Şehrîbana Kurdî: Ayşe Şan

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
20.11, 13 Mart 2026 tarihinde Gcelep (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 7306 numaralı sürüm (" Şehrîbana Kurdî tarafından yapılan değerlendirmeye göre, Ayşe Şan’ın sanatını anlatmak isteyen bir kişi onu Kürdistan’ın renkli ve çiçeklerle dolu bahçesinde yetişmiş zarif bir ceylana benzetebilir. O, Kürt dengbêjlik geleneğinin büyük okulunda yetişmiş ve bu alanda gerçek bir öğrenci gibi çalışmıştır. Sanat yolunda öğrenmeye büyük önem vermiştir. Ancak şu gerçek de unutulmamalıdır: A..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Şehrîbana Kurdî tarafından yapılan değerlendirmeye göre, Ayşe Şan’ın sanatını anlatmak isteyen bir kişi onu Kürdistan’ın renkli ve çiçeklerle dolu bahçesinde yetişmiş zarif bir ceylana benzetebilir.

O, Kürt dengbêjlik geleneğinin büyük okulunda yetişmiş ve bu alanda gerçek bir öğrenci gibi çalışmıştır. Sanat yolunda öğrenmeye büyük önem vermiştir.

Ancak şu gerçek de unutulmamalıdır: Ayşe Şan hayatı boyunca çoğu zaman sahipsiz kalmış ve Kürt toplumu onun emeğinin değerini yeterince bilmemiştir. Bu durum yalnızca Kürt toplumuna özgü değildir; Orta Doğu toplumlarının tarihsel sorunlarından biridir. Fakat Kürtlerde bu sorun daha ağırdır. Çünkü Kürtler binlerce yıldır kendi topraklarında yaşamalarına rağmen devletsiz kalmış ve bu nedenle kültürel değerleri çoğu zaman değersiz görülmüştür.

Ayşe Şan’ın şarkıları onun kişiliğinin ve hizmetlerinin bir göstergesidir.

Ben daha çocukken onun sesi sürekli evimizde duyulurdu. Başka sanatçıların da sesleri vardı; ancak Türkçe şarkı söyleyen Kürt sanatçıların sözleri bize aynı derecede etkileyici gelmezdi.

Ayşe Şan bazı kasetlerinde Türkçe şarkılar söylemek zorunda kalmıştır. Buna rağmen onun Kürtçe şarkıları Viranşehir’in balı kadar tatlıdır. Bir insan onun şarkılarını defalarca dinlese bile doyamaz. Bu sevgi bugün bile devam etmektedir.

Benim görüşüme göre Ayşe Şan, Türkiye devletinin baskıları nedeniyle Türkçe şarkılar söylemek zorunda kalmıştır. Fakat Kürtçe söylediği şarkılarda gerçek ustalığı açıkça görülmektedir. Sözleri ve melodileri büyük bir özenle seçmiştir ve her şarkının içeriği üzerinde derin düşünmüştür.

Eğer Ayşe Şan bu kadar erken aramızdan ayrılmamış olsaydı ve bugün Kürtlerin sahip olduğu televizyon, gazete ve dergiler o dönemde de olsaydı, kim bilir sanat dünyasına daha neler kazandırabilirdi?

Ne yazık ki çoğu zaman sanatçılarımızın değerini ancak öldükten sonra anlıyoruz.

Ayşe Şan’ı düşündüğümde kalbimde büyük bir hüzün oluşur. Bunun nedeni 1993 yılında NÇM’de düzenlenen bir Kürt sanatçı toplantısında onu ilk kez görmüş olmamdır.

Uzun yılların acıları yüzünde açıkça görülüyordu. Hayatın zorlukları onu yormuştu. Toplantı bittikten sonra onunla fotoğraf çektirmemiş olmam bugün bile beni üzmektedir.

O gün onun büyüklüğünü gördüm. Bir anne gibi insanı teşvik ediyordu.

Kürt halkı Ayşe Şan’ı asla unutmayacaktır. O unutulacak bir insan değildir.

Bizler Meyrem Xan, Nesrîn Şêrwanî ve diğer Kürt sanatçıların yolunda yürümeliyiz. Onları kendimize rehber edinmeliyiz. Onlar her zaman kalplerimizde yaşayacaktır.

Lo dîno te çi ez kirime
Qumaşê erzan û dame dest terziyê
Nezanî ku min bi meqesa kû dibîr e

Sabrî Botanî’nin Anıları

Sabrî Botanî, Ayşe Şan’ın 1979 yılında Güney Kürdistan’a gelişini şöyle anlatır:

Ayşe Şan Güney Kürdistan’a geldiğinde çok mutluydu. Çünkü ilk kez Kürtler arasında özgürce dolaşabileceğini biliyordu. Onun gelişi Kürt sanatçılar, şairler ve aydınlar arasında büyük bir sevinç yarattı.

Kürt Radyosu yöneticileri Şakir Mensûr Xaneqînî ve Mihemed Selîm Swarî onun gelişinden haberdar edilmişti.

Ayşe Şan radyoda ve televizyonda bazı şarkılar kaydetmek istedi ve bu isteği kabul edildi.

Herkes onu evinde misafir etmek istiyordu.

Bir akşam Ezîz Akreyî beni aradı ve Ayşe Şan’ın o gece Seyda Sadiq Amêdî’nin evinde misafir olacağını söyledi.

O gece oraya gittiğimizde aile onu çiçeklerle karşıladı. Ayşe Şan çiçekleri alıp şöyle dedi:

“Hûn bi xwe gul in û ez hatime nav gulan.”

Bu sözleri onun alçakgönüllülüğünü gösteriyordu.

O gece geç saatlere kadar sohbet ettik. Konuşmalarımız:

  • Kürt kültürü
  • Kürt müziği
  • Kürtlerin durumu

üzerineydi.

Ayşe Şan birçok şarkı söyledi ve ardından Melayê Bateyî’nin mevlidinden bir bölüm okudu.

O gece benim hafızamda unutulmaz bir gece olarak kaldı.

Ayşe Şan ile Söyleşi

Sabrî Botanî ile Ayşe Şan arasında geçen bir konuşma şöyledir:

Eyşê Şan: Mam Sebrî yê hêja, ez jineka pir biçûk im. Xwestina min tenê ew e ku Kurd mafên xwe bistînin û jina Kurd jî azad be.

Sabrî Botanî: Ew armanc dê bê destgirtin, lê ev bi xebat û sabirê pêk tê.

Eyşê Şan: Ez dibînim ku Kurdên li Irak, İran û Suriye piştgirî didin min, lê di Türkiye’de huner û çanda Kurdî hê ne baş tê fêmkirin.

Sabrî Botanî: Tu karê xwe bike û guh nedê wan kesan. Rojek dê ew rastiyê fêm bikin.

Eyşê Şan: Derdên min îro hene, ne piştî mirinê.

Sabrî Botanî: Her stranek ku tu dibêjî, tu hevalên xwe zêde dikî. Dengê te dê li dinyayê belav bibe.

Eyşê Şan: Ez tenê dixwazim ku Kurd yek bibin û jinên Kurd jî azad bin.

Kaynak

Hasanê Alê