Ayşe Güler ile söyleşi (Veger 7, 2004)
"Ayşe Güler", Veger dergisinin 7. sayısında (Mart 2004) yayımlanan, Kadir Çelik'in İsveç'te yaşayan Ayşe Güler ile yaptığı üç sayfalık bir söyleşidir.[1] Ayşe Güler, İsveç'in eğitim amaçlı kamu yayıncısı Utbildningsradion (UR) için hazırlanan, İsveç'teki Kürt kadınlarını konu alan sekiz bölümlük Didar televizyon dizisinin sunucusudur.[2] Söyleşi; göçmen kadınların durumu, Didar dizisi ve "namus cinayetleri" tartışması üzerinedir.
Söyleşilen kişi
Ayşe Güler kendini "Orta Anadolu Kürtlerindenim" diye tanıtır. Cihanbeyli'ye bağlı Bordelig (Böğrüdelik) köyünde doğduğunu, ailesinin o küçükken Konya'ya taşındığını ve Konya'da büyüdüğünü söyler. Ailede Kürt kültürü ve dilinin korunduğunu, baba tarafının "uzun yıllar önce Bitlis'ten Orta Anadolu'ya" göç ettiğini anlatır.[1] Sözlü rivayet Söyleşi sırasında yaklaşık 20 yıldır İsveç'te yaşadığını ve tıp alanında uzmanlaşmış bir çevirmen olarak çalıştığını belirtir.
UR'nin kılavuzu da onu Didar'ın sunucusu (programledare), Türkiye'den gelen bir Kürt ve İsveç'te uzun yıllardır çalışan yetkili tercüman (auktoriserad tolk) olarak tanıtır.[2] Bu iki kaynak aynı kişiyi anlatır. Kesin Siyasetçi ya da sanatçı olarak bir kamusal rolüne dair kayıt bulunamadı.
Yazının içeriği
Kadın, ev ve kamusal etkinlik
Söyleşiyi yapan, Güler'e "evinin hanımı, çocuklarının annesi" kalıplarının neden yetmediğini sorar. Güler, her zaman anne, eş ve ev kadını olduğunu, ama İsveç'e geldikten sonra bunların ötesinde yapabileceği çok şey olduğunu fark ettiğini söyler. Etkin ve üretken olmanın bu rollerden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurgular.[1]
Göçmen kadınlar
Güler'e göre göçmenlik hem kadın hem erkek için bir yüktür. Yeni ülkenin sunduğu olanaklardan yararlanmak kişinin kendi çabasına bağlıdır. En önemli adım ülkenin dilini öğrenmektir. İsveç'teki Kürt kadınlarının büyük bölümünün kırsal kökenli olduğunu, eğitim düzeylerinin ve "ulusal kimlik bilinçlerinin" yetersiz kaldığını, işsizliğin kadınlar arasında daha yüksek olduğunu söyler. Bunun kadınları eve kapattığını ve sosyal, ekonomik ve ruhsal sorunlara yol açtığını düşünür. Bu tespitin başka göçmen kadınlar için de geçerli olduğunu ekler.[1] Bu değerlendirmeler konuşanın gözlemidir.
Didar dizisi
Güler, Didar'ı Kürt kadınını pek çok yönüyle ele alan sekiz bölümlük bir program olarak anlatır. Amacın, İsveç'te yaşayan Kürt kadınlarının bir profilini bütün topluma sunmak olduğunu söyler. Programı kabul etmesinin başlıca nedeninin, İsveç'te Kürtlerin işlediği bazı "namus cinayetleri"nden sonra basının Kürt kadınları hakkında oluşturduğu "gerçeklerden uzak" önyargılı tablo olduğunu belirtir.[1] İzleyici tepkisine dair istatistiği olmadığını, ama birebir görüşmelerde programın beğenildiğini gördüğünü söyler. Programda kültür, el sanatları, aile yapısı ve tarihin de işlendiğini ekler.
UR kılavuzuna göre dizi, kendi başına izlenen ya da İsveççe tartışma gruplarında kullanılan 15'er dakikalık sekiz bölümden oluşur. Bölüm konuları şunlardır: sevgi ve ebeveynlik, eğitim, siyaset, müzik, yemek ve kültür, tiyatro, kendi işini kurmak ve "kökler". Konuklar arasında dönemin İsveç uyum bakanı Mona Sahlin ve şarkıcı Naser Razzazi vardır. Her bölüm kısa bir hiciv parçasıyla biter.[2] Kılavuzda yayın yılı yazılı değildir. Mona Sahlin'in "uyum bakanı" olarak anılması, dizinin 2000'lerin başında çekildiğini düşündürür. Muhtemel
Namus cinayetleri
Güler, "namus" kavramının toplumda doğru anlaşılmadığını, sevginin hâlâ tabu sayıldığını söyler. Bu cinayetleri kültürel ya da dinî gerekçelere dayandırmanın anlaşılmaz olduğunu, kadını "meta gibi gören" bir zihniyetin ürünü olduğunu savunur. Kadını namusun simgesi yapmanın sorumluluğu kadına yüklediğini düşünür. Bu sorunun yalnız Kürtlere özgü olmadığını, bu tür tutumların Kürt erkeklerini genel olarak temsil etmediğini de vurgular. Çözümün kadının özgürleşmesinde ve kadınların toplumsal değişime etkin katılımında olduğunu söyler.[1] Bunlar konuşanın görüşleridir.
Veger hakkında
Güler, derginin abonesi olduğunu ve her sayıda "kendinden bir parça" bulduğunu söyler. Orta Anadolu Kürtlerinin dergiyi sahiplenmesini önemli bulur. Kadınların dergide hem yazar hem konu olarak daha çok yer almasını diler.[1]
Kaynak eleştirisi
- Kimlik: Söyleşideki çevirmenlik ve Didar bilgileri UR kılavuzuyla örtüşür. Kişi, kamu yayıncılığında bir dizinin sunucusu olarak sınırlı bir kamusal kimliğe sahiptir. Söyleşi de bu kamusal rolü üzerinedir. Kesin
- Yayıncı: Söyleşide program "İsveç devlet televizyonunda" yayınlanmış diye anılır. Diziyi hazırlayan, kamu yayıncısı UR'dir; UR programları SVT kanallarında da yayınlanır.[2]
- Köken bilgisi: Doğum yeri ve baba tarafının Bitlis'ten gelişi konuşanın kendi beyanıdır. Ailenin göç tarihi ve yolu belirtilmemiştir. Bu bilgi, Orta Anadolu'ya Doğu Anadolu'dan sonradan gelen ailelerin varlığına dair tek bir sözlü örnektir; genelleme için yeterli değildir. Sözlü rivayet
- Bağlam: Söyleşide "namus cinayetleri"nin adı ve tarihi verilmez. Bunlar büyük olasılıkla 1990'ların sonu ve 2000'lerin başında İsveç kamuoyunda tartışılan olaylardır. Muhtemel Söyleşi, diasporadaki Kürt kadınlarının bu tartışmaya verdiği yanıtın bir örneği olarak değerlidir.
- Söyleşinin niteliği: Sorular övgü içerir ve eleştirel değildir. Söyleşi, derginin kendi okur çevresinden bir isimle yapılmıştır; sonunda dergiye övgü yer alır.
Ayrıca bakınız
- Derginin bütün yazıları: Veger 7 (2004)
- Böğrüdelik · Cihanbeyli Kürtleri
- Orta Anadolu Kürtlerinin Avrupa’ya Göçü
- İç Anadolu Kürtlerinde Yerel Basın ve Diasporadaki Kültürel Yayıncılık