Kıtlık sürecinde Reşwan Aşireti ve diğer İç Anadolu Kürt topluluklarının devletle olan vergi temelli ilişkileri
Kıtlık Döneminde Vergi ve Devletle İlişkiler
1873-1875 kıtlığı, Osmanlı Devleti'nin malî bir iflasın eşiğinde olduğu ve 93 Harbi öncesindeki en zorlu dönemine denk gelmiştir. Bu durum, devletin bölgedeki aşiretlerden beklentilerini ve onlara yaklaşımını doğrudan etkilemiştir:
- Aşar ve İltizam Sistemi: Kıtlık öncesinde vergiler genellikle mültezim (vergi çiftçisi) veya voyvoda aracılığıyla toplanıyordu. Ancak kıtlık başlayınca, mültezimler halka aşırı baskı yapmasın diye verginin "emâneten" (doğrudan devlet memurları eliyle) toplanmasına karar verildi.
- Malî Baskı: Kıtlığın ilk yılında Sadaret (hükümet), felaketin boyutlarını tam kestiremediği için vilayetlerden gönderilen vergilerin (muhassasat-i şahane) aksatılmamasını istemiştir. Ankara, Konya ve Kastamonu gibi vilayetler, kıtlık nedeniyle ödemeleri gereken verginin ancak yarısını yollayabilmişler; bu durum devlet hazinesinde büyük bir bütçe açığına yol açmıştır.
- Aşiretlerin " usual suspect" Görülmesi: Osmanlı bürokrasisi, kıtlık döneminde asayişi bozabilecekleri endişesiyle göçebe aşiretlere karşı pejoratif bir dil kullanmış; onları "şekavete (eşkıyalığa) meyilli" gruplar olarak tanımlamıştır. Bu süreçte güvenliği sağlamak için bölgede asker sayısı artırılmak istenmiş, ancak askerlerin de doyurulma sorunu nedeniyle bu adım her zaman atılamamıştır.
Çatışmalar ve Sosyal Direniş
Kıtlık ve açlık, aşiretler ile yerel idareciler ve spekülatörler arasında ciddi gerilimlere yol açmıştır:
- Zahire İhracat Yasağı ve Karaborsa: Devlet, bölge halkını doyurmak için zahire (tahıl) ihracatını yasaklamıştır. Ancak bazı yerel ileri gelenler ve tüccarlar, ellerindeki buğdayı karaborsada fahiş fiyatlara satmak için saklamışlardır. Bu durum, Yozgat ve Isparta gibi yerlerde halkın ve aşiretlerin hükümet konaklarını basmasına ve yağma olaylarına karışmasına neden olmuştur.
- İskân Direnişi: Bazı aşiret kolları, devletin sunduğu iskân yerlerini beğenmeyerek veya rüşvet vererek yerleşik hayata geçmekten kaçınmaya çalışmıştır.
Yeniden Toparlanma ve Devlet Yardımları
Kıtlığın en şiddetli dönemi geçtikten sonra, 1874'te kurulan İane-i Musabîn Komisyonu, bölgenin ve aşiretlerin yeniden ayağa kalkmasında kritik rol oynamıştır:
- Hayvan ve Tohum Dağıtımı: Kıtlıkta hayvan varlığının %90'ını kaybeden aşiretlere, Erzurum ve Balkanlar'dan getirilen binlerce çift öküz ve inek dağıtılmıştır. Sadece hazine kanalıyla 15.000'den fazla sığırın dağıtıldığı kayıtlara geçmiştir.
- Borçların Ertelenmesi ve Silinmesi: Devlet, hayatta kalan halkın ziraata dönebilmesi için tohumluk zahire yardımı yapmış ve iane komisyonundan kalan paranın, halkın öküz borçlarından düşülmesine karar vermiştir.
- Aşiret Yapısındaki Dönüşüm: Toparlanma süreciyle birlikte aşiret liderlerinin rolleri de değişmiştir. Geleneksel "Mir"lik yapısı, devletle daha yakın ilişkiler kuran ve resmi mühürlerle donatılmış Ağalık sistemine evrilmiştir. Bu ağalar, hem asayişten sorumlu olmuş hem de vergi toplamada devletin aracısı haline gelmişlerdir.
Bu yıkıcı felaket, Reşwanların ve diğer grupların İç Anadolu'ya kesin olarak yerleşmesini ve konargöçerliği büyük oranda terk ederek yerleşik tarım ekonomisine eklemlenmesini hızlandırmıştır.