bi nale heta qametê. | Halanın gelini kıyamete dek inler [?] |
| 3 | Ha çeliqikî ha rijî. | Ha çalkalandı, ha döküldü (iş bitmek üzere) [?] |
| 4 | Gava baran barî erd şil dibe. | Yağmur yağınca toprak ıslanır. |
| 5 | Kêfa mar ji sîrê nayê, lê sîr li ber pozê wî şîn dibe. | Yılan sarımsaktan hoşlanmaz, ama sarımsak onun burnunun dibinde biter. |
| 6 | Avê aş bir, aşvan tenê pirsa çeqçeqê kir. | Su değirmeni götürdü, değirmenci yalnız çakçağı sordu. |
| 7 | Heta avêtîr (berf û barana tevlihev) di nav meha de bin, zozan ji pîrê re heram in. | Sulusepken (kar ile yağmur karışık) ayın içinde oldukça yaylalar yaşlı kadına haramdır. |
| 8 | Dilê Nazik nagihêje tu mirada. | Nazlı gönül hiçbir murada ermez. |
| 9 | Dengê dolê ji dûrê xweş tê. | Davulun sesi uzaktan hoş gelir. |
| 10 | Ne bi zorê, dor bi dorê. | Zorla değil, sırayla. |
| 11 | Destê destan bişon, destê dev û rû yan bişon. | Eller elleri yıkar, eller ağzı ve yüzü yıkar. |
| 12 | Zikê ku gir(kîn) tê de, tu caran nagihêje murada. | İçinde kin olan karın (gönül) hiçbir zaman murada ermez. |
| 13 | Îşkirê xwe bî, şîrînê xelkê bî. | [anlamı belirsiz — "kendinin ...'i ol, elin tatlısı ol"] |
| 14 | Dema şora (gotin) herzan bu, te bibihîsta. | Söz ucuzken (bol iken) duyardın [?] |
| 15 | Heta siwar çend caran ger nebe, nikare bibe siwar. | Binici birkaç kez düşmedikçe binici olamaz. |
| 16 | Dema agir bi bêxçe ket, ter û hişk bi hev ra dişewitin. | Ateş bahçeye düşünce yaş ve kuru birlikte yanar. |
| 17 | Ne min dîn heye şeytan bibe, ne min mal heye talan bibe. | Ne şeytanın götüreceği dinim var, ne yağmalanacak malım. |
| 18 | Serê min bi şar e, zikê min bi ar e. | Başım ... [?], karnım ateşte (açım) [?] |
Kaynak eleştirisi / değerlendirme
- Derleyiciler ve yöntem. Temelî derleme yöresini ilçe düzeyinde verir; ama köy, kaynak kişi ve derleme tarihi vermez. Bu yüzden maddelerin hangisinin hangi köyden geldiği bilinemez. Sözlü rivayet Gezer ise hiçbir yöre bilgisi vermez. Başyazı, Temelî'yi "6. sayıda ilk yazısı çıkan Ozan Temeli" diye tanıtır. Derginin genel olarak okurlardan metelok ve atasözü topladığını da belirtir.[3] "Hozan Temeli" adıyla Almanya'da TEV-ÇAND çevresinde bir sanatçı da görülmektedir. Ancak bu kişinin derleyiciyle aynı kişi olup olmadığı doğrulanamadı.[4]
- Yöre ve Orta Anadolu bağlantısı. Derleme yöresi Orta Anadolu değildir. Sarız ve Pınarbaşı Kayseri'ye; Göksun, Afşin ve Pazarcık Kahramanmaraş'a bağlıdır. Yayın yeri ise bir "Orta Anadolu Kürtleri" dergisidir. Liste Orta Anadolu'ya ait doğrudan bir derleme değildir. Kesin Yine de Orta Anadolu Kürtlerinin sözlü dağarcığını Maraş–Kayseri hattındaki Kürt köyleriyle karşılaştırmak için değerli bir malzemedir (aşağıya bakınız).
- Tür adı. İçindekiler sayfası yazıyı "bilmeceler/deyimler" diye tanıtır. Oysa listede bilmece yoktur; maddelerin hepsi atasözü ya da deyimdir.[1] Kesin
- Tekrarlar ve düzensizlikler. Yazar hata ve tekrar yapabileceğini kendisi söyler.[1] Listede gerçekten tekrar ve varyant çiftleri vardır: 32–41, 33–37, 61–102, 111–206, 150–257, 170–171. Madde 111 ile 206 aynı atasözüdür: "Davulun sesi uzaktan hoş gelir." Bazı maddeler de yanlış harf altına düşmüştür. Örneğin G altında Şorê xweş şîr şekire, H altında Îro zuye sibe derenge yer alır. (!)
- Dil ve dizgi. Yazarın Kurmancîsi standart dışı biçimlerle doludur (birnê, nê kirin, ê). Dizgi de birçok şapkalı harfi bozmuştur. Bu yüzden 281 maddenin 123'ünde (H) anlam ya da okuma kuşkuludur ve çeviride [?] ile işaretlenmiştir. Madde 183'te baskı mêr (adam) yazar. Türkçedeki "Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" atasözü düşünülürse mar (yılan) beklenir [sic?].
- İkrar dizisi. Îqrar ile başlayan 18 madde, Alevi yol kültüründeki ikrar kavramını çağrıştırır. Derleme yöresinde Alevi Kürt köyleri bulunduğu bilinmektedir. Ancak maddeler kalıplı ve birbirine çok benzer yapıdadır. Bu yüzden bir kısmının halk ağzından değil, derleyicinin kendi düzenlemesinden gelmiş olması mümkündür. Hipotez
- Etnik yargı içeren maddeler. Madde 137 (Doke tirkan pirin, "Türklerin hilesi çoktur" [?]) etnik bir yargı içerir. Aynı türden bir madde Bîrnebûn 1'de de vardır: "Türk'ün tanışıklığı çalı çırpı ateşidir."[5] Bu maddeler folklor verisi olarak aynen aktarılmıştır.
Bîrnebûn 1 (1997) "Gotinên Mezinan" derlemesiyle karşılaştırma
Gotinên Mezinan (Bîrnebûn 1, 1997), Ankara'nın Bala ilçesi çevresinden derlenmiş 69 maddelik bir listedir.[5] Veger 7'deki iki listeyle bu derleme arasında altı ortak atasözü (aynı ya da çok yakın varyant) vardır. Buna üç benzer kalıp ve bir tematik eşleşme eklenir (H):
| Veger 7 (Temelî no.; Gezer) | Veger 7, Kurmancî | Bîrnebûn 1 (1997), Bala yöresi | Not |
|---|---|---|---|
| 33, 37 | Berxî çê li ber kozê aşkere dibe | 37: Berxê çê lı ber kozê bêliye | Aynı atasözü; Yıldız 2023'te de var (Berxi çê li ber kozê) |
| 35 | Bûke zarî ziman tune, xwesîye dîn û îman tune | 64: Bûke zar zıman tune, xusya din iman tune | Aynı; Yıldız 2023'te de var |
| 13 | Aqil sivikî bar giranîye | 69: Aqılı sıvık, bari gıran | Aynı; Yıldız 2023: Heşi sıvık, bari gıran |
| 123 | Dest destan dişon, dest jî ruyan dişon | 59: Dest desta dışon, paşê serçawa dışon | Aynı; Gezer 11 de aynı atasözünün varyantı |
| 136 | Derî xwe kozke cîranî xwe diz megire | 39: Deri xwe kılitke, cîranê xwe dız demexine | Aynı ("kapını kilitle, komşunu hırsız sanma") |
| 266 | Ji şîrî heta pîrî | 23: Bı şiri heta piri | Aynı; Yıldız 2023: Ji şîri, heta pîri |
| 179 | Gur îşî xwe bi xwe dike | 35: Ez bı destê xwe dıkım, bı devê xwe dıxwım (kurdun cevabı) | Benzer: kurdun işini kendi görmesi |
| 75 | Bizine kol ê ji ê bi usturî çetire | 17: Bızına kol hê danya biye | Yalnız aynı imge (boynuzsuz keçi); anlam karşılaştırılamadı |
| Gezer 5 | Kêfa mar ji sîrê nayê, lê sîr li ber pozê wî şîn dibe | 46: Mar jı pungê hez nakın, pung lı ber poz dertê | Aynı kalıp; bitki farklı (sarımsak / yarpuz) |
| 1, 24 | Ap pismamê, xal xwarziye; Ap li birez, xal li xwarze xwey dike | 54: Xalan xelkın, apan mılkun | Tematik: amca–dayı karşıtlığı; söz kalıbı farklı |
- Ortak maddelerin dördü Fikret Yıldız'ın İnler (Mikaila) köyü derlemesinde de geçer: 13, 33, 35 ve 266.[6] Bu atasözleri böylece üç ayrı yörede kaydedilmiştir: Kayseri–Maraş (Veger 2004), Ankara–Bala (Bîrnebûn 1997) ve Ankara–Haymana/Polatlı (Yıldız 2023). Kesin
- Bu ortaklık, Orta Anadolu Kürtleri ile Maraş–Kayseri Kürtleri arasında ortak bir sözlü dağarcık bulunduğunu düşündürür. Ancak "Xal xelk e, ap milk e" ya da "Berxê çê li ber kozê diyar e" gibi maddeler bütün Kurmancî konuşulan alanda yaygındır. Bu yüzden ortaklık tek başına göç ya da köken bağı kanıtı sayılamaz. Hipotez
- Veger 7'deki 299 maddenin (281 + 18) yalnız 7'si Bîrnebûn listesinde birebir ya da çok yakın karşılık bulur: Temelî'den 6 madde ve Gezer'in 11. maddesi (Bîrnebûn 59'un varyantı) (H). Temelî'nin listesinin büyük bölümü, Orta Anadolu derlemelerinde henüz karşılığı olmayan malzemedir.
Ayrıca bakınız
- Gotinên Mezinan (Bîrnebûn 1, 1997)
- Orta Anadolu Kürtçesi
- Orta Anadolu Kürtçesi Sözlüğü
- Mikaila (İnler Katrancı)
- Derginin bütün yazıları: Veger 7 (2004)
Kaynakça
- ↑ 1,0 1,1 1,2 1,3 1,4 1,5 1,6 1,7 Hozan Temelî, "Metelok", Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 10–15 (PDF s. 12–17).
- ↑ 2,0 2,1 Ahmet Gezer (amadekar), "Gotinên Pêşiyan", Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 19 (PDF s. 21).
- ↑ "Veger'den" (başyazı), Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 1–2 (PDF s. 3–4).
- ↑ "Kurdish culture conference in Heilbronn", ANF English, 28 Eylül 2020.
- ↑ 5,0 5,1 Maçoyê Darê (derl.), "Gotinên Mezinan", Bîrnebûn 1, Newroz 1997 (Wetzlar), s. 23.
- ↑ Fikret Yıldız, Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Ankara'da Bir Kürt Köyü: Mikaila / İnler Katrancı, İstanbul: Seksek, 2023, s. 249–254 ("Atasözleri / Gotinê Mezina").