Ömeranlı: Tarihsel Oluşum, Toplumsal Yapı ve Çevreyle İlişkiler (1983–1984)
Tavşançalı (Ömeranlı): Tarihsel Oluşum, Toplumsal Yapı ve Çevreyle İlişkiler, Ahmet Ağralı’nın 1984 tarihli saha araştırmasına dayanarak Tavşançalı’nın 1983–1984 yıllarındaki toplumsal ve ekonomik yapısını anlatan bir yazıdır.[1]
1983–1984 yıllarına ait antropolojik bir kesit
1980’lerin başında Orta Anadolu’nun toplumsal yapısını anlamaya yönelik yerel antropolojik araştırmalar, kırsal toplumların yalnızca ekonomik ve demografik özelliklerini değil, aynı zamanda göçebelikten yerleşikliğe geçiş süreçlerini, akrabalık ilişkilerini, göç hareketlerini, yerel kurumların gelişimini ve modernleşmenin gündelik hayata etkilerini de gözlemleme imkânı sunmaktadır. Konya’nın Kulu ilçesine bağlı Tavşançalı, tarihsel adıyla Ömeranlı, bu bakımdan dikkate değer bir örnektir.
Ahmet Ağralı’nın 1983–1984 yıllarında gerçekleştirdiği saha araştırması, Tavşançalı’nın kuruluşuna ilişkin sözlü hafızayı, yerleşmenin ekonomik ve kurumsal yapısını, dış dünya ile kurduğu ilişkileri ve kasaba hayatında meydana gelen dönüşümleri döneminin koşulları içinde ayrıntılı biçimde kaydetmektedir. Dolayısıyla burada ele alınan veriler bugünkü Tavşançalı’yı değil, esas olarak 1983 sonu ile 1984 yılı başındaki toplumsal yapıyı yansıtmaktadır.
1. Tavşançalı’nın genel yapısı
Tavşançalı, Konya ilinin Kulu ilçesine bağlı bir kasaba olup Konya–Ankara karayolunun yaklaşık 130. kilometresinde yer almaktadır. Yerleşmenin coğrafi konumu, çevresindeki köy ve kasabalarla kurduğu ekonomik ve toplumsal ilişkilerin gelişmesinde belirleyici olmuştur.
Kasaba doğuda Zincirlikuyu, güneyde Acıkuyu, güneybatıda Yeniceoba, batıda Celep ve kuzeybatıda Beşkardeş yerleşimleriyle çevrilidir. Tavşançalı; Hürriyet Mahallesi, Cami Kebir Mahallesi, Yeni Mahalle ve Karşıyaka Mahallesi olmak üzere dört mahalleden ve bunlara bağlı dört yayladan oluşmaktaydı. Tuz Gölü ise kasabanın yaklaşık 15 kilometre doğu-batısında bulunmaktadır.
1.1. Altyapı ve su kaynakları
Tavşançalı elektrik enerjisine 1972 yılında kavuşmuştur. 1980’lerin başında kasabada şehir suyu bulunmakla birlikte, özellikle yaz aylarında su dağıtımında kesintiler yaşanmaktaydı. Diğer üç mevsimde büyük ölçüde düzenli biçimde akan suyun yaz aylarında bahçe tarımında ve inşaat faaliyetlerinde yoğun olarak kullanılması, mevcut su motorunun kapasitesini yetersiz bırakmakta ve belirli aralıklarla kesintilere neden olmaktaydı.
Bu durum, kasabadaki geleneksel kuyuların ekonomik ve gündelik hayattaki önemini devam ettirmesine yol açmıştır. Evlerin bünyesinde bulunan kuyular özellikle yaz aylarında bahçe tarımının sürdürülmesinde önemli bir işleve sahipti. Bunlar arasında kazma ve kürekle açılan geleneksel kuyuların yanı sıra sondajla açılmış kuyular da bulunmaktaydı. Suyun elle, yörede “kulaç” olarak ifade edilen yöntemle veya makaralar aracılığıyla çekildiği kuyuların yanında tulumba ve dinamo sistemiyle çalışan kuyular da oldukça yaygındı.
1.2. Ekonomik yapı
1984 yılı itibarıyla Tavşançalı ekonomisinin başlıca unsurlarını kuru tarıma dayalı buğday ve arpa üretimi, hayvancılık, ticaret, nakliyecilik, şoförlük ve Avrupa ülkelerinde çalışma oluşturmaktaydı. Bunlara son yıllarda gelişmeye başlayan unlu gıda ve tuza dayalı sanayi faaliyetleri de eklenmişti.
Kasaba aynı zamanda yalnızca kendi nüfusuna hizmet eden kapalı bir yerleşim olmaktan çıkmış, Kulu ve Cihanbeyli ilçelerine bağlı bazı köy ve kasabalar bakımından bölgesel bir merkez niteliği kazanmıştı. Kulu’ya bağlı Beşkardeş, Celep, Acıkuyu ve Tuzyaka köyleri ile Zincirlikuyu Kasabası; Cihanbeyli’ye bağlı Yeniceoba, Kütükuşak, Kuşça ve Bulduk yerleşimleri Tavşançalı’nın ekonomik ve ulaşım alanındaki etkisi içerisinde bulunmaktaydı.
Özellikle akşam geç saatlerde çevredeki yerleşimlere dönmek isteyenlerin Tavşançalı üzerinden ulaşım sağlamak zorunda kalmaları, taksiciliğin kasabada cazip ve gelişmekte olan bir meslek hâline gelmesine katkıda bulunmuştu.
1.3. Binnur Un ve İrmik Fabrikası
Kasabanın sanayileşme girişimleri içerisinde en dikkat çekici teşebbüslerden biri Binnur Un İrmik Fabrikası’nın kuruluş sürecidir.
1974 yılında dört kişilik bir heyet halktan sermaye toplamaya başlamış ve halka açık bir anonim şirket şeklinde kurulması planlanan Binnur Un İrmik Fabrikası’nın temeli atılmıştır. Fabrikanın 1977 yılında üretime geçirilmesi hedeflenmiştir.
Aynı yıl finansman sağlamak amacıyla Avrupa’ya gidilmiş; Tavşançalı’dan ve çevre köy ve kasabalardan Avrupa’ya göç etmiş kişilerden, ayrıca Kulu ilçe merkezinden olup Avrupa’da yaşayanlardan sermaye toplanmaya çalışılmıştır. Ancak başlangıçta hedeflenen finansman düzeyine ulaşılamaması halk arasında fabrikanın tamamlanıp işletmeye açılabileceğine ilişkin güvenin zayıflamasına neden olmuştur.
1979 yılında çalışmalar yeniden hız kazanmıştır. 1980 yılında fabrikanın kontrol mühendisliği görevine getirilen inşaat mühendisi Tevfik Doğusan, 1982 yılında fabrika müdürü olmuştur. Doğusan’ın müdürlüğe gelmesinden sonra çalışmalar hızlanmış ve yaklaşık iki yıl içerisinde tesis üretim yapabilecek düzeye getirilmiştir.
Araştırmanın gerçekleştirildiği sırada fabrika deneme üretimi yapmaktaydı. Şirketin yaklaşık 1.200 ortağı bulunuyor, bir hisse senedi 10.000 TL üzerinden satışa sunuluyor ve şirket sermayesi 100.000.000 TL olarak belirtiliyordu.
1.4. Ticaret ve hizmet sektörü
1984 yılındaki saha verileri Tavşançalı’nın ekonomik faaliyetlerinin yalnızca tarım ve hayvancılıkla sınırlı olmadığını göstermektedir.
| İşletme veya hizmet | Sayı |
|---|---|
| Binnur Un İrmik Fabrikası | 1 |
| Tuz fabrikası | 4 |
| Un değirmeni | 2 |
| Mobilya mağazası | 4 |
| Elektrikli ev cihazları ticarethanesi | 6 |
| Manifatura | 5 |
| Züccaciye | 2 |
| Ayakkabıcı | 5 |
| Marangoz atölyesi | 3 |
| Hayvan yemleri satış bayii | 6 |
| İnşaat malzemeleri satış yeri | 3 |
| Oto tamircisi | 1 |
| Oto elektrikçisi | 2 |
| Elektrik tesisatçısı | 4 |
| Sıhhi su tesisatçısı | 2 |
| Lokanta | 3 |
| Fırın | 2 |
| Terzi | 3 |
| Erkek berberi | 2 |
| Demir doğrama atölyesi | 3 |
| Bakkal | 25 |
| Sağlık ocağı | 1 |
| Eczane | 1 |
| Diş teknisyeni | 1 |
| Serbest çalışan doktor | 1 |
| Akaryakıt istasyonu | 2 |
Sağlık ocağında bir doktor, iki hemşire, iki ebe ve bir sağlık memuru görev yapmaktaydı.
Bu ekonomik çeşitlilik, Tavşançalı’nın 1980’lerin başında çevredeki kırsal yerleşimlere kıyasla oldukça hareketli ve hizmet kapasitesi yüksek bir kasaba hâline geldiğini göstermektedir.
1.5. Tarım, nakliyecilik ve hayvancılık
Tarım, dönemin ölçütlerine göre modern mekanik araçlardan yararlanılarak yapılmaktaydı. Nadas ve ekim işlemlerinde traktör, hasatta ise biçerdöver kullanılmaktaydı.
Nakliyecilik sektöründe dikkat çekici biçimde M.A.N. markalı kamyonların yaygın olduğu belirtilmektedir. 520, 19.190, 20.190 ve 22.190 modellerinin kullanıldığı; bunun yanı sıra Hollanda plakalı üç Volvo TIR’ın bulunduğu kaydedilmiştir.
Hayvancılık hemen her hanenin ekonomik yaşamının bir parçasıydı. Haneler arasında miktar farklılıkları olmakla birlikte büyükbaş hayvan olarak sığır; küçükbaş hayvan olarak davar; kümes hayvanı olarak tavuk, kaz, ördek ve hindi yetiştirilmekteydi.
1.6. Avrupa’ya işçi göçü
Tavşançalı’nın 1980’lerdeki toplumsal ve ekonomik yapısını belirleyen en önemli unsurlardan biri Avrupa’ya yönelik işçi göçüdür. Araştırmacının gözlemine göre yurtdışında, özellikle Avrupa ülkelerinde çalışma isteği kasaba halkı içerisinde son derece güçlüydü.
Ekonomik durumu ne olursa olsun, 18–40 yaşları arasındaki hemen herkesin imkân bulduğu takdirde Avrupa’ya gitmenin yollarını aradığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla Avrupa göçü yalnızca ekonomik sıkıntı içerisindeki kesimlere özgü bir hareketlilik değil, kasabanın toplumsal beklenti ve gelecek tasavvurunun önemli bir parçası durumundaydı.
2. Tavşançalı’nın kuruluşu ve tarihçesi
Tavşançalı’nın kuruluş tarihi hakkında araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde ulaşılabilen yazılı bir kaynak bulunmadığından, yerleşmenin tarihçesi sözlü tarih yöntemiyle yeniden kurulmaya çalışılmıştır.
Araştırmacı, elde edilen bilgilerin mümkün olduğunca güvenilir olması amacıyla farklı yaşlı kişilerle görüşmüş; bu anlatılar arasında özellikle iki kişinin verdiği bilgileri kendi içinde daha tutarlı bulmuştur. Bunlardan biri iki dönem belediye başkanlığı yapmış Mustafa Barlas, diğeri ise araştırma sırasında 83 yaşında olan Hacı Mustafa Demirtaş’tır. Görüşülen diğer yaşlıların ifadelerinin de genel olarak Mustafa Barlas’ın anlatımıyla örtüştüğü belirtilmektedir.
2.1. Mustafa Barlas’ın anlatısı
Mustafa Barlas’ın aktardığı aile ve aşiret hafızasına göre Tavşançalı’yı kuranların ataları başlangıçta göçebe bir hayat sürmekteydi. Hayvancılıkla geçinen bu topluluk, mevsimlere bağlı olarak Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Karadeniz bölgeleri arasında hareket etmekte ve hayvanlarını farklı otlaklarda beslemekteydi.
Barlas’ın anlatısına göre dönemin Ömerli aşiretinin Dinko kabilesinin önde gelenlerinden Hacı Ali (Yeşilgül) Bey’in dayısı Kırşehir’in Çiçekdağı yöresinde yaşamakta ve bölgenin tahsildarlığını yapmaktaydı. Dayısı, yeğeni Hacı Ali’ye bu bölgeye yerleşmesi hâlinde kendisine yardımcı olacağını bildirmişti.
Bunun üzerine Hacı Ali, Rumi 1261, Miladi 1845 yılında yaklaşık 10–15 aile ile bölgeye yerleşmiştir. Daha sonraki yıllarda aşiretin başka ailelerinin de aynı bölgeye gelmesiyle yerleşim büyümüş ve köy oluşmuştur.
2.2. Hacı Mustafa Demirtaş’ın anlatısı
Hacı Mustafa Demirtaş’ın babası İbrahim’den aktardığı anlatı ise kuruluş sürecine ilişkin daha ayrıntılı fakat kısmen farklı bir kronoloji sunmaktadır.
Bu anlatıya göre bölgeye ilk yerleşen kişi yine Ömerli aşiretinin Dinko kabilesinden Hacı Ali Bey, yani Yeşilgül’dür. Yerleşimden önce bugünkü Tavşançalı arazisinin “Konyalıların Havşası” olarak kullanıldığı ifade edilmektedir.
“Havşa”, belirli dönemlerde, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında koyunların beslenmesi ve barındırılması amacıyla çevresi çitlerle çevrilen alanlara verilen isimdir. Hacı Mustafa Demirtaş araştırmacıya, Tavşançalı sınırları içerisinde bulunduğunu belirttiği dört havşanın yerini de göstermiştir.
Anlatıya göre Hacı Ali Bey buraya yakınlarından yaklaşık 20 hane ile gelmiştir. Ayrıca koruma ve hizmet işlerini yürütmek amacıyla maiyetinde beş “meçe” ailesi bulunmaktaydı. Bu ailelerin günümüzde Ertaşlar olarak bilinen sülaleyi oluşturduğu belirtilmektedir.
Daha sonraki dönemde Ömerli aşiretinin önemli bir bölümü aynı bölgeye gelmiş; zaman içinde çevreye dağılan gruplar Ömeranlı, Beşkardeş, Altılar, Tavlıören ve Çöpler olmak üzere beş köy meydana getirmiştir.
Hacı Mustafa’nın babası İbrahim bölgeye geldiğinde kendisine 215 numaralı hane kaydı verilmişti. Hacı Ali Bey’in, İbrahim’in gelişinden yaklaşık otuz yıl önce bugünkü Tavşançalı’ya yerleştiği ifade edilmektedir. İbrahim bölgeye geldiğinde 20 yaşındaydı; 63 yaşında hayatını kaybetmişti. Babası öldüğünde Hacı Mustafa’nın yaşı yaklaşık 12–13 idi.
2.3. Kuruluş tarihinin hesaplanması
Araştırmacı, Hacı Mustafa’nın 1983 yılında 83 yaşında olduğu bilgisinden hareket ederek sözlü anlatıdaki zaman aralıklarını matematiksel olarak değerlendirmiştir.
- İbrahim’in Tavşançalı’da geçirdiği süre: 63 − 20 = 43 yıl
- Babasının ölümünden araştırmanın yapıldığı döneme kadar geçen süre: 83 − 13 = 70 yıl
- Hacı Ali’nin İbrahim’den 30 yıl önce yerleştiği kabul edildiğinde: 30 + 43 + 70 = 143 yıl
- Kuruluş yılı: 1983 − 143 = 1840 (Rumi takvimde yaklaşık 1256)
Dolayısıyla Mustafa Barlas’ın aktardığı 1845 tarihi ile Hacı Mustafa Demirtaş’ın anlatısından hareketle hesaplanan 1840 tarihi arasında yaklaşık beş yıllık bir farklılık bulunmaktadır. Araştırmacı, kendi hesaplamasına dayanarak Ömeranlı’nın yaklaşık 1840 yılında kurulmuş olabileceğini kabul etmektedir.
2.4. Ömeranlı, Davşan ve Tavşançalı adları
Topluluğun bölgeye geliş nedenleri ve kesin olarak hangi güzergâhlardan geldiği araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde tam olarak belirlenememiştir. Bununla birlikte araştırmada, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden gelen Kürt Ömerli aşireti mensuplarının yaklaşık 1840 yılında Konya Ovası’nda, Tavşan Dağı yakınlarına yerleştiği aktarılmaktadır.[2]
Yerleşme, aşiretin adına atfen Ömeranlı olarak adlandırılmıştır. Aynı yerin dağın adıyla bağlantılı biçimde Davşan olarak da anıldığı belirtilmektedir.
Araştırmacının gözlemine göre adlandırma toplumsal aidiyete bağlı olarak farklılaşmaktaydı. Ömerli aşiretinden olmayan çevre topluluklar yerleşmeyi çoğunlukla “Ömeranlı” olarak adlandırırken, başka bölgelerde yaşayan Ömerli mensupları buradan söz ederken “Davşan” adını kullanmaktaydı.
Bu ikili aidiyet, günlük kimlik ifadelerine de yansımaktaydı. Tavşançalı’da yaşayanlara “Kimlerdensiniz?” diye sorulduğunda “Ömerli”, “Nerelisiniz?” diye sorulduğunda ise “Davşanlıyız” cevabının verildiği kaydedilmiştir.
Zaman içerisinde başka bölgelerde yaşayan Ömerli ailelerinin ve diğer Kürt aşiretlerinden bazı ailelerin yerleşime katılması, ayrıca mevcut nüfusun doğal artışı sonucunda Ömeranlı/Tavşançalı önemli ölçüde büyümüştür. 1984 yılına gelindiğinde kasabanın yaklaşık 1.200 haneden oluştuğu belirtilmektedir.
3. Çevreyle ilişkiler ve coğrafi yapı
3.1. Karayolu ve bölgesel ilişkiler
Yerleşim birimlerinin çevreleriyle ekonomik ve toplumsal ilişki kurmasında ulaşım ağlarının temel belirleyicilerden biri olduğu açıktır. Bu bakımdan Tavşançalı oldukça elverişli bir konuma sahipti. Konya–Ankara karayolunun kasabanın içerisinden geçmesi, Tavşançalı’nın hem yakın çevreyle hem de büyük şehirlerle ilişkisini kolaylaştırmaktaydı.
Kasabanın ulaşım faaliyetlerinin büyük bölümü ve şehirlerle kurduğu bağlantı bu yol üzerinden gerçekleşiyordu.
Altın dışındaki alışveriş ihtiyaçlarının hemen tamamının kasaba içerisinden karşılanabildiği belirtilmektedir. Bununla birlikte kasabada bulunmayan mal ve hizmetlere ihtiyaç duyulduğunda sırasıyla Kulu, Konya ve Ankara’ya başvurulmaktaydı.
Karayolu ulaşımının yoğunluğu sayesinde günün hemen her saatinde ilçe veya il merkezlerine ulaşmak mümkün olabiliyordu.
3.2. PTT ve haberleşme
Tavşançalı’nın dış dünyayla haberleşmesini sağlayan en önemli kurumlardan biri PTT idi. Avrupa ülkelerinde çalışan kasabalılar, askerlik görevini yerine getiren gençler ve kasaba dışında ortaöğretim veya yükseköğrenim gören öğrencilerin sayısının yüksek olması, posta ve telefon hizmetlerine özel bir önem kazandırmıştı.
Mektup ve telefon yalnızca iletişim araçları değil, coğrafi olarak dağılmış aile ve akrabalık ağlarını bir arada tutan temel toplumsal mekanizmalar hâline gelmişti.
Kasabadaki eski telefon santrali aynı anda 12 şehir içi görüşme gerçekleştirebilme kapasitesine sahipti. 1983 yılında 100 abonelik yeni bir santral kurulmuş, yeni telefon hatlarının abonelere dağıtılmasına 1984 yılının ilkbaharında başlanacağı yetkililer tarafından bildirilmişti.
Aralık 1983’e ait PTT kayıtları dönemin haberleşme yoğunluğunu somut biçimde göstermektedir.
| Kasabadan gönderilen | Adet | Kasabaya gelen | Adet |
|---|---|---|---|
| Adi mektup | 1.800 | Adi mektup | 3.045 |
| Taahhütlü mektup | 22 | Taahhütlü mektup | 101 |
| Gazete | 10 | Basılmış kâğıt | 18 |
| Koli | 3 | Gazete | 120 |
| Posta ve tel havalesi | 40 | Adli tebligat | 305 |
| Telgraf | 47 | Koli | 10 |
| Şehirlerarası telefon | 711 | Posta ve telgraf havalesi | 62 |
| Telgraf | 125 | ||
| Şehirlerarası telefon | 500 |
Bu veriler, özellikle kasabaya gelen 3.045 adi mektup ve 305 adli tebligat ile şehirlerarası telefon kullanımının yoğunluğunu göstermektedir.
3.3. Tavşançalı’dan Türkiye’nin diğer bölgelerine gönderilen para
Aralık 1983 PTT kayıtlarında Tavşançalı’dan Türkiye’nin farklı şehir ve ilçelerine gönderilen para havaleleri ayrıntılı biçimde kaydedilmiştir.
| Tarih | Miktar (TL) | Gönderildiği yer |
|---|---|---|
| 01.12.1983 | 10.000 | Merzifon |
| 01.12.1983 | 2.000 | Trabzon |
| 01.12.1983 | 1.500 | Göksun (K. Maraş) |
| 01.12.1983 | 10.000 | Artvin |
| 03.12.1983 | 10.000 | Kırklareli |
| 07.12.1983 | 8.000 | Erzincan |
| 07.12.1983 | 40.000 | İzmir |
| 08.12.1983 | 20.000 | İstanbul |
| 09.12.1983 | 13.000 | Diyarbakır |
| 09.12.1983 | 5.000 | Yalvaç (Isparta) |
| 12.12.1983 | 2.500 | Ilgın (Konya) |
| 13.12.1983 | 1.685 | Ankara |
| 13.12.1983 | 1.465 | İstanbul |
| 13.12.1983 | 1.465 | İstanbul |
| 13.12.1983 | 1.465 | İstanbul |
| 14.12.1983 | 5.000 | Doğubayazıt (Ağrı) |
| 14.12.1983 | 5.000 | Doğubayazıt |
| 15.12.1983 | 5.000 | İstanbul |
| 15.12.1983 | 8.300 | İstanbul |
| 19.12.1983 | 8.625 | İzmir |
| 19.12.1983 | 10.000 | İzmir |
| 19.12.1983 | 10.000 | Diyarbakır |
| 20.12.1983 | 10.000 | İzmit |
| 20.12.1983 | 1.000 | Çubuk (Ankara) |
| 23.12.1983 | 19.100 | İstanbul |
| 26.12.1983 | 5.000 | Turgutlu (Manisa) |
| 27.12.1983 | 42.000 | Konya |
| 27.12.1983 | 10.000 | İstanbul |
| 27.12.1983 | 370 | Konya |
| 27.12.1983 | 1.375 | Elazığ |
| 27.12.1983 | 300 | Konya |
| 27.12.1983 | 1.465 | İstanbul |
| 27.12.1983 | 5.467 | Konya |
| 27.12.1983 | 5.000 | Kars |
| 28.12.1983 | 7.000 | Dumlu (Erzurum) |
| 28.12.1983 | 5.000 | Samsun |
| 28.12.1983 | 15.000 | Adapazarı |
| 29.12.1983 | 9.000 | Mardin |
| 29.12.1983 | 10.000 | İstanbul |
| 29.12.1983* | 885 | Eskişehir |
Kaynakta toplam miktar 327.977 TL olarak verilmiştir. Bununla birlikte kalemler tek tek toplandığında toplam 327.967 TL olmaktadır. Dolayısıyla kaynak kaydında 10 TL’lik küçük bir toplam farklılığı bulunmaktadır. Son satırdaki tarih de kaynakta “29.12.19?3” biçiminde okunmaktadır.
3.4. Yurtiçinden Tavşançalı’ya gelen para
Aralık 1983 içerisinde yurtiçinden kasabaya gelen para havaleleri şöyledir:
| Tarih | Miktar (TL) | Geldiği yer |
|---|---|---|
| 09.12.1983 | 250.000 | Yakacık (Konya) |
| 13.12.1983 | 97.650 | Manisa |
| 13.12.1983 | 1.000 | Akhisar (Manisa) |
| 13.12.1983 | 19.066 | Kulu (Konya) |
| 13.12.1983 | 5.000 | Beyazıt |
| 13.12.1983 | 1.000 | Yunak (Konya) |
| Toplam | 373.716 |
3.5. Avrupa’dan Tavşançalı’ya gelen işçi dövizleri
Yurtdışından gelen havaleler, Avrupa işçi göçünün Tavşançalı ekonomisi üzerindeki etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Aralık 1983 kayıtlarında Fransa, Federal Almanya, Danimarka, İsveç, Hollanda, Norveç ve Avusturya’dan çok sayıda havale bulunmaktadır.
| Tarih | Miktar (TL) | Ülke |
|---|---|---|
| 09.12.1983 | 113.184 | Fransa |
| 09.12.1983 | 150.912 | Fransa |
| 09.12.1983 | 42.800 | B. Almanya |
| 09.12.1983 | 19.120 | B. Almanya |
| 09.12.1983 | 4.782 | B. Almanya |
| 09.12.1983 | 39.576 | B. Almanya |
| 09.12.1983 | 53.220 | Danimarka |
| 09.12.1983 | 8.061 | Danimarka |
| 09.12.1983 | 106.160 | Danimarka |
| 13.12.1983 | 106.160 | Danimarka |
| 13.12.1983 | 159.240 | Danimarka |
| 13.12.1983 | 27.030 | Danimarka |
| 13.12.1983 | 81.090 | Danimarka |
| 13.12.1983 | 39.810 | Danimarka |
| 13.12.1983 | 27.030 | Danimarka |
| 13.12.1983 | 105.160 | B. Almanya |
| 13.12.1983 | 155.971 | B. Almanya |
| 13.12.1983 | 119.520 | B. Almanya |
| 13.12.1983 | 46.802 | İsveç |
| 13.12.1983 | 4.861 | İsveç |
| 13.12.1983 | 62.880 | Fransa |
| 13.12.1983 | 27.720 | Avusturya |
| 14.12.1983 | 136.400 | Danimarka |
| 14.12.1983 | 136.400 | Danimarka |
| 14.12.1983 | 136.400 | Danimarka |
| 14.12.1983 | 136.550 | Danimarka |
| 14.12.1983 | 27.280 | Danimarka |
| 14.12.1983 | 59.560 | Danimarka |
| 14.12.1983 | 54.620 | Danimarka |
| 14.12.1983 | 19.720 | B. Almanya |
| 14.12.1983 | 47.780 | B. Almanya |
| 14.12.1983 | 16.815 | İsveç |
| 15.12.1983 | 16.815 | İsveç |
| 15.12.1983 | 35.590 | İsveç |
| 15.12.1983 | 40.308 | İsveç |
| 15.12.1983 | 40.965 | Danimarka |
| 15.12.1983 | 49.300 | B. Almanya |
| 15.12.1983 | 45.571 | B. Almanya |
| 15.12.1983 | 103.530 | B. Almanya |
| 22.12.1983 | 88.460 | Hollanda |
| 22.12.1983 | 35.369 | Hollanda |
| 22.12.1983 | 82.649 | B. Almanya |
| 22.12.1983 | 69.370 | B. Almanya |
| 22.12.1983 | 61.655 | Fransa |
| 22.12.1983 | 70.280 | Norveç |
| 22.12.1983 | 50.445 | İsveç |
| 22.12.1983 | 50.445 | İsveç |
| 22.12.1983 | 50.445 | İsveç |
| 22.12.1983 | 16.910 | İsveç |
| 22.12.1983 | 136.250 | Danimarka |
| 26.12.1983 | 44.230 | Hollanda |
| 26.12.1983 | 114.668 | Hollanda |
| 26.12.1983 | 40.995 | Danimarka |
| 26.12.1983 | 24.775 | B. Almanya |
| 26.12.1983 | 49.550 | B. Almanya |
| Toplam | 3.591.189 |
Kaynakta 13 Aralık tarihli iki Danimarka havalesinin yılı “983” şeklinde yazılmıştır; bağlam bunların 1983 tarihli olduğunu göstermektedir.
Ülkelere göre dağılım şu şekildedir:
| Ülke | Havale sayısı | Toplam tutar (TL) |
|---|---|---|
| Federal Almanya | 16 | 979.174 |
| Danimarka | 19 | 1.513.221 |
| İsveç | 10 | 329.436 |
| Hollanda | 4 | 282.727 |
| Fransa | 4 | 388.631 |
| Norveç | 1 | 70.280 |
| Avusturya | 1 | 27.720 |
| Toplam | 55 | 3.591.189 |
Bu tablo özellikle Danimarka ve Federal Almanya’daki Tavşançalılı göçmenlerin ekonomik önemini ortaya koymaktadır. Tek bir ay içerisinde yurtdışından gelen 3.591.189 TL, aynı dönemde yurtiçinden gelen 373.716 TL’nin yaklaşık on katına ulaşmaktadır. Bu durum Avrupa işçi göçünün kasabanın hane ekonomileri üzerindeki ağırlığını açık biçimde göstermektedir.
4. Basın, radyo ve televizyon: Dış dünyaya açılan pencere
Kasabanın dış dünya ile ilişkisi yalnızca ulaşım, posta ve göçmen ağları üzerinden kurulmamaktaydı. Radyo, televizyon, gazeteler ve dergiler de Tavşançalı halkının Türkiye’de ve dünyada meydana gelen gelişmeleri takip etmesinde önemli araçlar hâline gelmişti.
Gazeteler günlük olarak satılmaktaydı. Araştırmada bir günlük gazete ve dergi tüketimi şöyle kaydedilmiştir:
| Gazete | Adet | Dergi/Yayın | Adet |
|---|---|---|---|
| Tercüman | 10 | Görsel Okul Ansiklopedisi | 3 |
| Milliyet | 5 | Türk ve Dünya Ünlüleri | 1 |
| Hürriyet | 20 | Yeni Düşünce | 3 |
| Günaydın | 10 | İslâm | 3 |
| Milli Gazete | 10 | Gelişim (Hachette) | 4 |
| Yeni Devir | 5 | Ribat | 8 |
| Cumhuriyet | 5 | Sınava Doğru | 2 |
| Güneş | 5 | İşte Sınav | 1 |
| Bulvar | 5 | Basamak | 1 |
| Tan | 20 | Hazırlık | 5 |
| Son Havadis | 5 | ||
| Toplam | 100 | Toplam | 31 |
Bu verilere göre kasabada günde yaklaşık 100 gazete ile 31 dergi veya süreli yayın okunmaktaydı. Gazete dağılımındaki çeşitlilik, farklı siyasal ve toplumsal eğilimlere sahip yayınların aynı yerleşimde okuyucu bulabildiğini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.
5. Coğrafi çevre ve ekolojik değişim
Tavşançalı’nın arazisi geniş, düz ve büyük ölçüde çıplak bir görünüm sergilemekteydi. Ancak kasabanın yaşlı sakinlerinin aktardıkları bilgiler, bu peyzajın geçmişte farklı olduğunu düşündürmektedir.
Sözlü anlatılara göre bölge eskiden boyu yaklaşık bir metreye ulaşabilen çeşitli bitki türleriyle kaplıydı ve özellikle ilkbahar ile yaz aylarında geniş alanlar yeşil bir görünüm sergiliyordu.
Zaman içinde doğal bitki örtüsünün bulunduğu arazilerin tarımsal üretim amacıyla sürülmesi sonucunda doğal örtü büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Araştırmanın gerçekleştirildiği yıllarda ilkbahar aylarında tahıl tarlalarının yeşermesi dışında bölgenin önemli bölümü çıplak ve yer yer “çöl görünümünde” olarak tanımlanmaktaydı.
Hayvanların otlatılabileceği mera alanları son derece azalmıştı. Tavşan Dağı dışındaki mera alanlarından ise ağırlıklı olarak yaylalarda yaşayan topluluklar yararlanmaktaydı.
Bu gözlem, bölgenin ekonomik dönüşümünün yalnızca toplumsal sonuçlar doğurmadığını; tarım alanlarının genişlemesine bağlı olarak doğal bozkır ve mera ekosistemlerinde de önemli bir değişimin meydana geldiğini göstermektedir.
5.1. İklim
Tavşançalı tipik İç Anadolu karasal ikliminin etkisi altındadır. Coğrafi olarak İç Anadolu’nun merkezinde bulunan kasabada kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kuraktır.
En sıcak aylar temmuz ve ağustos, en soğuk aylar ocak ve şubattır. Kar yağışının aralık ayının sonlarında başlayabildiği ve mart ayının ortalarına kadar devam edebildiği belirtilmektedir. Yağışların en yoğun olduğu dönem ise nisan ve mayıs aylarıdır.
Deniz seviyesinden yaklaşık 1.014 metre yükseklikte bulunan Tavşançalı, insan gözünün ulaşabildiği ölçüde geniş ve düz bir ova üzerinde kurulmuştur.
6. Resmî kurumlar ve eğitim yapısı
1984 yılı itibarıyla Tavşançalı’da belediye, Kur’an kursu, iki ilkokul, bir ortaokul ve lise, bir cami ve PTT bulunmaktaydı.
6.1. Belediye
Belediye teşkilatı bir belediye başkanı, dokuz belediye azası, bir başkâtip, bir muhasebeci, bir tahsildar, iki zabıta memuru, bir fen memuru —aynı zamanda kadastro memuru olarak belirtilmiştir— bir odacı ve iki şoförden oluşmaktaydı.
6.2. Kur’an kursu
Kur’an kursunda bir hoca görev yapıyordu. Kursun 31 kız ve 13 erkek olmak üzere toplam 44 öğrencisi bulunmaktaydı.
6.3. İlkokullar
Atatürk İlkokulu’nda dokuz kadın ve üç erkek olmak üzere toplam 12 öğretmen görev yapmaktaydı. Okulun öğrenci sayısı 255 kız ve 229 erkek olmak üzere toplam 484 idi.
100. Yıl İlkokulu’nda ise beş kadın ve altı erkek olmak üzere toplam 11 öğretmen görev yapıyordu. Okulun 159 kız ve 165 erkek olmak üzere toplam 324 öğrencisi bulunmaktaydı.
6.4. Ortaokul ve lise
Ortaokul ile lise aynı binayı kullanmaktaydı. Bina sabah saatlerinde ortaokul, öğleden sonra ise lise eğitimi için kullanılmaktaydı.
Bu eğitim kurumlarında bir kadın ve 12 erkek olmak üzere toplam 13 öğretmen ile bir daktilo memuru görev yapıyordu.
Ortaokulda 196 erkek ve 49 kız olmak üzere toplam 245 öğrenci eğitim görmekteydi.
Lisede ise 74 erkek ve 10 kız olmak üzere toplam 84 aktif öğrenci bulunuyordu. Ayrıca kaynakta “beklemeli öğrenci” olarak tanımlanan 73 öğrenci bu sayıya dâhil edilmemişti.
6.5. Cami
Kasabanın camisinde bir müezzin ve iki imam görev yapmaktaydı.
Dönemin resmî kurumları ve eğitim yapısı topluca değerlendirildiğinde tablo şu şekildedir:
| Kurum | Personel | Kız öğrenci | Erkek öğrenci | Toplam |
|---|---|---|---|---|
| Belediye | 1 başkan, 9 aza, 1 başkâtip, 1 muhasebeci, 1 tahsildar, 2 zabıta, 1 fen/kadastro memuru, 1 odacı, 2 şoför | – | – | – |
| Kur’an Kursu | 1 hoca | 31 | 13 | 44 |
| Atatürk İlkokulu | 12 öğretmen | 255 | 229 | 484 |
| 100. Yıl İlkokulu | 11 öğretmen | 159 | 165 | 324 |
| Ortaokul | Lise ile ortak 13 öğretmen + 1 daktilo memuru | 49 | 196 | 245 |
| Lise | Ortaokulla ortak | 10 | 74 | 84 |
| Cami | 1 müezzin, 2 imam | – | – | – |
Liseye kayıtlı 73 “beklemeli öğrenci” aktif öğrenci toplamına dâhil edilmemiştir.
7. Kıraathaneler, siyasal hayat ve toplumsal ilişkiler
Araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde genç erkeklerin devam ettiği dört kıraathane faaliyet göstermekteydi; ayrıca beşinci bir kıraathanenin açılmak üzere olduğu belirtilmektedir.
Buna karşılık 40 yaşın üzerindeki erkeklerin kıraathaneye gitmesinin yerel toplumsal normlar bakımından uygun görülmediği, hatta “ayıp” sayıldığı kaydedilmiştir. Hem daha ileri yaştaki erkeklerin hem de gençlerin devam edebileceği üç çay ocağı da bulunmaktaydı.
Yaşlı ve orta yaşlı erkekler boş vakitlerini daha çok evlerde bir araya gelerek sohbet etmek suretiyle geçirmekteydi.
7.1. 12 Eylül öncesinde siyasal örgütlenme
12 Eylül 1980 askerî müdahalesinden önce Tavşançalı’da siyasal faaliyet yürüten iki dernek bulunduğu aktarılmaktadır. Bunlardan biri 1979 yılında faaliyet gösteren Halk Odası, diğeri ise 1980 yılında faaliyet gösteren Akıncılar Derneği idi.
Türkiye genelinde siyasal kutuplaşmanın arttığı ve bazı bölgelerde fikir çatışmalarının silahlı şiddete dönüştüğü bu dönemde, kaynak Tavşançalı’da kasaba halkı arasında herhangi bir silahlı çatışmanın meydana gelmediğini; hatta ciddi bir kavga yaşanmadığını belirtmektedir. Siyasal farklılıkların esas olarak fikir tartışmaları düzeyinde kaldığı ifade edilmektedir.
Araştırmacı bu durumu kasaba halkının büyük ölçüde birbirleriyle akraba veya yakından tanışıyor olmasıyla ilişkilendirmektedir. Küçük bir siyasal çatışmanın dahi aile veya kabile çatışmasına dönüşebileceği endişesinin tarafları daha ihtiyatlı davranmaya yönelttiği değerlendirilmiştir.
Kaynakta, dönemin toplumsal çatışmalarının nasıl farklı kimlik çatışmalarına dönüşebileceğine örnek olarak Kahramanmaraş olaylarına atıfta bulunulmaktadır.
Bununla birlikte kasaba dışından gelen bazı öğretmenlerin evlerinin taşlandığı ve bazı öğretmenlerin fiziksel saldırıya uğradığı da aynı kaynakta kaydedilmektedir. Bu nedenle “kasabada hiçbir çatışma yaşanmadığı” yönündeki ifade, kasaba halkı arasındaki doğrudan karşılaşmalar bakımından değerlendirilmelidir.
8. Geleneksel misafir odalarından televizyonlu ev toplantılarına
Tavşançalı’nın toplumsal hayatında dikkati çeken önemli değişimlerden biri geleneksel misafirlik ve sohbet kültüründe meydana gelmiştir.
Geçmişte maddi durumu iyi olan, yani dönemin ifadesiyle “zengin” kabul edilen aileler, evlerinin bir odasını köylülerin ve kasabaya gelen yabancıların ağırlanmasına ayırmaktaydı. Bu oda yalnızca özel misafirler için değil, yerel erkeklerin gündelik sosyalleşme alanlarından biri olarak da kullanılmaktaydı.
Hane reisi işi bulunmadığı zamanlarda evinde oturarak gelen misafirlerle ilgilenirdi. Hane reisinin bulunmadığı durumlarda ise misafirleri onun erkek çocukları ağırlardı.
Kasabalı erkeklerin önemli bir bölümü boş zamanlarında bu odalara giderek sohbet etmekteydi. Geçmişte misafirlere çerez ikram edilirken, sonraki yıllarda çay ikramı yaygınlaşmıştı.
Ancak araştırmanın gerçekleştirildiği 1980’lerin başına gelindiğinde bu geleneksel misafir odalarının ortadan kalktığı belirtilmektedir. Bunun yerine kasabalılar daha belirli arkadaş ve akraba grupları hâlinde birbirlerinin evlerine gitmeye başlamışlardı.
Eski sohbetlerin temel konularını akrabalık ilişkileri, ataların hayat biçimleri ve ailelerin geçmişte yaşadığı ilginç olaylar oluşturmaktaydı. Böylece sözlü kültür aracılığıyla topluluğun kolektif hafızası kuşaktan kuşağa aktarılabiliyordu.
8.1. Televizyonun toplumsal sohbet üzerindeki etkisi
Televizyonun kasabaya girmesi, bu sohbet geleneğinde belirgin bir dönüşüme yol açmıştır.
Araştırmacının gözlemine göre insanlar yine aynı evlerde bir araya gelmekte, ancak sohbet etmek yerine çaylarını içerken televizyon izlemekteydiler. Son haber bülteninin tamamlanmasının ardından toplantı sona ermekte ve herkes kendi evine dönmekteydi.
Dolayısıyla televizyon bir yandan dış dünyaya açılmayı ve bilgiye erişimi artırırken, diğer yandan geleneksel sözlü anlatı ve sohbet kültürünün zayıflamasına katkıda bulunan yeni bir toplumsal unsur olarak ortaya çıkmış görünmektedir.
Yaş hiyerarşisi ise bu değişime rağmen büyük ölçüde devam etmekteydi. Gençlerin yaşlıların oluşturduğu toplantılara katılması geleneksel olarak sınırlıydı. Katıldıkları durumlarda da konuşmaları beklenmiyordu. Yerel anlayış içerisinde gençler, yaş ve deneyim bakımından henüz yeterli görülmediklerinden büyüklerin yanında daha çok dinleyici konumunda bulunuyorlardı.
Hane sahibinin erkek çocuklarının toplantıya katılımı ise çoğunlukla misafirlere hizmet etmek amacıyla gerçekleşiyordu.
Gençler de genellikle kendi yaşıtlarıyla vakit geçirmeyi tercih etmekteydi. Aynı eve hem gençler hem de yaşlılar misafirliğe gittiklerinde dahi farklı odalarda oturmaları yaygın bir uygulamaydı. Böylelikle yaş grupları arasındaki toplumsal mesafe, ev içi mekânın kullanım biçimine dahi yansımaktaydı.
Sonuç
1983–1984 yıllarına ait bu antropolojik kesit, Tavşançalı’nın yaklaşık bir buçuk yüzyıllık tarihsel dönüşümünün belirli bir dönemini ayrıntılarıyla görünür kılmaktadır.
Yerel sözlü hafızaya göre 19. yüzyılın ortalarında Ömerli aşiretinin Dinko koluna mensup ailelerin yerleşmesiyle oluşmaya başlayan Ömeranlı, zaman içerisinde çevresindeki köy ve kasabalarla güçlü ekonomik ve toplumsal ilişkiler kuran, yaklaşık 1.200 haneli bölgesel bir merkeze dönüşmüştür.
Kasabanın tarihsel gelişiminde birkaç dinamik özellikle belirgindir. Bunların başında göçebelikten yerleşik hayata geçiş, tarım ve hayvancılığın ekonomik temeli oluşturması, Konya–Ankara karayolunun sağladığı ulaşım olanakları, ticaret ve nakliyeciliğin gelişmesi ve Avrupa’ya yönelik yoğun işçi göçü gelmektedir.
Aralık 1983 PTT kayıtları, Avrupa göçünün ekonomik boyutunu olağanüstü açıklıkla ortaya koymaktadır. Yalnızca bir ay içerisinde Avrupa ülkelerinden Tavşançalı’ya gönderilen 3.591.189 TL, kasabanın ekonomik yapısının yerel üretimin yanı sıra uluslararası göçmen ağlarıyla da güçlü biçimde bağlantılı hâle geldiğini göstermektedir.
Aynı dönemde Binnur Un İrmik Fabrikası ve dört tuz fabrikası gibi sanayi girişimleri, Tavşançalı’da tarım dışı ekonomik faaliyetlerin gelişmekte olduğunu göstermektedir. Çok sayıda ticarethane, zanaat atölyesi, nakliye aracı, sağlık hizmeti ve eğitim kurumu da kasabanın çevre yerleşimler bakımından bölgesel merkez işlevini güçlendirmiştir.
Bununla birlikte ekonomik modernleşme çevresel ve toplumsal dönüşümleri de beraberinde getirmiştir. Tarım alanlarının genişlemesi sonucunda doğal bitki örtüsü ve mera alanları önemli ölçüde azalmış; yaşlıların hafızasında yeşil ve yüksek bitki örtüsüyle hatırlanan bozkır, araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde daha çıplak bir peyzaja dönüşmüştür.
Benzer biçimde radyo, telefon ve özellikle televizyon gibi modern iletişim araçlarının yaygınlaşması, kasabanın dış dünyayla ilişkisini güçlendirirken geleneksel sohbet ve sözlü kültür pratiklerinin niteliğini değiştirmiştir. Akrabalık ilişkileri, yaş hiyerarşisi ve grup dayanışması önemini korumakla birlikte, toplumsal hayat giderek yeni iletişim teknolojilerinin etkisi altına girmiştir.
Bu nedenle 1984 tarihli Tavşançalı araştırması yalnızca belirli bir Anadolu kasabasının betimlemesi olarak değerlendirilmemelidir. Çalışma aynı zamanda göçebelikten yerleşikliğe, kırsal üretimden ticaret ve sanayiye, yerel ekonomik yapılardan Avrupa merkezli göçmen ağlarına ve sözlü kültürden kitle iletişim araçlarının hâkimiyetine doğru ilerleyen daha geniş bir tarihsel dönüşümün yerel ölçekteki izlerini kayda geçiren önemli bir antropolojik belge niteliğindedir.
Ayrıca bakınız
- Deveden Tuz Fabrikasına
- Bir Köy Çocuğunun Antropolojisi: Kırklar Yaylası Araştırmasının Doğuşu (1984)
Kaynakça
- ↑ Ahmet Ağralı, Göçebelikten Yerleşik Hayata Geçen Bir Toplum: Kırklar Yaylası, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü, Sosyal Antropolojide Alan Araştırması ve Uygulaması Dersi Ödevi, Mayıs 1984 (İÜ Merkez Kütüphanesi demirbaş 58717), basılı s. 1–7 (PDF s. 15–21).
- ↑ Kaynakta daktilo yazımıyla "Yavşandağ"; Türkçe adı Tavşan; "Davşan" Kürtçe telaffuzudur.