Kürt Müziğinde Tarz ve Üsluplar: Dengbêjlik

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden

Kürt Müziğinde Tarz ve Üsluplar: Dengbêjlik

Dengbêjlik, Kürt kültürünün en eski ve en önemli sözlü anlatım geleneklerinden biridir. Kürt toplumunun tarih boyunca karşılaştığı siyasal baskılar, kültürel yasaklar, yerinden edilme süreçleri ve eğitim olanaklarının sınırlılığı, kültürel mirasın büyük ölçüde sözlü yollarla aktarılmasına neden olmuştur. Bu nedenle Kürtçe, yazılı eserlerden çok ses, söz, anlatı, kılam, stran ve hikâyeler aracılığıyla kuşaktan kuşağa taşınmıştır.

Dengbêjler, yalnızca şarkı söyleyen sanatçılar değil; aynı zamanda toplumun tarihini, acılarını, sevinçlerini, savaşlarını, aşklarını ve gündelik yaşamını hafızalarında koruyan sözlü tarih aktarıcılarıdır. Kürt dilinin ve kültürünün günümüze kadar ulaşmasında dengbêjlerin önemli bir rol oynadığı kabul edilmektedir. Onlar, toplumsal acıları ve ortak deneyimleri sözlü anlatı yoluyla dile getirmiş; yasaklamalara ve kültürel baskılara rağmen Kürtçenin toplumsal yaşam içerisindeki varlığını sürdürmesine katkı sağlamışlardır.

Ayşe Şan’ın yaşamı, Kürtçe müzik icra eden sanatçıların karşılaştığı siyasal ve toplumsal baskıların önemli örneklerinden biri olarak aktarılmaktadır. Ayşe Şan, Güney Kürdistan’da verdiği bir konserden döndükten sonra gözaltına alındığını, ağır baskı ve kötü muameleye maruz kaldığını anlatmıştır. Kadın bir sanatçı olması ve Kürtçe şarkı söylemesi nedeniyle hem siyasal hem de toplumsal baskılarla karşı karşıya kalmıştır.

Gezgin anlatıcılar olarak dengbêjler

Geleneksel dengbêjler çoğunlukla gezgin sanatçılardı. Köyden köye ve şehirden şehre dolaşarak sokaklarda, harman yerlerinde, aşiret reislerinin konaklarında, göçebe toplulukların kara çadırlarında ve halk meclislerinde eserlerini icra ederlerdi. İnsanlar dengbêjin çevresinde toplanır; aşk, savaş, yiğitlik, ayrılık, göç ve toplumsal çatışmaları konu alan kılamları ve hikâyeleri dinlerdi.

Dengbêjlerin ziyaret ettiği köylerde günlük yaşam bir süreliğine değişir, anlatılan hikâyeler insanların ortak duygularını canlandırırdı. Dengbêj, kimi zaman toplumun acılarını dile getirir, kimi zaman da ağır yaşam koşulları içerisinde insanlara moral ve eğlence sağlardı.

Kürt toplumunda tanınan dengbêj anlatıları ve kılamlar arasında şunlar bulunmaktadır:

Bu eserlerin bir bölümü tarihsel olayları, bir bölümü aşiretler arasındaki çatışmaları, bir bölümü ise aşk ve trajedi hikâyelerini konu almaktadır.

Dengbêjliğin tanımı ve temel özellikleri

Müzisyen Rotînda Yetkîner’in değerlendirmesine göre dengbêjlik, Kürt müziğinin kimliği niteliğindedir. Başka halklarda da ozanlar, âşıklar ve hikâye anlatıcıları bulunmakla birlikte Kürt dengbêjliği kendine özgü bazı niteliklere sahiptir.

Dengbêj açısından makam, başlı başına gösterişli bir müzik sistemi olmaktan çok, destan ve hikâyelerin ses aracılığıyla anlatılmasını sağlayan bir yöntemdir. Dengbêjler, olayların atmosferini makam aracılığıyla oluşturur; anlatının etkisini artırır ve dinleyicinin dikkatini canlı tutarlar.

Dengbêjler, çok güçlü bir hafızaya sahip olmalarıyla tanınırlar. Uzun destanları, yüzlerce dörtlükten oluşan eserleri, tarihsel olayları ve kişilerin soy ilişkilerini ezberlerinde tutabilirler. Bu nedenle dengbêjler, kimi zaman bir tarihçi, toplum bilimci veya sözlü arşiv görevlisiyle karşılaştırılmaktadır.

Dengbêjlikte söz, melodi kadar önemlidir. Kelimelerin doğru seçilmesi, seslerin birbirine bağlanması, cümlelerin ritmik biçimde düzenlenmesi ve anlatının anlaşılır biçimde aktarılması temel unsurlardır. Dengbêjler çoğunlukla çocukluklarından itibaren bu sanatla ilgilenmeye başlar ve zaman içerisinde çeşitli ses teknikleri geliştirirler.

Dengbêjlerin kullandığı makamlar arasında özellikle şunlar bulunmaktadır:

Dengbêjler eserlerini çoğu zaman resitatif bir tarzda icra ederler. Bu tarzda müzikal anlatım, düzenli ölçülere bağlı bir şarkıdan çok konuşma ile ezgi arasında gelişen bir seslendirme biçimidir. Sözler ve cümleler art arda sıralanırken melodi, anlatının duygusal yapısına göre şekillenir.

Dengbêjlikte kadınların rolü

Kaynak metinde dengbêjliğin kökeni, insanlığın ilk dönemlerindeki doğa inançlarıyla ilişkilendirilmektedir. İlk dengbêjlerin kadınlar olduğu ve kadınların, toplumun sözlü kültürünün oluşmasında temel bir rol üstlendikleri ifade edilmektedir.

Kürt kültüründe birçok şarkı kadınlar tarafından oluşturulmuştur. Kadınlar aşk, ayrılık, ölüm, göç, evlilik, savaş ve toplumsal acılar üzerine kılamlar söylemişlerdir. Erkek dengbêjlerin icra ettiği eserlerin önemli bir bölümünün de kadınların diliyle veya kadınların bakış açısından oluşturulduğu görülmektedir.

Ataerkil toplumsal düzenin güçlenmesi ve kadınların kamusal alanlardan uzaklaştırılmasıyla birlikte kadın dengbêjlerin divanlarda, düğünlerde ve yas törenlerinde doğrudan eser icra etmeleri zorlaşmıştır. Bunun sonucunda bazı kadınlar kendi oluşturdukları kılamları oğullarına, kardeşlerine veya ailelerindeki erkeklere öğretmiş ve eserlerini onlar aracılığıyla topluma ulaştırmıştır.

Zaman içerisinde dengbêjlik eğitimi erkekler arasında da usta-çırak ilişkisiyle aktarılmaya başlanmıştır. Evdalê Zeynikê, bu dönüşümün en belirgin örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. Araştırmacılara göre onun döneminden sonra daha önce kadınların ağırlıkta olduğu dengbêjlik geleneği giderek erkek dengbêjlerin hâkim olduğu bir alana dönüşmüştür.

Dengbêjlikte müzikal ve anlatısal biçimler

Lawje

Lawje, genellikle belirli bir ritmik ölçüye bağlı olmayan serbest bir dengbêjlik biçimidir. Lawjeler, hikâye ve destanlara göre daha kısa olmakla birlikte bazı uzun destanlar da lawje biçiminde icra edilebilir.

Lawjelerin melodisi belirgindir ve eserin farklı bölümleri arasında melodik tekrarlar görülür. Kürt müziği içinde lawje, serbest yapısı ve güçlü vokal anlatımı nedeniyle Kürt müzikal karakterini en açık biçimde yansıtan türlerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Lawje icrasında serbest ölçü ve yoğun ses titreşimleri kullanılır. Vibrasyon, özellikle uzun seslerde belirgin biçimde ortaya çıkar. Eserin bazı bölümlerinde sözler hızla ve birbirine bağlı şekilde söylenirken bazı bölümlerde ses uzatılır.

Colemêrg bölgesinde lawjenin hızlı söylenen bölümüne havînî adı verilmektedir. Bu bölümde kelimeler birbirini hızlı biçimde takip eder. Beyitlerin son sesleri çoğu zaman e veya o sesine dönüşür. Hızlı bölümün ardından ses uzatılarak dengbêje nefes alma olanağı sağlanır. Bu nedenle havînî bölümü, icracı açısından bir dinlenme ve geçiş bölümü olarak da değerlendirilebilir.

Lawjelerin konuları çoğunlukla kavuşamayan âşıklar, ayrılıklar, ölümler ve toplumsal trajedilerdir. Ölen bir kişinin ardından söylenen bazı lawjeler, ağıt veya ninni benzeri bir biçim kazanabilir.

Serhat Bölgesi dengbêjlerinin seslerinde yoğun vibrasyon kullanımı dikkat çeker. Bu bölge, lawje geleneğinin en güçlü merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Lawje ayrıca Bahdinan, Cizre ve Hakkâri bölgelerinde de yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Heyranok

Heyranok, kadınlar ve erkekler tarafından söylenen aşk şarkılarıdır. Heyranoklar özellikle govendlerde, düğünlerde ve eğlencelerde karşılıklı olarak icra edilir.

Bir kadın ve bir erkek veya iki ayrı grup karşılıklı biçimde birbirinin sözünü devralır. Bu karşılıklı söyleyiş, govendin ritmi içerisinde sürdürülür. Heyranoklarda baharın canlılığı, doğanın güzelliği, aşk, heyecan, sevinç ve coşku öne çıkar.

Heyranok melodileri çoğunlukla liriktir. Her melodi bir dörtlüğün yapısına göre oluşturulur. Melodi sabit kalırken sözler değiştirilebilir. Böylece aynı melodinin üzerine farklı dörtlükler söylenebilir.

Halk divanlarında söylenen kahramanlık içerikli veya lirik heyranoklar da bulunmaktadır. Kürtlerin yaşadığı hemen her bölgede heyranok örneklerine rastlanır. Bunlar bölgeden bölgeye küçük farklılıklar göstermekle birlikte genel olarak benzer yapılara sahiptir.

Hakkâri’nin Pinyaniş bölgesinde Kürtler ile Süryaniler arasındaki güçlü kültürel ilişkiler nedeniyle heyranok makamlarında farklılıklar ortaya çıkmıştır. Heyranoklar yapı bakımından manilere benzemekte ve çoğunlukla genç kadınlarla erkekler arasındaki aşkı konu almaktadır.

Yaylaya çıkış döneminde söylenen heyranoklarda coşku ve sevinç daha belirgindir. Bazı heyranokların sözleri açık biçimde erotik nitelik taşıyabilir. Kaynak metne göre bu tür eserler esas olarak âşıklar arasında söylenir ve başkalarının dinlemediği özel bir iletişim biçimi oluşturur.

Pîrepayîzok

Pîrepayîzok, sonbahar mevsimiyle bağlantılı olarak söylenen lirik şarkılardır. Bu eserlerin temel duygusu hüzün, ayrılık ve geçicilik düşüncesidir.

Yaylalardan ovalara dönüş, yaz mevsiminin sona ermesi ve doğanın canlılığını kaybetmesi, pîrepayîzokların içeriğini belirler. Sonbaharın insan ömrünün yaşlılık dönemini temsil ettiği düşünülür. Bu nedenle eserlerde yaşlanma, zamanın geçişi, ayrılık ve yaklaşan ölüm duygusu işlenir.

Pîrepayîzoklarda kullanılan makamlar heyranok makamlarına benzemekle birlikte anlatım daha hüzünlü ve liriktir. Heyranok çoğunlukla iki âşık arasında ve karşılıklı olarak söylenirken pîrepayîzok genellikle tek bir kişi tarafından icra edilir.

Lawikê Siwaran

Lawikê Siwaran, savaş, çatışma, yiğitlik ve kahramanlık olaylarını konu alan eserlerin genel adıdır. Bu tür şarkıların ritmi sert, hareketli ve canlıdır.

Kürdistan’ın tarih boyunca savaşlara ve siyasal çatışmalara sahne olması, Kürt müziğinde çok sayıda epik eserin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Lawikê Siwaranlarda aşiret savaşları, dış güçlerle yapılan çatışmalar, baskıya karşı direniş ve kahraman kişilerin yaşamları anlatılır.

Ovalık bölgelerde yaşayan bazı Kürt toplulukları bu tür eserlere delal, dağlık bölgelerde yaşayanlar ise lawik veya lawikî adını vermektedir. Delallar çoğunlukla tembur eşliğinde söylenir.

Lawiklerin melodisi sınırlı bir ses alanına sahip olabilir. Buna karşılık ritimleri kısa, sert ve güçlüdür. Uzun destanlarda anlatılan olaylara göre ritim ve melodi değişebilir. Savaş sahnelerinde hızlı ve sert; yas, ayrılık ve ölüm bölümlerinde ise daha yavaş ve lirik bir yapı kullanılabilir.

Bu eserler, Kürt toplumunun tarihsel kişilikleri hakkında önemli bilgiler içerir. Aynı zamanda geçmiş dönemlerin yerleşim biçimleri, toplumsal ilişkileri, aşiret yapıları ve gündelik yaşamları hakkında sözlü belgeler niteliğindedir.

Destan ve beyt

Destan veya beyt, manzum ve epik hikâyelerden oluşan kapsamlı anlatı türleridir. Bu eserler güçlü bir edebî yapıya, uzun bir olay örgüsüne ve çok sayıda karaktere sahip olabilir.

Beytlerin ve destanların temel konuları şunlardır:

  • Büyük aşklar
  • Aşiret savaşları
  • Kahramanlık hikâyeleri
  • Toplumsal çatışmalar
  • Tarihsel olaylar
  • Göç ve sürgün
  • İlahi aşk

Zembîlfiroş Destanı, ilahi aşkın işlendiği eserlerin önemli örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.

Destanın her bölümü farklı bir makam ve ritim içerisinde icra edilebilir. Bölümün konusuna göre melodi lirik ve yumuşak veya sert ve güçlü bir karakter kazanır. Destanlar, edebî ve müzikal bakımdan ağır eserler oldukları için çoğunlukla büyük ve deneyimli dengbêjler tarafından bütünüyle ezberlenebilir.

Hakkâri bölgesinde bazı destanların sert ve coşkulu bölümleri, düğünlerde govend eşliğinde de söylenmiştir. Ancak kaynak metne göre günümüzde uzun Kürt destanlarını bütünüyle ezberleyebilen dengbêjlerin sayısı büyük ölçüde azalmıştır.

Önemli Kürt destanları arasında şunlar sayılmaktadır:

Bu destanların her biri, Kürt toplumunun sözlü tarihi ve kültürel hafızasının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

Bêrîte veya Bêlîte

Bêrîte veya Bêlîte, özellikle Botan bölgesinde görülen bir şarkı biçimidir. Eserlerin sözleri savaş ve kahramanlık konularını işlese de melodileri çoğunlukla yumuşak ve liriktir.

Bu biçime büyük şehirlerde ve kasabalarda fazla rastlanmaz. Kaynak metinde bêrîtenin Şeşbendî geleneğinden etkilendiği ifade edilmektedir.

Bêrîte, belirli bölgelerde sınırlı biçimde yaşadığı için eserlerin dili zaman içerisinde zayıflamış veya anlaşılması güç hâle gelmiştir. Hakkâri’nin Pinyaniş bölgesinde bazı dengbêjlerin Süryani kültürüyle kurduğu ilişkiler sonucunda bêrîte icrasında Süryani müzik biçimlerinin etkileri görülmüştür.

Botan’daki Goyan aşireti içerisinde de bêrîte biçimi bulunmaktadır. Bu eserler iki kişi tarafından karşılıklı olarak söylenir ve tekrar bölümleri de iki kişilik bir yapı içerisinde icra edilir.

Dîlok

Dîlok, düğün ve eğlencelerde govend eşliğinde söylenen ritmik şarkıların genel adıdır. Dîloklarda bir kişi ana bölümü söyler, diğer kişi veya grup ise sözün son kısmını tekrarlar.

Dîlok melodileri govendin ritmine göre şekillenir. Bununla birlikte govend dışında, halk toplantılarında bağımsız bir şarkı olarak söylenen dîloklar da bulunmaktadır.

Bir dîlok, çok sayıda dörtlükten meydana gelebilir. Dörtlüklerin sözleri değişmesine rağmen melodi çoğunlukla aynı kalır. Toplumsal yaşam içerisindeki hemen her olay dîlokların konusu olabilir.

Dîlok biçimi içerisinde şu tür eserler bulunabilir:

  • Govend şarkıları
  • Epik şarkılar
  • Heyranoklar
  • Govend eşliğinde söylenen destan bölümleri
  • Aşk şarkıları
  • Güncel toplumsal olayları anlatan şarkılar

Çalgısal dîloklar, geleneksel olarak profesyonel müzisyen toplulukları tarafından davul, Def ve zurna eşliğinde icra edilmiştir. Bu melodiler eşliğinde toplu veya iki kişilik govendler oynanır. Bazı gösterilerde pandomim ve taklide dayalı oyunlara da yer verilir.

Dîlokların melodileri değişmezken bir eser yirmi veya otuz dörtlükten oluşabilir. Govend sırasında birkaç kişi şarkıyı söylerken diğer kişiler son kelimeleri tekrarlar. Bu karşılıklı yapı eserin sonuna kadar devam eder.

Bazen şarkı değişmesine rağmen aynı melodi üzerinde yeni sözler söylenebilir. Dîloklarda govend tarzını belirleyen temel unsurlar söz ve ritimdir. Bu nedenle kelimelerin ölçüye uygun biçimde yerleştirilmesi önem taşır.

Serşo

Serşo, Kürt düğünlerinde damadın yıkanması ve tıraş edilmesi sırasında gerçekleştirilen törenle bağlantılı şarkı biçimidir.

Serşo şarkıları eşliğinde genellikle govend oynanmaz. Eserler oturularak ve halk divanı içerisinde icra edilir. Yapı bakımından serbest olmakla birlikte bir şarkının içerisinde farklı ölçüler bulunabilir.

Bazı bölümler belirli bir ritme bağlıyken bazı bölümler serbest biçimde söylenir. Uzun cümleler ritmik yapıyı değiştirebilir ve kelimeler bazen ortalarından bölünerek melodiye uyarlanabilir. Bu nedenle serşo, ritmik şarkı ile serbest vokal anlatım arasında bulunan bir biçim olarak değerlendirilebilir.

Serşo şarkılarının bazı özellikleri şeşbendî biçimine benzemektedir.

Narînk

Narînk veya Narîn, düğünlerde gelin alayı sırasında söylenen şarkılardır. Damat tarafının gelini almak üzere yola çıktığı ve gelinin ailesinden ayrıldığı sırada icra edilir.

Narînkler ritmik eserlerdir. Bununla birlikte ninni ve ağıtlara benzer biçimde hüzünlü bir anlatıma sahiptir. Şarkıların temel konusu ayrılık, vedalaşma ve aileden uzaklaşmadır.

Serşo şarkılarından farklı olarak narînklerde çok sayıda ritmik değişiklik bulunmaz. Eserler basit bir ritim ve lirik melodilerle söylenir. Farklı makamlarla icra edilen ancak benzer sözleri kullanan çok sayıda narînk bulunmaktadır.

Narînkler çok sayıda dörtlük içerebilir. Buna rağmen melodi ve ritim eser boyunca büyük ölçüde aynı kalır.

Çalışma şarkıları

Çalışma şarkıları, bağlarda, bahçelerde, tarlalarda ve ev içi üretim alanlarında çalışan insanların birlikte söylediği eserlerdir. Bu şarkıların sözleri her zaman yapılan işle doğrudan bağlantılı değildir. Ancak ritimleri çoğunlukla yapılan işin hareketlerine göre biçimlenir.

Şarkı aralarında çıkarılan sesler, melodinin yükselip alçalması ve tekrarların düzeni yapılan işin ritmiyle uyumludur. Benzer çalışma şarkıları Ermeni müziğinde Horovel adıyla bilinmektedir.

Çalışma şarkıları şu faaliyetler sırasında söylenebilir:

  • Bulgur dövme ve öğütme
  • Ekin ekme
  • Buğday biçme
  • Meyve ve sebze toplama
  • Bağ ve bahçe işleri
  • Üzüm ezme
  • Yün yıkama
  • Yün eğirme
  • Halı ve kilim dokuma
  • Tereyağı yapma

Kadınlar ve genç kızlar yün yıkarken, yün eğirirken veya halı ve kilim dokurken Berdolavî adı verilen şarkılar söylemişlerdir. Bu eserlerin melodileri çoğunlukla acı ve hüzün taşımaktadır.

İki kadının birlikte yayık çalkalarken söylediği şarkılara meşkê adı verilir. Bu eserlerin ritmi, yayığın hareketleriyle uyumludur. Şarkıların konusu farklı olabilmekle birlikte aşk ve sevgi temaları ağırlıktadır.

Halk inanışına göre ne kadar çok aşk şarkısı söylenirse yayıkta o kadar fazla yağ oluşacağı düşünülmüştür. Bu şarkılarda çoğunlukla 3/4’lük ritimler kullanılır. Ancak biçim ve ritim bölgeden bölgeye değişebilir.

Keldaniler arasında yayık başında söylenen ve Gudî adı verilen şarkılar, Kürtlerin meşk şarkılarına benzemektedir. Kürtlerin üzümü şıra elde etmek için ezdiği sırada söylediği eserlerle Keldanilerin şarap üretimi sırasında söylediği şarkılar da çalışma şarkılarının benzer örnekleridir.

Şeşbendî

Şeşbendî, çoğunlukla düğünlerden sonra akşam saatlerinde halk divanlarında icra edilen karmaşık bir vokal biçimdir.

Şeşbendî eserlerinin ritmik yapısını çözümlemek oldukça zordur. Bu eserler, serbest ve ölçülü icra arasında yer alan yarı serbest bir yapıya sahiptir. Beyt biçimine benzer şekilde söylenir.

Sözlerde seslerin birbirine bağlanması, kelimelerin kısaltılması ve bazı hecelerin birleştirilmesi yaygındır. Sessiz harfler, sözlerin akışını sağlamak amacıyla birbirine bağlanabilir.

Şeşbendî makamlarında toplu bir koro bölümü ya hiç bulunmaz ya da oldukça sınırlıdır. Eser çoğunlukla dört veya beş kişi tarafından sırayla söylenir.

Şeşbendîlerin konuları toplumsal olaylardan oluşur. Sözler eseri söyleyen kişiler tarafından ezberlenir ve dışarıdan dinleyenler için anlaşılması güç olabilir. Özellikle kelimelerin sonlarında tekrarlanan ya ve ha sesleri, anlatımın anlaşılmasını zorlaştırabilir.

Şeşbendî ve heyranok biçimlerinin Süryani müziğinde de benzer örnekleri bulunmaktadır.

Lorîk

Lorîk, anneler tarafından çocuklarına söylenen ninni ve sözlü anlatı biçimidir. Lorîklerin konusu yalnızca çocukları uyutmakla sınırlı değildir; toplumsal olaylar, aile bireyleri, kahramanlıklar, acılar ve kişisel deneyimler de lorîklerin içeriğine girebilir.

Anneler, bu eserleri çocuklarına öğreterek kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlarlar. Lorîklerin sözleri çoğunlukla yumuşak, sakinleştirici ve duygusal bir niteliğe sahiptir.

Tören şarkıları

Tören şarkıları, gerçekleştirilen törenin niteliğine göre farklı biçimler kazanır. Genel olarak düğün ve sevinç şarkıları ile yas ve ağıt şarkıları olmak üzere iki ana gruba ayrılabilir.

Düğün şarkıları

Kürt düğünlerinde farklı aşamalara göre çeşitli şarkılar söylenmektedir:

  • Gelinin annesinin söylediği şarkılar
  • Damadın annesinin söylediği şarkılar
  • Gelinin ağladığı ayrılık şarkıları
  • Gelin ve damadı öven şarkılar
  • Gelin alma şarkıları
  • Serşo şarkıları
  • Narînkler
  • Govend şarkıları

Hakkâri gibi bazı bölgelerde bu eserlerin bir bölümü düğün dışında halk divanlarında da söylenmektedir.

Yas ve ağıt şarkıları

Yas şarkıları, ölen kişinin ardından söylenen eserlerdir. Bu şarkılarda ölen kişinin yaşamı, kişiliği, ailesi ve toplum içerisindeki yeri anlatılır. Aynı zamanda geride kalan çocuklara ve akrabalara öğütler verilebilir.

Yas şarkıları, ölümün gerçekleşmesinden defin törenine kadar geçen süre içerisinde ağlama, feryat ve sözlü doğaçlama yoluyla oluşturulur. Eserler çoğunlukla kadınlar tarafından söylenir ve olay sırasında yeniden şekillenebilir.

Katar

Katar şarkıları, uzun yolculuklar sırasında söylenen eserlerdir. Bu şarkıların temel konuları özlem, gurbet, yeniden kavuşma isteği ve ayrılıktır.

Benzer bir şarkı biçimi Arap müziğinde Huda adıyla bulunmaktadır. Bununla birlikte kaynak metinde Kürt katar biçiminin Arap müziğindeki örneklerden farklı özellikler taşıdığı belirtilmektedir.

Medîha ve mevlit

Medîha, halk divanlarında söylenen dinî içerikli övgü şarkılarıdır. Bu eserlerde çoğunlukla Muhammed, Ali ve tarikat şeyhleri övülmektedir.

Medîha, doğrudan bir zikir müziği değildir. Tek bir kişi tarafından çalgısız söylendiğinde serbest ritimli; bir grup tarafından söylendiğinde ise düzenli ritimli olarak icra edilebilir.

Medîhaların makamları halk müziğinde kullanılan makamlara yakındır. Bunun nedeni, medreselerde eğitim gören feqîlerin köylerine döndüklerinde dinî makamları kendi bölgelerinin yerel makamlarıyla birleştirmeleri olarak açıklanmaktadır.

Bazı medîhalar cenazenin defnedilmesi sırasında, bazıları tabutun kaldırıldığı anda, bazıları ise halk divanlarında söylenir.

Mevlit, Muhammed’in doğumunu öven dinî bir eserdir. Melayê Bateyî, mevlit metnini Arapçadan Kürtçeye aktarmıştır. Eserin dili bütünüyle halk dili özellikleri taşımasa da uzun süreli sözlü aktarım sonucunda halk kültürünün bir parçası hâline gelmiştir.

Kürt dinî müzik geleneği

Kürt toplumundaki farklı inanç gelenekleri, kendilerine özgü müzik, ritüel ve sözlü edebiyat biçimleri geliştirmiştir. Ezidilik, Kadirilik, Kürt Aleviliği ve Ehl-i Hak inancında müzik yalnızca sanatsal bir etkinlik değil, dinî bilginin ve toplumsal hafızanın aktarılmasını sağlayan kutsal bir araçtır.

Ezidilikte qewl geleneği

Ezidi qewlleri iki temel biçimde icra edilmektedir:

  1. Lawje biçiminde ve yalnızca insan sesiyle icra edilen qewller
  1. Bilûr ve erbane eşliğinde söylenen qewller

Ezidi toplumunda müzik ve govend, hem yas hem de bayram törenlerinde önemli bir yere sahiptir. Dinî görevliler ve qewallar, Nevruz kutlamalarında ve Şeyh Adî ile bağlantılı dinî günlerde bilûr ve erbane eşliğinde beytler, ilahiler, katarlar ve başka ritüel eserler icra ederler.

Koçek adı verilen kişiler de bu müzikler eşliğinde dinsel nitelikli hareketler ve danslar gerçekleştirirler.

Halk arasında sözlü olarak aktarılan qewller ile Mishefa Reş içerisinde yer aldığı belirtilen qewllerin birbirinden farklı varyantları bulunmaktadır. Bazı Ezidi qewllerinin 13. ve 15. yüzyıllara kadar uzandığı ifade edilmektedir.

Kaynak metinde Ezidi törenlerinin, doğayı kutsal kabul eden eski pagan ve doğa merkezli inançların izlerini taşıdığı belirtilmektedir.

Kadiri ayin müziği

Kadiri ayin müziği, zikir temelli bir dinî müzik biçimidir. Özellikle Kürdistan’ın doğu bölgelerinde ve İran’ın bazı kesimlerinde, Abdülkadir Geylânî’ye bağlı tarikat toplulukları tarafından icra edilmektedir.

Müziğin ritmi, zikrin ve ritüelin yoğunluğuna göre giderek hızlanır ve güçlenir. Katılımcıların manevi coşkusu arttıkça ritmik yapı da daha kuvvetli hâle gelir.

Kürt Aleviliğinde müzik

Kürt Aleviliği, müzik ve ritüelin önemli bir yere sahip olduğu inanç geleneklerinden biridir. Kürt Aleviler arasında gündelik dil Kürtçe olmasına rağmen bazı bölgelerde semah sırasında söylenen deyişlerin dili büyük ölçüde Türkçedir.

Buna karşılık Dersim’in iç kesimlerinde semahların dili çoğunlukla Zazaca ve Kurmancidir. Kaynak metinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Kürt Aleviler üzerinde uygulandığı belirtilen asimilasyon politikalarının ritüel dilindeki değişimde önemli bir etkisi olduğu savunulmaktadır.

Kürt Aleviliği ile Anadolu’daki diğer Alevi toplulukları arasında bazı tarihsel ve ritüel farklılıkların bulunduğu ifade edilmektedir. Kürt Alevilerinin Zerdüştlük ve doğa inançlarına ait bazı ritüel unsurları günümüze kadar koruduğu ileri sürülmektedir.

Semah törenleri pirler tarafından yönetilir. Bazı bölgelerde pirlerin Türkçeyi ritüel ve duaların dili olarak kullanmaya başladığı görülmektedir. Bununla birlikte Koçgiri, Maraş ve Malatya bölgelerinde hâlen çok sayıda Kürtçe deyiş bulunmaktadır.

Deyişlerin içeriğinde doğa inancı, insan sevgisi, toplumsal ilişkiler, adalet ve manevi bağlılık işlenir. Tembur, semah ve deyiş müziğinin temel çalgısıdır. Deyiş bağımsız bir müzik biçimi olmakla birlikte halk şarkılarının çeşitli melodik ve ritmik özelliklerinden de yararlanır.

Ehl-i Hak müziği

Ehl-i Hak veya Yarsanlık, özellikle Doğu Kürdistan’daki Goran Kürtleri arasında gelişmiş bir inanç sistemidir.

Kaynak metinde bu inancın Mezopotamya’daki eski doğa merkezli inanç geleneklerinin devamı niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir. Ehl-i Hak toplantıları ve ayinleri müzikli divanlar biçiminde gerçekleştirilir.

Bu inancın dinî önderleri aynı zamanda müzisyen ve şarkıcıdır. İnancın sırları, öğretisi ve manevi bilgisi müzik yoluyla topluma aktarılır. Ehl-i Hak ritüelleri, müzikal ve sembolik motifleri bakımından Ezidilik ve Dersim Kürtlerinin Alevilik geleneğiyle benzerlikler taşımaktadır.

Bu üç inanç geleneğinde de ateş önemli bir semboldür. Ehl-i Hak ritüellerinde manevi coşkuya ulaşan bazı müridlerin çıplak ayakla ateş üzerinde yürüdüğü aktarılmaktadır.

Ehl-i Hak inancında müzik kutsal kabul edilir ve dinî yaşamın temel unsurlarından biri olarak değerlendirilir.

Yeni müzikal tarzların oluşumu

Kürt müziği, 20. yüzyılda yalnızca folklorik biçimler, dengbêjlik ve dinî beytlerle sınırlı kalmamış; modern şiir ile müziğin birleştiği yeni bir alana yönelmiştir.

Başlangıçta dinî müzik ve halk müziğinin etkileri altında gelişen bu yeni tarz, sanatçıların bireysel yaratıcılıkları sayesinde farklı üslup ve ekollere ayrılmıştır.

Kürdistan’ın siyasal durumu, işgaller, baskılar, ayaklanmalar ve özgürlük mücadeleleri yeni eserlerin temel konularını oluşturmuştur. Modern Kürt şarkılarında şu konular öne çıkmıştır:

  • Kürdistan tarihi
  • Ülke ve toprak sevgisi
  • Göç ve sürgün
  • Siyasal baskılar
  • Kürt ayaklanmaları
  • Özgürlük mücadelesi
  • Dil ve kimlik
  • Yoksulluk ve toplumsal eşitsizlik
  • Aşk ve ayrılık

Bu yeni içerikler, Kürt müziğine hem farklı bir şiirsel anlatım hem de modern müzikal tarzlar kazandırmıştır.

Modern Kürt müziğinin gelişiminde etkili olan sanatçılar arasında şunlar bulunmaktadır:

Erivan, Bağdat ve Tahran radyolarının rolü

Erivan Radyosu, Bağdat Radyosu ve Tahran Radyosu, Kürt müziğinin kaydedilmesi, korunması ve geniş kitlelere ulaştırılmasında önemli bir rol oynamıştır.

Bu radyolar aracılığıyla çok sayıda dengbêj ve şarkıcı eserlerini kaydetme olanağı bulmuştur. Radyo yayınları sayesinde daha önce yalnızca belirli köylerde veya bölgelerde bilinen eserler, Kürt coğrafyasının farklı kesimlerine ulaşmıştır.

Bu radyolarda eserleri yayımlanan sanatçılar arasında şunlar bulunmaktadır:

Radyolar yalnızca yayın kuruluşu değil, aynı zamanda Kürtçe şarkıların kaydedildiği ve arşivlendiği kültürel merkezler olarak işlev görmüştür. Bu kayıtlar, daha önce sözlü olarak aktarılan çok sayıda eserin kalıcı hâle gelmesini sağlamıştır.

Erivan, Bağdat ve Tahran radyolarının Kürt kimliğinin ve ulusal bilincin gelişiminde de etkili olduğu belirtilmektedir. Kürtçe müziğin farklı bölgelere ulaşması, ortak dil ve kültür bilincinin güçlenmesine katkıda bulunmuştur.

Bu radyo yayınları, modern Kürt müziğinin ilk okulları olarak da değerlendirilebilir. Mihemed Şêxo, Hesen Zîrek ve Aram Tigran gibi sanatçılar, özgün yorumları ve eserleriyle çağdaş Kürt müziği içerisinde farklı ekoller oluşturmuşlardır.

Özellikle Mihemed Şêxo ve Aram Tigran’ın modern şiir ile müziği bir araya getiren eserleri, sonraki kuşak sanatçıları üzerinde güçlü bir etki yaratmıştır. Kürt müziğinde onların melodilerinden, söyleyiş biçimlerinden veya şiir anlayışından etkilenmeyen çok az sanatçının bulunduğu ifade edilmektedir.

Kültürel önemi

Dengbêjlik ve ona bağlı müzikal biçimler, Kürt toplumunun tarihsel hafızasının temel kaynakları arasındadır. Yazılı belgelerin sınırlı olduğu dönemlerde savaşlar, aşklar, göçler, toplumsal çatışmalar, aşiret ilişkileri ve gündelik yaşam dengbêjlerin eserlerinde korunmuştur.

Bu yönüyle dengbêjlik yalnızca bir müzik türü değildir. Aynı zamanda şu işlevlere sahiptir:

  • Sözlü tarih aktarımı
  • Kürtçenin korunması
  • Toplumsal hafızanın devamlılığı
  • Tarihsel olayların kaydedilmesi
  • Yerel kültürlerin korunması
  • Kuşaklar arası kültür aktarımı
  • Toplumsal eleştiri
  • Yas ve travmaların ifade edilmesi
  • Ortak kimlik duygusunun güçlendirilmesi

Modern kayıt teknolojileri, radyo, televizyon ve dijital platformlar dengbêjlik geleneğinin yeni kuşaklara ulaşmasına katkı sağlamıştır. Bununla birlikte uzun destanları bütünüyle ezberleyen ve geleneksel icra tekniklerini sürdüren dengbêjlerin azalması, bu kültürel mirasın korunmasını gerekli hâle getirmektedir.

Ayrıca bakınız

Kaynak bilgisi

Metnin özgün Kürtçe nüshası Rotînda Yetkîner tarafından hazırlanmıştır.