Dengbêj û Dengbêjî
Dengbêjî, Kürt kültürü için son derece önemli ve kadim bir gelenektir. Tarih boyunca Kürtler, kültürlerini çoğunlukla deng (ses) ve gotin (söz) aracılığıyla yaşatmak zorunda kalmışlardır. Siyasal baskılar ve sürekli egemenlik altında yaşama koşulları nedeniyle yazılı kültür sınırlı kalmış; yazı ve kitap geleneği Kürt toplumunda uzun süre yeterince gelişememiştir. Günümüzde dahi Kürtçede okuma-yazma oranının düşük olmasının tarihsel nedenleri bulunmaktadır.
Buna karşılık Kürt dili ve kültürü, dengbêjî aracılığıyla; yani söz, kilam, stran ve çîroklar üzerinden son derece zengin bir biçimde varlığını sürdürmüştür. Kürtçe, büyük dengbêjlerin sözlü aktarımı sayesinde günümüze ulaşmış ve kaybolmamıştır. Bugün Kürtçenin konuşulabilmesi ve aktarılabilmesi, bu sözlü geleneğin sürekliliğiyle doğrudan ilişkilidir. Dengbêjler, toplumun acılarını, sevinçlerini ve kolektif hafızasını sözlü biçimde dile getirmiştir.
Dengbêjler çoğunlukla gezgin sanatçılardı. Yakın zamana kadar, tanınmış dengbêjler köy köy, şehir şehir dolaşır; meydanlarda, konaklarda, aşiret çadırlarında ve halkın toplandığı alanlarda performans sergilerdi. Dinleyicileri etraflarında toplayarak aşk, kahramanlık, savaş ve toplumsal olaylara dair destanlar anlatırlardı. Bu şekilde kısa süreli konaklamalarla bile halkın gündelik yaşamına canlılık katarlardı.
Kürt sözlü geleneğinde öne çıkan birçok destan ve kilam bulunmaktadır. Bunlar arasında Memê Alan, Evdalê Zeynikê, Derwêşê Evdî, Geliyê Zîlan, Zembîlfiroş, Şerê Reşkotan ve Bedewcana Huseyin Axa gibi anlatılar geniş bir bilinirliğe sahiptir. Bu eserler yalnızca edebi ürünler değil; aynı zamanda tarihsel ve toplumsal hafızanın taşıyıcılarıdır.
Dengbêjî geleneği, yazılı kültürün sınırlı olduğu dönemlerde kolektif hafızanın korunmasında merkezi rol oynamıştır. Bu yönüyle dengbêjî, yalnızca bir müzik ya da anlatı biçimi değil; aynı zamanda bir kimlik ve direniş pratiğidir.