Orta Anadolu’da Kürt–Ermeni–Rum İzleri: Revizyonlar arasındaki fark
| 11. satır: | 11. satır: | ||
Bu paylaşımın altına yapılan 85 yorum, bölgesel [[yerel hafıza]] açısından önemli veriler sunmaktadır. Özellikle [[Enver Soylubey]]’in tanıklığı dikkat çekicidir. Aktarıma göre: | Bu paylaşımın altına yapılan 85 yorum, bölgesel [[yerel hafıza]] açısından önemli veriler sunmaktadır. Özellikle [[Enver Soylubey]]’in tanıklığı dikkat çekicidir. Aktarıma göre: | ||
Birçok köyde [[Bizans]] dönemine ait mezarlar vardır. [[Celep Köyü]] kurulurken 1–2 Rum aile bulunmaktaydı. Bu ailelerden bir Rum kadın, “Buralar eskisi gibi değil, bereketi kalmadı. Biz 1500 yıldır buradayız, sizin burada kalmanız 100–200 seneyi geçmez” demiştir. | |||
Benzer anlatılar [[Büyükbeşkavak]], [[Kelhasan]] ve [[Altılar]] köylerinde de dile getirilmektedir. | Benzer anlatılar [[Büyükbeşkavak]], [[Kelhasan]] ve [[Altılar]] köylerinde de dile getirilmektedir. | ||
18.08, 19 Şubat 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
“Biz Çoktandır Buradayız, Siz Yeni Geldiniz” Sözü Üzerine
27 Mart 2025 tarihinde Hakim Karahan’ın sosyal medya paylaşımı, Kırklar Yaylası (Bırce) mezarlığı üzerine dikkat çekici bir tartışmayı gündeme taşıdı. Tartışmanın merkezinde şu sorular yer aldı:
- Yağmur duası neden her zaman aynı noktada yapılmaktadır?
- Bu mezarlık alanında kimler yatmaktadır?
- Alanın tarihsel arka planı nedir?
Paylaşımda, çocukluk hafızasına dayanarak yağmur dualarının sürekli aynı mekânda icra edildiği belirtilmiş; büyüklerden aktarılan sözlü anlatılara göre Ömeranlı’da Ermeniler, Kırklar Yaylası’nda ise Rumların yaşadığı ifade edilmiştir. Mezarlıkta geçmişte yatay, döşek büyüklüğünde mezar taşlarının bulunduğu bilgisi de yer almıştır.
Bu paylaşımın altına yapılan 85 yorum, bölgesel yerel hafıza açısından önemli veriler sunmaktadır. Özellikle Enver Soylubey’in tanıklığı dikkat çekicidir. Aktarıma göre:
Birçok köyde Bizans dönemine ait mezarlar vardır. Celep Köyü kurulurken 1–2 Rum aile bulunmaktaydı. Bu ailelerden bir Rum kadın, “Buralar eskisi gibi değil, bereketi kalmadı. Biz 1500 yıldır buradayız, sizin burada kalmanız 100–200 seneyi geçmez” demiştir.
Benzer anlatılar Büyükbeşkavak, Kelhasan ve Altılar köylerinde de dile getirilmektedir.
Tanıklıkların Önemi
Bu tür sözlü anlatılar, Orta Anadolu’da Ermeni ve Rum (muhtemelen Karamanlı Rumlar) varlığına dair güçlü bir kolektif hafızanın bulunduğunu göstermektedir. Anlatılar yalnızca “vardılar” dememekte; aynı zamanda zaman, süreklilik ve tarihsel sonuç ilişkisine işaret etmektedir.
Bölgedeki tarihsel katmanlaşma, yalnızca resmi arşiv belgeleriyle değil; sözlü tarih, mezar tipolojileri ve yerel mekân hafızası üzerinden de okunabilmektedir.
Saha Gözlemleri
Yıldız Tahtacı Kerpiç tarafından aktarılan saha gözlemlerine göre, Konya Altınekin–Oğuzeli çevresinde:
- Terk edilmiş eski harabeler,
- Haç işaretli konaklar,
- Ermeni ve Rum geçmişine işaret eden yapı kalıntıları
tespit edilmiştir. Fotoğraf ve video kayıtlarının bulunduğu belirtilmektedir.
Bu tür bulgular, yazılı kaynakların sınırlı kaldığı alanlarda maddi kültür unsurlarının önemini ortaya koymaktadır.
Karşıt Görüşler
Bölgede yaygın olan bir başka görüş ise şu şekildedir:
- “Buralarda Ermeni ya da Rum yerleşimi yoktu.”
- “Varsa da kısa sürelidir.”
- “Kilise, han, çeşme yok.”
- “Kurak bölgede yaşamazlardı.”
Bu yaklaşım, yapı kalıntılarının yokluğunu tarihsel yoklukla özdeşleştirmektedir. Ancak arkeolojik ve tarihsel metodoloji açısından yapı kalıntısının günümüzde bulunmaması, geçmişte hiç var olmadığı anlamına gelmez. Olası nedenler arasında:
- Yıkım ve tahribat süreçleri
- Taşların başka yapılarda yeniden kullanılması
- Definecilik ve hırsızlık
- Üzeri açılmamış höyükler
- Sistematik kazıların yapılmamış olması
- Göç ve yeniden iskân politikaları
- Hafıza silinmesi
sayılabilir.
Bu unsurlar bir araya geldiğinde, maddi izleri silinmiş ancak sözlü anlatılarda yaşamaya devam eden bir tarihsel katman ortaya çıkmaktadır.
Bölgesel Sessizlik ve Hafıza
Cihanbeyli, Yunak, Kulu ve Haymana hattı tarihsel olarak “suskun” değildir; ancak yeterince dinlenmemiştir. Bölgenin geçmişi, resmi tarih yazımının ötesinde, yerel anlatılar ve mekânsal hafıza üzerinden yeniden değerlendirilmelidir.
Bazen tarih, arşiv belgelerinde değil; bir komşunun söylediği tek bir cümlede saklıdır.
Fotoğraflar












