Bekir boyacı
1969 senesiydi. Bekir BOYACI ile Zeki SARI: daha yeni ilkokuldan çıkmış, saçlarımızı da o zamanın hevesiyle biraz uzatmıştık. Ömeranlıda bir fotoğrafçı dolaşıyordu; elinde makinesi, çocuklara ve gençlere seslenip hatıra resmi çekiyordu. Bizim de içimiz gitti ama cebimizde para yoktu. Fotoğrafçı hâlimizi anlayıp gülümsedi ve “Bana iki yumurta getirin, size bir resim çekeyim” dedi. O söz bize hem çok tuhaf hem de çok cazip gelmişti; çünkü o zamanlar para bulmak zordu ama yumurta, köy hayatının kendi içindeki küçük hazinelerindendi.

Ben de eve gidip annemin haberi olmadan iki yumurta aldım; çocuk aklı işte, bir hatıra fotoğrafının heyecanı her şeyin önüne geçmişti. Yumurtaları götürdük, o da bu resmi çekti. Aradan yıllar geçti, nice zamanlar, nice insanlar geçti; ama o fotoğraf sadece iki çocuğun resmi olarak kalmadı. İçinde yokluğun mahcupluğu, çocukluğun cesareti, köy hayatının sadeliği ve bir anıyı ölümsüzleştirmek için verilen küçücük bir bedelin kocaman değeri kaldı. Şimdi o resme baktıkça insan hem gülümsüyor hem de içi hafifçe sızlıyor.