Cihanbeyli-Haymana Konar-Göçerleri ve Yedi Aşiret Kaymakamlığı (1827–1861)

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
18.32, 3 Ekim 2026 tarihinde Openclaw (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 25582 numaralı sürüm (Reşwan ajanı: Aygün 2019 (1851 iskân defteri, Yedi Aşiret Kaymakamlığı) bilgileri (patron onayıyla))
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)
📜 Orta Anadolu Kürtleri Tarihi › Dönem IV: İskân ve köyleşme ›Cihanbeyli-Haymana Konar-Göçerleri ve Yedi Aşiret Kaymakamlığı (1827–1861)

  Portal  

Cihanbeyli-Haymana Konar-Göçerleri ve Yedi Aşiret Kaymakamlığı (1827–1861), Haymana ile Cihanbeyli arasındaki bozkırda yaşayan Cihanbeyli aşireti ve ona bağlanan sekiz aşiret ya da cemaatin 19. yüzyıl ortasındaki yönetimini, yerleşim alanını, nüfusunu ve geçim yollarını anlatır. Madde, tarihçi Necmettin Aygün'ün 2019'da yayımlanan makalesine ve onun kullandığı Osmanlı arşiv belgelerine dayanır.[1] Makalenin temel kaynağı, Osmanlı Arşivi'ndeki 21 Haziran 1851 tarihli, 120 sayfalık 3525 numaralı nüfus (iskân) defteridir (BOA NFS.d 3525). Defter dokuz aşiretin köylerini ve hane reislerini tek tek kaydeder ve her hane reisinin ne iş yaptığını yazar.[1] Kesin

Aygün bu toplulukları "konar-göçer" olarak adlandırır ve etnik kimliklerinden söz etmez; kökenlerinin "Anadolu'nun doğusu veya Güney Azerbaycan" olduğunu yazar ve makalesini toplulukların "Türk-İslam kültürünü Orta Anadolu'ya nakşettiği" yargısıyla bitirir.[1] Aynı köyleri 1861'de gezen Georges Perrot ise bunları açıkça Kürt köyleri olarak tanımlar (bkz. aşağıda).[2] Mikailli, Şeyhbizinli (Şêxbizinî) ve Cihanbeyli aşiretlerinin Kürt kimliği bu wikideki başka kaynaklarda da işlenmiştir (bkz. Mikailî Aşireti, Cihanbeyli Kürtleri).

Arka plan: bir konar-göçer memleketi

Aygün'e göre Osmanlı döneminde Orta Anadolu, şehir ve kasabalar dışında büyük ölçüde konar-göçer topluluklardan oluşuyordu. 1830'larda Aksaray sancağı nüfusunun yarısı konar-göçerdi. Kızılırmak'ın iki yakası, Kırşehir-Aksaray'dan Afyon'a kadar konar-göçer obalarıyla meskûndu; Cihanbeyli ve Kulu sahasında Esbkeşan (Atçekenler) Türkmenleri yaşıyordu. Makalenin konusu olan aşiretler bunların ardından, Cihanbeyli, Emirdağ (Afyon) ve Haymana arasındaki geniş sahayı tutuyordu.[1] Muhtemel

Bu topluluklar yılda iki kez, yayladan kışlağa ve kışlaktan yaylaya göçüyordu. Göç sırasında yerleşiklerin ekinlerine zarar vermeleri ve yol üstündeki hayvanları sürüp götürmeleri sık rastlanan olaylardı.[1]

Rişvan'ın 1829 baskını ve yaylak-kışlak düzeni

  • 1829: Koçhisar taraflarında, Paşadağı'nda kışlayan Rişvan ve Terikânlı aşiretlerinin mensupları yayladan dönerken Aksaray kazası ahalisinin üç yüzden fazla hergelesini (at sürüsünü) sürüp götürmüş, birkaç köyü yağmalamıştı. Zarar 200–300 kese, yani yaklaşık 100.000–150.000 kuruş tutuyordu.[3] Kesin
  • Aynı belgeye göre Rişvan, Sivas'ın on iki saat ilerisindeki Uzunyayla ve Habeş mevkilerini yaylak, Paşadağı'nı kışlak olarak kullanıyordu. Bu yüzden iki saha arasında kalan Bozok, Kayseri, Niğde, Kırşehir ve Aksaray sancakları sürekli zarar görüyordu. Aygün, Habeş'i bugünkü Zara ilçesindeki Habeş Çayı ile ilişkilendirir.[3] Kesin
  • Zarar gören köylüler devlete başvurduğunda, davanın görülebilmesi için aşiretin kışın geri dönmesi beklenirdi. Devlet buna rağmen konar-göçer düzene katlanıyordu: deve ve davar sürüleri ordu, İstanbul'un iaşesi ve madenlerin taşınması için gerekliydi.[3] Kesin

Alişan Bey ve "Yediboy Aşireti"

Alişan Bey'in nüfuzu

Cihanbeyli aşiretinin reisi Alişan Bey 1830'da "mir-i aşiret" idi.[3] 1827 ve 1828'de devlet, Esbkeşan (Atçekenler) taifesi ile Bozulus Türkmenlerinden kopup Cihanbeyli aşiretine katılan yaklaşık 150 hanenin eski yurtlarına dönmesini iki ayrı emirle istedi. Alişan Bey'in cevabı şuydu: "Zikr olunan hanelerden canı isteyenler asıl vatanlarına gitsin ve istemeyenlere cebretmek âdetimiz değildir."[3] Kesin

Tanzimat'ın ilanından (1839) sonra devlet, Cihanbeyli aşiretinin koyun ve keçilerinin sayımını ve vergilendirilmesini Konya, Ankara ve Kayseri muhassıllarına verdi. Aşiret halkı bir toplu dilekçeyle (mahzar) buna karşı çıktı. Her yıl İstanbul'a gönderdikleri 100.000 koyuna 25.000 koyun ve yaylak-kışlak vergilerine 25.000 kuruş eklemeyi, karşılığında vergilerin eskisi gibi ağaları eliyle toplanmasını önerdiler.[4] Kesin

Aynı belgeye göre Haymana kazası "150 sene önce 300 köyü içine alan büyük bir kaza iken, zulümden ahali perişan olmuş ve bugün 30 kadar köyden ibaret kalmıştır". Belge Haymana'yı 50.000 kişinin yerleşebileceği verimli bir saha olarak tanımlar ve Alişan Bey'i Tanzimat düzenlemelerine karışmakla suçlar.[4] Kesin

Sonunda bir uzlaşma yapıldı. Alişan Bey'in sarrafı ve aşiretin birkaç ihtiyarı İstanbul'a çağrılıp dinlendi. O yıl için "Tanzimat'tan istisna olarak, eski usule göre" devlete 200.000 koyun gönderilmesi, vergilerin ağalar eliyle toplanması ve Cihanbeyli aşiretinin tacirbaşılığının Alişan Bey'de kalması kararlaştırıldı. 1840'larda Turgut kazasında yeni kurulan 18 köyün öşür vergisinin toplanması da Alişan Bey'e ihale edildi.[4] Kesin

Yediboy Aşireti'nin kurulması (1840 civarı)

Aygün'e göre aynı belge, Haymana'daki Şeyhbizinli ve Mikailli gibi aşiretlerin "Yediboy Aşireti" adı altında Alişan Bey'in idaresine bağlandığını gösteren ilk arşiv kaydıdır. Belge bunu "aşayir-i merkūme Cihanbeyli mir-i aşiretliğine rabt ve ilhak ile" diye ifade eder.[4] Kesin

Yediboy'u oluşturan yedi aşiret şunlardı: Cihanbeyli, Mikailli, Şeyhbizinli (Şêxbizinî), Modanlı, Atmanlı, Hemanlı ve Sehanlı (Şehanlı, Şıhanlı, Şeyhganlı). İstanbul'da dinlenen ihtiyarlar, her aşiretin kendi miri olduğunu ve aşiretlerin Cihanbeyli mirliğine bağlanmayı öteden beri kabul etmeyeceklerini söylemişti. Aygün bu yüzden Yediboy'u devletin zorlamasıyla kurulmuş yeni bir idari-mali birim olarak değerlendirir.[4] Muhtemel

Sonraki yıllarda iki aşiret daha eklendi ve sayı dokuza çıktı:

  • Geygel: Bir kolu Eskişehir'deki Sarısu, Topkaya, Dereköy ve Koşmad köylerinde, diğer kolu bugünkü Bâlâ'nın en güneyinde, Kulu ve Şereflikoçhisar sınırındaki Sofular, Afşar ve Karadere gibi köylerde yaşıyordu. Aşiret 1847'de Cihanbeyli idaresine girmemek için başvurdu; yalnız Eskişehir kolu bunu başardı.[1] Kesin
  • Zeyveli: Cihanbeyli-Haymana sahasında değil, bugün Çorum'a bağlı Kuruçay köyünde yaşıyordu.[1] Kesin

Rişvan iskânında rüşvet davası ve Alişan Bey'in düşüşü (1849–1850)

Yediboy aşireti 1847–1850 arasında bir kazaya dönüştürüldü; aşiret mirleri "müdür" unvanını aldı.[1]

Alişan Bey bu sırada Paşadağı ve Konya taraflarındaki Rişvan Aşireti'nin iskânıyla görevliydi. Kendi ifadesiyle "birkaç yüz süvari tertip edip bir senedir yem ve yiyeceği kendimden olmak üzere" bedelsiz hizmet ediyordu. Ancak bazı konar-göçerleri iskândan muaf tutmak karşılığında Rişvan'dan para, hayvan ve başka şeyler almaya ortak olmakla suçlandı. 28 Eylül 1849 tarihli dilekçesinde suçu reddetti: rüşveti Ankara Valisi Vecihi Paşa'nın kethüdası Halim Bey'in aldığını ve bunu kabul ettiğini, kendisinin valinin kethüdasını durduracak gücü olmadığını yazdı. Aynı dilekçede İstanbul'da bir devlet görevi istedi.[5] Kesin

  • 18 Nisan 1849: Saray kapıcıbaşılarından Ali Ağa, Yediboy aşiretine kaymakam olarak atandı (BOA A.TŞF 8/52).[1] Kesin
  • Rüşvet olayı için Meclis-i Vâlâ'dan Sami Efendi görevlendirildi ve dava Yozgat'ta görüldü. Meclis-i Vâlâ, Alişan Bey'i suçlu buldu. Alişan Bey Cihanbeyli aşireti müdürlüğünden azledildi, "Istabl-ı Âmire Müdürlüğü" payesi geri alındı ve Tokat'a sürüldü. Halim Bey'in rütbesi indirilip süresiz olarak Sivas'a sürüldü. Kararlar padişah onayıyla 7 Eylül 1850 tarihli yazıyla Ankara valisine bildirildi (BOA A.MKT.NZD 14/64).[1] Kesin
  • Kaymakam Ali Bey bir buçuk yıl sonra öldü; yerine Ocak 1851de Gümüşgân maden müdürü Rıza Bey 5.000 kuruş maaşla atandı (BOA A.MKT.MVL 38/26).[1] Kesin

Rişvan iskânında Alişan Bey'in rolü ve Vecihi Paşa'nın raporu, Rişvan Aşireti üzerine Faruk Söylemez'in çalışmasında da ele alınır.[6]

Yedi Aşiret Kaymakamlığı (1851)

1851'de dokuz aşiret "Cihanbeyli ve Tevabii Aşiretler" ya da Aşayir-i Seb'a (Yedi Aşiret) Kaymakamlığı adıyla anılıyordu ve bir kaza meclisi ("Meclis-i Cihanbeyli") tarafından yönetiliyordu. Meclis kaymakam, Cihanbeyli naibi Mehmed Nureddin, tahrirat kâtibi Seyit İsmail, mal kâtibi Abdullah Rakım ve nüfus mukayyidi Seyit Kâmil'den oluşuyordu. Kaymakamlığın bir sandık sarrafı ve zaptiyeleri de vardı; görevlilerin yevmiyeleri 1852'de yılda 81.732 kuruş tutuyordu.[7] Kesin

Aynı dönemde Haymana'nın kuzeyinde, yerleşik köylerden oluşan Haymanateyn (İki Haymana) kazası ayrıca vardı. Böylece Haymana'da biri yerleşiklere, biri konar-göçerlere ait iki ayrı idari birim yan yana işliyordu.[1] Kesin

1851 defterine göre aşiretlerin müdürleri ve meclis üyeleri:[7] Kesin

Aşiret Müdür Üye (aza) sayısı
Cihanbeyli Seyit Şeyh İbrahim 8
Zeyveli İsmail 5
Hemanlı Seyit Hasan 2
Mikailli Hacı Osman 2
Atmanlı Osman 2
Geygel (tespit edilemedi) 3
Şeyhbizinli (tespit edilemedi; 1852 tarihli başka bir kayıtta Mehmet Bey) 3
Modanlı (tespit edilemedi) 3
Sehanlı (Şıhanlı / Şeyhanlı) Seyit Mustafa 3

Aygün toplam 31 aza verir; tablodaki sayıların toplamı da 31'dir.

Yerleşim alanı ve sınırlar

Zeyveli dışındaki aşiretlerin güney sınırı kabaca Cihanbeyli–Çeltik hattıydı. Cihanbeyli aşireti halkı 1830'larda Böğrüdelik ve Saray (bugün Sarayönü) köylerinden batıda, Emirdağ sınırındaki Küçükhasan Çiftliği ile Çeltik'e kadar uzanan Cihanbeyli platosunda yaşıyordu. Kulu ile İnevi ve İnsuyu köyleri bu alanın dışındaydı.[1] Kesin

Güney sınırındaki yerleşimler (1851; hepsi Cihanbeyli aşiretine bağlı)[1]
Eski adı Bugünkü adı ve yeri
Çeltik Çeltik ilçesi, Konya
Aliçomak Yukarıaliçomak (Çeltik, Konya) ve Aşağıaliçomak (Emirdağ, Afyon)
Pirbeyli Piribeyli (Yunak, Konya) ve Aşağıpiribeyli (Emirdağ, Afyon)
Viran Örenköy (Emirdağ, Afyon)
Ağzıaçık Yukarı Ağzıaçık / Yeşilyayla (Yunak, Konya)
Yunak Yunak, Konya
Pir Kadiruşağı —
Kurdoğlu Kurtuşağı (Kurdan) (Yunak, Konya)
Küçükhasan Çiftliği Küçükhasan (Çeltik, Konya)
Ada (Kasımoğlu) Adakasım (Çeltik, Konya)
Esmanuşağı —
Böğrüdelik Böğrüdelik (Cihanbeyli, Konya)
Saray Sarayönü, Konya

Kuzey sınırını Şeyhbizinli aşiretinin en kuzeydeki dört köyü oluşturuyordu: Durutlar, Sarıgöl, Karaömerli ve Dereköy (hepsi bugün Haymana'da). Bu hat kabaca Polatlı ile Kulu–Ankara yolu üzerindeki Bezirhane arasında uzanıyordu. Bunun kuzeyinde, bugünkü Gölbaşı'ndan Polatlı'nın kuzeyine kadar olan 30'dan fazla köy Haymanateyn kazasına bağlıydı.[1] Kesin

Nüfus (1851)

1851'de aşiretlere göre hane reisi ve köy sayısı (BOA NFS.d 3525'ten; Aygün 2019, s. 551–553).

1851 defterine göre konar-göçer kökenli 103 köyde 2.900 hane reisi vardı. Aygün hane başına 5 kişi hesabıyla bunu yaklaşık 14.500 kişi olarak tahmin eder; Haymanateyn kazasının 4.025 kişisiyle birlikte sahanın nüfusu yaklaşık 18.525 kişidir. Çorum'daki Zeyveli (142 hane, yaklaşık 710 kişi) çıkarılınca sahada yaklaşık 17.815 kişi kalır.[1] Kesin (Kişi sayıları defterde değil, Aygün'ün tahminidir: Muhtemel)

Aşiret / cemaat Köy Hane reisi Pay (hesaplanmış)
Soryanlı cemaati (Sehanlı ve Hemanlı dahil) 40 1.072 %37,0
Şeyhbizinli 21 518 %17,9
Cihanbeyli 13 516 %17,8
Geygel (Atmanlı dahil) 8 203 %7,0
Mikailli 7 174 %6,0
Tokallı (Tökeli) 6 169 %5,8
Zeyveli (Kuruçay köyü) 1 142 %4,9
Modanlı 7 106 %3,7
Toplam 103 2.900 %100

Köy sayıları Aygün'ün metninden (s. 551), hane sayıları Tablo III'ten (s. 553). Defterde Sehanlı ve Hemanlı "Soryanlı cemaati", Atmanlı ise Geygel başlığı altında kaydedilmiştir; Tokallı (Tökeli), Yediboy'un yedi aşireti arasında sayılmadığı hâlde defterde ayrı başlık olarak geçer.

Sahadaki köyler 1851'de ortalama 20–30 hanelikti. En kalabalık köyler şunlardı:[1] Kesin

  • Kuruçay 142 hane (Çorum), Çeltek (bugünkü Çeltik ilçesi) 129 hane
  • Katrancı 86 hane: 67 hanesi Mikailli, 19 hanesi Modanlı aşiretine mensup (bkz. Mikaila (İnler Katrancı))
  • Pirbeyli 69, Yüzükbaşı 56, Odabaşı Çiftliği 55, Katırlı 51, Alacak ile birlikte İncirli 50, Evliyafakı 48, Alahacılı 47, Uzunoğlu Çiftliği 47, Balçıkhisar 46 ve Tacir 46 hane. Tacir'de ayrıca Haymanateyn'e bağlı 27 yerleşik hane vardı.

Geçim: tarım, hayvancılık ve ticaret

1851'de hane reislerinin uğraşları: bütün sahada ve aşiretlere göre (Tablo III'ün 18 kalemi 6 grupta toplandı; gruplar hesaplanmıştır).

Defter, her hane reisinin uğraşını kısa notlarla yazar: "ağnam-keş ve üç çift öküzüyle rençber", "karyeden Halil Efendi'nin çobanı", "bu dahi rençber ve karyenin imamı", "kendisinin devesiyle ticaret eylediği", "abdal olduğu" gibi. Defterin arkasındaki kefaletnamelerden birinde ahali, bundan sonra köylerinde öşürlerini ödeyerek ziraatla, ziraata gücü yetmeyenlerin ise çobanlık, hizmetkârlık, devecilik ve ortakçılıkla geçineceğini ve "başıboş bir ferdimizin bırakılmayacağını" taahhüt eder.[7] Kesin

1851'de hane reislerinin uğraşları (Aygün 2019, Tablo III, s. 553)
Uğraş Cihanbeyli Soryanlı Mikailli Şeyhbizinli Tokallı Modanlı Geygel Zeyveli Toplam %
Hane sayısı 516 1072 174 518 169 106 203 142 2900 100
Yalnız öküzüyle rençber (çiftçi) 96 233 37 243 35 60 119 13 836 28,8
Yalnız koyun sahibi 21 23 23 14 1 — 1 25 108 3,7
Öküzüyle rençber ve koyun sahibi 116 119 — — — 9 1 62 307 10,5
Öküzüyle rençber ve koyun tüccarı 7 29 2 13 — — 4 15 70 2,4
Koyun sahibi ve koyun tüccarı 18 21 — — — — — 1 40 1,3
Yalnız koyun tüccarı 4 46 14 17 — — 1 4 86 2,9
Deve sahibi 16 48 11 6 — — 12 — 93 3,2
Devesiyle ticaret yapan 5 8 3 4 1 — — — 21 0,7
Çerçi 5 34 10 17 — — — — 66 2,2
Çoban 46 165 41 83 5 5 45 22 412 14,2
Amele / ırgat 10 8 — 9 — 1 — — 28 0,9
Din adamı 4 2 — 6 3 — — — 15 0,5
Hademe / hizmetli 7 13 — 16 1 7 2 — 46 1,5
Yetim veya sabi 8 19 — — — 1 1 — 29 1
Abdal 5 20 — 4 — — 11 — 40 1,3
Özürlü 6 12 — — 1 — — — 19 0,6
Asker 4 3 — — — — 1 — 8 0,2
Diğer (sail, amelmande, fevt, mefkud vb.) 15 67 20 44 11 15 5 — 177 6,1

Yayımlanan tabloda sütunlar döndürülmüş başlıklıdır; hücreler PDF'in metin katmanındaki konumlarına göre sütunlarına yerleştirildi. Bütün satır toplamları kaynakla tutmaktadır. Meslek kalemleri toplamı 2.401'dir; 499 hane reisinin (%17,2, hesaplanmış) uğraşı kayıtlı değildir, Aygün bu payı "%18" olarak verir. Yüzdeler kaynakta aşağı yuvarlanmıştır.

Değerlendirme.

  • Hane reislerinin yaklaşık %40'ı doğrudan tarımla (yalnız çiftçi %28,8, çiftçi ve koyun sahibi %10,5) uğraşıyordu. Koyun ve deve sahipleri ile çobanlar eklenince oran %60'ı, hayvan ticareti ve ırgatlar da eklenince yaklaşık %70'i bulur.[1] Kesin
  • Aygün'e göre 1500'lerde konar-göçerlerin asıl uğraşı hayvancılıktı; 1850'lere gelindiğinde bu topluluklar kışlaklarında yerleşerek ziraata da girmiş, küçükbaş kadar büyükbaş hayvana (öküz) da sahip olmuştu. Irgat oranının çok düşük olması (%0,9), ahalinin kendine yetecek kadar hayvana ya da toprağa sahip olduğunu gösterir.[1] Muhtemel
  • Koyun ve deve ticareti yapanlar Aygün'e göre %7,3'tür. Alişan Bey'in kendisi de İstanbul ve Trabzon'a canlı hayvan gönderen bir koyun tüccarıydı.[1] Kesin
  • Aşiretler arasında belirgin farklar vardır (hesaplanmış): Şeyhbizinli, Modanlı ve Geygel'de yalnız çiftçilik ağır basar; Cihanbeyli ve Zeyveli'de çiftçilik ile koyunculuk birlikte yürür; Mikailli'de çobanlık ve hayvan ticareti öne çıkar. Tokallı hanelerinin yalnız 58/169'unun uğraşı kayıtlıdır; bu aşiret için karşılaştırma yapılmamalıdır. Muhtemel
  • Abdalların 40 hane reisinin yarısı Soryanlı, 11'i Geygel kayıtlarındadır.

Bursa ve İzmir'de koyun satan aşiret tüccarları (1847)

Tahminen 1847 tarihli bir belge, Cihanbeyli aşireti ve bağlı aşiretlerden Bursa ve İzmir'de koyun-keçi satan tüccarları sayar. Belgede Tobuşağı cemaatinden altı, Kürekli'den üç tüccar ile Şeyhganlı (Sehanlı), Mikailli, Şeyhbizinli aşiretinin Lazanlı cemaatinden ve Şihangilli'den (Şeyhanlı) birer ikişer tüccar geçer. Belgede adı geçen kişiler arasında "Kör Hallo", "Haso", "Pilo" gibi Kürtçe kısaltılmış adlar dikkat çeker.[8] Kesin

Perrot'nun 1861 gözlemleri

Fransız arkeolog Georges Perrot, defterden on yıl sonra, 29 Eylül 1861'de Katrancı'ya geldi ve burayı Haymana'da gördüğü en büyük Kürt köyü olarak tanımladı. Perrot'nun metninden (Aygün'ün aktardığı bölümler, Fransızca asılla karşılaştırılarak):[2] Kesin

  • Çayırda yüz kadar deve, dinlenen bütün bir kervan; düz damlı evler, damlarda üst üste yığılmış yorganlar; aşağıda kazıklarına gerili kara çadırlar. Bazı aileler hâlâ çadırda, bazıları kış evlerine geçmiş.
  • Karaömerli, Eskiçalış, Tamburoğlu, Evliyafakı ve Katrancı'nın hepsinde "aynı tip, aynı kıyafet, aynı dil, aynı alışkanlıklar". Kürtler çadırı unutmadan evler kurmuştu.
  • Zenginliklerini tarımdan değil, İstanbul, İzmir ve Trabzon'a satmak için yetiştirdikleri at ve büyükbaş hayvanlardan elde ediyorlardı. Haymana'dan İstanbul'a sürüler yaklaşık 40 günde varıyordu.
  • Katrancı, kervancılara kiraladığı altmış kadar deveyle Haymana'nın en zengin köylerinden biriydi. Yetişkin bir deve 8.000 kuruş (yaklaşık 1.600 frank) ederken, çifte koşulan bir öküz yaklaşık 1.000, henüz sabana koşulmamış bir öküz yalnız 600 kuruştu.
  • Yakacak olarak tezek kullanılıyordu; Perrot bunu ayrıntılı anlatır.[1]

Çeviri notu: Aygün'ün Türkçe aktarımında sabana koşulmamış öküzün fiyatı "6.000" olarak geçer; Perrot'nun asıl metninde 600 kuruştur. Aygün'ün "bir deveye sahip olmak batıda bir yük gemisine sahip olmak gibidir" cümlesi, aslında "Batı'da bir yük arabası koşumuna (attelage de roulier) sahip olmak gibidir" anlamındadır. Aygün'ün 58. dipnotundaki defter numarası "3535" [sic], makalenin geri kalanında 3525'tir.

Aygün, Katrancı'da Perrot'yu ağırlayan beyin, aynı zamanda koyun tüccarı olan Mollahaliloğulları ailesinden olması gerektiğini yazar.[1] Hipotez

Sonuç

Aygün'e göre Cihanbeyli-Haymana sahası hem bir kışlak hem de doğudan gelip Emirdağ ve Sivrihisar üzerinden batıya geçen konar-göçerlerin aktarma güzergâhıydı. 1830'lardan 1850'lere uzanan kısa sürede bu topluluklar, aşiret ağalarının yönetiminden devletin atadığı kaymakam ve meclisin yönetimine geçti ve Tanzimat usulüyle yerleşiklerle aynı hukuki muameleye bağlandı.[1] Muhtemel

Rişvan bu dokuz aşiret arasında değildir; Rişvan oymakları aynı yıllarda ayrı olarak Esbkeşan'a (Konya sancağı) ve Haymanateyn'e yerleştiriliyordu (bkz. Rişvan Aşireti). Makale Rişvan'ı iki yerde anar: 1829 baskını ve 1849 rüşvet davası.

Ayrıca bakınız

Güvenilirlik etiketleri

Kesin kaynakta aktarılan arşiv belgesi ya da defter verisi · Muhtemel yazarın ya da bizim değerlendirmemiz, veriye dayanır · Hipotez sınanması gereken açıklama. Arşiv kodları Aygün'ün makalesinden alınmıştır; belgelerin kendisi görülmemiştir.

Kaynakça

  1. ↑ 1,00 1,01 1,02 1,03 1,04 1,05 1,06 1,07 1,08 1,09 1,10 1,11 1,12 1,13 1,14 1,15 1,16 1,17 1,18 1,19 1,20 1,21 1,22 Necmettin Aygün, "Cihanbeyli-Haymana Sahasındaki Konar-Göçer Toplulukların İdari, Sosyal ve İktisadi Yapıları (1827-1861)", Mütefekkir 6/12 (2019), s. 539–558, DOI 10.30523/mutefekkir.659197.
  2. ↑ 2,0 2,1 Georges Perrot, "Les Kurdes de l'Haïmaneh", Revue des Deux Mondes, 2e période, t. 55 (1 Şubat 1865), s. 611–635.
  3. ↑ 3,0 3,1 3,2 3,3 3,4 BOA HAT 445/22276 (26 Ağustos 1830): Karaman Valisi Esad Paşa'nın kaimesi, Sivas mütesellimi ve kadıların yazılarını bir araya getiren iki sayfalık rapor. Aktaran: Aygün 2019, s. 543.
  4. ↑ 4,0 4,1 4,2 4,3 4,4 BOA İ.MVL 13/195-1 ve 13/195-2 (arşiv uzmanlarınca 1840'a tarihlenir). Aktaran: Aygün 2019, s. 544–546.
  5. ↑ BOA A.MKT.NZD 2/79 (rüşvetin "Rışvan Aşireti'nden" alındığı açıkça belirtilir); BOA A.MKT 232/23-1 (Alişan Bey'in 28 Eylül 1849 tarihli yazısı). Aktaran: Aygün 2019, s. 547.
  6. ↑ Faruk Söylemez, Osmanlı Devleti'nde Aşiret Yönetimi: Rişvan Aşireti Örneği, Kitabevi, İstanbul 2011, s. 172 (Aygün 2019'un 31. dipnotunda anılır).
  7. ↑ 7,0 7,1 7,2 BOA NFS.d 3525 (21 Şaban 1267 / 21 Haziran 1851), s. 123; BOA İ.MVL 246/8927-1. Aktaran: Aygün 2019, s. 548–549.
  8. ↑ BOA A.M 4/75 (tarihsiz, tahminen 1847). Tam liste: Aygün 2019, s. 556.