Kürt Müziğinin Tarz ve Stilleri ile Mevcut Sorunlar

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden

Kürt Müziğinin Tarz ve Stilleri ile Mevcut Sorunlar

İnsanlık Tarihi içinde şu sorular her zaman araştırılmıştır: İnsan yaşamı nasıl başladı? Toplumsal Yaşam nasıl ortaya çıktı? İnsan ile Doğa arasındaki ilişki nasıl gelişti? İnsan konuşmayı nasıl öğrendi? Sanat nasıl ve hangi amaçla yaratıldı?

Birçok bilim insanı ve araştırmacı, insanlığın Doğayı taklit ederek geliştiğini belirtir. Doğanın güzelliği ve çeşitliliği, Sanatın en yüksek düzeyde insan emeğiyle ortaya çıkmasına ilham vermiştir. Gerçekten de Sanat üzerine araştırma yapıldığında, insan yaşamının başlangıç dönemlerine ve insan ile doğa arasındaki ilişkilere bakmak gerekir; çünkü burada hâlâ birçok gizli unsur bulunmaktadır.

Ritim

İnsan dünyayı ve yeryüzündeki yaşamı tanıdıkça şunu fark etmiştir: Çiçeklerin açması, Ağaçların yeşermesi, Meyvelerin olgunlaşması, Güneşin doğuşu ve batışı, Kar ve Yağmurun yağması, Hayvanların hareketleri ve genel olarak yeryüzündeki tüm canlılar belirli bir Ritim içerisinde varlıklarını sürdürür.

Yeryüzündeki her Canlı belirli bir ritme göre yaratılmıştır ve yaşamını bu ritim içinde sürdürür. Yıldızlar ve Gezegenler de belirli bir ritimle hareket eder. Aynı şekilde Mevsimler, Ay, Gün ve Saat de ritme bağlı olarak ilerler.

Kısaca İnsan, Doğayı ve Evreni tanıdıkça her şeyin bir Ritim içerisinde hareket ettiğini öğrenmiştir.

İlk olarak insan doğadan ritim duygusunu öğrenmiş ve şu sonuca varmıştır: “Eğer her şey bir ritim içinde yaşıyorsa, o hâlde ritim en temel unsur olmalıdır.” Bu düşünce Müzikin ortaya çıkışının da temelini oluşturmuştur. Bu nedenle Müzikteki üç temel unsurdan en önemlisi Ritimdir.

Ses

Doğayı gözlemleyen İnsan, yeni keşiflere yönelmiş ve doğadaki ritmin dışında başka bir unsur daha olduğunu fark etmiştir: Ses.

Yağmur yağar, Rüzgâr eser, Gök Gürültüsü duyulur, Dağlar çatlar, Hayvanlar ses çıkarır, Su akar ve Deniz dalgaları kıyıya vurur. Yeryüzündeki tüm canlılar ritim içerisinde hareket ederken aynı zamanda kendilerine özgü sesler çıkarırlar.

İnsan bu Sesleri keşfetmiş ve Doğayı taklit ederek farklı sesler üretmeyi öğrenmiştir. İsteklerini ve Duygularını Ritim ve Ses aracılığıyla ifade etmeye başlamıştır; ancak bu da yeterli olmamıştır.

Armoni (Aheng)

Yumuşaklık ve Sertlik, Acı ve Ağrı, İstek ve Red, Sevinç ve Üzüntü, Gülme ve Ağlama gibi duygular birbirinden oldukça farklıdır. Ritim ve Ses tek başına bu farklılıkları tam olarak ifade etmeye yetmemiştir.

Bunun üzerine İnsan yeniden Doğaya yönelmiş ve bu kez Armoniyi keşfetmiştir. Yeryüzündeki canlıların belirli bir ritim içerisinde hareket ettiklerini ve farklı sesler çıkardıklarını fark etmiştir.

Her Ritim ve Sesin doğru biçimde ortaya çıkabilmesi için aralarında bir Aheng bulunması gerektiği anlaşılmıştır. İnsan doğayı gözlemleyerek şu süreçleri fark etmiştir: Toprak su ve Güneş olmadan yeşermez; Su buhar olur, buhar Buluta dönüşür ve Bulut Yağmur olarak tekrar yeryüzüne döner.

Rüzgâr olmazsa Çiçekler açmaz ve doğanın renkleri ortaya çıkmaz. Nehirler ovalarda sessiz ve yavaş akarken, dağlık alanlarda hızlı ve güçlü bir sesle akar.

Hayvanlar avlanırken sessiz ve dikkatli hareket eder. Kuşlar sabah, akşam ve gece farklı şekillerde öter. Böylece İnsan, her şeyin belirli bir Armoni içerisinde farklı sesler ürettiğini fark etmiştir.

Müziğin Başlangıcı

İnsan Ritim, Ses ve Armoniyi öğrendikten sonra yeni ve daha zengin yaratımlara yönelmiştir. Sanatın ortaya çıkışı da Doğayı taklit ederek başlamıştır. Bu görüş birçok bilim insanı ve araştırmacı tarafından kabul edilmektedir.

Örneğin erken dönem İnsanları farklı Hayvan türleri arasında bir Dil bulunduğunu fark etmişlerdir. Bu dil aracılığıyla hayvanların birbirleriyle iletişim kurduklarını ve birbirlerini uyardıklarını gözlemlemişlerdir.

İnsanlar avlanmayı kolaylaştırmak için bazı Hayvanların seslerini ve davranışlarını taklit etmeyi öğrenmiştir. Bu deneyim Avcılar için çok önemli bir tecrübe olmuştur. Zamanla bu deneyim sayesinde insanlar bazı Yabani Hayvanları evcilleştirmiş ve ilk Çobanlar ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle ilk Sanatçıların ve Müzisyenlerin aslında Çobanlar olduğu ifade edilmektedir.