Proje:Green Anatolia Festivali 2026/Paneller

Kulu–Cihanbeyli Etnografya Müzesi sitesinden
16.56, 24 Şubat 2026 tarihinde Bro (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 2316 numaralı sürüm (Panel 2: yerel çözümler, izleyici etkileşimi ve festival katkısı eklendi; teknik LaTeX kalıntıları temizlendi)


Panel Programı

Panel 1

Konu: Kulu ve Türkiye'de Süt Üretimi: Sürdürülebilirlik, Örgütlenme ve Pazar Dinamikleri

Konuşmacı: Cavit Deniz Kurum: Kulu Süt Üreticileri Birliği


Cavit Deniz panel duyuru görseli

Konuşma Özeti

Cavit Deniz, birliğin 2011 yılında 18 üye ve günlük yaklaşık 1 ton süt satış kapasitesiyle başladığını; zamanla örgütlülük düzeyinin arttığını ve üretici faydasını büyütmeye odaklandıklarını vurgulamıştır.

Konuşmada, Türkiye'de çiğ süt üretiminin 2024 yılında yaklaşık 22,5–22,9 milyon ton bandına ulaştığı; üretimin bölgesel farklılıklar ve ölçek etkileriyle şekillendiği belirtilmiştir. Kulu özelinde ise örgütlü üretici yapısının pazar erişimi, kalite standardı ve gelir istikrarı açısından kritik olduğu ifade edilmiştir.

Ana Başlıklar

  • Türkiye süt üretiminin güncel görünümü
  • Kulu'nun bölgesel süt üretimindeki rolü
  • Birlik/kooperatif yapısının üreticiye katkısı
  • Sürdürülebilir süt üretiminde çevresel ve sosyal boyut
  • Kamu destekleri, kalite sınıflandırması ve dijitalleşme adımları

Temel Mesaj

Sürdürülebilirlik, kooperatifleşme ve pazar erişiminin birlikte ele alınması; hem yerel üretici refahını hem de ulusal süt sektörünün rekabet gücünü artırır.


Panel 2

Konu: Kuraklık, Susuzluk, Yoksulluk: Konya Kapalı Havzası'ndan Gözlemler

Konuşmacı: Ertan Karabıyık Kurum: Kalkınma Atölyesi Süre: 30 dakika sunum + 15 dakika soru-cevap Format: Söyleşi (sunum + anlatı + izleyiciyle interaktif bölüm)

Söyleşi Özeti

Bu söyleşi, 6–10 Kasım 2024 tarihlerinde Konya Kapalı Havzası’nda gerçekleştirilen saha çalışmasının gözlemleri üzerinden, Türkiye’nin en kurak ve tarımsal baskı altındaki bölgelerinden birindeki çok katmanlı krizi ele alır. Susuzluk, yoksulluk ve kuraklık döngüsü içinde sıkışan üreticilerin deneyimleri; kuruyan göller, artan göç ve çözüm üretmekte yetersiz kalan politika uygulamalarıyla birlikte değerlendirilir. Ertan Karabıyık, saha fotoğrafları, yerel anlatılar ve politika analizleri eşliğinde bu tabloyu tartışmaya açar.

Konya Kapalı Havzası neden kritik?

  • Türkiye'nin en büyük kapalı havzasıdır; yüzey suları denize ulaşmadan iç sistemde sonlanır.
  • Yaklaşık 4,9 milyon hektarlık alanıyla ülke yüzölçümünün önemli bir bölümünü kapsar.
  • Düşük yağış, yüksek tarımsal su talebi ve yeraltı suyu çekimi nedeniyle kırılganlık yüksektir.
  • Su baskısı, tarımsal verim, kırsal geçim ve göç dinamiklerini doğrudan etkiler.

Meke ve Tuz Gölü: Ekolojik uyarı alanları

  • Meke Gölü'ndeki kuruma, su dengesinin bozulmasının ve yanlış kullanımın görünür sonucudur.
  • Tuz Gölü'ndeki çekilme; ekosistem, kuş göç yolları ve yerel ekonomi üzerinde çok boyutlu risk üretmektedir.

Tartışma Eksenleri

  • Yeraltı suyu kullanımı ve obruk riski
  • Kuraklık-yoksulluk ilişkisi
  • Tarımsal üretimde uyum stratejileri
  • Yerel yönetim, üretici ve sivil toplum işbirliği


Yeraltı Sularının Çekilmesi ve Obruklar

Yeraltı sularının çekilmesi, Konya Kapalı Havzası'ndaki en kritik çevresel sorunlardan biridir. Özellikle tarımsal sulamada aşırı su kullanımı nedeniyle binlerce kuyu açılmış; bu kuyuların önemli bir bölümü ruhsatsız ve denetimsiz kalmıştır. Yeraltı suyu yeterince beslenmeden sürekli çekildiği için su seviyesi her yıl düşmekte, bazı alanlarda 30–40 metreye varan gerilemeler gözlenmektedir.

Bu düşüş, yeraltı boşluklarında stabilite kaybına yol açarak yüzeyde ani çöküntüler (obruklar) üretmektedir. Karapınar, Cihanbeyli ve Kulu çevresinde obruk sayısındaki artış, tarım alanları ve yerleşimler açısından ciddi bir güvenlik riski doğurmaktadır. Obruklar artık yalnızca jeolojik bir olgu değil, insan etkisiyle hızlanan bir çevresel kırılma olarak ele alınmaktadır.

Kuraklık ve Göç Arasındaki İlişki

Kuraklık, tarımsal üretimi ve hayvancılığı zayıflatarak kırsal geçim kaynaklarını doğrudan daraltmaktadır. Su yetersizliği, girdi maliyetlerindeki artış ve verim kayıpları; üreticileri kentlere veya yurt dışına göçe zorlayan temel dinamikler arasındadır.

Saha gözlemleri, birçok köyde ekim alanlarının daraldığını, genç nüfusun bölgeden ayrıldığını ve üretim zincirinin yaşlandığını göstermektedir. Bu nedenle göç, yalnızca ekonomik bir sonuç değil; ekolojik krizin toplumsal yansımasıdır.

Cihanbeyli–Kulu Kırsalında Yaşananlar

Cihanbeyli–Kulu hattında yağış azlığı ve yeraltı suyuna bağımlı üretim modeli, kuraklık baskısını daha görünür hâle getirmiştir. Kuruyan kuyular, nadasa bırakılan tarlalar ve düşen üretim kapasitesi, kırsal ekonomiyi kırılganlaştırmaktadır.

Bölgedeki sosyal tablo da bu baskıyı teyit etmektedir: genç nüfusun hızla ayrılması, köylerde üretim umudunun zayıflaması ve geri dönüş oranlarının düşüklüğü, kuraklığın demografik etkisini açıkça göstermektedir.

Mavi Tünel ve Su Transferi Politikaları (Tartışma Başlığı)

Mavi Tünel ve benzeri su transferi politikaları, kısa vadeli rahatlama sağlasa da havza ölçeğinde sürdürülebilir su yönetimi, adil dağıtım ve ekolojik denge açısından yeniden değerlendirilmelidir. Panelde bu başlık, talep yönetimi, havza içi adalet ve uzun vadeli dayanıklılık perspektifiyle tartışmaya açılacaktır.


Mavi Tünel Projesi ve Su Transferi Politikaları

Mavi Tünel Projesi, Konya Kapalı Havzası’na komşu havzalardan — özellikle Göksu Nehri’nden — su transferi yaparak kuraklık baskısını azaltmayı hedefleyen büyük ölçekli bir altyapı girişimidir. Teknik olarak tarımsal üretimi desteklemek ve yeraltı suyu kullanımını azaltmak amacıyla planlanmış; havzaya yıllık yaklaşık 414 milyon m³ su taşınacağı öngörülmüştür.

Ancak uygulamada, transfer edilen suyun önemli bir kısmının yine yoğun ve plansız sulama yapılan alanlara yönelmesi, su tasarrufu yerine tüketim baskısını artırma riski doğurmaktadır. Bu durum, kalıcı bir havza yönetimi yerine krizi erteleyen geçici çözümleri güçlendirebilir.

Ayrıca su transferi, kaynak havzalarda yeni ekolojik baskılar oluşturabilir. Göksu gibi besleyici sistemlerde rejim değişimi, yerel ekosistemler üzerinde olumsuz sonuçlar üretmektedir. Uzun vadeli çözüm için su transferinin tek başına yeterli olmadığı; yerel su yönetimi kapasitesinin geliştirilmesi, modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve ürün deseninin su gerçekliğine göre yeniden planlanması gerektiği vurgulanmaktadır.

Toplumsal Tepkisizlik mi, Örgütlenememek mi?

Konya Kapalı Havzası’nda kuraklık karşısında görülen düşük toplumsal tepki, çoğu zaman duyarsızlık olarak yorumlansa da saha verileri bunun daha çok örgütlenme kapasitesiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Üreticiler su kaybı, verim düşüşü ve gelir daralmasını doğrudan yaşasa da bu deneyimi kolektif taleplere dönüştürecek kurumsal kanallar zayıf kalmaktadır.

Kooperatif, birlik ve yerel dayanışma yapılarının etkisizleşmesi; bireysel şikâyetlerin ortak bir eylem hattına dönüşmesini zorlaştırmaktadır. Bilgiye erişim ve güvene dayalı iletişim eksikliği de sorunun “kader” algısıyla pasifleşmesine yol açmaktadır.

Bu nedenle mesele duyarsızlık değil; dağınıklık, temsil zayıflığı ve çözüm üretme kanallarının kırılganlığıdır.

Kuraklıkla Mücadelede Yerel Çözümler

Kuraklıkla mücadelede yerel çözümler hem mümkündür hem de uzun vadede zorunludur. Her havzanın iklimsel, hidrolojik ve sosyo-ekonomik özellikleri farklı olduğu için tek tip merkezi yaklaşımlar sınırlı etki üretmektedir.

Yerel ölçekte uygulanabilecek öncelikli başlıklar:

  • Kuraklığa dayanıklı ürün desenine geçiş
  • Damla/yağmurlama gibi verimli sulama tekniklerinin yaygınlaşması
  • Yağmur suyu hasadı ve mikro su tutma uygulamaları
  • Köy ölçeğinde su kullanım planları ve topluluk içi denetim mekanizmaları

Bu yaklaşım, yalnızca su tüketimini azaltmayı değil; kırsal dayanıklılığı, üretim sürekliliğini ve toplumsal katılımı birlikte güçlendirmeyi hedefler.


Yerel çözümlerin hayata geçirilebilmesi için örgütlenme, teknik destek ve bilgi paylaşımı birlikte ilerlemelidir. Üreticilerin tek başına modern sulamaya geçmesi, ürün planlaması yapması veya atık su geri dönüşüm sistemleri kurması çoğu durumda mümkün değildir. Bu nedenle yerel yönetimler, kooperatifler, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler arasında işbirliği kritik önemdedir.

Yerel bilgiye dayalı çözümler, dışarıdan dayatılmadan ve köylünün aktif katılımıyla geliştirildiğinde daha yüksek kabul görür ve daha kalıcı sonuçlar üretir. Özetle, kuraklıkla mücadelede yerel çözümler mümkündür; ancak bu, kolektif bilinç ve dayanışma ile sürdürülebilir hâle gelir.

İzleyici Etkileşimi

Söyleşi sonunda katılımcıların "kendi bölgelerindeki kuraklık belirtilerini" yazabilecekleri bir pano uygulaması planlanır.

Festival Katkısı

Bu söyleşi, festivale güçlü bir yerel-ekolojik analiz boyutu kazandırır; özellikle kırsalda yaşayan veya üretimle ilişkili katılımcıları bilinçli çözüm arayışlarına yönlendirir. Aynı zamanda Cihanbeyli–Kulu hattını doğrudan içeren bir vaka çalışmasını görünür kılar.

Beklenen Çıktı

Katılımcıların Konya Kapalı Havzası’ndaki su-ekoloji-üretim ilişkisinin bütüncül bir çerçevede değerlendirilmesi ve yerel ölçekte uygulanabilir çözüm başlıklarının tartışmaya açılması.

Kaynak Notu

Panelde paylaşılan sayısal veriler ve kurumsal referanslar konuşmacı tarafından TÜİK, Bakanlık ve sektörel kaynaklar üzerinden aktarılmıştır.