Festivali 2026’da Yapma Kararı

Kulu–Cihanbeyli Etnografya Müzesi sitesinden
02.50, 2 Şubat 2026 tarihinde Gcelep (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 113 numaralı sürüm ("= Festivali 2026’da Yapma Kararı = Sevgili arkadaşlar, Bugün Kaymakamlıkla uzun ve samimi bir görüşmem oldu. İki senedir süren temaslarımızda kendisiyle defalarca ekoloji üzerine sohbet ettik, projelerimizi paylaştım. Çalışmalarımızı biliyor, duyarlılığımızı takdir ediyor. Bu nedenle görüşmemiz açık ve yapıcı geçti. Ancak yapılması planlanan festival, yerelde '''bazı çevrelerde ciddi bir tedirginlik ve siyasi ka..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Festivali 2026’da Yapma Kararı

Sevgili arkadaşlar,

Bugün Kaymakamlıkla uzun ve samimi bir görüşmem oldu. İki senedir süren temaslarımızda kendisiyle defalarca ekoloji üzerine sohbet ettik, projelerimizi paylaştım. Çalışmalarımızı biliyor, duyarlılığımızı takdir ediyor. Bu nedenle görüşmemiz açık ve yapıcı geçti.

Ancak yapılması planlanan festival, yerelde bazı çevrelerde ciddi bir tedirginlik ve siyasi kaygı oluşturmuş. Kaymakam bey, bu durumu dürüstçe benimle paylaştı. Sözlü olarak kendilerine bazı karşı görüşlerin iletildiğini, ortamın henüz böyle bir organizasyon için hazır olmadığını ifade etti. “Toplum şu an buna hazır değil, ama olacak,” dedi.

Kaymakamlık da belediye de bizimle karşı karşıya gelmek istemiyor. Ancak aynı zamanda, bu festivalin ileride düzenlenecek diğer projelerimize gölge düşürmesinden, bizi yıpratmasından endişe ediyorlar. Kendileri gelecek yıl her konuda destek vermeye hazır olduklarını açıkça ifade ettiler.

Toplumsal Huzura Zarar Vermek İstemeyiz

Bizim derdimiz doğa, toprak, ağaç, su ve birlikte yaşamanın güzelliği. Ancak içinde bulunduğumuz toplumsal atmosferin bazı hassasiyetler taşıdığını da göz ardı edemeyiz. Her ne kadar niyetimiz birliği, dayanışmayı ve kültürel paylaşımı büyütmek olsa da; bazı çevreler bunu farklı şekilde algılayabilir ya da farklı anlamlar yükleyebilir. Bu yanlış anlamaların halkımıza, dostlarımıza, köyümüze zarar vermesini asla istemeyiz.

Biz tam aksine, bu topraklarda herkesin kendini güvende, özgür ve birlikte hissedebileceği bir ortamın güçlenmesini hedefliyoruz. Bu nedenle bugün atacağımız adımların toplumsal huzura katkı sunacak şekilde olmasına özen göstermeli, kırılgan dönemlerde çatışmayı değil, diyalogu seçmeliyiz.

Bu topraklarda kültürel kimliğimizi yaşatmanın yolu, her zaman doğrudan çatışmaktan değil, uzun soluklu stratejilerle varlığımızı güçlendirmekten geçer. Eğer bugünkü hassas ortamda yapacağımız bir festival yanlış yorumlanırsa, hem kültürel varlığımız hem de ifade alanlarımız daraltılabilir. Bizim yapmamız gereken; sessizleşmek değil, zamanı doğru okuyup kendimizi daha geniş kitlelere, daha güvenli zeminlerde ifade etmektir.

Bu erteleme bir geri çekilme değil, gelecekte çok daha güçlü çıkmak için yapılan stratejik bir hazırlıktır.

Ekolojik mücadelemiz aynı zamanda bir toplumsal dayanışma mücadelesidir. Bu yolda halkımızın yaşadığı tüm eşitsizlikleri ve bastırılmışlıkları görmezden gelmeden; ama bunu daha geniş toplumsal ittifaklarla inşa ederek ilerlemek zorundayız. Bu festival sadece bir eğlence değil, aynı zamanda birlikte yaşama çağrısıdır. Ancak ortam hazır değilse bu çağrı yanlış anlaşılır, ittifaklar zedelenir.

Biz bu süreci, daha fazla kişiyi yanımıza çekmek için kullanmalı, farklı kimlikleri ve halkları buluşturacak daha güçlü bir zemin oluşturmalıyız.

Bu noktada benim de düşüncem şu oldu: Bu yıl festivali erteleyelim.

Bu bir geri adım değil, kesinlikle bir pes etme değil. Aksine, bu süreci bir hazırlık, güçlenme ve kenetlenme dönemi olarak görelim. Toplumu bilgilendirelim, diyaloglarımızı sürdürelim, ön yargıları kıralım. Böylece gelecek yıl çok daha güçlü, çok daha destekli bir festivalle çıkarız ortaya.

Bu karar sorumluluk taşıyan bir karar. Hem halkımızı hem doğayı hem de birlikte hareket ettiğimiz tüm arkadaşlarımızı koruma kararıdır. Zarar görmek değil, daha sağlam ilerlemek istiyoruz.

Bazı arkadaşlarımız “inadına bu festivali yapalım” yönünde duygusal tepkiler verebilir, bu da anlaşılır bir şey. Ancak bizler devlet aklıyla inatlaşarak değil, uzun vadeli ekolojik amaçlarımızı göz önünde bulundurarak ilerlemeliyiz. Çünkü ağaçlandırma, doğa koruma ve toplumsal dönüşüm kısa vadeli işler değildir. Bu nedenle bugün karşımıza çıkan engeli bir çatışma değil, zekice yönetilmesi gereken bir süreç olarak görmeliyiz.

Ekoloji odaklı kurnaz bir uzlaşma, bize ileride çok daha büyük bir meşruiyet ve halk desteği kazandıracaktır. Bu süreci doğru okuyup, sabırla ve kararlılıkla hareket edersek, bu geçici erteleme zamanla bizim lehimize dönecektir.

Sizden ricam, bu süreci birlikte değerlendirelim ve bu yılki festivali ortak bir kararla erteleyelim. Mücadelemizden vazgeçmiyoruz, yalnızca stratejik bir duruş sergiliyoruz. Bu duruş, inanın bize çok şey kazandıracak.

İlk İzlenim Her Şeydir

Bu yıl ilk kez düzenlemeyi planladığımız festival, sadece bir etkinlik değil, uzun soluklu bir ekolojik hareketin topluma sunulan ilk adımıdır. İlk izlenimler çoğu zaman zihinlerde kalıcı olur. Eğer bu ilk festival, hazırlıksız, aceleye getirilmiş ya da toplumsal ve idari baskıların gölgesinde gerçekleşirse; niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun, yanlış anlaşılma ve kutuplaşma riski taşır.

Bu da hem halkın güvenini hem de ileride yapacağımız tüm çalışmaları olumsuz etkileyebilir. Oysa biz ekolojik mücadelemizi, kökleri derine giden, uzun vadeli ve güçlü bir zemin üzerine inşa etmek istiyoruz. Bu nedenle ilk adımımızı sağlam, kararlı ve destekli bir şekilde atmak zorundayız.

Gölge Düşerse Tekrar Güneş Açması Zor Olur

Yerel otoritenin ve halkın desteği alınmadan yapılacak bir festival, sadece o anki organizasyonu değil, ileride hayata geçireceğimiz tüm projeleri olumsuz etkileyebilir. Ekolojik çalışmalar güven, istikrar ve toplumsal kabul gerektirir.

Eğer ilk adımda bu dengeleri zorlayarak bir kırılma yaşanırsa, bu kırılmanın onarılması yıllar alabilir. Oysa biz, geçici bir gösteriden çok daha fazlasını inşa etmek istiyoruz. Bu nedenle kısa vadeli kazanımlar uğruna uzun vadeli güven ilişkisini riske atmak yerine; bugünü sabırla, stratejik bir uzlaşıyla değerlendirmeli ve gelecekte çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmalıyız.

Çünkü bir kez gölge düşerse, aynı ışığı yeniden bulmak kolay olmayabilir.

Bu Sadece Bir Festival Değil, Bir Hareketin Başlangıcı

Bizler bir günü değil, bir geleceği inşa etmeye çalışıyoruz. Festival, bu büyük ekolojik yürüyüşün sadece görünen yüzü; asıl derdimiz toprağı iyileştirmek, insanı doğayla yeniden buluşturmak.

Attığımız her adım, ektiğimiz her fikir tohumu, bir hareketin temellerini oluşturuyor. İşte bu yüzden zamanlama, zemin ve toplumsal iklim çok önemli. Eğer bu toprak şu an yeterince nemli değilse, sabırla beklemek, uygun anı kollamak bilgeliktir.

Çünkü biz sadece bir etkinlik düzenlemiyoruz; biz, kökleri derinlere inecek, meyvesi yıllar sonra dahi fayda sağlayacak bir ekolojik dönüşüm başlatıyoruz. Ve bu dönüşüm, sağlam temellere ihtiyaç duyar.

Yerel Otoritelerle İlişkileri Güçlendirmek Stratejiktir

Kaymakamlık ve belediye gibi yerel idarelerle çatışma içine girmek, uzun vadeli hedeflerimize zarar verebilir. Oysa biz bu kurumlarla çatışarak değil, onları yanımıza alarak, ortak bir zemin kurarak daha fazla yol alabiliriz.

Bugün festivalimizi ertelemek, yüzeyde bir geri adım gibi görünebilir; ancak aslında bu karar, bizi uzun vadede yerel düzeyde saygı duyulan, güvenilen ve dikkate alınan bir aktör haline getirecektir.

Ekolojik mücadele, yalnızca doğayla değil, insanla ve kurumlarla da ilişki kurabilme sanatıdır. Bu süreci sağduyu ve stratejiyle yönetmek, gelecekte alacağımız desteklerin ve gerçekleştireceğimiz projelerin önünü açacaktır.

Daha Fazla Zaman = Daha Güçlü Hazırlık

Festivalin ertelenmesi, sadece takvimi değiştirmek değil, aynı zamanda hazırlıklarımızı derinleştirmek ve güçlendirmek anlamına gelir. Bu süreç bize; daha iyi bir program planlaması yapmak, daha geniş bütçe kaynakları yaratmak, daha görünür hale gelmek, sanatçılarla erken iletişim kurmak ve etkili bir tanıtım kampanyası yürütmek için zaman kazandırır.

Aceleye getirilmiş bir organizasyon yerine, düşünülmüş ve özenle hazırlanmış bir festival çok daha fazla yankı uyandırır. Bu zamanı fırsata çevirerek, hem içerik hem katılım açısından çok daha nitelikli bir etkinlik gerçekleştirebiliriz. Beklemek, bazen en güçlü hamledir.

Toplumsal Dönüşüm Zamanla Olur

Bugün festivalimize mesafeli yaklaşan, hatta karşı çıkan insanlar; doğru iletişimle, zamanla ve sabırla bu fikrin en güçlü savunucularına dönüşebilir. Toplumsal dönüşüm aniden değil, adım adım gerçekleşir.

Zaman; önyargıların yumuşamasını, güvenin inşa edilmesini ve farklılıkların anlaşılmasını sağlar. Bizler doğayla uyum içinde düşünen bir topluluğuz; bu nedenle sabır, döngü ve hazırlık bizim temel ilkelerimizden biridir.

Aceleci bir tavır yerine, ekolojik bakış açısına uygun şekilde zamanı doğru kullanmak; toplumun da bu dönüşüme kendi ritminde katılmasını sağlar. Toprağa ekilen tohum bile yeşermek için zamana ihtiyaç duyar. Biz de dönüşümün bu doğal ritmine saygı göstermeliyiz.

Biz bu yola günü kurtarmak için değil, köklü ve kalıcı bir dönüşüm yaratmak için çıktık. Attığımız her adımda doğayı, toplumu ve vicdanı birlikte düşündük. Bugün festivalimizi ertelemek, bir yenilgi değil; yarını daha sağlam, daha güçlü, daha kapsayıcı kurma iradesidir.

Bu karar, kimseyi dışlamadan; aksine herkesin kendini ait hissedeceği bir ortak zemin yaratma çabamızın bir parçasıdır. Yarın daha güçlü bir sesle, daha geniş bir dayanışmayla, daha özgür bir atmosferde buluşmak için bugün sabrediyoruz.

Ve inanıyoruz ki bu sabır, bu strateji, bu birliktelik bize sadece bir festival değil; toprağıyla, halkıyla, kültürüyle barışmış bir gelecek kazandıracak.

Geri çekilmiyoruz. Güçleniyoruz. Birlikte başaracağız.