Pepûk Café: Görüşler
| Tür | Bağımsız kültür ve bilgi girişimi |
|---|---|
| Merkez | Ömeranlı |
| Kurucu | Dr. Gülabi CELEP |
| Odak | Bilim, kültür, ekoloji, sözlü tarih ve toplumsal hafıza |
| Dönem | 2026- |
| Çalışma biçimi | Açık, katılımcı, saha temelli ve toplum odaklı |
Pepûk Café: Görüşler
Pepûk Café: Görüşler, Pepûk Café çevresinde paylaşılan bireysel değerlendirmeleri, toplumsal gözlemleri ve kamusal tartışma notlarını kayıt altına almak için oluşturulmuş bir derleme sayfasıdır.
Bu sayfada yer alan görüşler, ilgili kişilerin kendi değerlendirmelerini yansıtır. Metinler, mümkün olduğunca özgün dilinde korunur; gerekli durumlarda bağlamı açıklayan kısa tanıtım notları eklenir.
Kayıt ilkesi
- Görüşler kişi adıyla birlikte kaydedilir.
- Metinlerin anlamını değiştiren içerik müdahalesi yapılmaz; yalnızca yazım ve düzen amaçlı çok sınırlı teknik düzeltmeler uygulanabilir.
- Sayfa, Pepûk Café çevresinde ortaya çıkan toplumsal tartışmaları belgelemeyi amaçlar; kurumsal görüş beyanı yerine geçmez.
Bayram Yıldırım
Bayram Yıldırım, aşağıdaki değerlendirmesinde Kürt toplumu içindeki dağınıklık, karşılıklı mesafe ve ortak mekânlarda birlik duygusunun zayıflaması üzerine durmaktadır. Metin, Pepûk Café çevresindeki sosyal ilişkileri bu daha geniş sorun çerçevesi içinde ele almaktadır.
Roj baş hevalên heja Em Kurd gelek caran nikarin bibin yek. Li gundê me yê piçûk jî, mixabin her kes serê xwe dikişîne û hene xwe pir mezin dibîne. Hemû jî dibêjin ku ji bo gelê Kurd û demokrasiyê dixebitin. Mînak, qehwexaneya Pepûk. Hinek kes Koma Sûrgûn hez nakin, lê endamên Koma Sûrgûn hema her roj tên Pepûkê. Li aliyê din jî, hinek kes tenê ji ber Pepûkê terin tên, û kerem nakin ku werin hundir. Ji boy ji vê Pepûk gelek xemgîne.. Çi ayîb e, çi zayb e! Ger em nikarin di nav xwe de rêz û hevgirtinê ava bikin, em ê çawa karibin ji bo gelê xwe tiştên mezin pêk bînin?
Raşit ILKHAN, Hacı Osman ve Emme Keme'ye dair bir hatıra
Bayram Yıldırım, aşağıdaki hatıra metninde Raşit ILKHAN amcayı aile içindeki yeri, gündelik alışkanlıkları ve hafızada kalan tavırlarıyla anlatmakta; aynı anlatı içinde Hacı Osman ve yakın zamanda kaybedilen Emme Keme için de kısa bir anma kurmaktadır.

Raşit ILKHAN amca, aynı zamanda babamın teyze oğluydu; anneleri öz kardeşti. Aile içinde onun kolu bazen “Base malê şekil, Fote molê şekil” diye anılırdı. Hacı Osman gibi ağır ve ciddi bir duruşu yoktu. O, mutlaka birine takılır, bir olayı biraz büyüterek anlatır, bulunduğu yere neşe katardı. Eli açık, cömert ve şen tabiatlı bir insandı.
Onun için soğukla sıcak arasında büyük bir fark yokmuş gibi gelirdi. Kış günlerinde bile ayağında terlik, üzerinde kısa kollu gömlekle dolaşması, onu hafızada hemen seçilen bir insan hâline getirirdi. Bu alışkanlığı, onu tanıyanların zihninde yer eden en belirgin özelliklerinden biriydi.
2000'li yılların başında babam Ankara Güven Hastanesi'nde bypass ameliyatı olmuştu. Haberi alan Raşit amca ile Hacı Osman, sabahın çok erken saatlerinde hastanenin önüne gelmişler. Dayım Mevlit onlara, “Raşit, niye bu kadar erken geldiniz? Bilal daha yeni ameliyattan çıktı.” diye sormuş. Raşit amca da hiç beklemeden, “Belki kan lazım olur diye geldik.” diye cevap vermiş.
O gün Ankara'da hava eksi sekiz dereceydi. Ama Raşit amca yine ayağında terlik ve kısa kollu gömleğiyle hastanenin önüne gelmişti. Bu yıl kapısına kadar gidip de hastanede olduğu için onu görememek, Hacı Osman'ın da artık hayatta olmadığını bilmek, bende derin bir hüzün bıraktı.
Bu yıl çok sayıda yakınımızı kaybettik. Hepsi, bizde bıraktıkları güzel anılarla ve hatıralarla yaşamaya devam edecek. Ayrıca kısa bir süre önce aramızdan ani bir şekilde ayrılan değerli yengem Emme Keme'yi de rahmetle anıyor, geride kalan çocuklarına ve bütün yakınlarına sabır diliyorum.
Gulabi CELEP
Gulabi CELEP, aşağıdaki metinde Pepûk'ün belirli bir kişi ya da grubun değil, ortak kültür, hafıza, dil ve diyalog alanı olduğu fikrini vurgulamakta; farklılıkların aynı masa etrafında konuşma ve karşılıklı dinleme yoluyla aşılabileceğini savunmaktadır.
Roj baş hevalê hêja,
Gotinên te pir rast û xemgîn in. Mixabin, carinan em berjewendiyên kesane, nakokiyên kevn û cudahiyên biçûk dixin pêşiya armancên mezin. Lê cihên wekî Pepûk divê ne cihê kom an kesekî, lê cihê hemû gel, çand, ziman, dostanî û hevgirtinê bin.
Deriyê Pepûkê ji bo her kesî vekirî ye. Kes ji ber fikr, kom, malbat an nêrîna xwe nayê dabeşkirin. Kesên ku tên hundir û li ser maseyekê bi hev re rûdinên, di rastiyê de dîwarên navbera me kêm dikin. Kesên ku ji ber kesekî din derbas dibin û nayên hundir, ne tenê Pepûkê, lê derfeta axaftin, nasîn û lihevkirinê jî ji dest didin.
Em neçar in fêr bibin ku cudahiyên xwe bi rêz û dialogê biparêzin. Hevgirtin ne wateya wê ye ku hemû kes wek hev bifikirin; hevgirtin ew e ku tevî cudahiyan em karibin li ser heman maseyê rûnin, hev bibihîzin û ji bo civaka xwe kar bikin.
Pepûk ji bo kesekî an komekê nehatiye avakirin. Ew mala hevpar a çand, bîranîn, ziman, zarok, ciwan û pîrên me ye. Divê em vê derê bi nakokiyên xwe ne biçûk bikin, lê bi hevgirtin, rêz û dostaniyê mezin bikin.
Ji ber vê yekê, bang li hemû hevalan dikim: Werin em li Pepûkê ne li ser cudahiyên xwe, lê li ser tiştên ku me digihînin hev biaxivin. Gelê ku nikare li gundê xwe li ser maseyekê bicive, nikare li derveyî gundê xwe yekîtî û demokrasiyê ava bike.