KILAMA ÇANAKKALÊ
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı bağlamında, 1915 yılında Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında gerçekleşen ve imparatorluğun başkenti İstanbul ile Boğazlar üzerinde belirleyici etkiler yaratan askerî bir çatışmadır. İtilaf Devletleri; özellikle İngiltere ve Fransa öncülüğünde, Çanakkale Boğazı’nı ele geçirerek Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmayı ve Rusya ile doğrudan bir ikmal hattı kurmayı hedeflemiştir. Bu stratejik girişime karşı Osmanlı yönetimi ülke genelinde seferberlik ilan etmiş ve silah altına alınabilecek erkek nüfus askere çağrılmıştır.
Bu süreçten Orta Anadolu Kürtleri de doğrudan etkilenmiştir. Kulu, Cihanbeyli ve çevresindeki Kürt köylerinden binlerce genç erkek askere alınarak Çanakkale cephesine sevk edilmiştir. Bu askerlerin önemli bir bölümü evli, çocuk sahibi ya da ailesinin geçimini üstlenen bireylerden oluşmaktaydı. Geriye eşlerini, çocuklarını ve yaşlı anne-babalarını bırakarak cepheye giden bu gençlerin büyük bir kısmı geri dönememiştir. Kimilerinin yalnızca şehadet haberi köylerine ulaşmış, kimilerinden ise uzun yıllar boyunca hiçbir haber alınamamıştır.
Bu kitlesel kayıplar, bölgede derin bir toplumsal yas ve kolektif hafıza üretmiştir. Özellikle kadınlar tarafından yakılan ağıtlar ve söylenen kilamlar, Çanakkale Savaşı’nın Kürt sözlü kültüründeki en önemli hafıza taşıyıcıları arasında yer almıştır. Bu kilamlardan biri de, Çanakkale’de üç oğlunu kaybeden bir annenin acısını dile getiren Rawa Hemikê Kilamıdır.
Rawa Hemikê, Konya iline bağlı Cihanbeyli ilçesinin Bulduk köyündendir. Beş çocuk annesidir; üç oğlu (Hes, Os ve Pişar) ile iki kızı (Zêw ve Rehm) bulunmaktadır. Seferberlik sırasında üç oğlu da askere alınarak Çanakkale cephesine gönderilmiştir. Rawa Hemikê, gözleri gibi sakındığı bu üç oğlunu da savaşta kaybetmiştir. İki oğlunun şehadet haberi köye ulaşmış, üçüncü oğlundan ise hiçbir haber alınamamıştır.
Bu kayıplar, yalnızca bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda bir ocakın sönmesi anlamına gelmiştir. Rawa Hemikê’nin evi, mecazi anlamda yanmış; bedeni ve ruhu derin bir yas içine girmiştir. Yaşadığı acı, yalnızca kişisel bir keder değil, savaşın geride bıraktığı toplumsal yıkımın simgesel bir ifadesi hâline gelmiştir. Rawa Hemikê, bu derin acıyı ve kalp yangınını, sözlü kültürün bir ürünü olan kilam aracılığıyla dile getirmiştir.
Rawa Hemikê Kilamı, Çanakkale Savaşı’nın Kürt sözlü tarihindeki izlerini göstermesi bakımından önemli bir anlatıdır. Bu kilam, savaşın yalnızca cephede değil, geride kalan annelerin, eşlerin ve çocukların hayatlarında da nasıl derin ve kalıcı yaralar açtığını ortaya koymaktadır.
Çanakkalê Çanakkalê Şûna avê xûn dikelê (Neqeret) Dilê mino tin e tin e Bûyê biroşa av li bin e Mala Hecosmanê Bûklê de hatim mala xwe Sê recalê min ê dora êr rûniştin e Min go felek malê dinê li dinê bimîne Va sê recale min besê min e Min hay jê çi ye seferberî li pişta min e Li bin darê, li bin darê Qîrini ket Hesenê min mîna karê Zêwê bi Rehmê ve bi qurban kim Bi ser da hatîye fitla şarê Ew sibe yê xwaş berbang e Peyakî bi neqewa gundê Buldux ketîye bangebange Diwê xwedêkê ji min re bane Hes, Os û Pişarê xwe kin Ma werin ber qiran vêketîyê bavê xwe yî sû bi çang e Li Lêlûnê li Lêlûnê Kewekê hêlûna xwe çêdikê li neqewa înê Eza Zêw û Rehma xwe heynim herim Çanakkala şevitî Ma bişon kincên wan egîtan ên jî xûnê Vê çûçikê vîyevîye Cendermekî peyakî Çanakkalê çex dikê nizanim kî ye Min go Mîro xwe pêgîne Bê peyayî li keçika xalê bi dergîstî ye. '''Çavkanî: Serbilind Kanat'''
Kaynaklar
Mem Xelîkan.“Kılama Çanakkalê”.Birnebûn, sayı 89, s. 8. Dil: Kürtçe