Dayika Strana Êma Hemê – I

18. yüzyılda Celika Aşireti, diğer birçok aşiret gibi göçebe yaşam sürmekteydi. Osmanlı yönetimi, vergi toplamak ve asker devşirmek amacıyla aşiretleri denetim altına almak istiyordu. Ancak Celika aşireti bu baskıya boyun eğmedi; Osmanlı otoritesine karşı direndi. Bu direnişin sonunda aşiret talan edildi, dağıtıldı ve art arda sürgünlere maruz bırakıldı. Uzun ve zorlu göç yollarının ardından Celikalılar, İslahiye ve Amik Ovası çevresine yerleşti; köyler kurarak yurt tuttu.
İlkbahar aylarında ise hayvanlarını otlatmak için yaylacılık geleneği sürdürülürdü. Sürüler Sivas yaylalarına çıkarılır, Gürün ve Kangal çevresinde konaklanırdı. İşte bu tarihsel arka plan içinde, anlatının merkezinde yer alan kişi Êma Hemê Simîreş (İsmail) ’tir. Bugünkü Kırkpınar köyünü kuran ailelerin büyük bölümü Simîreş ailesine mensuptur.
Aşiretin sürgün ve göç yıllarında Êma Hemê’nin ailesi önce Halep’e, oradan Kerkük’e, ardından Samsat ve Çelikhan üzerinden tekrar İslahiye’ye ulaşmış, en sonunda Kırkpınar’a yerleşmiştir. Bu uzun göçler Êma’yı çok dilli kılmış; Arapça, Kürtçe (Kurmanci ve Dimilî) ve Türkçeyi akıcı biçimde konuşur hâle gelmiştir.
Êma, 1854 yılında Pazarcık’a bağlı Külhaşkarahöyük köyünde dünyaya geldi. Annesinin adı Gul, babasının adı ise Hemê Simîreş’ti. Dedesi Maho’ydu. Êma, bilgeliği, cesareti ve güçlü kişiliğiyle Celika aşireti içinde kısa sürede tanındı. Güzel sesi vardı; yaşadığı acıları, göçün ve yoksulluğun yaralarını kilamlar aracılığıyla dile getirirdi.
Êma yalnızca bir ağıtçı değildi. Aynı zamanda köyün bilge kadınıydı. Çatışmalar çıktığında araya girer, barış sağlardı. Sözü dinlenir, varlığı güven verirdi. Hem kendi köyünde hem de çevre köylerde bir ölüm yaşandığında herkes Êma’yı beklerdi. Çünkü onun söylediği kilamlar, geride kalanların yüreğine teselli olurdu. Êma adeta bir okuldu; başkaları da onun kilamlarını öğrenir, ölülerinin ardından söylerdi.
Êma’nın Evlilikleri ve Yaşamı
Êma’nın ilk eşi, Maraş yöresinden Hesê Îbiş’ti. Hes, Kulu’da bir kahvehanede çalışırken Kırkpınar’dan Milalî adlı bir ağa tarafından beğenildi ve onunla birlikte köye geldi. Yıllar sonra Milalî, Hes’e evlenmesini önerdi ve Êma ile evlendirdi. Bu evlilikten dört kız çocuğu dünyaya geldi.
Ancak mutluluk uzun sürmedi. Hesê Îbiş genç yaşta hayatını kaybetti. Êma, dul kaldığında kilamlarına daha derin bir acı sinmişti. İki yıl sonra Hes’in ailesi çocukları alıp Maraş’a götürmek istedi, fakat Milalî buna izin vermedi. Êma da çocuklarının yanından ayrılmadı.
Yıllar sonra aşiretin ileri gelenlerinden Om Axa (Ömer Doğan), Êma ile evlendi. Bu evlilikten Buldix adlı bir oğlu oldu. Buldix büyüdü, köyün muhtarı oldu ve uzun yıllar bu görevi sürdürdü.
En Büyük Acı: Cûn’un Ölümü
Êma’nın hayatındaki en ağır acı, büyük kızı Cûn’un ölümü oldu. Cûn evliydi ve iki çocuk annesiydi. Hastalandığında doktora götürülemedi; Hesar köyünde hayata gözlerini yumdu. Êma, üç gün üç gece uyumadı. Cûn’un ardından yaktığı ağıtlar, onun yaşamındaki en derin yasın ifadesi oldu.
Bu kilamlar yalnızca bir annenin feryadı değil; aynı zamanda göçlerin, yoksulluğun, adaletsizliğin ve kadınların omzuna yüklenen ağır kaderin sesiydi. Êma’nın sesi, bireysel bir acıyı aşarak kolektif hafızaya dönüştü.
Êma Hemê’nin kilamları, bugün hâlâ söylenir; çünkü onlar yalnızca geçmişi anlatmaz, aynı zamanda bir halkın yaşadıklarını hatırlatır.
Pezê me yî bernedane Yî xwêdane av nedane Jîkûk şivanê mala bavê min mirîye Pez û berx man vêxûdane
Here lê lê Cûn kibarê Bi Husin e bi Gulizarê Dîya Husînko çûyê Hesarê Rêda mirê wextak vegerê Panzdeh salî ye ser bi barê Serber hundir hatîye xarê Yasa yasa Cûnik yasa Dev didana Cûnê min ê spî girtine xûmal û pas e Va heqsizna va dijminna Cûna min ê bi emegî pir e We çing cenezê Cûna min neanîn îçi Li ser qêngiri, li ber malê lê girtin qeyas e Li ala ganyê li ala ganyê Têye dengê Hesara şewitî çing bangebangê Ezraîlikî malşevitîyo Dîya Husînko heynayê li xewa barbangê Vî qiranî kalekale Berxa li mîya kir zewal e Zênew kor bûye carkê rabe derkeve derva Bê dîya Husînko li ber kêrî, ne yê li mal e Li dê ra nawêm li der benda An qurban e ge bazingê li zenda An ê niha dolê Milhesen a lêkeve Zênew korbîyê êz a ji te bixwezim Dîya Husînko çîçeka serê govendê Dîsa dîsa Cûnik dîsa Ne kewên firîne ji meclîsa An ê we bihîst ku çirbîye Şîxikê bi xwe xebera Cûnê min ê belavkirîye li nav hepisa Zêrê Cûnê min ê gir in Şîxikê birin Sembûle bi deh gez berxik gî bi qulb kirin Dolik, Besik berçavan de hatino Zêrê Cûnê min ên gir bi ber mala de bixwe kirin Husîn hîro omdik da anê xwe yoo Got anê tu meraq meke Êz ê zêrê xwe bi şun da ji dest wan bigirim Şîxik ji Sembûlê sîyar be Ma pêşîye te a gavik der be Tu nifira li te nakim Tu bi bavê heft lawika bî Ma tim stûyê te bi ser Husîn da xar be Peyîzê Eşê Mehmed sandiqê bûkê xwe vekirin Serê bûkê xwe hene kirin Lê de korê kincê bûkê xwe lê kirin Ser sanqika Cûnê xwe re meze kirin Serê Cûnê min ê xelîyayê Lê korê zêrê xwe yî qetîyayê Tirba Cûna min ê ji axê Ê ser ranane telaşê megerxê Zêwê Alê xaska neçûma min nedîya Çing di omiza Cûnê min re girtin avêtin bin kendalî axê An qurbanê an qurbanê
Kaynaklar
- Xeloyê Buldix (Halil Doğan)
- Gizoyê Hûsê (Gülizar Çelik, Germik)
- Meremê Kutê (Meryem Akbina)
- Muzaffer Özgür