Kulu ve Cihanbeyli'de güncel siyasal durum

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
20.36, 4 Mart 2026 tarihinde Gcelep (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 3352 numaralı sürüm ("Kulu ve Cihanbeyli'de Kürt siyasal hareketleri ile ilgili artan ilgi, güncel siyasal durumun Kürt siyasi örgütlerinin de ilgisini çekmesi ile paralel bir gelişme göstermektedir. Bu durum, Kürt siyasetini önceleyen basın-yayın kuruluşlarının Orta Anadolu Kürtleri'ne yönelik ilgisinde görülebilir. Kulu ve Cihanbeyli'deki siyasal katılımın gösterdiği gelişim, HEP'ten başlayarak farklı isimlerle günümüze kadar devam eden siyasi..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Kulu ve Cihanbeyli'de Kürt siyasal hareketleri ile ilgili artan ilgi, güncel siyasal durumun Kürt siyasi örgütlerinin de ilgisini çekmesi ile paralel bir gelişme göstermektedir. Bu durum, Kürt siyasetini önceleyen basın-yayın kuruluşlarının Orta Anadolu Kürtleri'ne yönelik ilgisinde görülebilir. Kulu ve Cihanbeyli'deki siyasal katılımın gösterdiği gelişim, HEP'ten başlayarak farklı isimlerle günümüze kadar devam eden siyasi çizgiye doğru bir eğilimi yansıtmaktadır. Çatışmasızlık süreçlerinin önemli olduğu siyasal pozisyonlarında Orta Anadolu Kürtleri, son dönemde HDP'ye yönelen ve artan eğilimler göstermektedir. HDP'nin Türkiyelileşme politikası, barış sürecini desteklemesi gibi radikal taleplerden uzak görece "yumuşak" siyasal taleplere yönelmesi, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasallaşma eğiliminin artışında belirleyici olmuştur. Yaşadıkları bölgede milliyetçi ve muhafazakâr eğilimlerin yüksek olması, çatışmalı süreçlerde bir arada yaşadıkları Türklerin öfkesi ile karşı karşıya kalmalarına neden olmuştur.

Orta Anadolu Kürtleri, yıllardır Türkiye'nin siyasal hayatında aktif bir şekilde yer almamaktaydı. Ancak 2013 yılında başlatılan "Barış Görüşmeleri" ve çatışmalı süreçlerin sona ermesi, Kürtleri siyasal anlamda aktive etti. Özellikle HDP'ye yönelik artan pozitif algı, Kulu ve Cihanbeyli'de yaşayan Kürtleri de etkisi altına aldı. 2014 yerel seçimleri ise Kürt siyasallaşması için bir dönüm noktası oldu. "Batı'da HDP, Doğu'da BDP" ilkesiyle yürütülen kampanya sürecinde, batı coğrafyasındaki Kulu ve Cihanbeyli'de adaylar BDP ismiyle çalıştı ve seçime katıldı. Bu seçimle birlikte, Kulu ve Cihanbeyli'deki Kürt siyasallaşması ilk defa bu kadar güçlü bir şekilde açığa çıktı. 1990'lardan beri artan bir eğilimle Kürt siyasetinin legal partilerine yönelik ilgi, 2014 yerel seçimlerinde doruk noktasına ulaştı. Seçimlerde belediye başkanı adaylarının Kulu ve Cihanbeyli'de tanınan Orta Anadolu Kürtlerinden olması da sonucu etkiledi. Seçim kampanyaları, Kürt köyleri merkez alınarak yoğun bir şekilde yürütüldü.

2014 seçimlerinde Kulu ve Cihanbeyli'de KDP/BDP adayları, Kulu ve Cihanbeyli'de tanınan Orta Anadolu Kürtlerinden olması, Orta Anadolu Kürtçesini kullanabilmesi, yoğun seçim kampanyasının merkezi Kürt köyleri olması gibi unsurlarla dikkat çekmiştir. Avrupa'daki göçmenlerin maddi katkılarının yanında seçim kampanyasına bizzat katılmaları, Orta Anadolu Kürtleri açısından olumlu bir etki yaratmıştır. Bu durum, BDP seçmenlerinin verdiği oyları Kürt kimliği ekseninde birleştirdiği ve diğer siyasi parti adayları tarafından ayrımcı söylemlerle karşılandığı anlamına gelir. Ancak, seçim sonuçlarına bakıldığında, her iki ilçede de AKP adayının kazanmış olması, diğer parti adaylarının ayrımcı söylemlerinin etkisini göstermektedir. Yine de, HDP ile popülerliği artan Kürt siyasetinin adayları, bölgede seçim öncesi yoğun ilgi ile karşılanmıştır.

Diğer partilerin ayrımcı söylemleri, Kulu ve Cihanbeyli'de seçmen üzerinde etkili olmuştur. Seçimden bir gece önce, AKP adayları, MHP ve CHP'li seçmenlerden ilçenin "teröristler" tarafından ele geçirileceği korkusunu yayarak oy istemiştir. Bu taktik, CHP ve MHP'li seçmenleri, BDP'nin kazanma ihtimaline karşı AKP adayını desteklemeye yönlendirmiştir. Seçmenler arasında bu tür ayrımcı söylemlere inananlar da olmuştur: "Kulu'da, Cihanbeyli'de CHP'liler de MHP'lilerde sırf Kürtler kazanmasın diye oylarını AKP'ye verdiler" (Erkek, yaş 40, Cihanbeyli, 19 Ocak 2015). Ancak tüm bu antipropagandalara rağmen, 2014 yerel seçimlerinde BDP'li adaylar az bir fark ile ikinci olmayı başarmışlardır. Bu seçimler, Orta Anadolu Kürtleri'nin potansiyelinin açığa çıktığı bir dönüm noktasıdır. Kulu ve Cihanbeyli artık cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler açısından önemli ilçeler arasındadır. Ancak, BDP'den HDP'ye geçiş çalışmalarını yürüten partililer, Kulu ve Cihanbeyli'de cumhurbaşkanlığı seçimleri için yeterli bir kampanya yürütememiştir. Buna rağmen, Selahattin Demirtaş'ın kişisel karizması, Orta Anadolu Kürtleri üzerinde etkili olmuştur. Demirtaş'ın ülke çapında özellikle medya içinde yürüttüğü kişisel kampanya, Kulu ve Cihanbeyli'de yetersiz seçim çalışmalarına rağmen iyi bir oy oranına sahip olmasını sağlamıştır.

Selahattin Demirtaş, Kulu'da %19,35, Cihanbeyli'de %26,66 oy alarak Türkiye ortalamasının üzerinde bir başarı elde etmiştir. Bu sonuç, hem bölgedeki HDP'lileri hem de Avrupa'daki Kürt siyasi örgüt ve partilerine sempati duyan insanları motive etmiştir. Bu durum, bir sonraki seçimlerde daha yoğun bir siyasal çalışma için teşvik edici bir faktör olmuştur. 7 Haziran 2015 seçimleri, Kulu ve Cihanbeyli ilçeleri için tarihteki en önemli seçimlerden biri olarak görülmüştür. HDP, Selahattin Demirtaş'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı %9,76 oy oranına dayanarak, parti adaylarıyla seçimlere girmeye karar vermiştir. Daha önce bağımsız adaylarla girilen seçimler, Orta Anadolu Kürtleri açısından pratik bir anlam taşımamaktaydı çünkü Konya'da gösterilen bağımsız adayın seçilebilme potansiyeli düşüktü ve bu da Kürt seçmenin motivasyonunu olumsuz etkiliyordu. HDP'nin parti olarak seçimlere katılması, Orta Anadolu Kürtlerinde heyecan yaratmıştır.

Seçim kampanyalarına bizzat katılım ve maddi destek sağlayan Avrupa'daki göçmenler, Orta Anadolu Kürtlerinin yoğun siyasal çalışmaları yürüttüğü 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde belirleyici bir faktör olmuştur. Parti olarak girilen seçimde %10 ülke barajını aşma hedefi, Orta Anadolu Kürtleri için belirleyici bir özne konumuna yükselmiştir. Silahlı çatışmaların olmaması, bölgedeki seçmenlerin siyasal olarak aktif olmasını kolaylaştırmıştır. Bölgedeki Kürtlerin çatışmasızlık dönemlerinde siyasal açıdan aktif olması, HDP için hayati önem taşıyan bu seçimde yoğun bir çalışma yürütmelerini teşvik etmiştir. Bölgede yaşayanlar, bağımsız adayların seçilemeyeceğini bildikleri için önceden bağımsız adaylara oy istemenin zor olduğunu ifade etmişlerdir. Ancak parti olarak seçimlere giren HDP, Orta Anadolu Kürtlerinin oylarının boşa gitmeyeceği konusunda bir umut olmuştur. 7 Haziran 2015 genel seçimi, Orta Anadolu Kürtlerinin en yoğun siyasal çalışmalarını yürüttükleri seçim olmuştur. Konya'dan bir HDP milletvekili çıkarabilme hedefi, bölgesel bir hedeftir. Avrupa'dan bizzat gelerek seçim kampanyalarına destek veren göçmenler, toplanan yardımlar ile seçim kampanyalarında kullanılmak üzere verilen maddi destek ile Kulu ve Cihanbeyli'de bulunan seçmen kitlesini motive etmiştir.

Avrupa'da yaşayan Orta Anadolu Kürtlerinin seçim kampanyalarına katılımları, 7 Haziran 2015 genel seçimleri için yapılan siyasal çalışmaların en yoğun olduğu seçim olarak kabul edilir. HDP'nin oy oranının artması, Kürt etnik temelli siyasallaşmanın yayılmasına hizmet etmiştir. Hegemonik olarak HDP etkisinin hissedildiği Kürt köylerinde, toplumsal algının yönlendirmesi ile Kürt siyasete ilgi gösterenlerin sayısı artmıştır. Devlet ve toplum baskısının görece azaldığı bir dönemde Kürt siyasete ilgisi artan Orta Anadolu Kürtleri, 7 Haziran seçimlerinin sonucunda hem siyasal hem de toplumsal olarak bir dönüşüm yaşamıştır. Seçim öncesinde konulan hedeflere ulaşıp başarılı bir sonucun çıkması, Orta Anadolu'da Kürt siyasetinin daha ferah bir ortamda yapılabilmesini sağlamıştır.

Kampanya süreci, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal algılarında Kürt siyaseti yürüten partilerin olumsuz özelliklerini silmekle kalmamış, aynı zamanda siyasal tercihlerini beraber yaşadıkları diğer etnik topluluklara karşı daha cesurca savunabilme özelliğini de kazandırmıştır. Bu bağlamda kültürel özelliklerin de bir dönüşüme uğradığı belirtilebilir. HDP'nin popülerliğinin ülke genelinde artması, siyasallaşmaya katkı sunmuştur. Seçim sonuçları, Orta Anadolu Kürtlerini belirleyici bir özne konumuna yükseltmiştir ve bir sonraki seçimler için daha yoğun bir siyasal çalışma için motive edici bir faktör olmuştur.

Kültürel bağlamdaki dönüşümler, siyasal iklimin etkisiyle sık sık yaşanmıştır. Kürt kimliğinin görünürlüğü, özellikle düğün ve şenlik gibi kültürel törenlerde daha fazla politikleşmeye başlamıştır. Bu süreç, Orta Anadolu Kürtleri arasında HDP'ye ve onun geleneksel sembollerine yönelik artan bir ilgiye işaret etmektedir. Ancak, 1 Kasım 2015 seçimleri öncesi başlayan çatışma ve savaş politikaları nedeniyle başlangıçtaki heyecan yitirilmiştir. Seçim sürecinde AKP iktidarı, tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağlayamayınca "Barış Süreci" görüşmelerinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Başarısızlık faturası, "Barış Süreci"ne kesilirken, çatışmalar tekrar başlamıştır. Bu durum, Orta Anadolu Kürtleri arasında belirgin bir pasif kalma tutumu yaratmıştır.

1 Kasım seçimleri, Orta Anadolu Kürtleri açısından bir kayıp dönemi olarak görülmüştür. Seçim öncesinde başlayan çatışma ve savaş politikalarının etkisiyle HDP'nin siyasal etkisi azalmış ve ana akım medyada şeytanlaştırılmıştır. Bu süreçte devlet ve PKK arasında yaşanan gelişmeler, Orta Anadolu Kürtleri'nin siyasal aktifliğinin düşüşüne neden olmuştur. Ancak 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar geçen sürede yaşanan siyasal aktifliğin, Kulu ve Cihanbeyli gibi ilçelerde Kürt siyasetine bağlanmayı arttırdığını görmekteyiz. Özellikle Avrupa'da yaşayan Orta Anadolu Kürtlerinin siyasi söylemleri ve çalışmaları, siyasallaşma bağlamında önemli bir etki yaratmıştır. Ancak savaş ortamının oluşması, Orta Anadolu Kürtleri'ni siyasal pasifizasyona iterken, Kürt illerinde yaşanan çatışmalar ve hak ihlallerine karşı tepkilerini göstermede zorluklar yaşanmıştır.

Orta Anadolu bölgesindeki Türk nüfusunun milliyetçi tutumları, Kürt illerinde yaşanan hak ihlallerine karşı yapılan kitlesel tepkilerin önünde bir engel teşkil etmektedir. Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde yapılacak protesto amaçlı basın açıklaması bile Türk bireylerin tepkisinden çekinilmesine neden olmaktadır. Bu etken, Orta Anadolu Kürtlerinin çatışmalı süreçlerde neden siyaseten pasif kaldıklarını açıklamakta önemli bir role sahiptir. Bölgedeki milliyetçi eğilimler, Kürt siyasal hareketinin tepkisiz kalmasında önemli bir faktördür.


Bu çalışmanın arka planında, Orta Anadolu Kürtlerinin Avrupa'ya göçleri, siyasallaşma süreçleri, ekonomik ve kültürel dönüşümlerinin yanı sıra, "kanla sulanan toprakların" tarihi yatmaktadır. Bu toprakların tarihindeki "Kürt sorunu" olarak isimlendirilen çok boyutlu sorunlar, doğrudan ve dolaylı olarak uzun süredir, önemli sayıda insanın hayatını etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan Kürt sorunu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşundan itibaren her iktidar döneminde derinleşen ve karmaşıklaşan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye'nin tarihi "kanla sulanan topraklarından" çıkan "Kürt sorunu" derinleşmiş ve karmaşıklaşmış boyutları ile yıllardır Türkiye toplumunun farklı siyasal kutuplar üzerinden kurgulanmasına sebep olmuştur. Bu sorun, çözümsüzlükten ve çatışmadan çıkarı olan egemen güçlerin süreci yönetmesi nedeniyle günümüze kadar devam etmiştir. Bu kitapta, Kürt sorununun bu karmaşık boyutları içinde Orta Anadolu Kürtlerinin politik tutum ve davranışlarının incelenmesi hedeflenmiştir. Orta Anadolu Kürtlerinin göç hikayeleri, Kürt etnik kimliği bağlamında siyasal eksen ile ilişkilenmesini farklı zeminler üzerine yerleştirmiştir. Bu çalışmada, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal eksene eklenmesinin boyutlarından biri olan Avrupa ülkelerine göç olgusuna odaklanılmıştır. Kültürel, sosyolojik ve ekonomik zeminlerde kök salan bu sorunun çözümü için toplumsal bir uzlaşma gereklidir.

1960'lardan itibaren gerçekleşen işgücü göçü, Kürt etnik kimliği bağlamındaki siyasal harekete eklenme sürecinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Bu bağlamda, çalışmanın odak noktası olan Konya'nın Kulu ve Cihanbeyli ilçeleri ile Orta Anadolu Kürtleri'nin en çok tercih ettiği iki ülke olan İsveç ve Almanya'da, derinlemesine görüşme yöntemi ile alan çalışması yapılmıştır. Alan verilerine dayanılarak, Orta Anadolu Kürtlerinin Avrupa ülkelerine göçünün, Kürt etnik kimliği temelli siyasallaşmalarında ne kadar etkili olduğu ortaya konulmuştur. Tarihsel olarak, Orta Anadolu Kürtlerinin dağınık göç hareketi 1500'lü yıllara kadar uzanır ve göç esnasında ve sonrasında yaşananlar, Kürt siyasallaşması açısından önemli bir konudur. Kürt toplulukları, aşiret yapılarına bağlılıkları doğrultusunda hareket etmiş ve zorunlu ya da isteğe bağlı gerçekleşen göçler, aşiret yapısı içinde kararlaştırılıp kolektif bir biçimde gerçekleştirilmiştir.

Anadolu'nun iç kesimlerinde yaşayan Orta Anadolu Kürtleri, aşiret bağlarını Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar koruyarak etnik kimliklerini muhafaza etmişlerdir. Aşiret yapısı içindeki dayanışma, kolektif hafızada devam ettirilerek günümüze kadar sürdürülmüştür. Orta Anadolu Kürtleri, ulus-devlet eksenindeki homojenleştirme politikalarına rağmen Kürt etnik kimliklerini koruma başarısını göstermişlerdir. Etnik kimliklerinin farkında olan bu topluluk, doğal bir süreçle Kürt kimliği özelliklerini yaşatmayı sürdürmüştür.

Tarihsel göç ve asimilasyon politikalarının baskısı altında dahi Kürt etnik kimliğini koruyabilen Orta Anadolu Kürtleri, ilerleyen yıllarda Kürt etnik kimliğini öne çıkaran siyasal hareketlere yakınlık göstermeleri, bölgenin siyasal atmosferine ve siyasal profiline bağlı bir olgudur. Konya'nın Kulu ve Cihanbeyli ilçeleri, milliyetçi ve muhafazakar siyasal ideolojilerin yoğun olarak bulunduğu bir coğrafyada yer alır. Bölgenin siyasal yapısı, Kürt topluluklarının farklı siyasal anlayışlar benimsemesine neden olmuştur. Cumhuriyet dönemi boyunca, Anadolu'nun iç kısımlarında yaşayan insanların çoğunluğu "devletçi" bir yaklaşım benimsemiş ve milliyetçi ideolojinin temsilcisi olmuştur. Bu siyasal atmosfer, Kulu ve Cihanbeyli'de yaşayan Kürtlerin siyasal tutumlarını etkilemiştir. Meşru siyasal rejimin karşısında olmak, Kürtler için zor bir durumdur, çünkü bölgede çoğunluk tarafından desteklenen siyasal rejime karşı çıkmak riskli bir davranıştır.

Farklı etnik kimliklerin yıllardır bir arada yaşadığı aynı coğrafyada, siyasal tutumların oluşumunda etkili bir faktör haline gelmiştir. Bu bağlamda, niceliksel olarak baskın olan Türk kesiminin siyasal görüşleri, Kürt topluluklarının etnik kimlik eksenli siyasal tutumlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bölgedeki Kürt topluluklarının siyaseten pasif kalması, bölgenin baskın siyasal görüşüyle doğrudan bağlantılıdır. Çatışmaların devam ettiği siyasal atmosferde, Orta Anadolu Kürtlerinin açıkça Kürt etnik kimliği bağlamındaki siyasal görüşleri desteklemeleri zor bir durumdur. Orta Anadolu Kürtlerinin 1960'lı yıllardan itibaren Avrupa'ya göçleri, siyasal tutumlarının değişim ve dönüşüm sürecini başlatmıştır. Yoğun göçler, Kürtleri ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal açıdan etkilediği gibi, Avrupa ülkelerinde yaşayan Kürtlerin siyasal hareketliliklerinde etkili bir rol oynamıştır.

Kulu ve Cihanbeyli ilçelerindeki Kürtler için Avrupa ülkelerine göç etmek, zamanla bir doğal kabul ve olguya dönüşmüştür. Bölgedeki her Kürt ailesinin en az bir üyesinin Avrupa'da yaşaması, bu kabullenmenin somut bir göstergesidir. İlk dönemlerinde "işçi göçü" olarak adlandırılan Avrupa'ya göç, 1980'lerden itibaren siyasal bir boyut kazanmıştır. Orta Anadolu Kürtleri, çeşitli yollarla gittikleri Avrupa ülkelerinde Kürt siyasetinin farklı kurumları ile iletişim kurmaya başlamışlardır. Bu iletişim, genellikle kurumların yardımları ile hayat ve çalışma koşullarını iyileştirmek için yapılmıştır.

Kürt siyasi kurumları, Orta Anadolu Kürtleri ile ilişkilerinde bireysel çıkarları ön planda tutarak çeşitli avantajlar elde etmiştir. Bu avantajlı ilişki ağı, kurumların daha fazla insana ulaşmasına ve örgütlenmelerine olanak sağlamaktadır. Bu kurumlar, Orta Anadolu Kürtleri için de bürokratik açıdan yardımcı olmaktadır. Bu ilişki ağı, Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinden Avrupa ülkelerine göç eden Kürtler için de siyasal alanda ilk deneyim anlamına gelir. Devletin resmi ideolojisinin baskın olduğu bölgelerden Avrupa ülkelerine göç eden Kürtler, konforlu bir siyasal zeminde Kürt siyasetiyle tanıştıklarından milliyetçi duyguları beslerler.

Orta Anadolu Kürtlerinin Avrupa ülkelerindeki göçleri, siyasal tutumlarını farklı bir zemine taşımalarına neden olsa da, bu süreçte edindikleri siyasal tutumlar entelektüel boyutları gelişmiş bir siyasallaşma sonucunu doğurmamıştır. Göçmenlerin siyasal tutumları daha çok yüzeysel ve popüler eksende kalmıştır. Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde yaşayan Kürtler, Avrupa'da yaşayan akrabalarından siyasal tutumları hakkında bilgi alırlar. Ancak bu siyasal tutumlar bilinçli bir şekilde elde edilmemiştir. Göçmenler, baskın olan siyasal çizginin yanında yer alarak toplumsal kabul görme amacı gütmektedir. Bu popüler siyasal tutumlar bireye, bulunduğu toplum içinde konforlu bir alan sunar. Gözlemlenen kişilerin çoğu, siyasal tutumlarını "kendini bir yere ait hissetmek" üzerine geliştirmiştir. İsveç ve Almanya'da görüşülen kişilerin tutumları, genel olarak gündelik yaşam ilişkileri içinde gözlemlenen kişilerin tutumlarına benzerlik gösterir.

Kulu ve Cihanbeyli bölgelerinde gördüğümüz siyasal tutumların popüler niteliği, zamanla milliyetçilikle birleşerek kalıcı hale gelmiştir. Orta Anadolu Kürtleri, Avrupa ülkelerindeki siyasal çizginin yanında yer alarak ve Türkiye'deki siyasal gündemi takip ederek siyasal tutumlarını geliştirmişlerdir. Siyasallaşmanın popüler bağlamda olması, edinilen siyasal tutumların Kulu ve Cihanbeyli'deki aile, arkadaş ve tanıdıklar aracılığıyla aktarılmasına engel olmamıştır. Ayrıca, Avrupa ülkelerine göç etmiş kişilerin aileleri içindeki yüksek statüleri, bu siyasal tutumların aktarımında işlevsel bir rol oynamıştır. Göçler, Kulu ve Cihanbeyli bölgelerinin özelliklerini kökten değiştirmiştir.

Kulu ve Cihanbeyli ilçelerindeki Kürt köylerinde sermaye birikimi ile gelişen ekonomik yapı, Avrupa ülkelerine yapılan göçlerin sayesinde meydana gelmiştir. Bu ekonomik kazanımlar, bölgedeki Kürt toplulukların diğer etnik gruplar üzerindeki etkisini arttırmıştır. Bölgede yaşayan Türkler de, Avrupa'dan gelen göçmenler sayesinde ekonomik kazanımlar elde etmiştir. Bu durum, Türklerin göçmenlerin siyasal tutumlarını göz ardı etmesine sebep olmuştur. Her ne kadar Kulu ve Cihanbeyli'deki Türkler, Kürt siyasi hareketinin varlığından rahatsızlık duysa da, çatışma boyutuna taşınmamasına özen gösterilir. Bu durumun sebepleri arasında grupların benzer dinsel/mezhepsel pratiklere sahip olması da yer almaktadır.

Sünni-Hanefi mezhebi uygulamalarına dayalı olarak ortaklık kurulması, farklı etnik gruplar arasında din bağlılığının öncelikli bir konumda olması anlamına gelir. Etnik kimliklerin ve siyasal tutumların farklı olmasına rağmen, dinsel ve mezhepsel bağlılık uzun yıllardır potansiyel toplumsal ayrışmayı engelleyen bir faktördür. Orta Anadolu Kürtleri, Kürt siyaseti ile devlet güçleri arasındaki çatışmalardan önemli ölçüde etkilenmiştir. Bölgede siyasal hegemonya, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal tutumlarını derinden etkilemektedir. Özellikle 1990'lardan bu yana çatışmalı süreçlerde siyasal olarak pasif bir konuma geçildiği görülmektedir. Katı bir Türk milliyetçiliği anlayışının hâkim olduğu bu bölgede, bu pasifliğin belirleyici bir etkisi bulunmaktadır. Askerlerin yaşamını kaybettiği çatışmalı dönemlerde, milliyetçi hassasiyetler yükselir ve bu tür duygusal yaklaşımlar, Kulu ve Cihanbeyli'deki Kürt topluluklarının siyasal olarak pasif konuma geçmesine neden olur.

Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal pasiflikleri, çatışmalı süreçlerde siyaseten pasif konuma geçmeleri ve siyasi tutumlarına yönelik reaksiyon gösterememeleri olarak tanımlanabilir. Kulu ve Cihanbeyli ilçelerindeki Kürtlerin oy verme davranışları, çatışmalı dönemlerde Kürt siyasetini önceleyen partilerin oy oranlarının düşmesi ve çatışmasızlık dönemlerinde oy verme ve siyasal çalışmaların artması şeklinde gerçekleşmektedir. Çatışmalı süreçlerin etkisi, Kürt köylerinde bile siyasi içerikli sohbetlerin azalmasına neden olmaktadır. Kulu ve Cihanbeyli'deki Kürt toplulukları, ölümlerin yaşandığı bir dönemde siyaset konuşmaktan kaçınmaktadır. Bu durum, bölgedeki Kürtlerin siyasal tutumlarına da yansımaktadır.

Seçimlerde devam eden çatışmaların oy verme oranlarına etkisi gözlenebilmektedir. Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde yaşayan Kürtlerin diğer etnik grupların siyasi hassasiyetlerini önemsedikleri görülmüştür. Kürtlerin Avrupa ülkelerine göçleri sonucu siyasallaşma eğilimlerinin artması, etnik kimlik bağlamında entelektüel bir bilinç oluşturmaktan ziyade popüler bir düzlemde kalmıştır. Örgütlerin yeterli çabayı göstermemesi ve göçmenlerin böyle bir talep/ihtiyaç gündeme getirmemesi de bu durumu etkilemiştir. Kürt siyasallaşması, popüler olarak milliyetçilik düzleminde edinilmiş ve aile ve arkadaş çevresi aracılığıyla Kulu ve Cihanbeyli gibi yerlere taşınmıştır. Ancak, Avrupa ülkelerine yapılan göçler tek faktör değildir. İletişim ve ulaşım olanaklarının artması, Kürt siyasi hareketinin legalleşme mücadelesinin genişlemesi, Türkiye'nin değişik büyükşehirlerine yapılan göçler ve üniversite eğitiminin bölgesel olarak artması, Kürt etnik kimliği eksenli siyasallaşmanın diğer önemli faktörleri arasındadır.