Sahipsiz Tarih

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
13.48, 14 Mart 2026 tarihinde Bro (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 7307 numaralı sürüm ("= Sahipsiz Tarih = == Orta Anadolu’da Indiana Jones’u Bekleyen Höyükler == … Eğer bir yerde yüzlerce höyük varsa ama kimse onları araştırmıyorsa, iki ihtimal vardır. Ya ortada keşfedilecek bir şey yoktur, ya da bakmayı henüz akıl edememişizdir. Ama Orta Anadolu’nun bozkır coğrafyasına bakınca insan üçüncü bir ihtimali düşünür: Belki de bu höyükler gerçekten bir arkeologu bekliyordur. Yetkililer gel..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Sahipsiz Tarih

Orta Anadolu’da Indiana Jones’u Bekleyen Höyükler

… Eğer bir yerde yüzlerce höyük varsa ama kimse onları araştırmıyorsa, iki ihtimal vardır. Ya ortada keşfedilecek bir şey yoktur, ya da bakmayı henüz akıl edememişizdir. Ama Orta Anadolu’nun bozkır coğrafyasına bakınca insan üçüncü bir ihtimali düşünür: Belki de bu höyükler gerçekten bir arkeologu bekliyordur. Yetkililer gelemiyorsa, bari o kamçılı adam gelsin: Indiana Jones.

Bugün yöremizdeki höyükler ve bu toprakların altında saklı kalmış tarih hakkında yazmak istiyorum.

Indiana Jones filmi, eski tapınakları ve kayıp şehirleri arayan bir arkeologun maceralarını anlatır. Defalarca seyrettim ben bu filmi. Elinde kamçısı, başında şapkasıyla dünyanın dört bir yanını dolaşır; harabeleri ve arkeolojik kalıntıları araştırır. Ama nedense yolu bir türlü Orta Anadolu’ya düşmez. Oysa gelseydi burada da aradığı şeylerin çoğunu bulabilirdi.

Çünkü bu bozkır coğrafyasında yüzlerce höyük, eski yerleşim ve hâlâ araştırılmayı bekleyen arkeolojik kalıntılar var. Bazen insan şaka yollu düşünüyor: Eğer bu höyükleri incelemek için arkeoloji yetkilileri gelemiyorsa, bari o kamçılı adam gelseydi. Biz de ona “Tu bi xêr hatî” deyip bir bardak soğuk ayran ikram eder, sonra da “Gel şu höyükleri bir dolaşalım” derdik.

Çünkü görünen o ki, bu toprakların tarihini ortaya çıkarmak için bazen gerçekten bir Indiana Jones cesareti gerekiyor.

17 Ocak 2026 tarihinde yazar ve araştırmacı Şoreş Reşî ile Êzidî Mişûrları üzerine bir söyleşi yapmıştım. Şoreş Reşî o söyleşide tarih konusunda önemli bir noktaya dikkat çekmişti.

Bunlardan ilki Aksaray’ın Çavdarlı Köyü ile ilgiliydi. Şoreş Reşî’nin aktardığına göre Qerê Şamez adlı bir kişinin elinde Sewêdî Aşireti’nden bahseden bir belge bulunuyordu. Bu belge Farsça ya da Arapça yazılmıştı. Bir süre sonra İstanbul’dan devlet görevlilerinin geldiği ve bu belgeyi alıp götürdüğü anlatılıyordu.

İkinci örnek ise Omê Köyü (bugünkü Gordoğlu Köyü) ile ilgiliydi. Mamê Rawê adlı bir kişinin toprak altından çeşitli arkeolojik eserler çıkardığı söyleniyordu. Bunların arasında heykeller, yazılı taşlar, kaplar ve paralar vardı. Hatta evinin önü adeta küçük bir açık hava müzesi gibiydi.

Ancak daha sonra devlet görevlilerinin gelerek Hititçe yazılı iki taşı götürdüğü anlatılıyordu.

Şoreş Reşî’ye göre bu tür olaylar, bölgenin tarihinin belgelerle ortaya konmasını zorlaştıran durumlardı. Çünkü geçmişi yıl yıl takip edebileceğimiz bir tarih zinciri hâlâ kurulmuş değildi.

Bu sözleri dinlerken insanın aklına şu soru geliyor: Eğer belgeler kaybolmuşsa, geçmişin izleri nerede kalır? Belki de toprak altında.

Geçtiğimiz günlerde sanatçı Hozan Atilla sosyal medya sayfasında dikkat çekici bir haber paylaştı. Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Bulduk Mahallesi çevresinde bir yer altı şehri olabileceğine dair bir haberdi bu. Yerel basında çıkan habere göre bölgede tüneller ve odalardan oluşan bir yer altı yapısının izlerine rastlandığı söyleniyordu.

Bu haber, Orta Anadolu’nun altında hâlâ keşfedilmeyi bekleyen büyük bir tarih olduğunu hatırlatması bakımından önemlidir.

Bizim kasabada da Gölyazı (eski adıyla Xelika) yakınlarında buna benzer bir tepe bulunur. Kasabamızda tarih öncesi dönemlere ait olduğu düşünülen iki höyük vardır: Sırtegir Höyüğü ve Gavur Ören Höyüğü. Ancak bu höyüklerin tarihi üzerine bugüne kadar kapsamlı bir bilimsel araştırma yapılmış değildir.

Buna rağmen kasabada büyüyen herkes o tepenin altında bir şeyler olduğunu bilir.

Hesina Mahallesinde (Demir Mahallesi) cami yapılırken yaşanan bir olay hâlâ anlatılır. temel kazısı sırasında belediyenin kepçesi bir anda çökmüş ve toprağın altında iki oda büyüklüğünde bir boşluk ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine kazı durdurulmuştur.

Kasabada yaşayan bazı yaşlılar o günleri şöyle anlatır: “Hocanın caminin yanındaki evi az kalsın çökecekti. Bizim ev de tam bir yer altı geçidinin üzerindeydi. Gece sessiz olunca içeriden yankılar gelirdi. Annem camiye gidenin mi yoksa çarşıya gidenin mi olduğunu o seslerden anlardı.”

Başka bir anlatıya göre kasabadan bir kişi bir gün gaz lambasıyla o dehlize inmeye çalışmış. Ancak yarı yolda lamba sönmüş. Karanlık bir anda her tarafı kaplayınca korkup geri dönmüş.

Kasabada tepenin altında üç kapı olduğu bile söylenir. Bu toprakların altında bir tarih yatıyor.

Belki de bu yüzden insan bazen şu soruyu soruyor: Indiana Jones dünyanın her yerine gitmiş. Ama nedense Orta Anadolu’ya hiç uğramamış.

Oysa belki de en büyük arkeoloji macerası tam burada, bu höyüklerin altında saklıdır.