Edebî Kısa Yazılar ve Fıkralar (Veger 7, 2004)

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
📜 Orta Anadolu Kürtleri Tarihi › Dönem VII: Avrupa’ya göç ve diaspora ›Edebî Kısa Yazılar ve Fıkralar (Veger 7, 2004)

  Portal  

Veger 7'deki edebî kısa yazılar ve fıkralar, derginin Mart 2004 tarihli 7. sayısında yer alan iki şiiri, bir şiir kutusunu ve yedi kısa Kurmancî fıkrayı kapsar. Şiirler Artîn'in "Kîme Ez" (s. 19) ve Dilşad Nûdem'in "Li Xwe Digerim" (PDF s. 79) adlı şiirleridir. Fıkralar Ahmet Gezer'in "Gundî û Hirç" ve "Melle û Gundî" (s. 31) ile Yusuf Özden'in hazırladığı "Pêkenîn" (Gülmece) bölümündeki beş fıkradır (s. 32–33).[1][2][3][4] Aynı sayıdaki atasözü derlemeleri ayrı bir sayfada, Mustafa Kızılkaya'nın şiiri de ayrı bir sayfada ele alınmıştır.

Yazının içeriği

Artîn: "Kîme Ez" (Ben kimim)

On altı dizelik bir şiirdir. Altında "Xorasan – Çiyayê Hezar Mecît – 2003.12.17" yazar.[1] Hezar Mescid dağları, Kuzeydoğu İran'da, Horasan'dadır. Bu dağlar, Safevî döneminde (16.–17. yüzyıl) Horasan'a sürülen Kürt aşiretlerinin yaylalarından biridir (bkz. Horasan Kürtleri). Şiirde "ben" Kürt halkının kendisidir. Her dize Ezim... (Ben ...yım) kalıbıyla açılır:

Ezim ez dîroka bênav û nîşan — "Ben adsız nişansız tarihim."
Birîna kûrê Dêrsim ku nebûsax — "Dersim'in iyileşmeyen derin yarası."
Ezim hesreta cansûzî Zîlanê — "Ben Zilan'ın can yakan hasretiyim."
Ezim rêwînga çarsidsal winda — "Ben dört yüz yıllık kayıp yolcuyum."

Şiir "Kürdistan dağlarının gözyaşları gibi sonsuz selam" ile biter. Dersim (1937–38) ve Zilan (1930) olaylarının anılması, şairin Türkiye Kürtleriyle bağ kurduğunu gösterir. "Dört yüz yıllık kayıp yolcu" dizesi ve imza yeri ise şairin Horasan Kürtlerinden biri olarak konuştuğunu düşündürür. Muhtemel

Ahmet Gezer: "Gundî û Hirç" ve "Melle û Gundî"

  • Gundî û Hirç (Köylü ve ayı): Bir köylü elinde sopayla ormana gider. Yolda başka bir köylü ona art arda sorular sorar. Ayı çıkarsa ne yapacak? Sopası kırılırsa ne yapacak? Ayı da ağaca tırmanırsa ne yapacak? Köylü sonunda öfkelenir: "Evin yıkılsın! Sen ayıdan yana mısın, benden yana mı?"[2]
  • Melle û Gundî (Molla ve köylü): Bir molla, dinden habersiz bir köye gelir. Komşusu olan iki kardeşe "Tanrı kaç tanedir?" diye sorar. Büyük kardeş "kırk" der; molla bunu kabul etmez. Küçük kardeş "bir" deyince büyük kardeş araya girer: "Kırk dedim kabul etmedi, bir ile nasıl yetinecek?"[2]

Yusuf Özden: "Pêkenîn" (Gülmece)

Fıkra Konu Öne çıkan öğe
Memurê Dewletê (Devlet memuru) Yoksul bir köylü iyi koçunu ücretle köylülerin koyunlarına salar ve ücreti giderek artırır. Köylüler Cihanbeyli'ye gidip devlete şikâyet eder. Devlet koça el koyar ve onu parasız salar; ama artık kuzu doğmaz. Sahibi koça "sorar": "Ben devlet memuru oldum, işimi keyfime göre yapıyorum." Cihanbeyli adının geçtiği tek fıkra; devlet memuruna yönelik hiciv
Civîna Osmaniyan (Osmanlıların toplantısı) Bir paşanın hanımı evlerine hırsız girdiğini söyler. Paşa cevap verir: "Hırsızların hepsi burada, yanımda; kapıyı üstlerine kilitledim." Yöneticilere yönelik hiciv
Zêrên Dewletê (Devletin altınları) Yoksul bir adam bulduğu küp dolusu altını "devlet malı" diye paşaya getirir. Paşa altını kendi evine aldırır. Adamın karısını da "devlet malı" sayıp kardeşiyle evlendirir. Eşeğini vezir yapar, adamı da kovar [?]. Dürüstlüğün cezalandırılması; devlet = paşanın malı
Tûrê Genî (Çürük torba) Bir baba dünürcülere kızını hemen verir. Sebebini şöyle açıklar: "Baba evinde yaşlanan kız, omuzda asılı küflü bir torba gibidir; ne kadar çabuk arkadaşının omzuna asarsan o kadar iyidir." Kızın evlendirilmesine dair ataerkil bakış
Mix (Çivi) Bir Kürt genci Türk arkadaşına, bir çiviyi kafasıyla duvardan geçirebileceğini söyler ve iddiaya girer. Çivi geçmez. Duvarın öbür yanına bakar: başka bir Kürt de kafasını duvara dayamış, çivinin geçmesini engelliyor. Kürtlerin inatçılığı ve birbirini engellemesi üzerine öz-eleştirel mizah

[3]

Dilşad Nûdem: "Li Xwe Digerim" (Kendimi arıyorum)

Beş bentlik serbest bir şiirdir. Altında "Dilşad Nûdem 2002-11-20" tarihi vardır.[4] Her bent Li xwe digerim çendî zemane ("Ne zamandır kendimi arıyorum") dizesiyle açılır. Şiir yabancı bir kentte yaşanan yalnızlığı anlatır. Sokaklar "küsmüş", insanlar "bakışı keskin" ve selamsızdır; şair kalabalıkların içinde "bir gölge gibi" dolaşır. Dördüncü bentte gurbet bir hançere dönüşür: Xerîbî hingê dibû xencer. Son bent kar yağan bir kent sabahıyla biter: Tren sesi geceyi yarar, işçiler işe yürür, şair ise "hâlâ kendini aramaktadır".[4]

Şiir biçimli giriş kutusu

Hozan Temelî'nin atasözü derlemesinin girişinde kısa bir şiir kutusu vardır. Konuşan "ben" atasözünün kendisidir: Ezim mezina hemûyan ("Hepsinin büyüğü benim"), Nasname navîm çandim ("Kimliğim, adım, kültürüm").[5]

Kaynak eleştirisi / değerlendirme

  • Kaynak bilgisi. Fıkraların hiçbirinde derleme yeri, tarihi ya da kaynak kişi verilmez. Gezer ve Özden yalnız "amadekar" (hazırlayan) olarak imza atmıştır. Fıkraların halk ağzından mı derlendiği, yoksa yaygın fıkra dağarcığından mı uyarlandığı bilinemez. Sözlü rivayet
  • Gezici fıkra tipleri. "Ayıdan yana mısın, benden yana mı?" sorusuyla biten fıkranın benzerleri Türkçe mizahta da anlatılır. Bu fıkraların Orta Anadolu'ya özgü olup olmadığı karşılaştırmalı bir fıkra kataloğuyla doğrulanmadı. Muhtemel
  • Orta Anadolu bağlantısı. Yerel bağlantı yalnız Memurê Dewletê fıkrasında vardır. Fıkrada köylüler devlete şikâyet etmek için "Cihanbeyli'ye" giderler.[3] Bu ayrıntı, fıkranın Cihanbeyli Kürtleri arasında anlatıldığını düşündürür; ancak köyün adı verilmez. Muhtemel
  • Devlet imgesi. Özden'in beş fıkrasından üçü devleti konu alır: tembel bir "devlet memuru" olan koç, "bütün hırsızların" toplandığı Osmanlı meclisi ve dürüst köylünün malını, karısını ve eşeğini alan paşa. Bu, derginin aynı sayıdaki siyasi yazılarıyla örtüşen bir devlet eleştirisidir. Fıkraların Osmanlı'ya mı yoksa Cumhuriyet'e mi yöneldiği metinde açıkça belirtilmez.
  • Toplumsal cinsiyet. Tûrê Genî kızı ailenin "yükü" olarak görür. Aynı sayıda Ali Fuat Gürsel'in kadın sorunu yazısı ve kadını "evin direği" sayan atasözleri de vardır. Bu yan yana duruş, sayının kadın konusunda çelişkili malzeme taşıdığını gösterir.[6]
  • Şairler. Artîn'in gerçek adı ve kimliği doğrulanamadı. Dilşad Nûdem derginin yayın kurulu üyesidir; aynı sayıda "Çîrok" başlıklı bir yazısı ve Ömer Faruk Hatipoğlu üzerine bir yazısı daha vardır. Nûdem'in şiiri, Orta Anadolu'dan Avrupa'ya göç etmiş kuşağın gurbet ve yabancılaşma deneyimini yansıtan bir diaspora metni olarak okunabilir; ama şiirde yer adı geçmez. Hipotez
  • Sayfa numaraları. Derginin basılı sayfa numaraları PDF ile tutarlı değildir. "Kîme Ez" basılı s. 19 (PDF 21), fıkralar basılı s. 31–33 (PDF 31–33) üzerindedir. Nûdem'in şiirinin bulunduğu PDF 79'da basılı numara yoktur. (!)

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ↑ 1,0 1,1 Artîn, "Kîme Ez", Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 19 (PDF s. 21).
  2. ↑ 2,0 2,1 2,2 Ahmet Gezer (amadekar), "Gundî û Hirç" ve "Melle û Gundî", Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 31 (PDF s. 31).
  3. ↑ 3,0 3,1 3,2 Yusuf Özden (amadekar), "Pêkenîn", Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 32–33 (PDF s. 32–33).
  4. ↑ 4,0 4,1 4,2 Dilşad Nûdem, "Li Xwe Digerim", Veger 7 (Adar/Mart 2004), PDF s. 79 (basılı sayfa numarası yok).
  5. ↑ Hozan Temelî, "Metelok", Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 11 (PDF s. 13).
  6. ↑ Ali Fuat Gürsel, "Tarihten Günümüze Kadın", Veger 7 (Adar/Mart 2004), s. 16–18.