Kendi Küllerinden Yeniden Doğmak (Veger 7, 2004)

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
📜 Orta Anadolu Kürtleri Tarihi › Dönem VII: Avrupa’ya göç ve diaspora ›Kendi Küllerinden Yeniden Doğmak (Veger 7, 2004)

  Portal  

"Kendi Küllerinden Yeniden Doğmak – Psiko-Sosyal Bir Analiz", Veger dergisinin 7. sayısında (Mart 2004) "Psikolog M. Göncü" imzasıyla yayımlanan üç sayfalık bir deneme yazısıdır.[1] Yazar, şiddet gören çocuğun geliştirdiği savunma mekanizmalarını bir benzetme olarak kullanır ve devletin Kürtlere yönelik asimilasyon politikasının toplumsal-psikolojik sonuçlarını tartışır. Yazı kaynakça ya da dipnot içermez; bir görüş yazısıdır.

Yazının içeriği

Çocukluk, güven ve savunma mekanizmaları

Yazar, yetişkinlikteki özgüvenin büyük ölçüde çocuklukta aile, okul ve arkadaş çevresinde şekillendiğini yazar. İyi davranılan ve temel ihtiyaçları karşılanan çocuğun Erich Fromm'un tarif ettiği gibi "özgür, üretken ve kendisini tanıyan" bir insan olacağını söyler.[1] Şiddet gören çocuğun ise savunma mekanizmaları geliştirdiğini anlatır. Bu çocukların yetişkinlikte utangaç, gergin, "hayır" diyemeyen, özgüvensiz ya da şiddete şiddetle karşılık veren kişiler olabileceğini yazar. Bir kısmının da aşağılanmaya hiç tepki göstermemeyi öğrendiğini ekler. Yazara göre bunlar ileride nevroz, mazoşizm ve narsisizm gibi sorunlara yol açabilir.

Benzetme: devlet ve toplum

Yazar bu bireysel modeli topluma uygular. Ona göre Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı mirasını da devralarak "korkut, aşağıla, hapset, o zaman asimile etmek kolaydır" mantığıyla hareket etmiştir. Sonuçta "arabesk-mazoşist" bir toplum oluştuğunu, özgüvenini yitirmiş insanların asimilasyona daha açık hale geldiğini savunur.[1] Bunlar yazarın yorumudur.

Yazar bu iddiayı 12 Eylül dönemine ait örneklerle destekler. Kenan Evren'e atfedilen "Ne yapalım, asmayıp da besleyelim mi?" sözünü ve bu sözün babaları kuşağınca da tekrarlandığını anar. Aziz Nesin'e atfettiği bir sözü aktarır: "Türkiye'nin delileri ülkeyi yönetti, akıllılar ise hapishanelerde esir tutuldu." "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" atasözünü korkunun toplumsal bilinçaltına yerleşmesinin bir göstergesi sayar. Bildiği başka dillerde böyle bir atasözüne rastlamadığını söyler.[1]

Dil ve asimilasyon

Yazara göre Kürtlere uygulanan "en ağır şiddet" fiziksel değil psikolojik şiddettir. Yalnız Kürtçe bilen çocuklara okulda Kürtçe konuşmanın suç, "kirlenme" ve aşağılık duygusu olarak öğretildiğini yazar. İlkokulda Kürtçe konuşanlara fiziksel ceza verildiğini ve çocuklara birbirlerini ihbar etmenin öğretildiğini anlatır.[1] Bu politikanın "batıda yaşayan Kürt nüfusa" daha geniş kapsamlı uygulandığını söyler. Kentlerde birçok kişinin kimliğini gizlediğini, bir kısmının çocuklarıyla Türkçe konuştuğunu ve "apo" yerine "amca", "xalo" yerine "dayı" denmesini bir sınıf atlama gibi gördüğünü yazar.

Yazar, Norveç'te tanıştığı, Ankara'da doğmuş, Kürt kökenli ama Kürtçe bilmeyen orta yaşlı iki kişiyi örnek verir. Bu kişiler Türkiye'de Kürtlüklerinden ötürü baskı görmediklerini söylemiştir. Yazar bunu, dilin unutturulmasının en büyük kayıp olduğuna dair bir kanıt olarak yorumlar.[1] Sözlü rivayet Ona göre dil, Kürtleri Türklerden ayıran en belirgin özellik ve kimlikle arasındaki "vazgeçilmez köprü"dür.

Sonuç

Yazar, asimilasyon politikalarının sonunda "geri teptiğini" ve tepki doğurduğunu savunur. Bir ülkenin demokratikleşmesinin yolunu hep azınlıkların ve ezilen kesimlerin açtığını, Türkiye'de bu rolü Kürtlerin üstlendiğini yazar. Türklerin ve diğer azınlıkların "kurtuluşu"nun da Kürt halkının mücadelesiyle gerçekleşeceğini öne sürer.[1] Bu yazarın siyasi görüşüdür.

Kaynak eleştirisi

  • Türü: Metin bilimsel bir çalışma değil, psikoloji kavramlarını siyasi bir argüman için kullanan bir denemedir. Yazar "psikolog" unvanını kullanır, ama kaynak, veri ya da yöntem vermez. "Sosyologlar da sürekli dile getirir" gibi genellemeler kaynaksızdır.
  • Yöntem: Bireysel gelişim psikolojisinden (çocuğun savunma mekanizmaları) bütün bir halkın "kolektif bilinçaltı"na geçiş bir benzetmedir. Bu tür aktarımlar sosyal psikolojide tartışmalıdır. Metindeki tanılar ("arabesk-mazoşist toplum") ölçülmüş bulgular değil, yazarın yorumudur. Hipotez
  • Alıntılar: Evren'e atfedilen söz, 12 Eylül dönemindeki idamlarla ilişkili olarak yaygın biçimde alıntılanır; yazar tarih ve kaynak vermez. Muhtemel Aziz Nesin'e atfedilen söz için kaynak bulunamadı; doğrulanamadı.
  • Okulda Kürtçe yasağı: Okulda Kürtçe konuşan çocukların cezalandırıldığına dair anlatım, yazarın ve kuşağının tanıklığına dayanır. Metinde belge ya da tarih verilmez. Sözlü rivayet
  • Orta Anadolu bağlantısı: Yazıda Orta Anadolu adı geçmez. Ancak "batıdaki Kürtler" arasında dil kaybı ve Ankara doğumlu Kürtlerin Kürtçe bilmemesi örneği, Orta Anadolu Kürtçesinin kuşaklar arası aktarımı tartışmasıyla doğrudan ilgilidir. Bu konuda sayısal veri bu yazıda yoktur.
  • Tarama: Yazının üç sayfası taramada tamdır. Basılı sayfa numaraları PDF sayfalarından iki fazladır; taramada daha önceki bir yerde iki sayfa eksik görünmektedir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ↑ 1,0 1,1 1,2 1,3 1,4 1,5 1,6 M. Göncü, "Kendi Küllerinden Yeniden Doğmak – Psiko-Sosyal Bir Analiz", Veger 7 (Mart 2004), s. 67–69 (PDF s. 65–67).