Demirel ve Ecevit döneminde Orta Anadolu Kürtleri

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
21.19, 9 Mart 2026 tarihinde Bro (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 6719 numaralı sürüm (Catégories ajoutées automatiquement selon le contenu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

AP, 1960'lı yıllarda Türkiye'de siyaset sahnesinde öne çıkan sağ partilerden biri olmuştur. AP iktidarı, ekonomik konulara odaklandı ve Türkiye'nin ekonomik konularına yönelik önemli reformlar yaptı. Aynı zamanda, Kulu ve Cihanbeyli gibi kentlerde ve kırsal bölgelerde yapılan yatırımlar ile halkın refahını arttırdı. Ancak, AP iktidarı sırasında ülkede siyasi istikrar ve özelleştirme gibi konular gündeme gelirken, Kürt sorunu ve Kürt hareketleri de hızla yükselmeye devam etti. Bu nedenle, AP iktidarı sırasında Türkiye siyasetinde ve toplumunda önemli değişimler gerçekleşti.

Türkiye İşçi Partisi (TİP), 1965 seçimlerinde Meclis'e ilk defa temsilcilik elde etmiş bir siyasi partidir. TİP, Kürt meselesini dönemin düşüncelerinden çok daha ileride bir yaklaşım ile ele almıştır. TİP, Kürt halkının kolektif haklarını savunmuş ve Kürt sorununun çözümü için demokratik ve insan hakları temelli bir yaklaşım benimsemiştir. TİP, Kürt halkının dil, kültür ve kimlik haklarının tanınmasını, Kürt illerinde sosyal ve ekonomik adaletin sağlanmasını ve bir Kürt bölgesel yönetimi kurulmasını önermiştir. TİP, Kürt sorununun siyasi bir sorun olduğunu ve siyasi çözüm yollarının aranması gerektiğini vurgulamıştır.

Türkiye solunun ilk defa kitleselleştiği TİP, Kürt meselesini dönemin düşüncelerinden çok daha ileride bir yaklaşım ile ele almıştır. Bu ele alışının temelinde, Kürt halkının haklarının korunması, dil, kültür ve kimliklerinin özgürce yaşatılması, eşitliği ve adaleti sağlamak adına Kürt halkının özerklik taleplerinin desteklenmesi yatmaktadır. TİP, Kulu ve Cihanbeyli gibi Kürt nüfuslu bölgelerde de yoğun bir oy kitlesine sahip olmuştur. Bu dönemde Türkiye siyasetinde Kürt meselesi daha önce görülmemiş bir şekilde öne çıkmış ve Konya gibi bölgelerde de bu konuya dikkat çekilmiştir.

1971 yılında Demirel hükümeti istifa eder ve yeni bir hükümet kurulur. Bu hükümet, 1971-73 yılları arasında Türkiye siyasetinde önemli değişimlere ve sosyal adalet taleplerine yanıt arama çabasına girer. Bu dönemde Kürt topluluklarının kolektif kimlik talepleri ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Kürt-Türk çatışmaları, hükümetin öncelikli olarak ele alması gereken bir konu haline gelir. Bu dönemde hükümetin Kürt sorununa verdiği yanıtlar ve uyguladığı politikalar, Kulu ve Cihanbeyli gibi Orta Anadolu Kürt topluluklarının siyasal tercihlerini etkileyebilir.

1971 yılında ordu tarafından gerçekleştirilen 12 Mart muhtırası, Türkiye'nin siyasi tarihinde önemli bir dönemeçtir. Muhtıra, "anarşi"yi sona erdirebilecek ve reformları "Atatürkçü bir görüşle" uygulayacak güçlü ve inandırıcı bir hükümet kurulmasını talep etmekteydi. Bu talepler karşılanmadığı takdirde ordu "anayasal görevini yerine getirecek" ve iktidara el koyacaktı. Bu olay, Türkiye'nin siyasi tarihinde önemli bir dönemeçtir ve ordunun siyasi rolünün ne denli güçlü olduğunu gösterir. Bu muhtıra sonrası, ordu, siyasi hayatta etkili bir rol oynamaya devam edecektir.

Bu süreçte, Türkiye solu ile Kürt topluluklarının kolektif kimlik talebi noktasında ayrışan "Kürt Solu" olarak tanımlanabilecek kendine özgü gruplar oluşur. Bu gruplar, devrimci ve mücadelesel bir siyaset izlerler ve Türkiye solunun klasik anlayışından farklı olarak, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin önemli bir parçasını oluşturduklarını ileri sürerler.

Bu dönemde, Kulu ve Cihanbeyli gibi bölgelerde de birçok devrimci hareket etkinliği görülür.

Ancak, 1971 askeri müdahalesi sonrası ordu ve polis tarafından sıkı bir şekilde takip edilen bu hareketler, zaman içinde baskı ve tutuklamalar sonucu zayıflar.

Bu dönem, Türkiye siyasetinde sol ve Kürt hareketleri için oldukça zorlu bir dönemdir.

Doğu Devrimci Kültür Ocakları (DDKO) bu oluşumlardandır. Doğu Devrimci Kültür Ocakları (DDKO), Kürt topluluklarının kolektif kimlik taleplerine söylemlerinde yer veren, devrimci sol bir örgüttür. DDKO, 1971 yılında kurulmuş ve özellikle Kürt halkının sosyal, ekonomik ve kültürel haklarını savunmuştur. Örgüt, Türkiye genelinde faaliyet göstermiş ancak özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde etkinlik göstermiştir. DDKO, Kürt halkının siyasi haklarının tanınması, ekonomik ve sosyal adaletin sağlanması, Kürt dilinin ve kültürünün özgürce kullanılması gibi temel taleplerini dile getirmiştir. Örgüt, 1980'lerde yasaklandı ve birçok üyesi tutuklandı veya sürgüne gönderildi.

Türkiye'nin Kürt nüfusunun yoğun olarak bulunduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) ve TİP içinde yer alan "ulusalcı" Kürtler ve bağımsız Kürt aydınları tarafından "Doğu Mitingleri" olarak isimlendirilen mitingler düzenler. Doğu Mitingleri, Kürt halkının kimlik taleplerini dile getirmek için düzenlenen ve çeşitli kentlerde gerçekleşen toplu gösterilerdir. Bu mitinglerde, Kürt halkının dil, kültür ve haklarının tanınması, özerk bir Kürdistan'ın oluşturulması gibi talepler dile getirilmekteydi. Bu mitingler 1970'li yıllarda Türkiye'de Kürt sorununu ortaya koyan önemli olaylardandır ve Kürt halkının taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getirebileceği bir platform oluşturdu.

Orta Anadolu Kürtleri de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan Kürtler gibi, kolektif kimlik talepleri ile ilgili endişeler taşırlar. Bu dönemde, Orta Anadolu Kürtleri arasında da siyasi farkındalık ve aktivizm artmıştır. Ancak, Orta Anadolu Kürtleri arasında yaşayan Türk topluluklarının etkisi nedeniyle, bu hareketlenmenin boyutları ve yayılması Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan Kürtlerle karşılaştırıldığında daha azdır.

1971 yılında yapılan askerî müdahaleyle son bulmuş olsa da, 1970'ler ve 1980'ler boyunca Kürt hareketi yavaş yavaş gelişmeye devam etmiştir. Orta Anadolu Kürtleri de bu süreçte kendi kimlikleri ve talepleri ile ilgili daha bilinçli hale gelmişlerdir. Kulu ve Cihanbeyli gibi ilçelerde de bu hareketlenmenin etkisi giderek artmıştır.

1970'lerde sol örgütlerde bulunmuş Orta Anadolu Kürtlerinden olan görüşmecilere göre, Kulu ilçe merkezinde Türkiye'de var olduğu kadar keskin olmasa da sağ ve sol çekişmeleri mevcuttur:Solcuların, sağcıların kahveleri vardı. Bu kahvelerde solculuk ve sağcılık üzerine tartışmalar yapılırdı ve sağcılar genellikle solculuk hakkında olumsuz yorumlar yaparlardı. Ancak, solcularda bu sağcı kahvelerde yer almazlardı. Bu dönemde Orta Anadolu Kürtleri arasında siyasi fikir ayrılıkları olduğu ancak bu ayrılıkların genellikle kahve masalarında tartışma biçiminde olduğu söylenebilir.

Kulu ve Cihanbeyli Kürtleri 1970'li yıllar boyunca CHP'yi destekler. Ancak, 1970'lerin sonlarına doğru Türkiye'de yaşanan siyasi karışıklıklar ve özellikle 1980 yılında gerçekleşen askeri darbe ile birlikte siyasi hayatın kapatılması, özellikle sol örgütlerin faaliyetlerinin durdurulması Orta Anadolu Kürtlerinin siyasi hareketliliklerini de etkilemiştir. Bu dönemde, özellikle Kürt kimliği üzerine yoğunlaşan ve Kürt haklarını savunan örgütlerin faaliyetleri yasaklanmış ve birçok aktivist tutuklanmıştır. Bu nedenle Orta Anadolu Kürtlerinin siyasi hareketliliği dönemin siyasi koşulları nedeniyle azalmıştır.

1970'lerin sonlarına ve 1980'lerin başlarına doğru, Türkiye genelinde siyasal şiddet ortamı keskinleşmiştir. Bu dönemde, Türkiye solu ve Kürt hareketi arasında gerçekleşen çatışmalar ve özellikle devletin çeşitli yöntemlerle bu hareketleri bastırması, Orta Anadolu bölgesinde de etkisini göstermiştir. Bu dönemde, bölgedeki Kürt toplulukları arasında siyasal şiddetin yarattığı travma ve acılar yaşanmıştır. Ayrıca, bölgede bulunan Kürtlerin kolektif kimlik talepleri yanında, ekonomik ve sosyal sorunlar da ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bu dönemde, bölgede etnik temelli bir çatışma ortamı oluşmuş ve bu çatışma dönemi, bölgede Kürtlerin siyasal ve toplumsal hayatlarını ciddi şekilde etkilemiştir.

Bu koalisyonlar dönemi, siyasi çekişmelerin ve şiddetin arttığı bir dönem olarak kabul edilir. Siyasi partiler arasındaki çatışmalar, özellikle sağ ve sol arasındaki çatışmalar, sokaklarda ve özellikle üniversitelerde artar. Bu siyasi çekişmeler, özellikle Kulu ve Cihanbeyli gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, Kürt topluluklarının kolektif kimlik talepleri veya bağımsızlık istekleri ile ilişkilendirilir. Bu dönemde, Orta Anadolu Kürtleri arasında da, sağ ve sol arasındaki çatışmaların etkisi görülür. Bu dönem, Türkiye siyasetinin çalkantılı bir döneme girdiği ve yönetilemezlik yılları olarak tanımlanır.

1970'li yıllar boyunca Türkiye'de siyasi atmosfer oldukça gerilimliydi. Askeri müdahaleler, siyasi çalkantılar ve şiddet olayları Türkiye'nin siyasi ve sosyal yapısını derinden etkiledi. Bu dönemde, Kulu ve Cihanbeyli gibi Orta Anadolu bölgelerinde de siyasi kutuplaşma ve çatışmalar görülmüştür. Kulu ve Cihanbeyli'deki Kürt toplulukları arasında CHP'nin sağ kanat mensubu Bülent Ecevit'in öncülüğünde bir sempati oluşmuştur. Kulu ve Cihanbeyli'de halk genel olarak Ecevit'i kendilerine daha yakın görürler ve CHP'yi desteklerler. Bu destek, Ecevit'in "ortanın solu" politikasından kaynaklanır.

Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde 1970'li yıllarda, orta Anadolu Kürtlerinin genellikle CHP'yi desteklediği ve "sol cephe" olarak tanımlanabilecek bir hareketin var olduğu görülmektedir. Bu hareketin özellikle Karacadağ bölgesinde daha yoğun olarak görüldüğü ve "Küçük Moskova" olarak adlandırıldığı belirtilmektedir.

Bu dönemde siyasal şiddet ve çatışmaların arttığı nedeniyle, Kulu ve Cihanbeyli'de de etkilerini gördüğü söylenebilir. Bu dönemde Kürt kimliği ve siyasal taleplerinin sindirilmeye çalışıldığı, Kürt kimliği ile solculuğun ayrıştırıldığı bir dönem olmuştur.

Sonuç olarak, Orta Anadolu Kürtlerinin 1970'lerde siyasal davranışları çok çeşitlidir. Kulu ve Cihanbeyli gibi bölgelerde, CHP'nin halkçı tavrına sempati duyulur ve Ecevit'in liderliğindeki CHP seçimlerinde desteklenir. Ancak, siyasal şiddet yılları ve yönetilemezlik ortamı, Kürtleri sol örgütlere yöneltebilir ve Kürt siyasi hareketinin doğmasına yol açar. 1980 askerî darbesi ile birlikte, Kürt solu Türk solundan ayrılarak kendi örgütlerini kurar ve birçok farklı yapıları içermektedir.

1970'li yılların sonunda ve 1980 askerî darbesine doğru yaklaşırken Orta Anadolu'da da Kürt etnik kimliği temelinde örgütlenmeler meydana gelmiştir. Bu örgütlenmeler arasında birçok çatışma yaşanmış ve bu çatışmalar sonucunda yüzlerce insan hayatını kaybetmiştir. 1980 askerî darbesi Türkiye'de bir dönüm noktası olmuş ve darbenin öncesinde meydana gelen şiddet ortamı, uluslararası alanlarda darbe yönetiminin algılanışı ve ülke içinde var olan siyasal tıkanma, darbeye bilerek ve isteyerek bir zemin hazırlandığını göstermektedir.