Pepûk Café: Tam Metin

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
06.41, 24 Temmuz 2026 tarihinde Openclaw (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 10013 numaralı sürüm (Pepûk Akademi bilgi mimarisi kapsamında sayfa oluşturuldu/güncellendi)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Pepûk Akademi: Tam Metin, Dr. Gülabi CELEP'in 2026 tarihli metninin MediaWiki düzenine aktarılmış tam sürümüdür.


Pepûk Akademi, Dr. Gülabi CELEP tarafından 2026 yılında kaleme alınan Ömeranlı’dan Dünyaya Açılan Bir Kırsal Akademi Modeli alt başlıklı metinde tanımlanan, Ömeranlı merkezli bir kırsal akademi girişimidir.

İkinci Genişletilmiş Sürüm.

Bu sayfa, Dr. Gülabi CELEP'in 2026 tarihli aynı başlıklı metninin MediaWiki düzenine uyarlanmış sürümünü içerir.


ÖNSÖZ

Bazı kurumlar önce tasarlanır, sonra kendilerine bir hayat bulmaya çalışır. Pepûk Akademi’nin hikâyesi ise tersinden gelişti. Önce bir yer açıldı; insanlar geldi, birbirlerini dinledi, soru sordu, tartıştı, hatırladı ve yeni bağlar kurdu. Ardından bu karşılaşmaların geçici bir yaz hareketliliğinden daha büyük bir anlam taşıdığı fark edildi.

Pepûk Café’yi kurarken amacım yalnızca yeni bir işletme açmak değildi. Uzun yıllardır yürüttüğümüz ekolojik çalışmaların, ağaçlandırma girişimlerinin, kültürel hafıza çabalarının ve farklı kuşakları bir araya getirme isteğinin görünür olabileceği bir buluşma alanı oluşturmak istiyordum. Kısa süre içinde bu mekân, başlangıçta öngördüğüm sınırların ötesine geçti. Akademisyenler, hekimler, yazarlar, araştırmacılar, gençler, yaşlılar ve çocuklar aynı çatı altında buluşmaya başladı. Kimi zaman bilim konuşuldu, kimi zaman göç; bazen kimlik ve aidiyet, bazen çocukluk hatıraları, bazen de bir ağacın geleceği tartışıldı.

Bu buluşmaların en öğretici tarafı, bilginin tek bir merkezden akmadığını göstermesiydi. Bir akademisyenin kavramsal açıklaması ile bir yaşlının hafızasında taşıdığı hikâye, bir gencin Avrupa’da yaşadığı aidiyet sorunu ile bir çiftçinin toprağa ilişkin deneyimi aynı düşünsel alan içerisinde birbirini tamamlayabiliyordu. Bu durum, bana uzun zamandır bildiğim fakat 2026 yazında çok daha somut biçimde gördüğüm bir gerçeği yeniden hatırlattı: Bir toplumun bilgi birikimi yalnızca üniversitelerinde, arşivlerinde ve kitaplarında bulunmaz; gündelik hayatında, dilinde, göç deneyiminde, doğayla kurduğu ilişkide ve kuşaklar arasında aktarılan hatıralarında da yaşar.

Ömeranlı’nın toplumsal yapısı bu açıdan özel bir imkân sunmaktadır. Kasabanın insanları Türkiye’nin ve Avrupa’nın farklı şehirlerine dağılmıştır. Yeni kuşaklar farklı eğitim sistemlerinde yetişmekte, çeşitli diller konuşmakta ve farklı mesleklerde uzmanlaşmaktadır. Her yaz çok sayıda insan yeniden Ömeranlı’ya gelmekte; aileler, akrabalar ve kuşaklar kısa bir dönem için aynı coğrafyada buluşmaktadır. Fakat bu olağanüstü insan hareketliliğinin taşıdığı bilgi ve deneyim çoğu zaman ortak bir üretime dönüşmeden yeniden dağılmaktadır.

Bir akademisyen gelir ve gider. Bir genç gelir ve gider. Bir hekim, mühendis, öğretmen, sanatçı ya da araştırmacı birkaç hafta sonra yeniden yaşadığı ülkeye döner. Bu sırada yaşlı kuşaklar, kayıt altına alınmamış hikâyeleriyle birer birer aramızdan ayrılır. Böylece hem dağılmış insan kaynağımızı yeterince buluşturamaz hem de elimizdeki toplumsal hafızayı kalıcı bir bilgiye dönüştürmekte gecikiriz.

Pepûk Akademi fikri tam bu noktada şekillendi. Temel soru basitti: İnsanların yolları yalnızca düğünlerde, taziyelerde ve aile ziyaretlerinde değil; bilim, kültür, doğa, sanat ve düşünce etrafında da kesişebilir mi?

Bu kitap, bu soruya verilmiş tamamlanmış bir cevap değildir. Bir model önerisidir. Henüz kurulma aşamasındaki bir yapının düşünsel çerçevesini, program yaklaşımını, kurumsal ilkelerini ve gelecek tasavvurunu ortaya koymaktadır. Burada anlatılan Akademi, klasik anlamda diploma veren bir eğitim kurumu değildir. Sınavların, unvanların ve tek yönlü bilgi aktarımının merkezde olduğu bir yapı da değildir. Amaç, farklı bilgi biçimlerinin karşılaşabileceği; insanların yalnızca dinleyici değil, araştıran, soran, üreten ve kayıt altına alan katılımcılar hâline gelebileceği bir öğrenme ortamı kurmaktır.

Bir fizikçi ile bir çiftçi aynı masaya oturabilmelidir. Avrupa’da doğmuş bir genç, ailesinin geldiği coğrafyayı yalnızca geçmişin bir kalıntısı olarak değil, üzerinde düşünebileceği ve katkı sunabileceği canlı bir toplumsal alan olarak görebilmelidir. Bir tarihçi, arşiv bilgisiyle yerel hafızayı karşılaştırabilmelidir. Bir çocuk, doğayı yalnızca ders kitabından değil, toprağa dokunarak öğrenebilmelidir. Bir akademisyen Ömeranlı’ya yalnızca konuşmak için değil, dinlemek ve araştırmak için de gelebilmelidir.

Pepûk Akademi’nin merkezinde Ömeranlı vardır; ancak mesele yalnızca Ömeranlı değildir. Orta Anadolu’nun birçok yerleşimi göç, nüfus kaybı, kuşaklar arası kültürel aktarımın zayıflaması, kırsal yaşamın dönüşümü ve ekolojik baskılarla karşı karşıyadır. Bu nedenle Akademi, yerel bir deneyimden hareket ederken daha geniş bir bölgesel ve evrensel tartışmaya açılmayı amaçlamaktadır.

Pepûk kuşu bu hikâyede bir sembolden fazlasıdır. O, geçmiş ile gelecek arasında dolaşan bir gözlemci gibidir. Bize nereden geldiğimizi, neyi kaybettiğimizi, neyi korumamız gerektiğini ve neyi değiştirmeye cesaret etmemiz gerektiğini hatırlatır. Bu kitap da aynı soruların etrafında şekillenen bir davettir.

Pepûk Akademi’nin gelecekte tam olarak neye dönüşeceğini bugün bilmiyoruz. Fakat bir yerde insanlar yeniden soru sormaya başlıyor, farklı kuşaklar aynı masada birbirini dinliyor, gençler yalnızca mirasın alıcısı değil geleceğin kurucusu olarak görülüyor ve bir toplum kendi hikâyesini başkalarının yazmasını beklemek yerine kendisi kaydetmeye başlıyorsa, orada önemli bir şey başlamış demektir.

Pepûk Akademi, bu başlangıcın adıdır.

Dr. Gülabi CELEP Ömeranlı, 2026

1. PEPÛK AKADEMİ: BİR FİKRİN TANIMI

Pepûk Akademi, Ömeranlı merkezli olarak geliştirilen; bilim, kültür, ekoloji ve toplumsal hafızayı aynı düşünsel çatı altında buluşturan disiplinler arası bir kırsal akademi girişimidir. Bir okul, üniversite ya da sertifika kurumu olmayı değil; farklı bilgi biçimlerinin karşılaşabileceği, araştırmanın gündelik hayatla temas kurabileceği ve yerel toplumun bilgi üretiminin öznesi hâline gelebileceği açık bir platform oluşturmayı hedefler.

Akademinin temel hareket noktası, bilginin coğrafi ve kurumsal olarak merkezileşmesine karşı alternatif bir öğrenme alanı kurmaktır. Büyük kentlerde ve üniversitelerde üretilen bilimsel bilgi kuşkusuz önemlidir; ancak toplumsal gerçekliği anlamak için tek başına yeterli değildir. Bir yerleşimin hafızası, göç deneyimi, doğayla ilişkisi, yerel dili, gündelik pratikleri ve kuşaklar boyunca aktarılan deneyimler de araştırılabilir ve paylaşılabilir bilgi alanlarıdır.

Bu nedenle Pepûk Akademi, akademik bilgi ile yerel bilgiyi birbirinin rakibi olarak görmez. Akademisyenin yöntemi, çiftçinin saha bilgisi, yaşlının hafızası, gencin güncel deneyimi ve sanatçının sezgisi farklı niteliklere sahip olabilir; fakat doğru bir ortamda bu bilgi biçimleri birbirini derinleştirebilir. Akademinin amacı bu karşılaşmanın gerçekleşeceği etik, eleştirel ve üretken zemini kurmaktır.

1.1. Üç temel işlev

Pepûk Akademi’nin çalışma modeli üç temel işlev üzerine kurulacaktır:

  • Bilgiyi dolaşıma sokmak: Bilimsel, kültürel ve mesleki birikimi kırsal toplumla buluşturmak; aynı zamanda yerel bilgi ve deneyimin akademik ve kamusal alanlara taşınmasını sağlamak.
  • Hafızayı belgelemek: Sözlü tarih, aile arşivleri, göç anlatıları, eski fotoğraflar, yer adları ve gündelik yaşam deneyimlerini sistematik biçimde kayıt altına almak.
  • Yeni üretim alanları kurmak: Gençlerin, çocukların, araştırmacıların ve yerel katılımcıların birlikte proje geliştirebildiği, araştırma yaptığı ve somut çıktılar ürettiği programlar oluşturmak.

Bu üç işlev birbirinden ayrı değildir. İyi tasarlanmış bir program, aynı anda öğrenme, belgeleme ve üretme işlevlerini yerine getirebilir. Örneğin göç üzerine yapılan bir konferans, gençlerin aile büyükleriyle sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirmesine; bu kayıtların dijital arşive dönüşmesine ve yıl sonunda kamusal bir sergiyle paylaşılmasına bağlanabilir.

1.2. Bir bina değil, bir öğrenme ağı

Pepûk Akademi belirli bir bina ile sınırlı olmayacaktır. Akademinin kampüsü, geniş anlamda Ömeranlı ve çevresidir. Pepûk Café’de yapılan bir konuşma, bir evde gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmesi, mikro ormanlarda yürütülen bir ekolojik gözlem, açık havada düzenlenen bir atölye veya çevre köylere yapılan bir saha gezisi aynı akademik ekosistemin parçalarıdır.

Bu dağınık kampüs modeli iki avantaj sağlar. Birincisi, ilk yıllarda büyük fiziksel yatırımlara ihtiyaç duymadan program üretmeye olanak verir. İkincisi, öğrenmeyi gündelik hayattan ayırmak yerine doğrudan toplumsal ve doğal çevrenin içine yerleştirir.

1.3. Başarı ölçütü

Pepûk Akademi’nin başarısı düzenlenen etkinlik sayısıyla ölçülmeyecektir. Asıl ölçüt, bir programdan sonra ne kaldığıdır: yeni bir soru, bir kayıt, bir araştırma, bir gençlik projesi, bir ortaklık, bir dijital arşiv, bir rapor ya da devam eden bir çalışma grubu.

Bu nedenle Akademi’nin temel değerlendirme sorusu şudur:

Kaç etkinlik yaptık? değil, Bu çalışmaların sonucunda ne kaldı?

Bu ilke, program seçiminden bütçe kullanımına kadar bütün kurumsal kararların temel referanslarından biri olacaktır.

2. BİR KAFEDEN BİR AKADEMİYE: 2026 DENEYİMİ

Pepûk Akademi önceden hazırlanmış teorik bir kurum modelinden doğmadı. Onu mümkün kılan şey, 2026 yazında Pepûk Café çevresinde oluşan somut toplumsal deneyimdi.

Café başlangıçta, bölgede yürütülen ekolojik ve kültürel çalışmaların görünür olabileceği bir buluşma noktası olarak düşünülmüştü. Fakat kısa süre içinde günlük ticari işlevinin ötesine geçen başka bir rol üstlendi. Akademisyenler, hekimler, araştırmacılar, yazarlar ve farklı yaşam deneyimlerine sahip insanlar toplumla doğrudan buluşmaya başladı. Bilim, sağlık, psikoloji, göç, kimlik, aidiyet, yayıncılık, kırsal kalkınma, kültürel hafıza ve sosyal girişimcilik gibi birbirinden farklı konular aynı mekânda tartışıldı.

Bu deneyim, kırsal bir yerleşimde düşünsel ve kültürel programlara gerçek bir ilgi bulunduğunu gösterdi. İnsanlar doğru konu, uygun format ve güvenli bir tartışma ortamı oluşturulduğunda yalnızca dinlemek için değil, soru sormak ve kendi deneyimlerini paylaşmak için de bir araya geliyordu. Bazı programlarda yoğun katılım yaşanırken bazı buluşmalar sınırlı ilgi gördü. Her iki durum da önemliydi; çünkü 2026 yılı yalnızca başarıların değil, program tasarımına ilişkin derslerin de kaynağı oldu.

2.1. Rastlantısal etkinlikten program fikrine

Tek tek başarılı etkinlikler değerliydi; ancak bunların birbirinden kopuk kalması uzun vadeli etkiyi sınırlandırıyordu. Bir akademisyenin bir akşam konuşup ertesi gün ayrılması, o akşam için güçlü bir deneyim yaratabilir; fakat bu karşılaşma bir çalışma grubuna, bir araştırmaya ya da sonraki yıl devam edecek bir programa dönüşmediğinde birikim oluşturmak zorlaşır.

Bu gözlem, Pepûk Akademi’nin temel program anlayışını belirledi. Akademi, konuşmacı takviminden oluşan bir etkinlik dizisi değil; birbirini tamamlayan çalışmalar bütünü olmalıdır. Konferans, atölye, saha çalışması, sözlü tarih, gençlik programı ve kamusal tartışma aynı tematik süreç içerisinde birbirine bağlanabilmelidir.

2.2. Gençlerin görünür hâle gelen soruları

2026 deneyiminin en önemli sonuçlarından biri, Avrupa’da doğmuş veya büyümüş yeni kuşakların sorularının daha görünür hâle gelmesiydi. Bu gençler ailelerinin geldiği coğrafyayla bağlarını sürdürmekte; ancak dil, kimlik, aidiyet, yaşam biçimi ve toplumsal beklentiler açısından önceki kuşaklardan farklı deneyimler yaşamaktadır.

Onları yalnızca kültürel mirası korumakla yükümlü pasif bir kuşak olarak görmek yetersizdir. Gençlerin kendi sorularını sorabileceği, eleştirebileceği, tartışabileceği ve yeni kültürel biçimler üretebileceği alanlara ihtiyaç vardır. Akademi fikri, bu ihtiyacı geçici bir gençlik etkinliğiyle değil, yapısal bir katılım modeliyle karşılamayı amaçlamaktadır.

2.3. Yerel insan kaynağının fark edilmesi

2026 yazı, Ömeranlı ile doğrudan ya da dolaylı bağı bulunan geniş insan kaynağını da görünür kıldı. Akademisyenler, hekimler, öğretmenler, mühendisler, sanatçılar, girişimciler, öğrenciler ve farklı alanlarda deneyim sahibi insanlar Türkiye’nin ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yaşamaktadır. Sorun bu insan kaynağının yokluğu değil; onu sürekli bir bilgi ve iş birliği ağı içerisinde buluşturacak mekanizmaların yeterince gelişmemiş olmasıdır.

Pepûk Akademi bu dağınık birikimi tek merkezde toplamak istememektedir. Asıl hedef, insanlar nerede yaşarsa yaşasın Ömeranlı ile bilgi, araştırma ve ortak proje üzerinden ilişki kurabilecekleri sürdürülebilir bir ağ oluşturmaktır.

2.4. 2026 yılından çıkarılan temel dersler

2026 deneyimi beş temel sonuca işaret etmiştir:

1. Kırsal bir yerleşimde nitelikli düşünsel programlara toplumsal karşılık vardır. 2. Her konu ve format aynı katılımı üretmez; hedef kitle, zamanlama ve iletişim önemlidir. 3. Gençler yalnızca izleyici olarak değil, programın tasarım ve üretim süreçlerinde yer almak istemektedir. 4. Ömeranlı’nın yerel ve diasporik insan kaynağı güçlüdür; fakat sürekli bir organizasyon ağına ihtiyaç vardır. 5. Etkinliklerin kalıcı etkiye dönüşmesi için belgeleme, takip ve program sürekliliği gerekir.

Pepûk Akademi, bu beş dersin kurumsal bir modele dönüştürülmesi girişimidir.

3. VİZYON, MİSYON VE TEMEL DEĞERLER

Pepûk Akademi’nin kurumsal yönelimi, geçmişi korumak ile geleceği kurmak arasında bir tercih yapmak yerine, bu iki süreci birbirinin tamamlayıcısı olarak ele almaktadır. Akademinin uzun vadeli hedefleri, gerçekleştireceği her programın ve kuracağı her iş birliğinin belirli ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle vizyon, misyon ve temel değerler yalnızca kurumsal tanımlamalar değil; akademinin program seçiminden yönetim modeline, katılımcı ilişkilerinden finansman politikalarına kadar bütün faaliyetlerine yön verecek referans çerçevesidir.

VİZYON

Pepûk Akademi’nin vizyonu, Ömeranlı’yı yerel bilgi birikiminin, akademik düşüncenin, kültürel üretimin ve ekolojik sorumluluğun buluştuğu özgün bir kırsal öğrenme ve araştırma merkezi hâline getirmek; buradan geliştirilen modeli zaman içerisinde bölgesel, ulusal ve uluslararası ölçekte görünür kılmaktır.

Bu vizyon, Ömeranlı’yı yalnızca korunması gereken bir geçmişin mekânı olarak görmemektedir. Amaç, kasabanın kendi toplumsal gerçekliğini araştırabilen, güncel sorunlarını tartışabilen ve geleceğine ilişkin yeni fikirler üretebilen aktif bir düşünce ortamı oluşturmasıdır. Uzun vadede Pepûk Akademi’nin, kırsal bölgelerde bilimsel ve kültürel üretimin nasıl örgütlenebileceğine ilişkin örnek bir model geliştirmesi hedeflenmektedir.

Akademinin gelecek perspektifi, fiziksel olarak büyük bir kuruma dönüşmekten önce güçlü bir düşünsel ve toplumsal ağ kurmaya dayanmaktadır. Başarı, yalnızca sahip olunan bina veya altyapıyla değil; üretilen bilgi, yetişen gençler, belgelenen hafıza, geliştirilen projeler ve kurulan kalıcı ilişkilerle ölçülecektir.

MİSYON

Pepûk Akademi’nin misyonu; farklı kuşakları ve farklı bilgi alanlarını bir araya getiren nitelikli programlar geliştirmek, yerel ölçekte araştırma ve öğrenme olanakları oluşturmak ve özellikle gençlerin bilgi üretim süreçlerine aktif katılımını desteklemektir.

Bu doğrultuda Akademi;

  • bilimsel ve entelektüel birikimi toplumla erişilebilir biçimlerde buluşturmayı,
  • yerel tarih ve kültürel mirasa ilişkin araştırma ve belgeleme çalışmalarını desteklemeyi,
  • gençlerin eleştirel düşünme, araştırma, tartışma ve proje geliştirme kapasitelerini güçlendirmeyi,
  • Avrupa’da yaşayan yeni kuşakların Ömeranlı ile kurdukları ilişkiye yeni kültürel ve düşünsel boyutlar kazandırmayı,
  • ekolojik sorunlara ilişkin farkındalığı uygulamalı çalışmalarla desteklemeyi,
  • farklı disiplinler ve farklı yaşam deneyimleri arasında diyalog ortamları oluşturmayı,
  • yerel meseleleri bilimsel araştırma ve kolektif düşünme süreçlerinin konusu hâline getirmeyi,
  • ortaya çıkan bilgi ve belgeleri gelecek kuşaklara aktarılabilecek kalıcı bir arşive dönüştürmeyi

temel görevleri arasında kabul etmektedir.

Akademinin misyonu, hazır bilgiyi tek yönlü olarak aktarmakla sınırlı değildir. Her programın mümkün olduğunca yeni bir soru, belge, araştırma, kayıt veya proje üretmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle Pepûk Akademi, etkinlik düzenleyen bir organizasyondan ziyade zaman içerisinde kendi bilgi birikimini oluşturan bir üretim merkezi olmayı hedeflemektedir.

TEMEL DEĞERLER

Bağımsız Düşünce

Pepûk Akademi, bilimsel ve entelektüel özgürlüğü temel bir ilke olarak benimser. Farklı görüşlerin karşılaşabilmesi, soru sorulabilmesi ve eleştirel düşüncenin gelişebilmesi için hiçbir düşüncenin peşinen dokunulmaz kabul edilmediği özgür bir tartışma ortamının korunmasını esas alır.

Bilimsel Tutarlılık

Akademi bünyesinde ele alınan konularda kanıta, araştırmaya ve eleştirel değerlendirmeye dayalı yaklaşım teşvik edilir. Yerel deneyim ve sözlü aktarımlar önemli bilgi kaynakları olarak değerlendirilirken, bunların belgelenmesi ve mümkün olduğunca araştırılabilir hâle getirilmesi önemsenir.

Katılımcılık

Pepûk Akademi’de insanlar yalnızca izleyici olarak görülmez. Katılımcıların soru sorması, görüş bildirmesi, proje önermesi ve çalışmaların geliştirilmesine katkıda bulunması teşvik edilir. Özellikle gençlerin karar süreçlerinde ve programların hazırlanmasında daha fazla sorumluluk üstlenmeleri desteklenir.

Kuşaklar Arası Diyalog

Toplumsal hafızanın aktarılması yalnızca geçmiş kuşakların gençlere bilgi vermesiyle gerçekleşmez. Yeni kuşakların soruları ve farklı yaşam deneyimleri de toplumun kendisini yeniden değerlendirmesine olanak sağlar. Pepûk Akademi, kuşaklar arasındaki ilişkiyi tek yönlü bir aktarım yerine karşılıklı öğrenme süreci olarak ele alır.

Çoğulculuk ve Kapsayıcılık

Farklı yaşlardan, mesleklerden, ülkelerden ve toplumsal deneyimlerden gelen insanların aynı ortamda kendilerini ifade edebilmeleri akademinin temel ilkelerindendir. Akademi, belirli bir çevrenin veya grubun kapalı platformu olmak yerine, ortak düşünsel ve etik ilkeler çerçevesinde farklı insanların katılımına açık olmayı hedefler.

Yerellik ve Evrensellik

Pepûk Akademi, yerel olanı evrenselin karşıtı olarak görmez. Ömeranlı’da yaşanan göç, kimlik, kuşak değişimi, ekolojik dönüşüm ve kültürel süreklilik gibi meseleler dünyanın birçok bölgesinde farklı biçimlerde yaşanmaktadır. Akademi, yerel deneyimleri bilimsel ve karşılaştırmalı düşüncenin konusu hâline getirerek yerelden evrensele açılmayı amaçlar.

Ekolojik Sorumluluk

Doğanın korunması, akademinin yalnızca program başlıklarından biri değil, kurumsal yaklaşımının temel unsurudur. Etkinliklerin planlanmasından mekân kullanımına kadar mümkün olduğunca düşük çevresel etki, kaynakların sorumlu kullanımı ve doğayla uyumlu uygulamalar gözetilir.

Gönüllülük ve Ortak Üretim

Pepûk Akademi’nin gelişiminde gönüllü katkı önemli bir güç olacaktır. Bununla birlikte gönüllülük, kurumsal sorumluluğun yerine geçen sınırsız ve görünmez emek olarak değerlendirilmemelidir. Görevlerin açık biçimde tanımlandığı, emeğin görünür kılındığı ve olanaklar geliştikçe profesyonel çalışma modellerinin oluşturulduğu dengeli bir yapı hedeflenir.

Şeffaflık ve Etik Sorumluluk

Akademinin yönetiminde, iş birliklerinde ve finansman ilişkilerinde şeffaflık temel ilkedir. Alınan desteklerin akademinin düşünsel bağımsızlığını belirlememesi; sponsorların veya destekçilerin program içeriğine bilimsel ve etik ilkelerle bağdaşmayan müdahalelerde bulunmaması esastır.

Süreklilik

Pepûk Akademi için temel mesele çok sayıda etkinlik gerçekleştirmek değil, zaman içerisinde birikim oluşturabilmektir. Bu nedenle başlatılan çalışmaların belgelenmesi, sonuçlarının değerlendirilmesi ve başarılı programların geliştirilerek sürdürülmesi önemsenir. Her faaliyet, mümkün olduğunca kendisinden sonra gelecek çalışmalara bir temel bırakmalıdır.

KURUMSAL İLKE

Pepûk Akademi’nin bütün faaliyetlerini yönlendirecek temel kurumsal ilke şu şekilde ifade edilebilir:

Köklerinden güç alan, dünyaya açık; bilgiyi paylaşan değil birlikte üreten; geçmişi yalnızca hatırlamayan, ondan hareketle geleceği kuran bir akademi.

Bu ilke doğrultusunda Pepûk Akademi, büyüklüğünü etkinlik sayısıyla değil yarattığı nitelikli etkiyle; gücünü kurumsal gösterişten değil kurduğu ilişkilerin sürekliliğiyle; başarısını ise yalnızca bugünkü görünürlüğüyle değil, gelecek kuşaklara bırakabildiği bilgi, hafıza ve sorumluluk bilinciyle değerlendirecektir.


4. NEDEN ÖMERANLI? YEREL BAĞLAM VE TOPLUMSAL İHTİYAÇ

Pepûk Akademi’nin Ömeranlı’da kurulması yalnızca kurucularının bu yerleşimle olan bağına dayanan bir tercih değildir. Ömeranlı’nın demografik yapısı, Avrupa’ya uzanan göç tarihi, mevsimsel nüfus hareketliliği, kuşaklar arasında değişen aidiyet biçimleri ve son yıllarda gelişen ekolojik girişimler, kasabayı sosyal ve kültürel çalışmalar açısından özgün bir saha hâline getirmektedir. Bu özellikleriyle Ömeranlı, kırsal bir yerleşimin küresel göç süreçleri içerisinde nasıl dönüştüğünü gözlemlemek ve bu dönüşüme yeni toplumsal mekanizmalarla cevap vermek açısından önemli bir potansiyele sahiptir.

MEVSİMSEL BİR KASABANIN DÖNÜŞEN SOSYOLOJİSİ

Ömeranlı’nın günümüzdeki toplumsal yapısını anlamanın temel unsurlarından biri mevsimsel nüfus hareketliliğidir. Kasabayla bağı bulunan çok sayıda aile yılın büyük bölümünü Avrupa ülkelerinde geçirmekte, özellikle yaz aylarında ise Ömeranlı’ya dönmektedir. Bu durum kasabada birbirinden oldukça farklı iki toplumsal dönem ortaya çıkarmaktadır.

Kış aylarında nüfusun azalması ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamın daralmasına neden olurken, yaz aylarında kısa süre içerisinde yoğun bir toplumsal hareketlilik yaşanmaktadır. Avrupa’dan gelen aileler, gençler ve çocuklarla birlikte kasabanın nüfusu ve gündelik yaşamı belirgin biçimde değişmektedir. Ancak bu geçici nüfus yoğunluğu, kendiliğinden kalıcı bir kültürel veya düşünsel üretime dönüşmemektedir.

Yaz döneminin önemli bir bölümü doğal olarak aile ziyaretleri, düğünler, taziyeler ve sosyal buluşmalar etrafında şekillenmektedir. Bunlar toplumsal bağların korunması açısından önemli işlevlere sahiptir. Bununla birlikte, farklı ülkelerden gelen insanların sahip oldukları eğitim, mesleki deneyim ve bilgi birikimini paylaşabilecekleri ortak platformların sınırlı olması, Ömeranlı’nın önemli bir potansiyelinin her yaz yeniden kullanılmadan dağılmasına neden olmaktadır.

Pepûk Akademi açısından bu mevsimsel hareketlilik bir dezavantaj olmanın yanında önemli bir fırsattır. Yılın belirli bir döneminde küçük bir kasabada, farklı ülkelerde yaşayan ve farklı alanlarda uzmanlaşmış geniş bir insan topluluğu aynı anda bulunmaktadır. Doğru bir programlama yapıldığında bu dönem, Ömeranlı’nın en önemli entelektüel ve kültürel kaynağına dönüşebilir.

GÖÇÜN ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ KUŞAKLARI

Ömeranlı’nın Avrupa ile ilişkisi artık yalnızca birinci kuşak işçi göçünün hikâyesi değildir. Avrupa’da doğan ve büyüyen yeni kuşaklar farklı eğitim sistemlerinde yetişmekte, birden fazla dil ve kültürel çevre içerisinde yaşamaktadır. Bu nedenle onların Ömeranlı ile kurdukları ilişki, anne ve babalarının ya da büyükanne ve büyükbabalarının kurduğu ilişkiden farklılaşmaktadır.

Yeni kuşakların kasabaya fiziksel olarak gelmeye devam etmesi, kültürel sürekliliğin kendiliğinden sağlandığı anlamına gelmemektedir. Bir insan her yaz aynı coğrafyaya gelebilir; ancak o coğrafyanın tarihini, dilini, hikâyelerini ve toplumsal deneyimlerini giderek daha az tanıyabilir. Fiziksel yakınlık ile kültürel aidiyet arasında otomatik bir ilişki bulunmamaktadır.

Bu noktada temel mesele gençlerden geçmiş kuşakların yaşam biçimini aynen sürdürmelerini beklemek değildir. Böyle bir yaklaşım, toplumsal değişimin gerçekliğini göz ardı eder. Asıl ihtiyaç, yeni kuşakların kendi sorularıyla ve kendi yaşam deneyimleriyle bu coğrafyayla yeniden ilişki kurabilecekleri alanların oluşturulmasıdır.

Pepûk Akademi bu nedenle gençleri kültürel sürekliliğin pasif taşıyıcıları olarak değil, yeni kültürel biçimlerin üreticileri olarak değerlendirmektedir. Ömeranlı’nın gelecekte nasıl hatırlanacağı ve nasıl yaşanacağı, yalnızca geçmişten aktarılanlarla değil, yeni kuşakların buraya ne kattıklarıyla da belirlenecektir.

DAĞINIK İNSAN SERMAYESİNİ BİR ARAYA GETİRME İHTİYACI

Ömeranlı’nın en önemli ancak yeterince örgütlenmemiş kaynaklarından biri insan sermayesidir. Kasabayla bağı bulunan insanlar arasında akademisyenler, hekimler, mühendisler, öğretmenler, girişimciler, sanatçılar, öğrenciler ve çok farklı alanlarda uzmanlaşmış kişiler bulunmaktadır. Bu insanlar Türkiye'nin ve Avrupa'nın farklı şehirlerinde yaşamaktadır.

Sorun, bu insan kaynağının bulunmaması değil, aralarında süreklilik taşıyan bir bilgi ve iş birliği ağının yeterince gelişmemiş olmasıdır.

Bir akademisyenin kasabada bulunması ile bilgisinin toplumsal bir kaynağa dönüşmesi aynı şey değildir. Benzer biçimde Avrupa'da eğitim alan bir gencin sahip olduğu deneyim, paylaşılabileceği bir ortam bulunmadığında bireysel düzeyde kalmaktadır. Pepûk Akademi’nin karşılık vermeyi amaçladığı ihtiyaçlardan biri, dağınık durumda bulunan bu bilgi birikimini ortak çalışmalar etrafında buluşturabilecek bir organizasyon zemini oluşturmaktır.

Bu yaklaşım, Ömeranlı’ya dışarıdan sürekli bilgi taşıyan tek yönlü bir model yerine, kasabanın kendi insan kaynağını harekete geçiren bir sistem kurulmasını mümkün kılabilir.

KÜLTÜREL HAFIZANIN KAYIT ALTINA ALINMASI İHTİYACI

Ömeranlı’nın toplumsal hafızasının önemli bir bölümü hâlen insanların kişisel hatıralarında yaşamaktadır. Göç hikâyeleri, eski yer adları, aile tarihleri, çalışma yaşamı, gelenekler, yerel anlatılar, çocukluk hatıraları ve toplumsal dönüşümlere ilişkin bilgiler büyük ölçüde sözlü olarak aktarılmaktadır.

Bu bilgi biçiminin en önemli özelliği aynı zamanda en büyük kırılganlığıdır: Onu taşıyan insanlar kaybedildiğinde, kayıt altına alınmamış bilgi de büyük ölçüde kaybolmaktadır.

Önümüzdeki yıllar bu açıdan kritik öneme sahiptir. Avrupa göçünün ilk kuşaklarını doğrudan yaşamış insanların sayısı giderek azalmaktadır. Aynı şekilde kasabanın geçmişteki gündelik yaşamını hatırlayan kuşakların sahip olduğu bilgiler de sistematik biçimde belgelenmemektedir.

Bu nedenle Ömeranlı, yalnızca kültürel etkinliklerin yapılacağı bir yer değil, aynı zamanda kapsamlı bir toplumsal hafıza çalışmasının yürütülebileceği bir araştırma sahasıdır. Sözlü tarih görüşmeleri, aile arşivlerinin dijitalleştirilmesi, eski fotoğrafların belgelenmesi, yer adlarının kayıt altına alınması ve göç hikâyelerinin derlenmesi gelecek açısından önemli bir sorumluluk oluşturmaktadır.

GENÇLER İÇİN NİTELİKLİ KAMUSAL ALAN İHTİYACI

Yaz aylarında Ömeranlı’da çok sayıda genç bulunmasına rağmen, gençlerin düşünsel ve yaratıcı üretime katılabilecekleri alanlar sınırlıdır. Sosyal buluşma mekânlarının varlığı önemli olmakla birlikte, gençlerin yalnızca tüketici veya müşteri olarak değil; fikir geliştiren, tartışan, üreten ve sorumluluk alan bireyler olarak yer alabilecekleri platformlara da ihtiyaç vardır.

Bir gencin bir akademisyenle doğrudan konuşabilmesi, kendi ailesinin göç hikâyesini araştırabilmesi, bir belgesel hazırlayabilmesi, ekolojik bir saha çalışmasına katılabilmesi veya kendi tartışma programını düzenleyebilmesi farklı bir aidiyet biçimi yaratabilir.

Bu nedenle Pepûk Akademi’nin gençlik yaklaşımı, gençler için program hazırlamakla sınırlı kalmamalıdır. Uzun vadede hedef, programların bir bölümünün gençler tarafından tasarlandığı ve yürütüldüğü bir katılım mekanizması oluşturmaktır.

KIRSAL ALANLARDA BİLGİYE ERİŞİM EŞİTSİZLİĞİ

Bilimsel, kültürel ve sanatsal etkinliklerin önemli bir bölümü büyük şehirlerde yoğunlaşmaktadır. Üniversiteler, konferanslar, sergiler ve düşünce platformları çoğunlukla kent merkezlerinde bulunmaktadır. Kırsal bölgelerde yaşayan insanların bu etkinliklere erişimi ise ekonomik ve coğrafi nedenlerle daha sınırlı olabilmektedir.

Pepûk Akademi, bu ilişkiyi tersine çevirmeyi amaçlamaktadır. İnsanların bilgiye ulaşmak için sürekli büyük şehirlere gitmesi yerine, bilim insanlarının, düşünürlerin ve üreticilerin belirli dönemlerde kırsal alana gelmesi sağlanabilir.

Ancak burada amaç büyük şehirlerdeki konferans modellerini Ömeranlı’ya kopyalamak değildir. Kırsal alanın ölçeğine ve toplumsal ilişkilerine uygun, daha doğrudan ve katılımcı formatlar geliştirilmesi gerekmektedir. Küçük gruplar, açık hava buluşmaları, saha gezileri ve uzun süreli sohbetler bu açıdan önemli avantajlar sunmaktadır.

ÖMERANLI'NIN STRATEJİK AVANTAJI: İKİ COĞRAFYA ARASINDA BİR KAVŞAK

Ömeranlı’nın en özgün özelliklerinden biri, coğrafi olarak Orta Anadolu’da bulunurken toplumsal ağlarının önemli bir bölümünün Avrupa’ya uzanmasıdır. Bu nedenle kasaba, yalnızca yerel bir kırsal yerleşim olarak değerlendirilemez. Yaz aylarında farklı Avrupa ülkelerinden gelen insanların buluştuğu ulusötesi bir toplumsal mekâna dönüşmektedir.

Bu durum Pepûk Akademi’ye başka kırsal akademilerde bulunması zor olan doğal bir uluslararası ağ potansiyeli sağlamaktadır. Avrupa’da yaşayan gençler, akademisyenler ve farklı meslek gruplarıyla kurulacak ilişkiler sayesinde Ömeranlı’da gerçekleştirilen bir çalışma kısa sürede farklı ülkelere ulaşabilir.

Aynı şekilde Avrupa’da geliştirilen bilgi, deneyim ve kurumsal ilişkiler Ömeranlı’daki projelere aktarılabilir. Böylece kasaba ile diaspora arasındaki ilişki yalnızca aile ziyaretleri ve ekonomik destek üzerinden değil; bilgi, kültür ve ortak proje üretimi üzerinden yeniden tanımlanabilir.

TOPLUMSAL İHTİYAÇTAN STRATEJİK FIRSATA

Ömeranlı’nın karşı karşıya olduğu göç, nüfusun mevsimselleşmesi, kültürel aktarımın zayıflaması ve kuşaklar arasındaki mesafenin artması gibi süreçler yalnızca sorun olarak değerlendirilmemelidir. Aynı süreçler, doğru bir organizasyon modeliyle önemli fırsatlara dönüştürülebilir.

Avrupa’ya dağılmış geniş bir insan ağı, farklı eğitim sistemlerinde yetişen genç kuşaklar, güçlü bir toplumsal hafıza ve gelişmekte olan ekolojik çalışmalar birlikte düşünüldüğünde Ömeranlı, küçük nüfusuna rağmen önemli bir bilgi ve deneyim birikimine sahiptir.

Pepûk Akademi’nin Ömeranlı’da kurulmasının temel gerekçesi tam olarak bu noktada ortaya çıkmaktadır: Yeni bir potansiyel yaratmaktan önce, zaten var olan ancak birbirinden kopuk durumda bulunan potansiyelleri görünür kılmak ve aralarında kalıcı ilişkiler kurmak.

Bu nedenle Ömeranlı, Pepûk Akademi için yalnızca seçilmiş bir kuruluş yeri değildir. Kasabanın kendine özgü toplumsal yapısı, Akademi’nin varlık nedeninin ve geliştireceği modelin temelini oluşturmaktadır.

5. PEPÛK AKADEMİ 2027 PROGRAM MODELİ

Pepûk Akademi’nin 2027 yılı, kurumsal modelin ilk kapsamlı uygulama ve değerlendirme dönemi olarak planlanmaktadır. Bu nedenle ilk yılın temel hedefi mümkün olduğunca fazla etkinlik gerçekleştirmek değil; yönetilebilir ölçekte, nitelikli, belgelenebilir ve sonraki yıllarda geliştirilebilir bir program modeli oluşturmaktır.

2027 programı, Ömeranlı’nın mevsimsel nüfus yapısı dikkate alınarak tasarlanacaktır. Ana faaliyet dönemi, Avrupa’da yaşayan ailelerin ve gençlerin kasabada yoğun olarak bulunduğu yaz aylarına odaklanacaktır. Bununla birlikte Akademi’nin yalnızca birkaç haftalık bir yaz organizasyonuna dönüşmemesi için hazırlık, uygulama ve değerlendirme süreçleri yılın tamamına yayılacaktır.

Bu çerçevede 2027 çalışma modeli dört temel dönemden oluşacaktır.

I. HAZIRLIK VE PROGRAM GELİŞTİRME DÖNEMİ

Ocak – Nisan 2027

Yılın ilk dört ayı, Akademi’nin program içeriğinin ve organizasyon yapısının oluşturulmasına ayrılacaktır. Bu dönemde öncelikle 2027 yılı için bir veya iki ana tema belirlenecek ve programın büyük bölümü bu temalar etrafında şekillendirilecektir.

Her yıl sınırlı sayıda ana tema belirlenmesi, Akademi’nin çok sayıda konuya yüzeysel biçimde temas etmek yerine belirli meselelerde derinleşmesini sağlayacaktır.

Bu dönemde;

  • Akademik ve program danışma ekibi oluşturulacak,
  • davet edilecek akademisyen ve uzmanlarla görüşmeler gerçekleştirilecek,
  • gençlerin program önerileri alınacak,
  • atölye ve saha çalışmaları planlanacak,
  • kurumsal iş birlikleri geliştirilecek,
  • sponsorluk ve finansman görüşmeleri yürütülecek,
  • program için gerekli teknik ve lojistik ihtiyaçlar belirlenecektir.

Ayrıca Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Ömeranlı kökenli gençlere yönelik çevrim içi bir çağrı yapılması öngörülmektedir. Bu çağrı aracılığıyla gençlerin hangi konuları tartışmak istedikleri, hangi atölyelere katılabilecekleri ve programa nasıl katkı sunabilecekleri önceden belirlenecektir.

Böylece yaz programı yalnızca organizasyon ekibinin hazırladığı bir takvim olmayacak; katılımcıların ihtiyaçlarından ve önerilerinden de beslenecektir.

II. ÖN PROGRAM VE YEREL HAZIRLIK DÖNEMİ

Mayıs – Haziran 2027

Yaz akademisi başlamadan önce yerel hazırlık çalışmalarına ağırlık verilecektir.

Bu dönemde özellikle Ömeranlı’da sürekli yaşayan çocuklar, gençler ve gönüllülerle küçük ölçekli hazırlık programları gerçekleştirilecektir. Program organizasyonunda görev alacak gönüllüler için kısa eğitimler düzenlenebilir.

Gönüllüler;

  • misafir karşılama,
  • etkinlik organizasyonu,
  • fotoğraf ve video kaydı,
  • sosyal medya iletişimi,
  • teknik destek,
  • sözlü tarih görüşmeleri,
  • saha çalışmalarının koordinasyonu

gibi alanlarda sorumluluk üstlenebilecektir.

Bu hazırlık süreci, Akademi’nin dışarıdan gelen bir organizasyon ekibi tarafından yürütülen geçici bir etkinlik olarak algılanmasını önlemek açısından önemlidir. Yerel katılım, program başlamadan önce oluşturulacaktır.

Aynı dönemde Pepûk Café ve kullanılacak diğer alanların teknik hazırlıkları tamamlanacak; program kitapçığı, dijital duyurular ve kayıt sistemi hazırlanacaktır.

III. PEPÛK YAZ AKADEMİSİ

Temmuz – Ağustos 2027

Pepûk Akademi’nin en yoğun faaliyet dönemi yaz aylarında gerçekleştirilecektir. Ancak program, her akşam farklı bir konuşmacının yer aldığı klasik bir etkinlik takvimi biçiminde düzenlenmeyecektir.

Programın temel birimi tematik hafta olacaktır.

Her tematik hafta belirli bir soru veya mesele etrafında yapılandırılacaktır. Konferans, söyleşi, atölye, saha çalışması ve kültürel etkinlikler mümkün olduğunca aynı tema içerisinde birbirini tamamlayacaktır.

Örneğin bir haftanın ana sorusu şöyle olabilir:

Bir sonraki kuşak Ömeranlı ile nasıl bir ilişki kuracak?

Bu soru etrafında bir sosyolog göç ve kuşak değişimini ele alabilir; bir psikiyatrist gençlerle kimlik ve aidiyet üzerine çalışabilir; gençler kendi deneyimlerini tartışabilecekleri bir forum düzenleyebilir; yaşlı kuşaklarla sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirilebilir ve haftanın sonunda kuşaklar arası ortak bir açık oturum yapılabilir.

Başka bir haftanın temel sorusu ise şöyle olabilir:

Orta Anadolu’da iklim değişirken nasıl bir ekolojik gelecek kurabiliriz?

Bu program kapsamında bilimsel bir konferans, Miyawaki alanlarında saha çalışması, çocuklarla doğa atölyesi ve yerel ekolojik sorunların tartışıldığı bir çalışma toplantısı aynı program içerisinde gerçekleştirilebilir.

Bu yaklaşım sayesinde etkinlikler birbirinden kopuk faaliyetler olmaktan çıkarak ortak bir düşünsel süreç oluşturacaktır.

HAFTALIK PROGRAM RİTMİ

Pepûk Yaz Akademisi’nin örnek bir tematik haftası şu yapı üzerinden planlanabilir:

1. Gün – Açılış Konferansı

Konunun bilimsel ve kavramsal çerçevesi alanında uzman bir akademisyen veya araştırmacı tarafından ortaya konulur.

2. Gün – Küçük Grup Çalışması

Konferansta ele alınan mesele daha sınırlı katılımlı bir atölyede tartışılır. Katılımcıların soru üretmeleri ve kendi deneyimlerini paylaşmaları teşvik edilir.

3. Gün – Saha Çalışması

Tema Ömeranlı’nın gerçekliğiyle ilişkilendirilir. Ekolojik gözlem, sözlü tarih görüşmesi, kültürel alan ziyareti veya saha araştırması gerçekleştirilebilir.

4. Gün – Serbest Gün ve Sosyal Etkileşim

Programın yoğunluğunu azaltmak ve katılımcılar arasında doğal ilişkilerin gelişmesine olanak sağlamak amacıyla resmî program sınırlandırılır.

5. Gün – Üretim Atölyesi

Katılımcılar hafta boyunca ele alınan konu üzerine somut bir çalışma gerçekleştirir. Bu çalışma bir kısa film, podcast, yazı, araştırma önerisi, fotoğraf çalışması veya proje taslağı olabilir.

6. Gün – Kamusal Buluşma

Haftanın konusu daha geniş toplumun katılımına açık bir panel, söyleşi veya forumla ele alınır.

7. Gün – Değerlendirme ve Paylaşım

Hafta boyunca ortaya çıkan çalışmalar sunulur ve katılımcıların değerlendirmeleri alınır.

Bu yapı her tema için zorunlu bir şablon olmayacak; programın niteliğine göre esnek biçimde uygulanacaktır.

PROGRAM YOĞUNLUĞUNUN SINIRLANDIRILMASI

2026 deneyiminden çıkarılması gereken önemli sonuçlardan biri, çok sayıda etkinliğin her zaman daha yüksek etki anlamına gelmediğidir.

2027 yılında programın aşırı yoğunlaştırılmaması önerilmektedir. Özellikle Pepûk Café’nin yaklaşık 100 kişilik kapasitesi ve organizasyonun mevcut insan kaynağı dikkate alındığında, ilk yıl için kontrollü bir ölçek tercih edilmelidir.

Bu nedenle sekiz haftalık kesintisiz yoğun bir program yerine, yaz dönemi içerisinde dört veya beş tematik hafta planlanması daha sürdürülebilir olacaktır. Tematik haftalar arasında birkaç günlük boşluk bırakılması organizasyon ekibinin hazırlık yapmasına ve programların değerlendirilmesine olanak sağlayacaktır.

Böylece Akademi, sürekli etkinlik üreten bir organizasyona değil, seçilmiş konularda nitelikli programlar gerçekleştiren bir yapıya dönüşecektir.

ÜÇ KATMANLI KATILIM MODELİ

2027 programında bütün etkinliklerin aynı katılım biçimine sahip olması gerekmemektedir. Program üç farklı katılım düzeyinde yapılandırılabilir.

Açık Programlar

Toplumun tamamına açık konferanslar, söyleşiler, paneller ve kültürel etkinliklerdir. Katılım ücretsiz veya destekçi kurumlar aracılığıyla erişilebilir tutulabilir.

Kayıtlı Akademi Programları

Atölyeler, eğitimler ve saha çalışmaları sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleştirilir. Katılımcıların programa önceden kayıt yaptırması gerekir.

Proje Grupları

Belirli bir konu üzerinde uzun süreli çalışmak isteyen küçük ekiplerden oluşur. Örneğin sözlü tarih, ekolojik gözlem veya belgesel ekipleri yaz boyunca birlikte çalışabilir.

Bu üç katmanlı model, Pepûk Akademi’nin geniş toplumsal erişim ile derinlemesine çalışma arasında denge kurmasını sağlayacaktır.

PEPÛK AKADEMİ GENÇ PROGRAMI

2027 yılında gençlere yönelik çalışmaların ayrı bir program hattı olarak geliştirilmesi önerilmektedir.

Bu program kapsamında gençler yalnızca kendileri için hazırlanmış etkinliklere katılmayacak; belirli programların hazırlanması ve yürütülmesinde sorumluluk üstlenecektir.

Yaklaşık 15–25 kişiden oluşan bir Pepûk Genç Akademi Grubu oluşturulabilir. Grup üyeleri yaz dönemi boyunca bir proje üzerinde çalışabilir ve sezon sonunda çalışmalarını kamuoyuyla paylaşabilir.

İlk yıl için bu projenin somut ve ulaşılabilir olması önemlidir. Örneğin:

Ömeranlı’nın Avrupa’ya Göç Hafızası

başlıklı bir çalışma kapsamında gençler aile büyükleriyle görüşmeler gerçekleştirebilir, eski fotoğrafları toplayabilir ve kısa video kayıtları hazırlayabilir.

Sezon sonunda ortaya çıkan çalışmalar bir sergi veya dijital arşiv aracılığıyla sunulabilir.

AKADEMİSYENLER İÇİN KATILIM MODELİ

Akademisyenlerin katılımı mümkün olduğunca tek gecelik konuşmacı modeliyle sınırlandırılmayacaktır.

Uygun olan akademisyenlerin Ömeranlı’da birkaç gün kalması ve farklı programlara katılması teşvik edilecektir. Bir akademisyen ana konferansını gerçekleştirdikten sonra ertesi gün gençlerle küçük bir çalışma grubu düzenleyebilir veya ilgili saha çalışmasına katılabilir.

Bu model hem katılımcılarla daha derin ilişkiler kurulmasını hem de akademisyenlerin bölgenin toplumsal gerçekliğini doğrudan gözlemlemesini sağlayacaktır.

Uzun vadede bazı akademisyenlerin belirli tematik alanların danışmanlığını üstlenmesi hedeflenebilir.

SEZON SONU: PEPÛK FORUMU

2027 yaz programının sonunda bir Pepûk Forum düzenlenmesi önerilmektedir.

Forum, yaz boyunca gerçekleştirilen çalışmaların değerlendirildiği ve ortaya çıkan üretimlerin toplumla paylaşıldığı yıllık kapanış toplantısı olacaktır.

Gençlerin projeleri, sözlü tarih kayıtları, ekolojik saha gözlemleri ve diğer çalışmalar burada sunulabilir.

Aynı zamanda şu soru tartışmaya açılacaktır:

2028 yılında Pepûk Akademi ne yapmalı?

Böylece bir sonraki yılın programı yalnızca yönetim tarafından değil, katılımcıların deneyimleri ve önerileri doğrultusunda şekillendirilecektir.

IV. BELGELEME VE DEĞERLENDİRME DÖNEMİ

Eylül – Aralık 2027

Yaz programının sona ermesi Akademi’nin çalışma yılının sona erdiği anlamına gelmeyecektir.

Bu dönemde gerçekleştirilen programların kayıtları düzenlenecek, katılımcı geri bildirimleri analiz edilecek ve ortaya çıkan çalışmalar arşivlenecektir.

Her yıl sonunda kısa bir Pepûk Akademi Yıllık Raporu hazırlanması hedeflenmektedir.

Raporda;

  • gerçekleştirilen programlar,
  • katılım verileri,
  • ortaya çıkan somut üretimler,
  • finansal kaynakların genel kullanımı,
  • karşılaşılan sorunlar,
  • katılımcı geri bildirimleri,
  • bir sonraki yıl için öneriler

şeffaf biçimde sunulacaktır.

Bu değerlendirme süreci, Akademi’nin her yıl kendi deneyiminden öğrenmesini sağlayacaktır.

2027 İÇİN ÖLÇÜLEBİLİR İLK YIL HEDEFLERİ

İlk yıl için gerçekçi ve değerlendirilebilir hedeflerin belirlenmesi önemlidir. Örneğin 2027 yılı için;

  • 4–5 tematik akademi haftası,
  • 15–20 nitelikli ana etkinlik,
  • 10–15 atölye ve küçük grup çalışması,
  • en az 20 sözlü tarih kaydı,
  • 15–25 kişilik aktif gençlik grubu,
  • en az bir somut gençlik projesi,
  • bir sezon sonu Pepûk Forumu,
  • bir dijital veya fiziksel sergi,
  • bir yıllık faaliyet ve değerlendirme raporu

temel performans hedefleri olarak belirlenebilir.

2027 yılının sonunda sorulacak temel soru, “Kaç etkinlik yaptık?” değil; “Bu çalışmaların sonucunda ne kaldı?” olacaktır.

Pepûk Akademi’nin ilk yılı, gelecekte kurulabilecek daha büyük bir yapının pilot uygulaması olarak değerlendirilmelidir. Programın kontrollü ölçekte başlaması, uygulamaların sistematik biçimde belgelenmesi ve her yıl edinilen deneyim doğrultusunda geliştirilmesi, Akademi’nin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından temel strateji olacaktır.


6. EĞİTİM, ARAŞTIRMA VE ETKİNLİK FORMATLARI

Pepûk Akademi'nin eğitim anlayışı, bilgiyi tek yönlü aktaran klasik konferans modelinin ötesine geçmeyi amaçlamaktadır. Akademi, öğrenmeyi yalnızca bir konuşmacının anlattığı ve dinleyicilerin not aldığı pasif bir süreç olarak değil; soru sorma, tartışma, gözlem yapma, birlikte üretme ve deneyim paylaşımı üzerine kurulu çok yönlü bir süreç olarak değerlendirmektedir.

Bu nedenle Akademi bünyesinde farklı yaş gruplarına, farklı ilgi alanlarına ve farklı öğrenme biçimlerine uygun çeşitli program formatları geliştirilecektir. Her formatın amacı, belirli bir öğrenme ihtiyacına cevap vermek ve katılımcıları mümkün olduğunca aktif sürecin parçası hâline getirmektir.

AÇILIŞ KONFERANSLARI

Her tematik program, alanında uzman bir akademisyen, araştırmacı veya uygulayıcı tarafından gerçekleştirilecek açılış konferansıyla başlayacaktır.

Bu konferansların amacı konuyu tüketmek değil, katılımcılar için ortak bir düşünme zemini oluşturmaktır. Konuşmaların mümkün olduğunca anlaşılır, disiplinler arası ve toplumun farklı kesimlerinin takip edebileceği bir dilde hazırlanması teşvik edilecektir.

Konferansların tamamı ses ve görüntü kaydına alınarak dijital arşive kazandırılacaktır.

DİYALOG OTURUMLARI

Pepûk Akademi'nin en ayırt edici programlarından biri diyalog oturumları olacaktır.

Bu oturumlarda konuşmacı ile dinleyici arasındaki geleneksel ayrım azaltılacaktır. Katılımcılar yalnızca soru soran kişiler değil; kendi deneyimlerini paylaşan, tartışmaya katkı sunan ve yeni sorular üreten aktif katılımcılar olacaktır.

Özellikle gençlerin söz aldığı, farklı kuşakların birbirini dinlediği ve karşılıklı öğrenmenin gerçekleştiği ortamların oluşturulması hedeflenmektedir.

ATÖLYE ÇALIŞMALARI

Atölyeler, teorik bilginin uygulamaya dönüştürüldüğü küçük grup çalışmalarından oluşacaktır.

Katılımcı sayısı sınırlı tutulacak ve her katılımcının doğrudan sürece katkı vermesi sağlanacaktır.

Atölye örnekleri şunlar olabilir:

  • Sözlü tarih görüşmesi yapma
  • Fotoğraf ile belgeleme
  • Belgesel film üretimi
  • Podcast hazırlama
  • Yaratıcı yazarlık
  • Bilim iletişimi
  • Ekolojik gözlem teknikleri
  • Yapay zekâ araçlarının etkin kullanımı
  • Proje yazımı
  • Dijital arşiv oluşturma

Her atölyenin sonunda katılımcılar tarafından somut bir ürün ortaya çıkarılması hedeflenecektir.

SAHA ÇALIŞMALARI

Ömeranlı ve çevresi, Akademi'nin en önemli öğrenme alanıdır.

Bu nedenle birçok program doğrudan sahada gerçekleştirilecektir.

Saha çalışmaları kapsamında;

  • mikro ormanların incelenmesi,
  • biyolojik çeşitlilik gözlemleri,
  • yaşlılarla sözlü tarih görüşmeleri,
  • kültürel mekânların belgelenmesi,
  • eski yerleşim alanlarının incelenmesi,
  • geleneksel üretim biçimlerinin kayıt altına alınması

gibi uygulamalar gerçekleştirilebilir.

Katılımcılar yalnızca gözlem yapan kişiler olmayacak; veri toplayan, belgeleyen ve değerlendiren araştırmacılar olarak sürece katılacaktır.

USTA İLE BULUŞMA PROGRAMLARI

Akademik bilgi kadar yaşam deneyiminin de önemli olduğu düşüncesinden hareketle, farklı alanlarda uzun yıllar üretim yapmış kişilerle küçük grup buluşmaları düzenlenecektir.

Bu programlarda konuşmacının akademisyen olması zorunlu değildir.

Bir öğretmen, zanaatkâr, çiftçi, sanatçı, girişimci veya yıllarca Avrupa'da yaşamış bir göçmen de kendi deneyimini paylaşabilir.

Bu buluşmaların amacı yaşam deneyiminin kuşaklar arasında aktarılmasını sağlamaktır.

GENÇLİK FORUMLARI

Bu forumlar tamamen gençlerin yönettiği programlar olacaktır.

Konular gençler tarafından belirlenecek, moderatörlüğü gençler üstlenecek ve yetişkinler yalnızca davet edildikleri ölçüde katkı sunacaktır.

Bu yaklaşım gençlerin yalnızca dinleyen değil, tartışmayı yöneten bireyler hâline gelmelerini destekleyecektir.

YUVARLAK MASA TOPLANTILARI

Belirli sorunlara çözüm üretmek amacıyla düzenlenecek bu toplantılar, farklı uzmanlık alanlarından kişileri aynı masa etrafında buluşturacaktır.

Toplantılar mümkün olduğunca 10–15 kişiyle sınırlı tutulacak ve her katılımcının görüş bildirmesine olanak sağlanacaktır.

Her toplantının sonunda kısa bir sonuç raporu hazırlanacaktır.

AÇIK HAVA AKADEMİSİ

Öğrenme faaliyetleri yalnızca kapalı mekânlarla sınırlı tutulmayacaktır.

Mikro ormanlar, park alanları, köy meydanı, tarım alanları ve uygun doğal ortamlar eğitim mekânı olarak kullanılacaktır.

Doğayla temas eden öğrenme biçimleri özellikle çocuklar ve gençler açısından önemli görülmektedir.

Açık hava programları aynı zamanda katılımcılar arasında daha doğal ve samimi iletişim kurulmasını kolaylaştıracaktır.

BELGESEL VE FİLM GÖSTERİMLERİ

Belgesel gösterimleri yalnızca film izleme etkinliği olarak planlanmayacaktır.

Her gösterimin ardından yönetmen, araştırmacı veya konu uzmanının katılımıyla değerlendirme oturumları gerçekleştirilecektir.

Böylece görsel materyaller tartışma ve öğrenme sürecinin başlangıç noktası hâline gelecektir.

KÜLTÜREL AKŞAMLAR

Akademik programların yanında müzik, şiir, hikâye anlatıcılığı, yerel mutfak ve kültürel miras etkinlikleri de düzenlenecektir.

Bu etkinliklerin amacı eğlence düzenlemekten çok kültürel paylaşımı desteklemektir.

Katılımcılar farklı ülkelerden getirdikleri kültürel deneyimleri de paylaşabileceklerdir.

ÇOCUK AKADEMİSİ

Çocuklar için ayrı bir program hattı geliştirilecektir.

Programlarda ezbere dayalı eğitim yerine;

  • doğayı keşfetme,
  • deney yapma,
  • hikâye anlatıcılığı,
  • sanat çalışmaları,
  • takım oyunları,
  • gözlem etkinlikleri

ön planda olacaktır.

Amaç çocukların merak duygusunu desteklemek ve erken yaşta araştırma kültürüyle tanışmalarını sağlamaktır.

PEPÛK KONUŞMALARI

Akademinin kurumsal kimliğini oluşturan sürekli programlardan biri **Pepûk Konuşmaları** olacaktır.

Bu program kapsamında her yıl farklı alanlardan bilim insanları, düşünürler, sanatçılar ve uygulayıcılar davet edilerek topluma açık konuşmalar gerçekleştirilecektir.

Uzun vadede Pepûk Konuşmaları'nın dijital ortamda yayımlanan ve arşivlenen bir konferans serisine dönüşmesi hedeflenmektedir.

PEPÛK DİYALOGLARI

Pepûk Akademi'nin özgün programlarından biri de farklı disiplinleri karşı karşıya getiren diyalog oturumları olacaktır.

Örneğin;

  • fizikçi ile çiftçi,
  • tarihçi ile lise öğrencisi,
  • psikiyatrist ile Avrupa'da büyüyen genç,
  • biyolog ile yerel üretici,
  • sanatçı ile sözlü tarih anlatıcısı

aynı konu üzerine birlikte konuşabilecektir.

Bu model, farklı bilgi türlerinin birbirini tamamladığı yeni bir tartışma kültürü oluşturmayı amaçlamaktadır.

ÜRETİM ODAKLI ÖĞRENME

Pepûk Akademi'nde bir programın başarısı yalnızca katılım sayısıyla ölçülmeyecektir.

Her eğitim formatının sonunda mümkün olduğunca somut bir çıktı elde edilmesi hedeflenecektir.

Bu çıktılar;

  • kısa film,
  • podcast,
  • araştırma notu,
  • sözlü tarih kaydı,
  • fotoğraf arşivi,
  • gençlik projesi,
  • dijital sergi,
  • bilimsel poster,
  • rapor,
  • eğitim materyali

şeklinde olabilir.

Böylece Akademi'nin her programı, yalnızca o gün gerçekleşen bir etkinlik olmaktan çıkacak; gelecek yıllarda kullanılabilecek kalıcı bilgi ve üretim mirasının bir parçasına dönüşecektir.


7. HEDEF KİTLE VE KATILIMCI PROFİLİ

Pepûk Akademi, tek ve homojen bir hedef kitleye yönelik bir eğitim programı olarak tasarlanmamaktadır. Akademinin çalışma alanlarının niteliği, farklı yaş gruplarının, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların ve farklı bilgi birikimlerine sahip katılımcıların aynı yapı içerisinde buluşmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte, bütün programların herkese aynı anda hitap etmeye çalışması hem içerik kalitesini hem de katılımın niteliğini zayıflatabilir.

Bu nedenle Pepûk Akademi’de hedef kitle yaklaşımı, herkes için aynı program anlayışı yerine, farklı katılımcı grupları için uygun içerik ve katılım biçimlerinin geliştirilmesine dayanacaktır.

Akademi açısından katılımcı, yalnızca etkinliğe gelen kişi değildir. Bazı insanlar dinleyici, bazıları araştırmacı, bazıları gönüllü, bazıları eğitmen, bazıları ise kendi deneyimini paylaşan bilgi taşıyıcısı olarak sürece dâhil olacaktır. Aynı kişi zaman içerisinde bu roller arasında geçiş yapabilecektir.

ÇOCUKLAR

Çocuklar, Pepûk Akademi’nin uzun vadeli toplumsal etkisi açısından önemli katılımcı gruplarından biridir. Özellikle yaz aylarında Avrupa’dan gelen çocuklarla Ömeranlı’da yaşayan çocukların ortak etkinliklerde buluşması, farklı yaşam deneyimleri arasında erken yaşta doğal ilişkiler kurulmasına olanak sağlayabilir.

Çocuk programları ağırlıklı olarak 7–12 yaş grubuna göre planlanacaktır. Gerektiğinde daha küçük veya daha büyük yaş grupları için ayrı çalışmalar oluşturulabilir.

Bu yaş grubuna yönelik programlarda temel hedef akademik bilgi aktarmak değil; merak, gözlem, soru sorma, doğayla ilişki ve yaratıcı ifade becerilerini desteklemek olacaktır.

Çocukların Akademi ile ilk ilişkilerinin sınav, başarı veya performans üzerinden değil, keşif ve deneyim üzerinden kurulması önemlidir.

ERGENLER VE GENÇLER

Yaklaşık 13–18 yaş grubu, kimlik, dil, eğitim ve aidiyet meselelerinin daha görünür hâle geldiği bir dönemi temsil etmektedir. Bu yaş grubunun ihtiyaçları çocuk programlarından farklıdır.

Gençlerin yalnızca yetişkinlerin belirlediği programlara davet edilmesi yerine, kendi tartışma alanlarını oluşturabilmeleri desteklenecektir.

Bu yaş grubuna yönelik programlarda;

  • kimlik ve aidiyet,
  • eğitim ve gelecek,
  • sosyal medya ve dijital dünya,
  • yapay zekâ,
  • çevre ve iklim,
  • kültür ve dil,
  • yaratıcılık ve sanat

gibi konular ele alınabilir.

Bu programların temel amacı gençlere ne düşünmeleri gerektiğini söylemek değil, kendi düşüncelerini oluşturabilecekleri ve ifade edebilecekleri ortamlar sağlamaktır.

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ VE GENÇ YETİŞKİNLER

Yaklaşık 18–30 yaş grubu, Pepûk Akademi’nin en aktif katılımcı gruplarından biri olarak değerlendirilmektedir.

Bu grubun Akademi içerisinde yalnızca etkinlik katılımcısı değil; araştırmacı, proje geliştirici, gönüllü koordinatör ve program üreticisi olarak sorumluluk üstlenmesi hedeflenmektedir.

Türkiye'de ve Avrupa'nın farklı ülkelerinde üniversite eğitimi gören gençler, kendi uzmanlık alanlarını Akademi çalışmalarına taşıyabilir. Sosyoloji öğrencisi bir genç sözlü tarih projesinde, biyoloji öğrencisi ekolojik saha çalışmalarında, iletişim öğrencisi belgeleme çalışmalarında, bilgisayar bilimi öğrencisi ise dijital arşivin geliştirilmesinde görev alabilir.

Böylece Akademi, gençlerin yalnızca özgeçmişlerine ekleyecekleri bir etkinlik değil, gerçek sorumluluk üstlendikleri bir uygulama alanına dönüşebilir.

Uzun vadede bu gruptan yetişen katılımcıların Akademi’nin yönetim ve programlama süreçlerinde görev alması hedeflenmektedir.

AVRUPA'DA YAŞAYAN YENİ KUŞAKLAR

Pepûk Akademi’nin özgün hedef gruplarından biri, aileleri Ömeranlı veya çevresinden Avrupa’ya göç etmiş yeni kuşaklardır.

Bu grubun kendi içerisinde de önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bazıları Türkçe veya Kürtçe konuşabilirken bazıları ailelerinin dilini sınırlı düzeyde bilmektedir. Bazıları her yıl Ömeranlı’ya gelirken bazıları kasabayla daha zayıf bir ilişkiye sahiptir.

Akademinin yaklaşımı, bu farklılıkları bir eksiklik veya kültürel başarısızlık olarak değerlendirmemek olacaktır.

Yeni kuşakların Avrupa’da edindikleri çok dilli ve çok kültürlü deneyimler, Akademi açısından önemli bir bilgi kaynağıdır. Bu gençlerin Ömeranlı’ya yalnızca öğrenmek için değil, kendi deneyimlerini paylaşmak ve yeni perspektifler kazandırmak için de geldikleri kabul edilecektir.

Programların gerektiğinde çok dilli yürütülmesi veya özet çevirilerle desteklenmesi, katılımın önündeki dil engellerini azaltabilir.

ÖMERANLI VE ÇEVRE YERLEŞİMLERDE YAŞAYANLAR

Pepûk Akademi’nin yerel toplumla ilişkisi, projenin sürdürülebilirliği açısından temel öneme sahiptir.

Akademinin yalnızca Avrupa’dan yaz tatiline gelen insanlara veya akademik çevrelere yönelik bir yapı olarak algılanması, yerel aidiyeti zayıflatabilir. Bu nedenle Ömeranlı’da ve çevre yerleşimlerde sürekli yaşayan insanların programlara aktif katılımı özellikle teşvik edilecektir.

Yerel katılımcılar yalnızca dinleyici olarak değerlendirilmemelidir. Bölgenin geçmişi, tarımsal üretimi, doğası, toplumsal ilişkileri ve gündelik yaşamı hakkında sahip oldukları deneyim birçok çalışma açısından temel bilgi kaynağıdır.

Bu nedenle bazı programlarda akademisyenler bilgi aktaran, yerel insanlar dinleyen taraf olmayacak; yerel bilgi taşıyıcıları da programların konuşmacısı, rehberi veya araştırma ortağı olacaktır.

YAŞLILAR VE HAFIZA TAŞIYICILARI

Yaşlı kuşaklar, özellikle kültürel hafıza ve sözlü tarih çalışmaları açısından Akademi’nin en önemli katılımcıları arasında yer almaktadır.

Ancak yaşlıların yalnızca geçmiş hakkında bilgi alınacak kişiler olarak görülmemesi gerekir. Onların yaşam deneyimleri, toplumsal değişimin uzun dönemli gözlemlenmesi açısından önemli bir perspektif sunmaktadır.

Akademi kapsamında yaşlı kuşakların rahat biçimde katılabileceği gündüz programları, küçük grup sohbetleri ve ev ziyaretleri planlanabilir.

Özellikle hareket kabiliyeti sınırlı kişilerin Akademi mekânlarına gelmesini beklemek yerine, gerektiğinde çalışmaların onların bulunduğu ortamlara taşınması benimsenmelidir.

KADINLAR

Kadınların Akademi programlarına katılımı, yalnızca genel davetlerle kendiliğinden gerçekleşeceği varsayımına bırakılmamalıdır. Toplumsal koşullar, aile sorumlulukları, etkinlik saatleri ve mekân kullanımı bazı kadınların katılımını sınırlandırabilir.

Bu nedenle programların zamanlaması ve formatı belirlenirken kadınların katılımını kolaylaştıracak koşullar dikkate alınacaktır.

Kadınların deneyimleri özellikle göç, aile tarihi, gündelik yaşam, bakım emeği ve kültürel aktarım çalışmalarında önemli bir bilgi alanı oluşturmaktadır. Geçmişin yalnızca kamusal alanda görünür olan erkek aktörler üzerinden belgelenmemesine dikkat edilmelidir.

Kadınlar Akademi içerisinde yalnızca belirli “kadın konularının” katılımcıları olarak değil; bütün bilimsel, kültürel ve ekolojik programların eşit aktörleri olarak yer alacaktır.

AKADEMİSYENLER VE ARAŞTIRMACILAR

Akademisyenler, Pepûk Akademi’nin bilimsel niteliğinin geliştirilmesinde önemli bir paydaş grubudur.

Farklı disiplinlerden araştırmacıların Akademi’ye katılımı, yerel meselelerin daha geniş bilimsel çerçevelerde ele alınmasını sağlayacaktır. Buna karşılık Ömeranlı da araştırmacılar için özgün saha çalışmaları ve araştırma soruları sunabilir.

Bu ilişkinin tek yönlü olmaması önemlidir.

Yerel toplumun yalnızca hakkında veri toplanan bir araştırma nesnesine dönüşmemesi; geliştirilecek araştırmalarda etik ilkelerin, bilgilendirilmiş onamın ve mümkün olduğunca araştırma sonuçlarının toplumla paylaşılmasının esas alınması gerekmektedir.

Akademisyenlerden beklenen katkı yalnızca konuşma yapmak değil; uygun durumlarda mentorluk, araştırma danışmanlığı ve proje geliştirme süreçlerine katılmaktır.

SANATÇILAR, YAZARLAR VE KÜLTÜR ÜRETİCİLERİ

Sanatçılar ve kültür üreticileri, Akademi’nin toplumsal deneyimleri farklı ifade biçimlerine dönüştürmesinde önemli rol oynayacaktır.

Fotoğrafçılar, müzisyenler, yazarlar, sinemacılar ve görsel sanatçılar belirli sürelerle Akademi çalışmalarına katılabilir ve Ömeranlı’dan hareketle üretimler gerçekleştirebilir.

Uzun vadede küçük ölçekli bir Pepûk Sanatçı Misafir Programı geliştirilmesi değerlendirilebilir.

Bu program aracılığıyla sanatçılar belirli bir süre bölgede yaşayarak yerel toplumla birlikte üretim yapabilir ve çalışmalarını program sonunda sergileyebilir.

UZMANLAR VE MESLEK PROFESYONELLERİ

Pepûk Akademi’nin bilgi ağı yalnızca üniversitelerle sınırlı olmayacaktır.

Hekimler, psikologlar, mühendisler, mimarlar, eğitimciler, girişimciler ve farklı alanlarda deneyim sahibi profesyoneller de Akademi programlarına katkı sunabilecektir.

Özellikle Ömeranlı kökenli olup Türkiye ve Avrupa’da farklı mesleklerde çalışan insanların uzmanlıklarını belirli sürelerle Akademi’ye aktarmaları teşvik edilecektir.

Bu amaçla zaman içerisinde bir Pepûk Uzmanlık Ağı oluşturulabilir.

GÖNÜLLÜLER

Pepûk Akademi’nin ilk yıllarında gönüllüler organizasyonun önemli insan kaynağını oluşturacaktır.

Ancak gönüllülük yalnızca etkinlik günü sandalye taşımak veya servis yapmak olarak tanımlanmamalıdır. Gönüllüler ilgi ve yetkinliklerine göre farklı çalışma ekiplerinde görev alabilecektir.

Organizasyon, iletişim, teknik kayıt, arşivleme, çocuk programları, saha çalışmaları ve misafir ilişkileri gibi alanlarda farklı gönüllü ekipleri oluşturulabilir.

Gönüllülerin görevleri önceden tanımlanacak ve gerekli durumlarda kısa eğitimler verilecektir. Sezon sonunda katkılarının belgelenmesi ve görünür kılınması önemsenmelidir.

ÇEVRE KÖYLER VE BÖLGESEL KATILIM

Pepûk Akademi’nin ilk merkezi Ömeranlı olmakla birlikte, hedef kitlesinin yalnızca kasaba sakinleriyle sınırlı tutulması uzun vadede doğru olmayacaktır.

Kulu, Cihanbeyli ve çevre yerleşimlerden gençlerin ve ilgilenen kişilerin belirli programlara katılımı teşvik edilebilir.

Bunun için bazı programların çevre yerleşimlerde gerçekleştirilmesi veya ulaşım olanaklarının geliştirilmesi değerlendirilebilir.

Bu yaklaşım Pepûk Akademi’nin bölgesel bir bilgi ve kültür ağına dönüşmesinin ilk adımlarından biri olacaktır.

KATILIMIN ÜÇ DÜZEYİ

Pepûk Akademi’nin katılımcı yapısı üç temel düzeyde değerlendirilecektir.

Birinci düzey, açık etkinliklere zaman zaman katılan *ziyaretçi katılımcılardır*.

İkinci düzey, atölye, saha çalışması veya belirli programlara düzenli katılan *aktif katılımcılardır*.

Üçüncü düzey ise proje geliştiren, gönüllü sorumluluk üstlenen veya program hazırlayan *üretici katılımcılardır*.

Akademinin temel stratejik hedeflerinden biri, mümkün olduğunca fazla insanı birinci düzeyden üçüncü düzeye taşımak değil; isteyen ve potansiyeli bulunan katılımcılara böyle bir gelişim yolu sunmaktır.

Bu nedenle katılım başarısı yalnızca toplam ziyaretçi sayısıyla ölçülmeyecektir. Örneğin bin kişinin tek seferlik etkinliklere katılması önemli bir görünürlük göstergesi olabilir; ancak yirmi gencin bir yıl boyunca birlikte çalışarak kalıcı bir proje üretmesi Akademi açısından çok daha derin bir etki yaratabilir.

Pepûk Akademi’nin hedef kitlesi bu nedenle belirli bir yaş, meslek veya coğrafyayla sınırlandırılamaz. Akademinin asıl hedefi, farklı bilgi ve yaşam deneyimlerine sahip insanların kendi kapasitelerine uygun biçimlerde katkı sunabilecekleri bir katılım ekosistemi oluşturmaktır.

Bu ekosistemde temel soru “Kaç kişi geldi?” değil, “Kim, hangi süreçte, hangi sorumlulukla yer aldı ve ne üretti?” olacaktır.


8. AKADEMİK YAPI, DANIŞMA KURULU VE İŞ BİRLİKLERİ

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli sürdürülebilirliği, yalnızca güçlü bir program geliştirmesine değil, bu programı taşıyabilecek açık, işlevsel ve güvenilir bir kurumsal yapının oluşturulmasına bağlıdır. Projenin kuruluş aşamasında bireysel girişim ve gönüllü emek belirleyici bir rol oynasa da, Akademi’nin gelişimiyle birlikte sorumlulukların paylaşılması ve karar süreçlerinin kurumsallaştırılması gerekecektir.

Bu nedenle Pepûk Akademi için ağır ve bürokratik bir yönetim modeli yerine, görev ve yetkilerin açık biçimde tanımlandığı yalın bir organizasyon yapısı önerilmektedir. İlk aşamada yapının dört temel bileşenden oluşması öngörülmektedir: Akademi Koordinasyonu, Akademik Danışma Kurulu, Program ve Proje Ekipleri ile Gençlik Temsil Mekanizması.

Bu yapı içerisinde kurucu vizyonun korunması ile kolektif aklın geliştirilmesi arasında dengeli bir ilişki kurulması temel ilkedir.

AKADEMİ KOORDİNASYONU

Akademi Koordinasyonu, Pepûk Akademi’nin günlük işleyişinden ve yıllık programının uygulanmasından sorumlu yürütme birimi olacaktır.

İlk kuruluş döneminde koordinasyonun genel sorumluluğunun projenin kurucusu tarafından üstlenilmesi doğal ve işlevsel bir modeldir. Ancak bütün operasyonel görevlerin tek kişide toplanması uzun vadede sürdürülebilir değildir.

Bu nedenle Akademi geliştikçe koordinasyon yapısının aşağıdaki temel sorumluluk alanlarına ayrılması önerilmektedir:

  • genel koordinasyon ve stratejik yönelim,
  • akademik program koordinasyonu,
  • organizasyon ve lojistik,
  • iletişim ve görünürlük,
  • finansman ve kurumsal ilişkiler,
  • arşiv ve belgeleme,
  • gönüllü koordinasyonu.

İlk yıllarda bu görevlerin her biri için ayrı bir çalışan bulunması mümkün olmayabilir. Aynı kişi birden fazla sorumluluk üstlenebilir. Ancak görev alanlarının baştan tanımlanması, Akademi büyüdüğünde kurumsal yapının daha sağlıklı gelişmesini sağlayacaktır.

Akademi Koordinasyonu’nun temel görevi içerik üzerinde tek başına karar vermek değil; farklı aktörlerden gelen önerileri değerlendirmek, yıllık programı uygulanabilir hâle getirmek ve Akademi’nin temel ilkelerinin korunmasını sağlamaktır.

KURUCU VE KURUCU DİREKTÖR MODELİ

Pepûk Akademi’nin ortaya çıkışında kurucu girişimin belirleyici rolü kurumsal yapıda açık biçimde tanımlanmalıdır.

Bu nedenle kuruluş döneminde Kurucu Direktör modeli uygulanabilir. Kurucu Direktör, Akademi’nin uzun vadeli vizyonunun, kurumsal kimliğinin ve temel değerlerinin korunmasından sorumlu olacaktır.

Bununla birlikte bu görev, Akademi’nin bütün kararlarının tek kişi tarafından alınması anlamına gelmemelidir.

Kurucu Direktör;

  • Akademi’nin stratejik yönünü temsil eder,
  • yıllık programın genel çerçevesini koordine eder,
  • kurumlar ve destekçilerle ilişkileri geliştirir,
  • Akademik Danışma Kurulu ile koordinasyonu sağlar,
  • Akademi’nin temel ilkelerinin korunmasını gözetir.

Programların bilimsel içeriği ise ilgili alanlarda uzman kişilerin katkısıyla oluşturulmalıdır.

Bu model, kurucu vizyonun kaybolmasını önlerken Akademi’nin kişisel bir proje olarak kalmasının da önüne geçebilir.

AKADEMİK DANIŞMA KURULU

Pepûk Akademi’nin bilimsel ve düşünsel niteliğini güçlendirmek amacıyla bağımsız bir Akademik Danışma Kurulu oluşturulması önerilmektedir.

Danışma Kurulu’nun temel işlevi Akademi’nin günlük yönetimini üstlenmek değil, programların akademik niteliği ve uzun vadeli yönelimi konusunda görüş sunmaktır.

Kurulun başlangıç aşamasında yaklaşık 5–9 kişiden oluşması yeterli olacaktır. Çok geniş bir kurul oluşturmak yerine, Akademi’nin temel çalışma alanlarını temsil eden ve projeye gerçek anlamda zaman ayırabilecek kişiler tercih edilmelidir.

Kurul üyeleri farklı disiplinlerden seçilebilir:

  • sosyal bilimler ve göç çalışmaları,
  • psikoloji ve insan bilimleri,
  • tarih ve kültürel çalışmalar,
  • doğa bilimleri,
  • ekoloji ve çevre,
  • eğitim,
  • sanat ve kültür.

Kurulun yalnızca Ömeranlı kökenli kişilerden oluşturulması zorunlu değildir. Akademi’nin düşünsel niteliğine katkı sağlayabilecek, kurumun değerlerini paylaşan farklı çevrelerden akademisyenlerin katılımı yapıyı güçlendirecektir.

Danışma Kurulu üyeliğinin sembolik bir unvana dönüşmemesi önemlidir. Kuruldan yılda en az iki toplantıya katılım, program önerilerinin değerlendirilmesi ve kendi uzmanlık alanlarında Akademi’ye danışmanlık yapılması beklenebilir.

DANIŞMA KURULUNUN YETKİ VE SORUMLULUKLARI

Akademik Danışma Kurulu’nun görevleri açık biçimde tanımlanmalıdır.

Kurul;

  • yıllık akademik program önerilerini değerlendirir,
  • tematik öncelikler konusunda görüş sunar,
  • konuşmacı ve araştırmacı önerilerinde bulunur,
  • araştırma projelerinin bilimsel ve etik niteliğini değerlendirir,
  • üniversitelerle kurulabilecek ilişkiler konusunda destek sağlar,
  • Akademi’nin bilimsel bağımsızlığının korunmasına katkıda bulunur.

Danışma Kurulu, Akademi’nin finansal ve günlük operasyonel yönetiminden sorumlu olmayacaktır.

Bu ayrım önemlidir. Akademik danışmanlık ile idari yönetimin birbirinden ayrılması, hem karar süreçlerini kolaylaştıracak hem de kurul üyelerinin gerçekçi bir sorumluluk üstlenmesini sağlayacaktır.

TEMATİK PROGRAM KÜRATÖRLERİ

Pepûk Akademi geliştikçe bütün programların tek bir merkezden hazırlanması yerine, belirli temaların uzman kişiler tarafından koordine edilmesi önerilmektedir.

Bu amaçla Tematik Program Küratörü modeli uygulanabilir.

Örneğin bir akademisyen veya uzman bir yıl boyunca;

  • Göç ve Diaspora,
  • Ekoloji,
  • Kültürel Hafıza,
  • Gençlik,
  • Bilim

programlarından birinin içerik danışmanlığını üstlenebilir.

Program küratörü, ilgili temanın yıllık ana sorusunun belirlenmesine, konuşmacıların seçimine ve programlar arasında düşünsel bütünlük kurulmasına katkı sunacaktır.

Bu görev sürekli olmak zorunda değildir. Her yıl farklı uzmanların program küratörlüğü üstlenmesi Akademi’ye yeni perspektifler kazandırabilir.

GENÇLİK MECLİSİ

Gençlerin Akademi’nin yönetiminde yalnızca danışılan bir hedef grup olarak kalmaması için küçük ölçekli bir Pepûk Gençlik Meclisi oluşturulması önerilmektedir.

Gençlik Meclisi, farklı ülkelerde ve Türkiye’de yaşayan yaklaşık 7–12 gençten oluşabilir.

Meclisin görevi yetişkin yönetim yapısının gençlik versiyonunu oluşturmak değil; gençlerin kendi program önerilerini geliştirmelerini ve Akademi’nin karar süreçlerine doğrudan görüş sunmalarını sağlamaktır.

Gençlik Meclisi;

  • gençlik programları önerebilir,
  • yıllık program hakkında görüş bildirebilir,
  • Avrupa’daki gençlerle iletişim kurabilir,
  • gönüllü ekiplerinin oluşturulmasına katkı sağlayabilir,
  • kendi projelerini geliştirebilir.

Her yıl Gençlik Meclisi’nden en az bir kişinin Akademi’nin genel program toplantılarına katılması sağlanabilir.

Böylece gençlerin katılımı sembolik olmaktan çıkarak kurumsal bir mekanizmaya dönüşür.

PROJE VE ÇALIŞMA GRUPLARI

Pepûk Akademi’nin bütün faaliyetlerinin sürekli komiteler aracılığıyla yürütülmesi gerekli değildir.

Belirli projeler için geçici çalışma grupları oluşturulması daha esnek bir model sağlayacaktır.

Örneğin;

  • Pepûk Hafıza Arşivi Ekibi,
  • Ekoloji Araştırma Grubu,
  • Gençlik Programı Ekibi,
  • İletişim ve Belgeleme Ekibi,
  • Yaz Akademisi Organizasyon Ekibi

gibi proje bazlı gruplar kurulabilir.

Bu ekipler görev tamamlandığında sona erebilir veya yeni projeler için yeniden yapılandırılabilir.

Bu model, insanların uzun süreli ve belirsiz görevler üstlenmesi yerine, somut hedefleri bulunan çalışmalara katkı sunmasını kolaylaştıracaktır.

ÜNİVERSİTELERLE İŞ BİRLİĞİ MODELİ

Pepûk Akademi’nin üniversitelerle ilişkisi, yalnızca akademisyen davet etmekten daha kapsamlı biçimde geliştirilmelidir.

Uzun vadede üniversitelerle;

  • öğrenci saha çalışmaları,
  • yaz stajları,
  • lisans ve yüksek lisans araştırmaları,
  • ortak araştırma projeleri,
  • bilimsel toplantılar,
  • ekolojik gözlem çalışmaları,
  • sözlü tarih ve göç araştırmaları

gibi alanlarda iş birlikleri kurulabilir.

Ömeranlı’nın araştırma sahası olarak sunduğu özgün imkânlar, üniversiteler açısından da değerli olabilir.

Ancak her kurumsal iş birliğinin Pepûk Akademi’ye ve yerel topluma somut bir katkı sağlaması gözetilmelidir. Akademi yalnızca üniversitelerin veri topladığı bir saha aracısına dönüşmemelidir.

Araştırma sonuçlarının mümkün olduğunca Ömeranlı’da sunulması ve üretilen bilgiye yerel toplumun erişiminin sağlanması iş birliği protokollerinin temel ilkelerinden biri olmalıdır.

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIYLA İŞ BİRLİĞİ

Ekoloji, kültür, eğitim, gençlik ve göç alanlarında çalışan sivil toplum kuruluşları Pepûk Akademi’nin doğal iş birliği ortakları arasında yer almaktadır.

Bu kuruluşlarla ortak projeler, eğitim programları ve fon başvuruları geliştirilebilir.

Pepûk Akademi’nin kendi kurumsal kimliğini koruması açısından iş birliklerinin amaç, görev ve sorumluluklarının yazılı biçimde tanımlanması önemlidir.

Ortaklık, yalnızca kurum logolarının afişlere eklenmesi anlamına gelmemeli; bilgi, insan kaynağı veya finansman açısından karşılıklı katkıya dayanmalıdır.

YEREL YÖNETİMLERLE İLİŞKİ

Yerel yönetimler, mekân, ulaşım, altyapı ve lojistik konularında Akademi’nin önemli paydaşları olabilir.

Ancak Pepûk Akademi’nin düşünsel ve akademik bağımsızlığının korunması temel ilkedir.

Yerel yönetimlerle kurulacak ilişkiler kurumsal iş birliği çerçevesinde yürütülmeli ve Akademi’nin herhangi bir siyasi yapının kültürel uzantısı olarak algılanmasına yol açacak ilişkilerden kaçınılmalıdır.

Farklı yönetim dönemlerinde de sürdürülebilecek kurumsal ilişkiler kurulması hedeflenmelidir.

AVRUPA'DAKİ KURUMLAR VE DİASPORA AĞLARI

Pepûk Akademi’nin uluslararası bağlantılarının önemli bir bölümü Avrupa’da yaşayan topluluklar üzerinden gelişebilir.

Dernekler, kültür merkezleri, üniversiteler ve gençlik kuruluşlarıyla ilişkiler kurularak ortak programlar geliştirilebilir.

Örneğin Ömeranlı’da başlayan bir gençlik projesinin yıl içerisinde İsveç, Almanya, Fransa veya Danimarka’da devam etmesi mümkün olabilir.

Böylece Akademi’nin faaliyetleri yalnızca yaz aylarında Ömeranlı’da gerçekleşen programlarla sınırlı kalmaz.

İŞ BİRLİĞİ İÇİN TEMEL KRİTERLER

Pepûk Akademi’nin büyümesiyle birlikte çok sayıda kurum ve kişiyle iş birliği olasılığı ortaya çıkacaktır. Ancak her iş birliği Akademi açısından stratejik değer taşımayabilir.

Bir ortaklık değerlendirilirken şu sorular dikkate alınmalıdır:

  • İş birliği Akademi’nin amaçlarıyla uyumlu mu?
  • Tarafların sorumlulukları açık mı?
  • Akademi’nin bağımsızlığı korunuyor mu?
  • Yerel topluma veya katılımcılara somut bir katkı sağlıyor mu?
  • Tek seferlik görünürlük mü, yoksa kalıcı kapasite mi oluşturuyor?
  • Akademi’nin insan kaynağı bu iş birliğini sürdürebilecek durumda mı?

Bu kriterler, Akademi’nin büyürken kendi temel yönünü kaybetmesini önlemeye yardımcı olacaktır.

ÖNERİLEN İLK YIL YÖNETİM MODELİ

2027 yılı için başlangıçta büyük bir kurumsal yapı oluşturmak yerine aşağıdaki yalın model yeterli olacaktır:

  • 1 Kurucu Direktör,
  • 1 Program Koordinatörü,
  • 5–9 kişilik Akademik Danışma Kurulu,
  • 7–12 kişilik Gençlik Meclisi,
  • her proje için geçici çalışma ekipleri,
  • yaz döneminde görev alacak gönüllü grupları.

Finansal kapasite geliştikçe iletişim, proje yönetimi ve operasyon alanlarında profesyonel görevler oluşturulabilir.

Pepûk Akademi’nin kurumsallaşmasındaki temel hedef, kurucunun etkisini ortadan kaldırmak değil; kurucunun taşıdığı vizyonu tek kişinin sürekli fiziksel emeğine bağımlı olmaktan çıkarmaktır.

Kurumsallaşmanın gerçek göstergesi, Akademi’nin kurucusu olmadan var olması değil; kurucu bir gün bir etkinliğin organizasyonuyla ilgilenmediğinde de sistemin sağlıklı biçimde çalışabilmesidir.

Bu nedenle Pepûk Akademi’nin yönetim anlayışı şu ilkeye dayanacaktır:

Vizyon belirgin, sorumluluklar paylaşılmış, karar süreçleri şeffaf ve bilgi üretimi bağımsız olmalıdır.

Bu yapı, Pepûk Akademi’nin kişisel bir girişimden ortak bir kuruma dönüşmesini sağlayacak temel organizasyon çerçevesini oluşturacaktır.


9. MEKÂNLAR VE PEPÛK CAFÉ’NİN AKADEMİDEKİ ROLÜ

Pepûk Akademi’nin fiziksel yapılanması, kuruluş aşamasında büyük ve bağımsız bir kampüs yatırımı üzerine değil, mevcut mekânların işlevsel biçimde kullanılması ve faaliyetlerin niteliğine göre farklı alanlara yayılması üzerine kurulacaktır. Bu yaklaşım, başlangıç maliyetlerini sınırlarken Akademi’nin faaliyetlerini doğrudan Ömeranlı’nın gündelik yaşamı ve doğal çevresi içerisinde gerçekleştirmesine olanak sağlayacaktır.

Akademinin mekânsal stratejisi, her faaliyeti tek bir binaya toplamak yerine, her program için en uygun ortamı kullanma ilkesine dayanacaktır. Bir konferans ile sözlü tarih görüşmesinin, bir çocuk atölyesi ile ekolojik saha araştırmasının aynı fiziksel koşullara ihtiyaç duymadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle Pepûk Akademi’nin mekânları, işlevlerine göre birbirini tamamlayan bir ağ olarak planlanacaktır.

PEPÛK CAFÉ: AKADEMİNİN KAMUSAL BULUŞMA NOKTASI

Pepûk Café, Pepûk Akademi’nin doğduğu mekân olması nedeniyle Akademi ekosisteminde özel bir yere sahiptir. Ancak Café’nin Akademi içerisindeki rolünün açık biçimde tanımlanması, hem kurumsal kimliğin hem de işletme modelinin sağlıklı gelişmesi açısından önemlidir.

Pepûk Café ticari bir işletme, Pepûk Akademi ise kültürel, bilimsel ve toplumsal amaçları bulunan bir yapı olarak değerlendirilmelidir. Bu iki yapı birbirini destekleyebilir; ancak finansal ve kurumsal açıdan tamamen birbirine karıştırılmamalıdır.

Café, Akademi açısından öncelikle bir kamusal buluşma alanı işlevi görecektir.

Yaklaşık 100 kişilik mevcut kapasitesiyle;

  • söyleşiler,
  • küçük ve orta ölçekli konferanslar,
  • paneller,
  • film gösterimleri,
  • müzik ve edebiyat buluşmaları,
  • Pepûk Sofraları,
  • gençlik forumları

için kullanılabilir.

Café ortamının klasik konferans salonlarına göre önemli bir avantajı bulunmaktadır: konuşmacı ile katılımcı arasındaki fiziksel ve sembolik mesafeyi azaltması. İnsanların aynı masa etrafında bulunması, program öncesinde ve sonrasında sohbetlerin devam edebilmesi, Akademi’nin katılımcı yaklaşımını desteklemektedir.

Bu özelliğin korunması önemlidir. Pepûk Café’nin bir konferans salonuna dönüştürülmesi yerine, akademik ve kültürel etkinliklerin gündelik sosyal yaşamla karşılaştığı özgün karakteri sürdürülmelidir.

100 KİŞİLİK KAPASİTE: SINIR DEĞİL, PROGRAMLAMA ÖLÇEĞİ

Pepûk Café’nin yaklaşık 100 kişilik kapasitesi ilk bakışta Akademi’nin büyümesi açısından bir sınırlama olarak görülebilir. Ancak Pepûk Akademi’nin hedeflediği çalışma modeli açısından bu ölçek önemli avantajlar da sunmaktadır.

Akademinin temel amacı binlerce kişinin katıldığı kitlesel organizasyonlar gerçekleştirmek değildir. Birçok söyleşi ve tartışma için 50–100 kişilik bir ortam, katılımcılarla konuşmacı arasında doğrudan iletişim kurulmasına olanak sağlayan uygun bir ölçektir.

Bu nedenle ilk yıllarda Café’nin kapasitesini sürekli büyütmek yerine, programları kapasiteye göre doğru biçimde sınıflandırmak daha rasyonel olacaktır.

Yoğun ilgi beklenen etkinliklerde;

  • ön kayıt sistemi uygulanabilir,
  • program açık alana taşınabilir,
  • gerekli durumlarda çevrim içi yayın yapılabilir,
  • aynı konu için ikinci bir oturum düzenlenebilir.

Böylece fiziksel kapasiteyi aşmak için yüksek maliyetli yatırımlar yapmak yerine esnek programlama yöntemleri kullanılabilir.

AÇIK HAVA AKADEMİSİ

Yaz döneminin iklim koşulları, Akademi programlarının önemli bir bölümünün açık havada gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır.

Pepûk Café çevresindeki açık alanlar, parklar ve uygun kamusal mekânlar özellikle akşam programları için kullanılabilir.

Açık hava etkinlikleri;

  • geniş katılımlı konuşmalar,
  • film gösterimleri,
  • konserler,
  • çocuk etkinlikleri,
  • sergiler,
  • toplumsal buluşmalar

için uygun bir alternatif sunmaktadır.

Ancak açık hava programlarının teknik gereksinimleri önceden planlanmalıdır. Ses sistemi, projeksiyon, aydınlatma, elektrik altyapısı, oturma düzeni ve hava koşullarına karşı alternatif planların bulunması gerekmektedir.

Uzun vadede sabit bir Pepûk Açık Hava Sahnesi oluşturulması değerlendirilebilir. Ancak ilk aşamada taşınabilir ve modüler ekipmanların kullanılması daha ekonomik ve esnek olacaktır.

DOĞA BİR DERSLİK OLARAK

Pepûk Akademi’nin ekoloji programlarının temel mekânı kapalı salonlar değil, doğrudan saha olacaktır.

Miyawaki mikro ormanları, ağaçlandırma alanları, Paulownia sahaları ve diğer ekolojik uygulama bölgeleri Akademi’nin doğal laboratuvarları olarak kullanılabilir.

Bu alanlarda;

  • bitki gelişimi gözlemleri,
  • toprak incelemeleri,
  • biyolojik çeşitlilik çalışmaları,
  • çocuk doğa programları,
  • iklim ve su gözlemleri

gerçekleştirilebilir.

Bu sahaların Akademi programına dâhil edilmesi için temel güvenlik ve bilgilendirme altyapısının oluşturulması yararlı olacaktır.

Alanlara küçük bilgi panoları, tür tanımlama etiketleri ve QR kodları yerleştirilebilir. Böylece ziyaretçiler Akademi programı dışında da sahalar hakkında bilgi edinebilir.

KASABA BİR SAHA ARAŞTIRMA ALANI OLARAK

Ömeranlı’nın sokakları, evleri, eski yapıları ve kamusal alanları kültürel hafıza çalışmalarının doğal araştırma sahasını oluşturmaktadır.

Bu nedenle bazı Akademi programları belirli bir merkezde değil, kasabanın farklı noktalarında gerçekleştirilecektir.

Örneğin eski yer adlarını belgelemek için hafıza yürüyüşleri düzenlenebilir. Yaşlı katılımcılar gençlere geçmişte belirli alanların nasıl kullanıldığını anlatabilir.

Bu yürüyüşler GPS verileri, fotoğraflar ve ses kayıtlarıyla belgelenerek dijital bir Ömeranlı Hafıza Haritası oluşturulabilir.

Bu yaklaşım sayesinde kasaba, yalnızca Akademi’nin bulunduğu yer olmaktan çıkarak doğrudan araştırmanın konusu ve mekânı hâline gelir.

ÇEVRE KÖYLER VE GEZİCİ AKADEMİ MODELİ

Pepûk Akademi’nin bütün faaliyetlerinin Ömeranlı’da gerçekleşmesi gerekmemektedir.

Çevre köylerde bulunan kültürel ve doğal değerler saha gezileri aracılığıyla programa dâhil edilebilir. Aynı zamanda belirli söyleşi ve atölyeler çevre yerleşimlerde gerçekleştirilebilir.

Bu yaklaşım zaman içerisinde Gezici Pepûk Akademi modeline dönüşebilir.

Örneğin Akademi’nin bir günü farklı bir köyde gerçekleştirilebilir. Yerel insanlar kendi köylerinin tarihini ve sorunlarını anlatırken katılımcılar bölgeyi doğrudan tanıyabilir.

Bu model Pepûk Akademi’nin çevre yerleşimlerle rekabet eden değil, bölgesel ilişkiler kuran bir yapı olmasını destekleyecektir.

GEÇİCİ VE MODÜLER MEKÂN ÇÖZÜMLERİ

Akademi’nin ilk yıllarında büyük bina yatırımlarından kaçınılması önerilmektedir.

Yaz aylarında kullanılan programlar için gölgelikler, taşınabilir sahne sistemleri, modüler oturma elemanları ve açık hava çalışma masaları gibi geçici çözümler kullanılabilir.

Bu yaklaşım hem maliyetleri azaltır hem de programın gelişimine göre mekânların yeniden düzenlenmesine olanak sağlar.

İlk birkaç yılın deneyimi, gelecekte gerçekten hangi fiziksel altyapıya ihtiyaç bulunduğunu daha doğru biçimde gösterecektir.

Bu nedenle önce bina inşa edip ardından programa işlev aramak yerine, önce programın gelişmesi ve fiziksel yapının gerçek ihtiyaçlardan hareketle oluşması daha sağlıklı olacaktır.

UZUN VADELİ HEDEF: PEPÛK AKADEMİ MERKEZİ

Akademi belirli bir kurumsal kapasiteye ulaştığında bağımsız bir Pepûk Akademi Merkezi oluşturulması değerlendirilebilir.

Bu merkez büyük bir kampüs olmak zorunda değildir.

İşlevsel bir Akademi Merkezi;

  • 100–150 kişilik çok amaçlı salon,
  • iki veya üç küçük atölye odası,
  • dijital arşiv ve çalışma alanı,
  • küçük bir kütüphane,
  • ortak çalışma alanı,
  • açık hava etkinlik bölgesi

gibi temel birimlerden oluşabilir.

Ancak böyle bir yatırımın Akademi’nin ilk kuruluş hedefi hâline getirilmesi önerilmemektedir. Fiziksel merkezin, programların ve kurumsal yapının gelişmesinin sonucu olarak ortaya çıkması daha sürdürülebilir olacaktır.

MİSAFİR AKADEMİSYEN VE SANATÇILAR İÇİN KONAKLAMA

Pepûk Akademi’nin gelecekte karşılaşacağı önemli ihtiyaçlardan biri konaklama olacaktır.

Akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların birkaç gün veya hafta Ömeranlı’da kalabilmesi, programların niteliğini önemli ölçüde artırabilir.

İlk aşamada yeni bir konaklama tesisi oluşturmak yerine yerel imkânlardan yararlanılabilir.

Gönüllü ev sahipliği sistemi, yakın çevredeki konaklama işletmeleri veya kiralanabilecek evler kullanılabilir.

Uzun vadede ise birkaç odadan oluşan küçük bir Pepûk Misafir Evi oluşturulması Akademi’nin araştırmacı ve sanatçı programlarını geliştirmesine olanak sağlayabilir.

MEKÂNSAL KİMLİK VE GÖRSEL BÜTÜNLÜK

Pepûk Akademi’nin farklı mekânlarda faaliyet göstermesi, kurumsal görünürlüğünün dağılması anlamına gelmemelidir.

Kullanılan mekânlarda ortak ve sade bir görsel kimlik oluşturulabilir.

Pepûk kuşu sembolü, yönlendirme tabelaları, program panoları ve taşınabilir görsel unsurlar aracılığıyla farklı alanların Akademi ağına ait olduğu anlaşılabilir hâle getirilebilir.

Ancak görsel kimliğin doğal ve yerel çevreyi baskılamaması önemlidir. Büyük reklam panoları yerine ahşap, geri dönüştürülebilir veya yeniden kullanılabilir malzemeler tercih edilebilir.

PEPÛK CAFÉ'NİN EKONOMİK ROLÜ

Pepûk Café, Akademi programlarının gerçekleştirildiği dönemlerde yiyecek ve içecek hizmeti sunarak kendi ticari faaliyetini sürdürebilir.

Bu durum doğru biçimde yapılandırıldığında Akademi açısından dolaylı bir sürdürülebilirlik mekanizması oluşturabilir. Etkinliklerin yarattığı hareketlilik Café’nin ekonomik faaliyetini desteklerken, Café de Akademi’ye mekân ve temel altyapı sağlayabilir.

Ancak iki yapı arasındaki finansal ilişkinin şeffaf olması gerekmektedir.

Sponsor destekleri, bağışlar veya proje fonlarının ticari işletmenin günlük giderleriyle doğrudan karıştırılmaması; Akademi adına yapılan harcamaların ayrı biçimde kayıt altına alınması kurumsal güven açısından önemlidir.

Gelecekte Café’nin belirli etkinliklerden elde ettiği gelirin küçük bir bölümünü Akademi faaliyetlerine aktardığı açık bir destek modeli de geliştirilebilir.

DAĞINIK KAMPÜS MODELİ

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli mekânsal modeli dağınık kampüs olarak tanımlanabilir.

Bu modelde;

Pepûk Café kamusal buluşma noktası,

ekolojik alanlar saha laboratuvarı,

kasabanın kendisi kültürel araştırma sahası,

açık alanlar büyük buluşmaların mekânı,

dijital platform ise coğrafi olarak uzakta bulunan katılımcıların bağlantı noktası olacaktır.

Bu yapı, Pepûk Akademi’nin fiziksel bir binanın sınırları içerisinde tanımlanmasını önleyecektir.

Akademinin mekânsal gücü sahip olduğu metrekareden değil, farklı mekânları bilgi üretimi için nasıl işlevlendirdiğinden kaynaklanacaktır.

Bu nedenle Pepûk Akademi’nin ilk dönemindeki temel mekânsal strateji “önce faaliyet, sonra yapı” ilkesi olmalıdır. Gerçek ihtiyaçlar programlar içerisinde ortaya çıktıkça fiziksel altyapı aşamalı olarak geliştirilmelidir.

Böylece Pepûk Akademi, büyük yatırımlarla başlayan ve daha sonra işlev arayan bir yapı yerine; faaliyetleri büyüdükçe kendi mekânlarını organik biçimde geliştiren sürdürülebilir bir akademi modeli oluşturabilir.

10. 2027 UYGULAMA TAKVİMİ VE YOL HARİTASI

Pepûk Akademi’nin 2027 yılında faaliyete geçebilmesi için yalnızca nitelikli bir program hazırlanması yeterli değildir. Projenin kurumsal yapısının oluşturulması, insan kaynağının belirlenmesi, finansmanın güvence altına alınması, akademik ilişkilerin kurulması ve gerekli operasyonel altyapının hazırlanması gerekmektedir. Bu nedenle 2026 sezonunun tamamlanmasından 2027 yazına kadar geçen dönem, Akademi’nin kuruluş ve kapasite geliştirme süreci olarak değerlendirilmelidir.

Bu yol haritasının temel amacı, Pepûk Akademi’yi aynı anda bütün hedeflerini gerçekleştirmeye çalışan büyük bir organizasyon olarak başlatmak değil; ilk yıl için gerekli asgari kurumsal kapasiteyi oluşturarak kontrollü ve güvenilir bir başlangıç yapmasını sağlamaktır.

I. AŞAMA: 2026 DENEYİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ağustos – Eylül 2026

Pepûk Akademi’nin kuruluş sürecindeki ilk adım, 2026 Pepûk Café sezonunun sistematik biçimde değerlendirilmesi olacaktır.

Sezon boyunca gerçekleştirilen etkinlikler için temel bir faaliyet envanteri hazırlanmalıdır. Her etkinliğin konusu, konuşmacısı, yaklaşık katılımcı sayısı, hedef kitlesi ve organizasyon deneyimi kayıt altına alınmalıdır.

Özellikle şu sorulara cevap aranmalıdır:

  • Hangi programlar yüksek katılım sağladı?
  • Hangi konular daha fazla tartışma yarattı?
  • Gençlerin en fazla ilgi gösterdiği etkinlikler hangileriydi?
  • Hangi etkinliklerde organizasyon sorunları yaşandı?
  • Katılımın düşük olduğu programlarda temel nedenler nelerdi?
  • Mekân, teknik altyapı ve insan kaynağı açısından hangi eksiklikler ortaya çıktı?
  • Katılımcılar 2027 için hangi programları talep ediyor?

Sezon sonunda uygulanacak kısa bir geri bildirim anketi bu değerlendirmeyi destekleyecektir.

Bu aşamanın somut çıktısı, yaklaşık 10–15 sayfalık bir Pepûk Café 2026 Faaliyet ve Değerlendirme Raporu olmalıdır.

Bu rapor yalnızca iç değerlendirme amacıyla kullanılmayacaktır. Gelecekte akademisyenlere, kurumlara ve potansiyel destekçilere sunulabilecek önemli bir referans belgesi olacaktır.

II. AŞAMA: KURUMSAL ÇERÇEVENİN NETLEŞTİRİLMESİ

Eylül – Ekim 2026

İkinci aşamada Pepûk Akademi’nin kurumsal konumu kesinleştirilmelidir.

Akademinin mevcut veya kurulacak bir sivil toplum kuruluşunun projesi olarak mı faaliyet göstereceği, bağımsız bir girişim modeliyle mi başlayacağı ve Pepûk Café ile finansal ilişkisinin nasıl düzenleneceği açık biçimde tanımlanmalıdır.

Bu aşamada en azından aşağıdaki belgelerin hazırlanması önerilmektedir:

  • Pepûk Akademi ana proje dosyası,
  • kısa kurumsal tanıtım dosyası,
  • organizasyon şeması,
  • temel çalışma ilkeleri,
  • sponsorluk dosyası,
  • yıllık ön bütçe.

Bu belgeler, farklı kurumlarla yapılacak görüşmelerde ortak ve tutarlı bir kurumsal anlatının kullanılmasını sağlayacaktır.

Bu dönemde Pepûk Akademi adı ve görsel kimliği de kesinleştirilmelidir. Logo, tipografi, temel görsel dil ve kurumsal sunum şablonlarının oluşturulması, projenin profesyonel biçimde temsil edilmesini kolaylaştıracaktır.

III. AŞAMA: ÇEKİRDEK EKİBİN OLUŞTURULMASI

Ekim – Kasım 2026

Pepûk Akademi’nin kuruluş sürecindeki en kritik konulardan biri, bütün çalışmaların tek kişinin sorumluluğunda kalmasını önleyecek küçük fakat işlevsel bir çekirdek ekibin oluşturulmasıdır.

İlk aşamada çok sayıda kişiden oluşan geniş bir yönetim kurulu yerine, düzenli olarak çalışabilecek 3–5 kişilik bir çekirdek ekip yeterli olacaktır.

Bu ekip içerisinde en azından şu sorumlulukların paylaşılması önerilmektedir:

  • genel koordinasyon,
  • akademik program,
  • iletişim,
  • organizasyon,
  • finansman ve sponsorluk.

Ekip üyelerinin yalnızca isimlerini projeye vermeleri değil, belirli görevleri üstlenmeleri temel kriter olmalıdır.

Bu nedenle ekip oluşturulurken “Kim bizimle olmak ister?” sorusundan önce “Hangi işi yapabilecek kişiye ihtiyacımız var?” sorusu sorulmalıdır.

Her görev için kısa bir sorumluluk tanımı hazırlanması, kuruluş dönemindeki belirsizlikleri önemli ölçüde azaltacaktır.

IV. AŞAMA: AKADEMİK DANIŞMA AĞININ KURULMASI

Kasım – Aralık 2026

Çekirdek ekip oluşturulduktan sonra Akademik Danışma Kurulu için görüşmelere başlanmalıdır.

İlk aşamada doğrudan çok sayıda akademisyene resmî kurul üyeliği teklif etmek yerine, proje dosyası seçilmiş kişilerle paylaşılmalı ve görüşleri alınmalıdır.

Bu süreçte adaylara Pepûk Akademi’den ne beklendiği kadar, Akademi’nin onlardan ne tür bir katkı beklediği de açıkça anlatılmalıdır.

Danışma Kurulu üyelerinin belirlenmesinde akademik unvan tek kriter olmamalıdır. Projeye ilgi duyan, kırsal alanda çalışmaya açık ve belirli bir sorumluluk üstlenebilecek kişilere öncelik verilmelidir.

2026 yılı sonuna kadar çekirdek danışma grubunun belirlenmesi hedeflenebilir.

V. AŞAMA: 2027 ANA TEMASININ BELİRLENMESİ

Aralık 2026 – Ocak 2027

Pepûk Akademi’nin ilk yılı için bütün çalışma alanlarını aynı yoğunlukta programa dâhil etmek yerine, güçlü bir ana tema belirlenmesi önerilmektedir.

İlk yılın teması, Akademi’nin kimliğini kamuoyuna anlatabilecek kadar kapsayıcı, ancak somut programlar üretilebilecek kadar belirgin olmalıdır.

Örneğin:

Kökler ve Gelecek: Yeni Kuşaklar, Hafıza ve Aidiyet

gibi bir ana tema, 2027 için güçlü bir başlangıç oluşturabilir.

Ekoloji, bilim ve sanat programları ana temadan bağımsız olarak devam edebilir; ancak yıllık ana tema Akademi’nin düşünsel omurgasını oluşturur.

Tema belirlendikten sonra açık bir program çağrısı hazırlanabilir. Akademisyenlerden, gençlerden ve farklı alanlardan uzmanlardan etkinlik ve proje önerileri alınabilir.

VI. AŞAMA: FİNANSMAN VE SPONSORLUK SÜRECİNİN BAŞLATILMASI

Kasım 2026 – Mart 2027

Finansman çalışmalarının program kesinleştikten sonra başlatılması önemli bir zaman kaybına neden olabilir. Bu nedenle sponsorluk ve destek görüşmeleri erken aşamada yürütülmelidir.

İlk olarak Akademi’nin asgari bütçesi hesaplanmalıdır.

Bütçe;

  • ulaşım,
  • konaklama,
  • teknik altyapı,
  • iletişim ve baskı,
  • program üretimi,
  • belgeleme,
  • çocuk ve gençlik çalışmaları,
  • saha faaliyetleri

gibi temel maliyet kategorilerine ayrılmalıdır.

Ardından destekçiler için tek tip sponsorluk talebi yerine farklı katkı modelleri oluşturulmalıdır.

Bir destekçi bir akademisyenin ulaşımını, başka biri gençlik programını, bir kurum teknik ekipmanı veya bir şirket belirli bir tematik haftayı destekleyebilir.

Böylece finansman tek bir büyük sponsora bağımlı hâle gelmez.

2027 Mart ayına kadar temel programın uygulanmasını sağlayacak asgari finansman düzeyine ulaşılması hedeflenmelidir.

VII. AŞAMA: KURUMSAL VE AKADEMİK ORTAKLIKLAR

Ocak – Nisan 2027

Bu dönemde üniversiteler, araştırma merkezleri, sivil toplum kuruluşları ve diaspora kurumlarıyla somut iş birliği görüşmeleri yürütülmelidir.

İlk yıl için çok sayıda sembolik protokol imzalamak yerine, birkaç işlevsel ortaklık kurulması daha değerlidir.

Her ortaklık için şu soru sorulmalıdır:

Bu kurum 2027 programına somut olarak ne katacak?

Katkı;

  • akademisyen,
  • öğrenci,
  • eğitim içeriği,
  • teknik uzmanlık,
  • finansman,
  • ekipman,
  • görünürlük

biçiminde olabilir.

İş birliğinin yalnızca logo paylaşımından ibaret kalmaması temel hedef olmalıdır.

VIII. AŞAMA: PROGRAMIN KESİNLEŞTİRİLMESİ

Mart – Nisan 2027

Nisan ayı sonuna kadar yaz programının ana çerçevesinin büyük ölçüde tamamlanması hedeflenmelidir.

Konuşmacılarla ön görüşmeler yapılmalı, tarih seçenekleri belirlenmeli ve tematik programların içerikleri netleştirilmelidir.

Bu aşamada programın tamamını kesin tarihlerle açıklamak zorunlu değildir. Ancak ana temalar, önemli konuklar ve temel program dönemleri kamuoyuyla paylaşılabilir.

Program oluşturulurken özellikle konuşmacıların tatil programlarına göre rastlantısal bir takvim oluşmamasına dikkat edilmelidir.

Akademi, mevcut programına uygun kişileri davet etmeli; programını yalnızca kimlerin müsait olduğuna göre şekillendirmemelidir.

IX. AŞAMA: GENÇLİK VE GÖNÜLLÜ EKİBİNİN OLUŞTURULMASI

Nisan – Mayıs 2027

Yaz döneminde görev alacak gençler ve gönüllüler için açık bir katılım çağrısı yapılmalıdır.

Başvurularda yalnızca “Gönüllü olmak istiyorum” seçeneği yerine kişilerin hangi alanlarda görev almak istedikleri sorulmalıdır.

Örneğin;

  • organizasyon,
  • fotoğraf ve video,
  • sosyal medya,
  • çocuk programları,
  • tercüme,
  • saha çalışmaları,
  • sözlü tarih,
  • teknik destek

gibi görev alanları tanımlanabilir.

Gönüllülerin program başlamadan önce kısa bir oryantasyon sürecinden geçirilmesi önerilmektedir.

Bu çalışma, 2027 Akademi döneminin operasyonel yükünün tek kişi üzerinde toplanmasını önlemek açısından kritik öneme sahiptir.

X. AŞAMA: İLETİŞİM VE KAMUOYU LANSMANI

Mayıs – Haziran 2027

Pepûk Akademi’nin kamuoyuna resmî tanıtımı, programın temel unsurları kesinleştikten sonra yapılmalıdır.

Lansmanda yalnızca etkinlik takvimi açıklanmamalıdır. Akademi’nin neden kurulduğu, hangi amaçları taşıdığı ve insanların nasıl katılabileceği açık biçimde anlatılmalıdır.

Bu dönemde;

  • kurumsal web sayfası,
  • sosyal medya hesapları,
  • program kitapçığı,
  • kısa tanıtım videosu,
  • basın ve paydaş bilgilendirme dosyası

hazır hâle getirilmelidir.

Avrupa’daki topluluklara ulaşmak için çok dilli iletişim materyalleri hazırlanması değerlendirilebilir.

XI. AŞAMA: OPERASYONEL HAZIRLIK

Haziran 2027

Program başlamadan yaklaşık bir ay önce bütün operasyonel süreçler kontrol edilmelidir.

Her etkinlik için kısa bir operasyon dosyası hazırlanabilir.

Bu dosyada;

  • sorumlu kişi,
  • konuşmacı iletişimi,
  • ulaşım ve konaklama,
  • mekân,
  • teknik ihtiyaçlar,
  • tahmini katılım,
  • kayıt yöntemi,
  • fotoğraf ve video sorumlusu

belirtilmelidir.

Bu sistem küçük görünmekle birlikte, yoğun yaz döneminde organizasyon hatalarını önemli ölçüde azaltacaktır.

Ayrıca ses sistemi, projeksiyon, internet bağlantısı, elektrik altyapısı ve açık hava programları için alternatif planlar önceden test edilmelidir.

XII. AŞAMA: PEPÛK AKADEMİ 2027'NİN AÇILIŞI

Temmuz 2027

Akademi’nin ilk resmî programının güçlü fakat ölçülü bir açılışla başlaması önerilmektedir.

Açılışın yalnızca protokol konuşmalarından oluşması yerine, Pepûk Akademi’nin yaklaşımını doğrudan gösteren bir program hazırlanmalıdır.

Örneğin aynı açılışta bir akademisyen, bir yaşlı hafıza taşıyıcısı ve genç bir katılımcı kısa konuşmalar yapabilir.

Bu üç ses, Akademi’nin temel yaklaşımını sembolik olarak görünür kılacaktır: bilimsel bilgi, toplumsal hafıza ve gelecek kuşak.

KRİTİK KİLOMETRE TAŞLARI

2027 açılışına giden süreçte aşağıdaki kilometre taşları temel kontrol noktaları olarak belirlenebilir:

  • Eylül 2026: 2026 faaliyet raporunun tamamlanması,
  • Ekim 2026: kurumsal modelin kesinleştirilmesi,
  • Kasım 2026: çekirdek ekibin oluşturulması,
  • Aralık 2026: danışma ağının ilk yapısının kurulması,
  • Ocak 2027: yıllık ana temanın açıklanması,
  • Mart 2027: asgari finansmanın güvence altına alınması,
  • Nisan 2027: ana programın kesinleşmesi,
  • Mayıs 2027: gönüllü ve gençlik ekiplerinin oluşturulması,
  • Haziran 2027: operasyonel hazırlıkların tamamlanması,
  • Temmuz 2027: Pepûk Akademi’nin ilk resmî döneminin başlaması.

İLK YIL İÇİN TEMEL STRATEJİ

Pepûk Akademi’nin kuruluş sürecinde en büyük risklerden biri, projenin potansiyelinin yarattığı heyecanla aynı anda çok fazla iş üstlenilmesidir.

Bu nedenle 2027 yılı için temel strateji kontrollü büyüme olmalıdır.

İlk yılın başarısı büyük bir bütçe, çok sayıda sponsor veya onlarca akademisyenin katılımıyla ölçülmemelidir. Asıl başarı; işleyen küçük bir ekip kurulması, nitelikli bir program gerçekleştirilmesi, finansal süreçlerin şeffaf yürütülmesi ve 2028 yılında devam edebilecek bir organizasyon kapasitesinin ortaya çıkmasıdır.

Pepûk Akademi’nin 2027 yol haritası bu nedenle üç temel öncelik üzerine kurulmalıdır:

Önce ekip. Sonra sistem. Ardından program.

Bu sıralamanın korunması, Pepûk Akademi’nin yalnızca güçlü bir fikir olarak kalmasını değil, yıllar boyunca gelişebilecek kalıcı bir kuruma dönüşmesini sağlayacaktır.

11. İLETİŞİM, GÖRÜNÜRLÜK VE ULUSLARARASI AĞ

Pepûk Akademi’nin görünürlüğü, yalnızca etkinlik afişlerinin sosyal medyada paylaşılmasıyla sınırlı bir tanıtım faaliyeti olarak ele alınmamalıdır. İletişim stratejisinin temel amacı, Akademi’nin ne yaptığını duyurmanın ötesinde, neden var olduğunu anlaşılır hâle getirmek ve zaman içerisinde güvenilir bir kurumsal kimlik oluşturmaktır.

Bu nedenle iletişim faaliyetleri üç temel işleve sahip olacaktır: *duyurmak, belgelemek ve ilişki kurmak*. Duyurmak, insanların programlardan haberdar olmasını; belgelemek, gerçekleştirilen çalışmaların kalıcı bir kurumsal hafızaya dönüşmesini; ilişki kurmak ise Akademi çevresinde yerel ve uluslararası bir topluluk oluşmasını sağlayacaktır.

KURUMSAL ANLATININ OLUŞTURULMASI

Pepûk Akademi’nin kamuoyuna nasıl anlatıldığı, uzun vadeli konumlandırılması açısından belirleyici olacaktır.

Akademi yalnızca “yazın etkinlik düzenleyen bir kültür merkezi” olarak tanıtılırsa, çalışmalarının araştırma, eğitim ve toplumsal üretim boyutları görünmez kalabilir. Buna karşılık aşırı akademik ve kurumsal bir dil kullanılması, yerel toplumla arasındaki mesafeyi artırabilir.

Bu nedenle iletişim dilinin iki özelliği birlikte taşıması gerekmektedir: düşünsel ciddiyet ve toplumsal erişilebilirlik.

Pepûk Akademi için temel kurumsal anlatı şu düşünce etrafında geliştirilebilir:

Ömeranlı’dan dünyaya açılan; bilim, kültür, doğa ve hafızayı buluşturan bir kırsal akademi.

Bu temel tanım farklı iletişim ortamlarında daha kısa veya ayrıntılı biçimlerde kullanılabilir; ancak Akademi’nin kimliği bütün platformlarda tutarlı kalmalıdır.

PEPÛK KİMLİĞİNİN KORUNMASI

Pepûk adı ve ibibik kuşu sembolü, Akademi’nin kurumsal kimliğinin ayırt edici unsurlarından biri olacaktır.

İbibik kuşunun kullanımı yalnızca dekoratif bir logo yaklaşımıyla sınırlı kalmamalıdır. Pepûk; gözlemleyen, soru soran, farklı yerlere giden ve yeniden dönen bir anlatı karakteri olarak Akademi’nin iletişiminde özgün bir rol üstlenebilir.

Özellikle sosyal medya ve halka yönelik iletişimde Pepûk kuşunun gözünden kısa gözlemler, sorular ve etkinlik notları paylaşılabilir. Buna karşılık resmî proje dosyaları, akademik ortaklıklar ve araştırma çıktılarında daha sade ve kurumsal bir dil kullanılmalıdır.

Böylece Pepûk Akademi, tek bir iletişim tonuna sıkışmadan farklı hedef kitlelerle uygun biçimlerde konuşabilir.

DİJİTAL MERKEZ: PEPÛK AKADEMİ WEB SİTESİ

Akademinin dijital görünürlüğünün merkezi sosyal medya değil, kendi kontrolünde bulunan kurumsal web sitesi olmalıdır.

Sosyal medya platformları zaman içerisinde değişebilir ve geçmiş içeriklerin sistematik biçimde bulunmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle Akademi’nin kurumsal hafızası bağımsız bir dijital platformda tutulmalıdır.

Web sitesinde temel olarak şu bölümlerin bulunması önerilmektedir:

  • Akademi hakkında,
  • yıllık program,
  • etkinlik takvimi,
  • konuşmacılar ve konuklar,
  • araştırma ve projeler,
  • Pepûk Hafıza Arşivi,
  • video ve podcast kayıtları,
  • yayınlar ve yıllık raporlar,
  • gönüllülük,
  • destek ve sponsorluk,
  • iletişim.

Her etkinlik için ayrı bir sayfa oluşturulması, uzun vadede önemli bir dijital arşiv meydana getirecektir.

Örneğin bir etkinlik sayfasında afiş, konuşmacı bilgisi, program özeti, fotoğraflar, video kaydı ve etkinlik sonrasında hazırlanan kısa değerlendirme aynı yerde bulunabilir.

Böylece yapılan çalışmalar sosyal medya akışı içerisinde kaybolmaz.

SOSYAL MEDYA STRATEJİSİ

Sosyal medya, Pepûk Akademi’nin özellikle gençlere ve Avrupa’da yaşayan topluluklara ulaşmasında önemli bir araç olacaktır. Ancak bütün platformlarda sürekli içerik üretmeye çalışmak küçük bir ekip açısından sürdürülebilir değildir.

Bu nedenle başlangıç aşamasında sınırlı sayıda platforma odaklanılması önerilmektedir.

İçerikler dört temel kategoriye ayrılabilir:

  • program duyuruları,
  • etkinliklerden kısa içerikler,
  • Akademi çalışmalarının sonuçları,
  • Pepûk’un soruları ve hafıza anlatıları.

Etkinlik iletişiminde yalnızca afiş paylaşılması yeterli değildir. Bir programın neden önemli olduğunu anlatan kısa içerikler hazırlanmalıdır.

Örneğin bir konuşmacının afişini paylaşmadan önce tartışılacak temel soru kamuoyuna sunulabilir. Program sonrasında ise yalnızca teşekkür mesajı yerine, etkinlikten ortaya çıkan üç önemli düşünce paylaşılabilir.

Bu yaklaşım sosyal medya hesabını ilan panosundan düşünsel bir iletişim alanına dönüştürecektir.

BELGELEME BİR İLETİŞİM FAALİYETİ OLARAK

Her önemli Pepûk Akademi programının sistematik biçimde belgelenmesi hedeflenmelidir.

Ancak her etkinliğin baştan sona profesyonel video kaydının yapılması gerekli veya sürdürülebilir olmayabilir. Programın niteliğine göre farklı belgeleme düzeyleri uygulanabilir.

Bazı etkinlikler tam video kaydıyla, bazıları kısa röportajlarla, bazıları ise fotoğraf ve yazılı özetle belgelenebilir.

Her etkinlik için asgari olarak şu materyallerin oluşturulması önerilmektedir:

  • nitelikli birkaç fotoğraf,
  • kısa etkinlik özeti,
  • temel tartışma başlıkları,
  • konuşmacı bilgisi,
  • mümkünse kısa video bölümü.

Bu materyaller aynı zamanda gelecek yıllardaki sponsorluk ve ortaklık görüşmeleri için somut faaliyet kanıtı oluşturacaktır.

PEPÛK AKADEMİ YAYINLARI

Akademi’nin ürettiği bilginin yalnızca etkinliklerde kalmaması için küçük ölçekli bir yayın programı geliştirilmelidir.

İlk aşamada hakemli akademik bir dergi çıkarmak yerine daha erişilebilir ve sürdürülebilir yayın formatları tercih edilebilir.

Bunlar arasında;

  • Pepûk Akademi Yıllığı,
  • tematik çalışma notları,
  • sözlü tarih kitapçıkları,
  • araştırma raporları,
  • gençlik projeleri,
  • dijital sergiler

yer alabilir.

Her yıl sonunda yayımlanacak bir *Pepûk Akademi Yıllığı*, o yılın temel tartışmalarını ve üretimlerini bir araya getirebilir.

Uzun vadede bu yayınlar Akademi’nin entelektüel birikiminin en önemli göstergelerinden biri olacaktır.

ÇOK DİLLİ İLETİŞİM

Pepûk Akademi’nin uluslararası yapısı nedeniyle bütün iletişimin tek dil üzerinden yürütülmesi yeterli olmayacaktır. Bununla birlikte her içeriğin çok sayıda dile çevrilmesi de önemli bir iş yükü yaratabilir.

Bu nedenle kademeli bir çok dilli iletişim modeli uygulanabilir.

Temel kurumsal bilgiler ve önemli program duyuruları öncelikle Türkçe ve gerektiğinde Kürtçe hazırlanabilir; uluslararası iletişim için İngilizce içerikler oluşturulabilir.

Belirli hedef kitlelere yönelik önemli duyurular ise ihtiyaca göre Fransızca, Almanca, İsveççe, Danca veya Norveççe gibi dillerde özetlenebilir.

Dil seçimi sembolik değil işlevsel olmalıdır. Her içeriğin her dile çevrilmesi yerine, ulaşılmak istenen topluluğun kullandığı dil dikkate alınmalıdır.

YEREL İLETİŞİM KANALLARI

Dijital iletişim önemli olmakla birlikte, Ömeranlı’daki bütün hedef gruplara sosyal medya üzerinden ulaşılabileceği varsayılmamalıdır.

Özellikle yaşlı kuşaklara ve dijital platformları sınırlı kullanan kişilere ulaşmak için doğrudan iletişim yöntemleri kullanılmalıdır.

Afişler, duyuru panoları, WhatsApp grupları ve yüz yüze davetler yerel iletişimin önemli araçları olmaya devam edecektir.

Ancak her etkinlik için bütün kasabayı aynı yöntemle davet etmek yerine hedef kitleye göre iletişim yapılmalıdır.

Bir gençlik forumunun duyuru yöntemi ile yaşlılarla yapılacak bir hafıza buluşmasının duyuru yöntemi aynı olmamalıdır.

BASIN VE MEDYA İLİŞKİLERİ

Pepûk Akademi’nin görünürlüğünün yalnızca kendi iletişim kanallarıyla sınırlı kalmaması için yerel, ulusal ve zaman içerisinde uluslararası medya ile ilişkiler kurulabilir.

Ancak basın iletişiminin yalnızca etkinlik öncesi duyuru göndermekten ibaret olmaması gerekir.

Özgün araştırmalar, dikkat çekici sözlü tarih projeleri, gençlerin ürettiği çalışmalar ve ekolojik saha sonuçları medya açısından daha güçlü içerikler oluşturabilir.

Bu nedenle Akademi’nin iletişim stratejisi “Etkinliğimize haber yapın” yaklaşımından “Burada kamuoyuyla paylaşılmaya değer bir bilgi veya hikâye ürettik” yaklaşımına geçmelidir.

AVRUPA'DA PEPÛK TEMSİLCİLERİ

Pepûk Akademi’nin Avrupa’daki iletişim ağını yalnızca merkezden yönetmek yerine gönüllü temsilciler aracılığıyla geliştirmek mümkündür.

İlk aşamada Fransa, Almanya, İsveç, Danimarka ve diğer ülkelerde yaşayan, Akademi ile aktif ilişki kurmak isteyen kişilerden küçük bir iletişim ağı oluşturulabilir.

Bu kişilerin resmî temsilci sıfatı taşıması başlangıçta gerekli değildir. Pepûk Bağlantı Noktası gibi daha esnek bir model uygulanabilir.

Bu kişiler;

  • Akademi duyurularını kendi çevrelerine ulaştırabilir,
  • gençlerle iletişim kurabilir,
  • potansiyel akademisyen ve uzmanlarla bağlantı sağlayabilir,
  • yerel kurumlarla temas kurulmasına yardımcı olabilir.

Bu modelin temel amacı çok sayıda isimden oluşan sembolik bir temsil ağı değil, gerçek iletişim kurabilen küçük bir uluslararası ağ oluşturmaktır.

ULUSLARARASI AKADEMİK AĞ

Pepûk Akademi’nin uluslararasılaşması, yabancı ülkelerden çok sayıda konuşmacı davet etmek olarak anlaşılmamalıdır.

Gerçek uluslararasılaşma, ortak üretim ve karşılıklı ilişki üzerinden gelişmelidir.

Bir Avrupa üniversitesindeki araştırmacının Ömeranlı’da saha çalışması gerçekleştirmesi, Pepûk Akademi’den bir gençlik grubunun başka bir ülkedeki projeye katılması veya iki kurumun ortak araştırma geliştirmesi tek seferlik uluslararası bir konferanstan daha kalıcı bir etki yaratabilir.

Bu nedenle uluslararası ilişkilerde üç aşamalı bir yaklaşım benimsenebilir:

Tanışma → Ortak küçük çalışma → Uzun vadeli ortaklık.

İlk temasın hemen ardından büyük protokoller imzalamak yerine, kurumların önce küçük bir ortak faaliyet gerçekleştirmesi daha sağlıklı olacaktır.

PEPÛK BULUŞMALARI: AVRUPA AYAĞI

Uzun vadede Pepûk Akademi’nin yıl içerisindeki görünürlüğünü sürdürmek amacıyla Avrupa’nın farklı şehirlerinde küçük ölçekli Pepûk Buluşmaları düzenlenebilir.

Bu etkinlikler büyük organizasyonlar olmak zorunda değildir. Bir üniversitede, kültür merkezinde veya dernek mekânında 20–50 kişinin katıldığı bir söyleşi dahi Akademi’nin uluslararası ağını güçlendirebilir.

Bu buluşmalarda yaz Akademisi’nin sonuçları paylaşılabilir, gelecek programlar tartışılabilir ve yeni katılımcılarla ilişkiler kurulabilir.

Böylece Pepûk Akademi’nin iletişim döngüsü yalnızca yaz aylarında Ömeranlı’da başlayıp sona ermez.

VERİ TABANI VE İLİŞKİ YÖNETİMİ

Akademi büyüdükçe iletişim ilişkilerinin kişisel telefon rehberleri ve dağınık mesaj grupları üzerinden yürütülmesi sürdürülebilir olmayacaktır.

Bu nedenle başlangıçtan itibaren basit bir iletişim veri tabanı oluşturulmalıdır.

Kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallar gözetilerek;

  • akademisyenler,
  • katılımcılar,
  • gönüllüler,
  • destekçiler,
  • medya temsilcileri,
  • kurumlar

ayrı kategorilerde kayıt altına alınabilir.

Bu sistem, Akademi’nin zaman içerisinde kendi topluluğuyla düzenli ve hedefli iletişim kurmasını kolaylaştıracaktır.

GÖRÜNÜRLÜĞÜN ÖLÇÜLMESİ

İletişim başarısı yalnızca sosyal medya takipçi sayısıyla değerlendirilmemelidir.

Pepûk Akademi için daha anlamlı göstergeler belirlenmelidir.

Örneğin;

  • programlara tekrar katılan kişi oranı,
  • farklı ülkelerden aktif katılımcı sayısı,
  • gönüllü başvuruları,
  • web sitesindeki arşiv kullanım oranı,
  • medya görünürlüğü,
  • yeni kurumsal bağlantılar,
  • uluslararası ortak çalışmalar

daha anlamlı göstergeler olabilir.

Bir sosyal medya paylaşımının binlerce kişiye ulaşması görünürlük yaratabilir; ancak bu görünürlüğün Akademi ile kalıcı bir ilişkiye dönüşüp dönüşmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

İLETİŞİMİN TEMEL İLKESİ

Pepûk Akademi’nin iletişim stratejisinde temel amaç sürekli kendisinden söz ettirmek değil, yaptığı çalışmaların değerini görünür hâle getirmek olmalıdır.

Bu nedenle iletişim, faaliyetlerden ayrı bir tanıtım katmanı değil, Akademi’nin ürettiği bilginin dolaşıma girmesini sağlayan temel bir işlev olarak değerlendirilmelidir.

Her programın sonunda şu üç soruya cevap verilebilmelidir:

Ne yaptık?

Ne öğrendik veya ne ürettik?

Bunu kimlerle ve nasıl paylaşacağız?

Bu yaklaşım sürdürüldüğünde Pepûk Akademi’nin görünürlüğü yalnızca afişlerin ve sosyal medya paylaşımlarının toplamından oluşmayacaktır. Zaman içerisinde yayımlanan çalışmalar, belgelenen hikâyeler, yetişen gençler ve kurulan ortaklıklar Akademi’nin en güçlü iletişim araçlarına dönüşecektir.

Pepûk Akademi’nin uluslararası görünürlüğü de büyüklüğünden değil, Ömeranlı’dan hareketle ortaya koyduğu özgün modelden doğacaktır. Yerel bir deneyimin iyi belgelenmesi, nitelikli biçimde paylaşılması ve başka coğrafyalarla ilişkilendirilmesi, küçük bir kırsal girişimin uluslararası bir düşünce ve iş birliği ağına dönüşmesinin temelini oluşturacaktır.

12. FİNANSMAN, SPONSORLUK VE DESTEK MODELİ

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli bağımsızlığı, yalnızca yeterli finansal kaynak bulmasına değil, bu kaynakların nasıl çeşitlendirildiğine ve hangi ilkeler doğrultusunda kullanıldığına bağlıdır. Tek bir kişi, kurum veya sponsor tarafından finanse edilen bir yapı kısa vadede operasyonel kolaylık sağlayabilir; ancak uzun vadede finansal kırılganlık ve kurumsal bağımlılık yaratabilir.

Bu nedenle Pepûk Akademi’nin finansman modeli, çok kaynaklı finansman ilkesine dayanacaktır. Amaç, Akademi’nin temel faaliyetlerini tek bir finansman kanalına bağımlı olmadan sürdürebileceği dengeli bir ekonomik yapı oluşturmaktır.

Finansman, yalnızca para bulma süreci olarak değil, Akademi’nin toplumsal ve kurumsal ilişkilerinin bir parçası olarak değerlendirilecektir. Destek veren kişi ve kurumların Akademi’nin amaçlarını anlaması, katkılarının hangi sonuçları ürettiğini görebilmesi ve finansal süreçlerin şeffaf biçimde yürütülmesi temel ilkeler olacaktır.

FİNANSMAN MODELİNİN TEMEL YAPISI

Pepûk Akademi’nin gelir kaynaklarının zaman içerisinde aşağıdaki temel alanlardan oluşması öngörülmektedir:

  • bireysel destekçiler ve düzenli bağışlar,
  • kurumsal sponsorluklar,
  • proje ve hibe fonları,
  • diaspora destek ağı,
  • etkinlik ve eğitim gelirleri,
  • yayın ve ürün gelirleri,
  • ayni destekler,
  • Pepûk Café ile geliştirilecek şeffaf destek mekanizması.

Bu kaynakların toplam bütçe içerisindeki oranları yıldan yıla değişebilir. Ancak mümkün olduğunca hiçbir tek kaynağın Akademi bütçesinin belirleyici çoğunluğunu oluşturmaması hedeflenmelidir.

Bu yaklaşım, bir destekçinin çekilmesi durumunda bütün programın durmasını önleyecek finansal dayanıklılık sağlayacaktır.

ASGARİ FAALİYET BÜTÇESİ

Pepûk Akademi’nin ilk yıllarında bütçe hazırlanırken ideal koşullar üzerinden değil, programın gerçekleştirilebilmesi için gerekli asgari ihtiyaçlar üzerinden hareket edilmelidir.

Bütçe üç kategoriye ayrılabilir:

Zorunlu Giderler

Programın gerçekleştirilebilmesi için doğrudan gerekli harcamalardır.

Bunlar;

  • konuşmacı ve misafir ulaşımı,
  • konaklama,
  • temel teknik altyapı,
  • program materyalleri,
  • sigorta ve gerekli idari giderler

gibi kalemlerden oluşabilir.

Program Giderleri

Belirli projelerin niteliğini artıran harcamalardır.

Atölye malzemeleri, saha çalışması ekipmanları, profesyonel kayıt, tercüme, yayın ve sergi giderleri bu kategoriye girebilir.

Gelişim Yatırımları

Akademi’nin sonraki yıllarda kapasitesini artıracak harcamalardır.

Dijital arşiv altyapısı, taşınabilir teknik ekipman, kurumsal web altyapısı veya uzun süre kullanılabilecek eğitim materyalleri bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bu ayrım, finansal kaynak yetersizliği durumunda hangi harcamaların öncelikli olduğunu belirlemeyi kolaylaştıracaktır.

BÜTÇE SENARYOLARI

2027 yılı için tek bir bütçe hazırlamak yerine üç farklı finansman senaryosu oluşturulması önerilmektedir.

Temel Senaryo

Akademi’nin sınırlı finansmanla gerçekleştirebileceği asgari programı tanımlar. Mevcut mekânlar ve gönüllü kapasitesi yoğun biçimde kullanılır.

Gelişmiş Senaryo

Daha fazla akademisyenin konaklaması, profesyonel belgeleme, nitelikli atölyeler ve daha güçlü gençlik programlarının gerçekleştirilmesini sağlar.

Genişleme Senaryosu

Uluslararası katılım, misafir programları ve daha büyük ölçekli projelerin uygulanabileceği bütçe düzeyini tanımlar.

Bu yaklaşımın avantajı, finansman hedeflenen düzeye ulaşmadığında programın tamamen iptal edilmesi yerine ölçeğinin mevcut kaynaklara göre ayarlanabilmesidir.

BİREYSEL DESTEKÇİ MODELİ

Pepûk Akademi’nin en güçlü finansal dayanaklarından biri, projeye uzun vadeli olarak inanan bireylerden oluşan destekçi topluluğu olabilir.

Bu amaçla Pepûk Dostları adı altında bir destek ağı oluşturulabilir.

Destekçiler aylık veya yıllık düzenli katkı sunabilir. Katkı miktarları farklı düzeylerde olabilir; ancak destekçilerin Akademi üzerindeki itibarı verdikleri paranın miktarına göre belirlenmemelidir.

Küçük miktarlarda düzenli destek veren geniş bir topluluğun oluşturulması, birkaç büyük bağışçıya bağımlı olmaktan daha sürdürülebilir bir finansman modeli sağlayabilir.

Destekçiler için yılda bir kez faaliyet ve finansal kullanım özeti hazırlanmalı ve katkılarının hangi çalışmalara dönüştüğü açık biçimde gösterilmelidir.

DİASPORA DESTEK AĞI

Avrupa’da yaşayan Ömeranlı ve bölge kökenli topluluklar, Pepûk Akademi için yalnızca potansiyel finansman kaynağı olarak değerlendirilmemelidir. Diasporanın katkısı finansman, uzmanlık, kurumsal bağlantı ve gönüllülük biçimlerinde gerçekleşebilir.

Bu nedenle diaspora desteği için yalnızca genel bağış çağrıları yapmak yerine somut hedeflere dayalı kampanyalar geliştirilmesi daha etkili olacaktır.

Örneğin;

  • bir gençlik atölyesinin finansmanı,
  • bir sözlü tarih projesinin kayıt ekipmanı,
  • bir akademisyenin seyahat gideri,
  • çocuk bilim programının malzemeleri

için ayrı destek çağrıları yapılabilir.

İnsanların desteklerinin hangi somut faaliyeti mümkün kıldığını görmeleri, güveni ve uzun vadeli bağlılığı güçlendirecektir.

KURUMSAL SPONSORLUK MODELİ

Kurumsal sponsorluklar Akademi’nin önemli finansman kaynaklarından biri olabilir. Ancak sponsorluk ilişkisi yalnızca sponsor logosunun afişe eklenmesi karşılığında alınan finansal destek biçiminde tasarlanmamalıdır.

Sponsorlar için farklı destek alanları oluşturulabilir.

Örneğin bir kurum;

  • Pepûk Genç Akademi Programı Destekçisi,
  • Bilim Programı Destekçisi,
  • Ekoloji Programı Destekçisi,
  • Kültürel Hafıza Projesi Destekçisi,
  • Teknik Altyapı Destekçisi

olabilir.

Bu yaklaşım sponsorun katkısını belirli ve ölçülebilir bir faaliyetle ilişkilendirir.

Ana sponsor, program sponsoru ve etkinlik destekçisi gibi farklı düzeyler oluşturulabilir; ancak sponsorluk paketlerinin yalnızca finansal miktarlara dayalı hiyerarşik reklam paketlerine dönüşmemesine dikkat edilmelidir.

Pepûk Akademi ticari bir festival değildir. Sponsor görünürlüğü, Akademi’nin bilimsel ve kültürel kimliğinin önüne geçmemelidir.

SPONSORLUK ETİĞİ VE BAĞIMSIZLIK

Pepûk Akademi, finansal destek karşılığında program içeriğinin veya akademik değerlendirmelerin yönlendirilmesine izin vermemelidir.

Bu nedenle sponsorluk ilişkileri için açık etik ilkeler oluşturulması önerilmektedir.

Sponsor;

  • konuşmacı seçimini belirleyemez,
  • bilimsel sonuçlara müdahale edemez,
  • eleştirel tartışmaları engelleyemez,
  • Akademi’nin katılımcı verilerini ticari amaçlarla kullanamaz.

Akademi de destekçilerin katkılarını şeffaf biçimde belirtmeli ve olası çıkar çatışmalarını açıklamalıdır.

Akademi’nin temel değerleriyle açık biçimde çelişen faaliyetleri bulunan kurumlarla yapılacak sponsorluklar ayrıca değerlendirilmelidir.

Finansal ihtiyaç, Akademi’nin güvenilirliğinden daha önemli hâle gelmemelidir.

PROJE VE HİBE FONLARI

Pepûk Akademi’nin belirli çalışma alanları ulusal ve uluslararası proje fonlarına uygun olabilir.

Özellikle;

  • gençlik,
  • kültürel miras,
  • çevre ve iklim,
  • kırsal kalkınma,
  • kültürler arası diyalog,
  • dijital arşiv,
  • eğitim

alanlarında proje destekleri araştırılabilir.

Ancak Akademi’nin programını yalnızca mevcut fon çağrılarına göre şekillendirmesi doğru değildir.

Önce ihtiyaç ve proje belirlenmeli, ardından bu projeye uygun finansman kaynağı aranmalıdır.

Aksi durumda Akademi, kendi stratejik hedefleri yerine fon kuruluşlarının değişen önceliklerini takip eden bir yapıya dönüşebilir.

Hibe projeleri aynı zamanda önemli idari sorumluluklar doğurduğu için, proje başvurularının Akademi’nin mevcut insan kaynağıyla yönetilebilir olması da dikkate alınmalıdır.

KATILIM ÜCRETLERİ VE ERİŞİLEBİLİRLİK

Pepûk Akademi’nin temel kamusal programlarının mümkün olduğunca ücretsiz ve herkese açık tutulması önerilmektedir.

Bununla birlikte sınırlı kontenjanlı ve yüksek maliyetli bazı atölyeler için makul katılım ücretleri uygulanabilir.

Buradaki temel ilke, ekonomik koşulların katılımın önünde engel oluşturmamasıdır.

Ücretli programlarda öğrenci kontenjanları, burslu katılım veya “ödeyebildiğin kadar” modelleri değerlendirilebilir.

Gelir elde etmek amacıyla program kalitesinin veya toplumsal erişimin ikinci plana itilmemesi gerekir.

AYNİ DESTEKLER

Her destek finansal olmak zorunda değildir.

Konaklama, ulaşım, teknik ekipman, baskı, yiyecek, internet hizmeti veya atölye malzemeleri ayni destek olarak sağlanabilir.

Özellikle ilk yıllarda ayni destekler Akademi’nin nakit bütçe ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir.

Ancak ayni desteklerin de parasal karşılıkları mümkün olduğunca hesaplanarak yıllık raporlarda gösterilmesi gerekir. Bu yaklaşım Akademi’nin gerçek faaliyet maliyetinin anlaşılmasını sağlar.

PEPÛK CAFÉ İLE EKONOMİK İLİŞKİ

Pepûk Café ile Pepûk Akademi arasındaki ekonomik ilişkinin başlangıçtan itibaren açık biçimde tanımlanması önemlidir.

Café, Akademi programları için mekân ve bazı operasyonel olanaklar sağlayabilir. Akademi etkinliklerinin oluşturduğu ziyaretçi hareketliliği de Café’nin ticari faaliyetini destekleyebilir.

Bu karşılıklı ilişki doğal ve olumlu olmakla birlikte, Akademi’ye verilen bağışların veya sponsorluk desteklerinin ticari işletme gelirleriyle karıştırılmaması gerekir.

Akademi adına elde edilen kaynaklar ayrı biçimde kayıt altına alınmalı ve yalnızca Akademi faaliyetlerinde kullanılmalıdır.

İlerleyen dönemde Café, kendi ticari gelirinden belirli bir oranı veya yıllık sabit bir miktarı Akademi’ye destek olarak aktarabilir. Böyle bir model uygulanırsa açık ve belgelenebilir olmalıdır.

PEPÛK DAYANIŞMA FONU

Finansal kapasite geliştikçe küçük bir Pepûk Dayanışma Fonu oluşturulması önerilebilir.

Bu fon özellikle ekonomik imkânları sınırlı gençlerin;

  • ulaşım,
  • eğitim materyali,
  • proje giderleri,
  • belirli Akademi programlarına katılım

masraflarını desteklemek için kullanılabilir.

Fonun dağıtım kriterleri önceden tanımlanmalı ve karar süreçleri şeffaf olmalıdır.

Bu yapı, Akademi’nin yalnızca ekonomik imkânları güçlü kişilerin katılabildiği bir platforma dönüşmesini önlemeye yardımcı olacaktır.

MALİ ŞEFFAFLIK

Pepûk Akademi’nin güvenilirliği açısından finansal şeffaflık temel bir kurumsal sorumluluktur.

Her yıl sonunda kamuoyuna açık, anlaşılır bir finansal özet hazırlanması önerilmektedir.

Bu raporda en azından;

  • toplam gelir,
  • gelir kaynaklarının dağılımı,
  • temel gider kategorileri,
  • ayni desteklerin yaklaşık değeri,
  • sonraki yıla devreden kaynaklar

gösterilebilir.

Kişisel bağışçıların isimleri, yalnızca açık izinleri varsa yayımlanmalıdır.

Şeffaflık yalnızca yasal bir zorunluluk olarak değil, Akademi ile destekçileri arasındaki güven ilişkisinin temel unsuru olarak görülmelidir.

MALİ REZERV VE DAYANIKLILIK

Akademi belirli bir finansal kapasiteye ulaştığında, bütün gelirlerin aynı yıl içerisinde harcanması yerine küçük bir mali rezerv oluşturulması hedeflenmelidir.

İlk uzun vadeli hedef, Akademi’nin temel faaliyetlerini üç ila altı ay sürdürebilecek bir rezerv oluşturmaktır.

Bu rezerv;

  • beklenmeyen giderler,
  • sponsor kaybı,
  • proje ödemelerindeki gecikmeler,
  • acil teknik ihtiyaçlar

gibi durumlarda kurumsal dayanıklılık sağlayacaktır.

BAŞARIYI BÜTÇEYLE DEĞİL ETKİYLE ÖLÇMEK

Pepûk Akademi’nin finansal büyüklüğü kurumsal başarının temel göstergesi olmayacaktır.

Büyük bütçeli ancak kalıcı sonuç üretmeyen bir program yerine, sınırlı kaynaklarla güçlü toplumsal ve düşünsel etki yaratan çalışmalar Akademi’nin amaçlarına daha uygun olabilir.

Bu nedenle her önemli harcama için şu sorunun sorulması önerilmektedir:

Bu kaynak hangi somut etkiyi oluşturacak?

Finansal kararların programın amaçlarıyla ilişkilendirilmesi, kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır.

UZUN VADELİ FİNANSMAN HEDEFİ

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli finansal hedefi, sürekli bağış talep eden kırılgan bir yapıdan, farklı gelir kaynaklarına sahip dayanıklı bir sosyal ve kültürel kuruma dönüşmektir.

İdeal finansman yapısı zaman içerisinde üç ayak üzerinde dengelenebilir:

Topluluk desteği + Kurumsal ve proje finansmanı + Akademi’nin kendi ürettiği gelirler.

Bu modelin temelinde finansal büyümeden önce güven bulunmaktadır. İnsanlar ve kurumlar, Pepûk Akademi’nin kaynaklarını şeffaf kullandığını, başladığı çalışmaları tamamladığını ve somut sonuçlar ürettiğini gördükçe destek ağı doğal olarak genişleyecektir.

Bu nedenle Pepûk Akademi’nin finansman stratejisinin temel ilkesi şu şekilde ifade edilebilir:

Önce güven üretmek, sonra destek istemek; alınan her desteği ise görünür ve kalıcı bir değere dönüştürmek.

13. BEKLENEN ETKİ, DEĞERLENDİRME VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Pepûk Akademi’nin başarısı, yalnızca gerçekleştirdiği etkinliklerin sayısı veya programlara katılan toplam kişi üzerinden değerlendirilemez. Bir akademinin toplumsal değeri, oluşturduğu değişimin niteliği, bu değişimin ne kadar süre devam ettiği ve geride bıraktığı kalıcı kapasite üzerinden değerlendirilmelidir.

Bu nedenle Pepûk Akademi için etki kavramı, bir faaliyetin hemen ardından ortaya çıkan görünür sonuçlarla sınırlı tutulmayacaktır. Bazı etkiler kısa sürede ölçülebilirken, kültürel aktarım, gençlerin aidiyet biçimleri, kurumsal güven ve toplumsal katılım gibi alanlardaki değişimler ancak yıllar içerisinde gözlemlenebilir.

Akademinin etki yaklaşımı üç düzeyde ele alınacaktır: *çıktı, sonuç ve uzun vadeli dönüşüm*.

Çıktı, doğrudan gerçekleştirilen çalışmayı ifade eder. Kaydedilen bir sözlü tarih görüşmesi, düzenlenen bir atölye veya hazırlanan bir araştırma raporu bir çıktıdır.

Sonuç, bu çalışmanın insanlarda veya kurumlarda oluşturduğu değişimdir. Bir gencin araştırma becerisi kazanması, farklı kuşakların yeniden iletişim kurması veya bir üniversiteyle ortak proje geliştirilmesi bir sonuçtur.

Uzun vadeli dönüşüm ise bu sonuçların zaman içerisinde toplumsal yapıda kalıcı bir etkiye dönüşmesini ifade eder.

Pepûk Akademi’nin temel hedefi, bu üç düzey arasında süreklilik kurabilmektir.

BİREYSEL DÜZEYDE BEKLENEN ETKİ

Akademi’nin ilk etki alanı programa katılan bireyler olacaktır.

Bir etkinliğe katılan herkesin hayatında büyük bir değişim yaratılması beklenemez. Bununla birlikte Akademi, katılımcıların yeni sorularla karşılaşmasını, farklı insanlarla ilişki kurmasını ve kendi bilgi veya deneyimini paylaşabileceği alanlara erişmesini sağlayabilir.

Özellikle düzenli katılımcılarda;

  • eleştirel düşünme becerisinin gelişmesi,
  • soru sorma ve kamusal alanda kendini ifade etme kapasitesinin güçlenmesi,
  • araştırma ve belgeleme yöntemleriyle tanışma,
  • farklı kuşak ve yaşam deneyimlerine karşı merak geliştirme,
  • toplumsal çalışmalarda sorumluluk alma

gibi etkiler hedeflenmektedir.

Bu değişimler anketler, görüşmeler ve uzun dönemli katılım takibi aracılığıyla değerlendirilebilir.

GENÇLERDE UZUN VADELİ ETKİ

Pepûk Akademi’nin en önemli uzun vadeli etki alanlarından biri gençler olacaktır.

Ancak gençler üzerindeki başarı, onların belirli bir kültürel kimliği ne ölçüde benimsediği üzerinden ölçülmemelidir. Akademi’nin görevi gençlerin kimliğini tanımlamak değil, kendi kimlikleri ve gelecekleri üzerine özgürce düşünebilecekleri araçları sağlamaktır.

Bu nedenle gençlik programlarının etkisi;

  • gençlerin kendi projelerini geliştirmesi,
  • Akademi içerisinde sorumluluk üstlenmesi,
  • kuşaklar arası iletişime katılması,
  • Ömeranlı ile kendi tercihleri üzerinden ilişki kurması,
  • sonraki yıllarda Akademi’ye yeniden dönmesi

gibi göstergeler üzerinden değerlendirilecektir.

En önemli uzun vadeli göstergelerden biri, ilk yıllarda katılımcı olan gençlerin ilerleyen yıllarda atölye yürütücüsü, araştırmacı, mentor veya program sorumlusu olarak Akademi’ye geri dönmesidir.

Bu gerçekleştiğinde Akademi yalnızca gençlere hizmet sunan bir yapı olmaktan çıkarak yeni kuşakların devraldığı bir kuruma dönüşmeye başlayacaktır.

KÜLTÜREL HAFIZA ÜZERİNDEKİ ETKİ

Kültürel hafıza alanında etki, yalnızca çok sayıda kayıt toplamakla ölçülmeyecektir.

Toplanan materyallerin sistematik biçimde korunması, erişilebilir hâle getirilmesi ve yeni araştırmalarda kullanılması temel kriter olacaktır.

Bir sözlü tarih kaydı yalnızca dijital bir diskte saklandığında sınırlı bir değere sahiptir. Ancak bu kayıt transkribe edildiğinde, arşivlendiğinde, araştırmacılar tarafından kullanıldığında veya gençlerin hazırladığı bir belgesele kaynak olduğunda yaşayan bir hafıza unsuruna dönüşür.

Uzun vadede Pepûk Akademi’nin oluşturacağı hafıza birikiminin;

  • akademik araştırmalara,
  • belgesellere,
  • sergilere,
  • kitaplara,
  • eğitim materyallerine,
  • dijital haritalara

kaynak oluşturması hedeflenmektedir.

Böylece toplumsal hafıza yalnızca korunmayacak, yeni bilgi ve kültürel üretimin hammaddesine dönüşecektir.

TOPLUMSAL İLİŞKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİ

Pepûk Akademi’nin önemli etkilerinden biri, normal koşullarda aynı ortamda karşılaşmayan insanların ortak meseleler etrafında bir araya gelmesini sağlaması olabilir.

Bir akademisyenle çiftçinin, Avrupa’da büyüyen bir gençle kasabada yaşayan bir yaşlının veya farklı siyasi ve toplumsal görüşlere sahip insanların aynı soruyu tartışabilmesi, başlı başına bir toplumsal değer taşımaktadır.

Akademi’nin bu alandaki etkisi, herkesin aynı düşünceye ulaşmasıyla ölçülmemelidir.

Asıl hedef, farklılıkların çatışma veya dışlanma üretmeden konuşulabileceği bir kamusal kültürün gelişmesine katkı sağlamaktır.

Bu nedenle tartışma ortamlarının niteliği, farklı grupların programa katılımı ve katılımcıların kendilerini ifade edebilme deneyimleri düzenli olarak değerlendirilmelidir.

ÖMERANLI'NIN ALGILANMA BİÇİMİNDEKİ DEĞİŞİM

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli etkilerinden biri, Ömeranlı’nın hem kendi sakinleri hem de dışarıdaki insanlar tarafından algılanma biçiminde ortaya çıkabilir.

Bir yerleşimin kimliği yalnızca coğrafi konumu veya ekonomik faaliyetleri üzerinden oluşmaz. Orada üretilen fikirler, kültürel çalışmalar ve toplumsal girişimler de mekânın kimliğini belirler.

Pepûk Akademi düzenli ve nitelikli çalışmalar üretebildiği ölçüde Ömeranlı;

yalnızca yazın nüfusu artan bir kasaba değil,

aynı zamanda insanların bilim, kültür ve doğa üzerine düşünmek için geldiği bir buluşma noktası olarak tanınabilir.

Bu dönüşüm kısa sürede gerçekleşmeyecektir. Ancak birkaç yıl boyunca sürdürülen tutarlı çalışmalar, kasabanın bölgesel görünürlüğünde önemli bir değişim yaratabilir.

EKOLOJİK ETKİ

Akademi’nin ekoloji alanındaki etkisi yalnızca yeni ağaçların dikilmesi üzerinden değerlendirilmemelidir.

Daha önemli olan, gerçekleştirilen uygulamaların bilimsel olarak izlenmesi ve elde edilen deneyimin paylaşılabilir bilgiye dönüştürülmesidir.

Örneğin bir mikro orman alanının yıllar içerisindeki gelişiminin düzenli biçimde ölçülmesi, Orta Anadolu koşullarında benzer çalışmalar yapmak isteyen başka topluluklar için değerli bir kaynak oluşturabilir.

Bu nedenle ekolojik etki;

  • biyolojik çeşitlilik,
  • bitki yaşama oranları,
  • toprak özelliklerindeki değişim,
  • gönüllü katılım,
  • çocuk ve gençlerin doğa programlarına katılımı,
  • geliştirilen yeni uygulamalar

gibi farklı göstergeler üzerinden değerlendirilebilir.

Böylece Pepûk Akademi ekolojik faaliyeti yalnızca uygulayan değil, deneyiminden bilgi üreten bir yapıya dönüşebilir.

KURUMSAL KAPASİTE ÜZERİNDEKİ ETKİ

Pepûk Akademi’nin sürdürülebilirliğinin en önemli göstergelerinden biri, her yıl organizasyon kapasitesinin gelişmesidir.

İlk yıl bir kişinin gerçekleştirdiği bir görevin ikinci yıl bir ekip tarafından yürütülebilmesi kurumsal ilerleme göstergesidir.

Benzer biçimde;

  • yazılı iş süreçlerinin oluşması,
  • düzenli arşiv tutulması,
  • gönüllülerin eğitilmesi,
  • finansal kayıtların sistematikleşmesi,
  • ortaklıkların devam etmesi

kurumsal kapasitenin ölçülebilir unsurlarıdır.

Akademinin her yıl sonunda yalnızca faaliyetlerini değil, kendi organizasyon kapasitesini de değerlendirmesi gerekmektedir.

ETKİ ÖLÇÜM ÇERÇEVESİ

Pepûk Akademi için karmaşık ve yüksek maliyetli bir değerlendirme sistemi yerine, kuruluş aşamasında basit fakat düzenli bir etki ölçüm modeli uygulanabilir.

Her yıl aşağıdaki göstergeler takip edilebilir:

Nicel Göstergeler

  • toplam program sayısı,
  • toplam ve benzersiz katılımcı sayısı,
  • tekrar katılım oranı,
  • genç katılımcı sayısı,
  • aktif gönüllü sayısı,
  • üretilen sözlü tarih kaydı sayısı,
  • tamamlanan proje sayısı,
  • kurumsal ortaklık sayısı,
  • yayımlanan içerik ve rapor sayısı.

Nitel Göstergeler

  • katılımcı deneyimleri,
  • gençlerin sorumluluk düzeyindeki değişim,
  • ortaya çıkan yeni proje fikirleri,
  • kuşaklar arası ilişkilerde gözlenen değişimler,
  • akademisyen ve ortak kurumların değerlendirmeleri,
  • yerel toplumun Akademi’ye ilişkin algısı.

Her yıl aynı temel göstergelerin takip edilmesi, Akademi’nin zaman içerisindeki gelişiminin karşılaştırılmasına olanak sağlayacaktır.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN DÖRT BOYUTU

Pepûk Akademi için sürdürülebilirlik yalnızca finansal devamlılık anlamına gelmemektedir.

Akademinin sürdürülebilirliği dört temel boyutta ele alınmalıdır.

Kurumsal Sürdürülebilirlik

Görevlerin paylaşılması, süreçlerin belgelenmesi ve karar mekanizmalarının kişilere bağımlı olmaması gerekir.

Finansal Sürdürülebilirlik

Gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve temel faaliyetlerin gerçekçi bütçelerle planlanması gerekmektedir.

Toplumsal Sürdürülebilirlik

Yerel toplum ve gençler Akademi’yi kendilerinden bağımsız bir proje olarak görürse uzun vadeli sahiplenme sınırlı kalacaktır. İnsanların yalnızca programa çağrılması değil, sorumluluk üstlenebilecekleri alanların oluşturulması gerekir.

Bilgi Sürdürülebilirliği

Üretilen kayıtların, araştırmaların ve deneyimlerin kişisel bilgisayarlarda veya dağınık sosyal medya hesaplarında kaybolmaması gerekir. Kurumsal arşiv, Akademi’nin sürekliliğinin temel unsurlarından biri olacaktır.

Bu dört boyuttan herhangi birinin zayıflaması Akademi’nin uzun vadeli geleceğini etkileyebilir.

KURUCUDAN KURUMA GEÇİŞ

Pepûk Akademi’nin kuruluş aşamasında kurucunun kişisel emeği, ilişkileri ve vizyonu belirleyici olacaktır. Bu durum yeni sosyal ve kültürel girişimlerin doğal gelişim sürecidir.

Ancak uzun vadede bütün önemli ilişkilerin, kararların ve operasyonel süreçlerin tek kişiye bağlı kalması önemli bir kurumsal risk oluşturur.

Bu nedenle sürdürülebilirliğin temel hedeflerinden biri, kurucunun Akademi içerisindeki önemini azaltmak değil, sahip olduğu bilgi ve ilişkileri kurumsal yapıya aktarmaktır.

Önemli iletişimler kurumsal olarak kayıt altına alınmalı, program süreçleri belgelenmeli ve sorumluluklar zaman içerisinde paylaşılmalıdır.

Başarılı bir kurumsallaşma sonucunda kurucu, sürekli olarak her ayrıntıyla ilgilenen organizatör rolünden çıkarak Akademi’nin stratejik yönünü ve uzun vadeli vizyonunu geliştiren bir konuma geçebilmelidir.

BEŞ YILLIK ETKİ DEĞERLENDİRMESİ

Pepûk Akademi’nin ilk kapsamlı etki değerlendirmesinin beşinci yılın sonunda yapılması önerilmektedir.

Bu değerlendirmede yalnızca beş yıl boyunca kaç etkinlik gerçekleştirildiği değil, başlangıçta belirlenen temel hedeflerde ne ölçüde ilerleme sağlandığı incelenmelidir.

Örneğin şu sorular sorulabilir:

İlk yıl katılan gençlerden kaçı hâlen Akademi ile ilişkili?

Kaç kişi katılımcıdan üretici veya program sorumlusu konumuna geçti?

Oluşturulan hafıza arşivi nasıl kullanılıyor?

Kaç proje bir yıldan daha uzun süre devam etti?

Akademi kurucunun günlük operasyonel emeğine ne ölçüde bağımlı?

Ömeranlı dışında hangi kalıcı ilişkiler kuruldu?

Akademi olmasaydı gerçekleşmeyecek hangi somut değişimler ortaya çıktı?

Bu sorular, Akademi’nin gerçek etkisini etkinlik sayılarından daha doğru biçimde ortaya koyacaktır.

KALICI ETKİNİN TEMEL ÖLÇÜTÜ

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli başarısı, kendi varlığından sürekli söz ettirmesiyle değil, kendi çevresinde yeni üretimlerin ortaya çıkmasını sağlamasıyla ölçülecektir.

Bir genç Akademi’de edindiği deneyimle kendi projesini başlatıyorsa, bir aile eski fotoğraflarını arşive açıyorsa, bir akademisyen Ömeranlı üzerine yeni bir araştırma geliştiriyorsa veya başka bir köy benzer bir kültürel ve ekolojik girişim başlatıyorsa, Pepûk Akademi kendi sınırlarının ötesinde etki üretmeye başlamış demektir.

Bu nedenle sürdürülebilirliğin nihai hedefi Pepûk Akademi’nin sürekli büyümesi değildir. Asıl hedef, Akademi’nin başlattığı düşünce ve üretim süreçlerinin kendi başlarına devam edebilecek kapasiteye ulaşmasıdır.

Pepûk Akademi’nin kalıcı etkisi, yıllar sonra yalnızca arşivlerinde veya faaliyet raporlarında değil; soru soran gençlerde, kaydedilmiş hafızalarda, korunmuş doğada, kurulmuş ilişkilerde ve Ömeranlı’dan doğan yeni girişimlerde görülebilmelidir.

14. GELECEK VİZYONU: ÖMERANLI’DAN DÜNYAYA

Pepûk Akademi’nin gelecek vizyonu, bugünden kesin biçimde tanımlanmış büyük bir kurum inşa etmek üzerine değil, Ömeranlı’da başlayan özgün bir deneyimin zaman içerisinde hangi yönlerde gelişebileceğine ilişkin uzun vadeli bir perspektif ortaya koymaktadır. Akademinin gelecekteki büyüklüğü, sahip olduğu bina sayısı veya gerçekleştirdiği etkinliklerin yoğunluğuyla değil; ürettiği bilginin niteliği, yetişmesine katkıda bulunduğu insanlar ve farklı coğrafyalar arasında kurabildiği kalıcı ilişkilerle değerlendirilmelidir.

Bu nedenle Pepûk Akademi için büyüme, sürekli daha fazla faaliyet gerçekleştirmek anlamına gelmeyecektir. Temel hedef, ilk yıllarda geliştirilen çalışmalar arasından gerçek toplumsal ve bilimsel karşılık üreten alanları belirlemek ve bu alanlarda zaman içerisinde uzmanlaşmaktır.

2027–2029: KURULUŞ VE KİMLİK DÖNEMİ

Pepûk Akademi’nin ilk üç yılı, kurumun kendi kimliğini keşfedeceği ve çalışma modelini sınayacağı dönem olarak değerlendirilmelidir.

Bu dönemde hangi programların gerçekten Pepûk Akademi’ye özgü olduğu daha belirgin hâle gelecektir. Bazı faaliyetler devam ederken bazıları sona erebilir veya başka biçimlere dönüşebilir.

İlk üç yılın sonunda Akademi’nin kamuoyu tarafından birkaç temel çalışma alanıyla tanınması hedeflenmelidir.

Örneğin Pepûk Akademi;

  • güçlü bir gençlik programı,
  • önemli bir kırsal hafıza arşivi,
  • özgün ekolojik saha çalışmaları,
  • nitelikli yaz akademisi

ile tanınabilir.

Bu dönemde temel amaç genişlemek değil, kurumsal karakteri belirginleştirmektir.

2029 yılına gelindiğinde Akademi’nin her yıl yeniden sıfırdan program hazırlayan bir organizasyon olmaktan çıkarak devam eden proje hatlarına sahip olması hedeflenmektedir.

2030–2032: BÖLGESEL AÇILIM DÖNEMİ

İlk yıllarda geliştirilen model başarılı olduğu takdirde, Pepûk Akademi’nin deneyimi Ömeranlı’nın sınırlarının ötesine taşınabilir.

Ancak bölgesel büyüme, başka yerlerde Pepûk Akademi şubeleri açmak biçiminde düşünülmemelidir.

Daha sürdürülebilir yaklaşım, çevre yerleşimlerin kendi kültürel ve ekolojik çalışmalarını geliştirmelerine destek olmaktır.

Bu kapsamda;

  • ortak bölgesel gençlik programları,
  • köyler arası hafıza çalışmaları,
  • gezici akademi programları,
  • ortak ekolojik saha araştırmaları,
  • bölgesel kültür rotaları

geliştirilebilir.

Ömeranlı bu ağın merkezi olabilir; ancak her yerleşimin kendi hikâyesini ve önceliklerini koruması esas alınmalıdır.

Böylece Pepûk Akademi tek merkezli büyüyen bir kurum yerine, bilgi ve deneyim paylaşan yerel girişimlerden oluşan bir bölgesel ağın oluşmasına katkıda bulunabilir.

ORTA ANADOLU KIRSAL ARAŞTIRMALARI PROGRAMI

Pepûk Akademi’nin uzun vadede geliştirebileceği en önemli akademik alanlardan biri, Orta Anadolu kırsalının toplumsal ve ekolojik dönüşümünü inceleyen sürekli bir araştırma programıdır.

Bölge;

  • uluslararası göç,
  • nüfus kaybı,
  • kuraklık,
  • tarımsal dönüşüm,
  • dil ve kültürel değişim,
  • kuşaklar arası ilişkiler

gibi birçok önemli araştırma konusunun kesişim noktasında bulunmaktadır.

Üniversitelerle kurulacak uzun vadeli ortaklıklar aracılığıyla Pepûk Akademi, bu konularda saha verisi üreten ve araştırmacıları bir araya getiren bağımsız bir kırsal araştırma platformuna dönüşebilir.

Bu program kapsamında periyodik saha raporları hazırlanabilir ve belirli aralıklarla Orta Anadolu Kırsal Çalışmaları Buluşması düzenlenebilir.

Böylece Ömeranlı yalnızca araştırılan bir yer değil, bölge hakkında bilgi üretiminin merkezlerinden biri hâline gelebilir.

PEPÛK HAFIZA ENSTİTÜSÜ

Kültürel hafıza çalışmaları zaman içerisinde yeterli birikime ulaştığında, Akademi bünyesinde daha uzmanlaşmış bir yapı geliştirilebilir.

  • Pepûk Hafıza Enstitüsü*, Ömeranlı ve çevresinin sözlü tarihini, göç deneyimini ve kültürel mirasını sistematik biçimde araştıran ve koruyan bir program olarak yapılandırılabilir.

Enstitü;

  • sözlü tarih arşivi,
  • fotoğraf ve belge koleksiyonu,
  • dijital hafıza haritası,
  • aile arşivleri,
  • göç araştırmaları

gibi koleksiyonları bir araya getirebilir.

Uzun vadede bu arşiv yalnızca Ömeranlı’ya ilişkin değil, Orta Anadolu’dan Avrupa’ya gerçekleşen göç hareketlerinin önemli bir araştırma kaynağı hâline gelebilir.

Bu potansiyel, Pepûk Akademi’nin ulusal ve uluslararası akademik çevrelerle ilişkisini güçlendirebilir.

ULUSLARARASI YAZ AKADEMİSİ

Pepûk Akademi’nin ilk yıllarında programların temel hedef kitlesini Ömeranlı ve diaspora toplulukları oluşturacaktır.

Ancak zaman içerisinde programın dili ve akademik niteliği geliştikçe Türkiye’den ve farklı ülkelerden üniversite öğrencilerinin katıldığı uluslararası bir yaz akademisi oluşturulabilir.

Örneğin iki haftalık yoğun bir program;

  • göç,
  • kırsal dönüşüm,
  • kültürel hafıza,
  • ekoloji

başlıkları etrafında yapılandırılabilir.

Katılımcılar sabah akademik seminerlere, öğleden sonra saha çalışmalarına katılabilir ve küçük araştırma projeleri geliştirebilir.

Bu model Ömeranlı’yı uluslararası öğrencilerin ve araştırmacıların belirli dönemlerde geldiği özgün bir saha eğitim merkezine dönüştürebilir.

ARAŞTIRMACI VE SANATÇI MİSAFİR PROGRAMI

Uzun vadede Pepûk Akademi’nin yıl boyunca belirli sayıda araştırmacı ve sanatçıyı ağırlayabilecek bir misafir programı geliştirmesi hedeflenebilir.

Bir araştırmacı birkaç hafta boyunca bölgede saha çalışması yapabilir. Bir yazar yerel hikâyeler üzerine çalışabilir. Bir fotoğrafçı veya sinemacı bölgenin dönüşümünü belgeleyebilir.

Bu kişilerin yalnızca kendi projelerini yürütmeleri değil, kaldıkları süre içerisinde toplumla en az bir açık etkinlik gerçekleştirmeleri programın temel ilkelerinden biri olabilir.

Böylece bilgi ve yaratıcı üretim, yerel toplumla karşılıklı ilişki içerisinde gelişir.

PEPÛK AKADEMİ KÜTÜPHANESİ VE DİJİTAL BİLGİ MERKEZİ

Akademi’nin bilgi üretimi arttıkça fiziksel ve dijital kaynakları bir araya getiren küçük bir uzmanlık kütüphanesi oluşturulabilir.

Kütüphanenin amacı büyük bir genel koleksiyon oluşturmak değil; Akademi’nin temel çalışma alanlarında nitelikli bir kaynak merkezi geliştirmek olmalıdır.

Göç, kültürel hafıza, Kürt çalışmaları, Orta Anadolu tarihi, ekoloji, kırsal sosyoloji ve sözlü tarih gibi alanlarda özel koleksiyonlar oluşturulabilir.

Dijital kaynaklara erişim ve Akademi arşivinin kullanımı da bu merkezin işlevleri arasında yer alabilir.

Bu merkez özellikle bölgede araştırma yapmak isteyen öğrenciler için önemli bir çalışma ortamı sağlayabilir.

PEPÛK AKADEMİ MERKEZİ

Faaliyetlerin sürekliliği ve gerçek ihtiyaçlar doğrultusunda, uzun vadede Akademi’ye ait bağımsız bir fiziksel merkez oluşturulabilir.

Bu merkezin mimari yaklaşımı Akademi’nin ekolojik değerleriyle uyumlu olmalıdır.

Büyük ve gösterişli bir yapı yerine;

  • enerji verimli,
  • yerel veya düşük çevresel etkili malzemeler kullanan,
  • açık alanlarla bütünleşen,
  • farklı işlevlere uyarlanabilir

bir yapı tercih edilmelidir.

Pepûk Akademi Merkezi yalnızca etkinliklerin gerçekleştiği bir bina değil; yıl boyunca araştırma, arşivleme ve üretimin devam ettiği bir çalışma merkezi olmalıdır.

Ancak fiziksel merkezin kurulması Akademi’nin nihai amacı olarak görülmemelidir. Bina, gelişen faaliyetlerin ihtiyaç duyduğu bir araç olmalıdır.

PEPÛK AĞI: ÖMERANLI İLE AVRUPA ARASINDA SÜREKLİ BİR BAĞ

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli en özgün potansiyellerinden biri, Ömeranlı ile Avrupa’nın farklı şehirleri arasında sürekli çalışan bir bilgi ve insan ağı oluşturabilmesidir.

Bu ağ aracılığıyla Avrupa’da yaşayan gençler, akademisyenler ve profesyoneller yıl boyunca Akademi projelerine katkıda bulunabilir.

Aynı zamanda Ömeranlı’da geliştirilen projeler Avrupa’daki kurumlarla buluşabilir.

Uzun vadede Paris, Stockholm, Kopenhag, Berlin veya diğer şehirlerde küçük Pepûk buluşmaları düzenlenebilir.

Ancak amaç uluslararası şubeler açmak değil, merkezi Ömeranlı’da kalan güçlü bir bağlantı ağı oluşturmaktır.

Bu yaklaşım Pepûk Akademi’nin temel kimliğini korurken uluslararası kapasitesini geliştirmesini sağlayacaktır.

BİR KIRSAL AKADEMİ MODELİ OLARAK PEPÛK

Pepûk Akademi’nin uzun vadede yaratabileceği en önemli değerlerden biri, kendi deneyimini başka topluluklarla paylaşılabilir bir modele dönüştürmesidir.

Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerinde göç, nüfus kaybı ve kültürel aktarım sorunları yaşayan çok sayıda kırsal yerleşim bulunmaktadır.

Pepûk Akademi’nin yıllar içerisinde geliştirdiği yöntemler belgelenirse, benzer girişimler için önemli bir deneyim kaynağı oluşturabilir.

Bu amaçla ilerleyen yıllarda bir Kırsalda Akademi Kurma Rehberi hazırlanabilir.

Bu rehber;

  • küçük bütçeyle program oluşturma,
  • diaspora kaynaklarını harekete geçirme,
  • yerel hafızayı belgeleme,
  • gençleri sürece katma,
  • akademisyenlerle ilişki kurma,
  • ekolojik çalışmaları eğitimle birleştirme

konularında Pepûk deneyiminden çıkarılan dersleri paylaşabilir.

Bu durumda Pepûk Akademi’nin etkisi kendi faaliyetlerinden daha geniş bir alana ulaşacaktır.

ON YIL SONRA PEPÛK AKADEMİ

Pepûk Akademi için uzun vadeli vizyon, on yıl içerisinde büyük bir kurumsal yapı veya yüzlerce çalışanı bulunan bir organizasyon oluşturmak değildir.

2037 yılında ulaşılması hedeflenen tablo daha farklıdır.

On yıl sonra;

bir genç ilk kez Pepûk Akademi’ye çocukken katılmış ve artık kendi atölyesini yönetiyorsa,

bugün yaşlı kuşaklarla yapılan görüşmeler araştırmacıların kullandığı kapsamlı bir hafıza arşivine dönüşmüşse,

Ömeranlı’ya her yaz yalnızca ailelerini görmek için değil, öğrenmek, araştırmak ve üretmek için gelen insanlar varsa,

Avrupa’nın farklı ülkelerinde yetişmiş gençler Akademi aracılığıyla ortak projeler geliştiriyorsa,

bölgenin ekolojik dönüşümü yıllara yayılan bilimsel verilerle belgelenmişse,

ve Ömeranlı küçük bir Anadolu kasabası olmasına rağmen düşünsel ve kültürel üretimiyle tanınmaya başlamışsa,

Pepûk Akademi temel amacına ulaşmış olacaktır.

Bu geleceğin en önemli unsuru, Akademi’nin bugünkü kurucularının sürekli merkezde bulunması değil, yeni insanların sorumluluk alarak yapıyı yeniden üretmesidir.

Her kuşak Pepûk Akademi’ye kendi sorularını, yöntemlerini ve hayallerini katabilmelidir.

Bu nedenle Pepûk Akademi’nin gelecek vizyonu tamamlanmış bir kurum tasarımı değildir. Tam tersine, değişebilen ancak temel değerlerini koruyan açık bir yapının inşasıdır.

Pepûk Akademi’nin uzun vadeli iddiası büyük bir şehirde yeni bir kültür kurumu oluşturmak değildir. Daha zor ve daha anlamlı bir soruya cevap aramaktır:

Küçük bir kasaba, dünyanın farklı yerlerine dağılmış insanlarını, kendi hafızasını, bilimsel düşünceyi ve doğayla kurduğu ilişkiyi bir araya getirerek geleceğini yeniden düşünebilir mi?

Pepûk Akademi’nin önümüzdeki yıllardaki yolculuğu, bu soruya verilecek kolektif cevabın kendisi olacaktır.

Ve belki de Akademi’nin gelecekteki en önemli başarısı, insanların bir gün Ömeranlı’dan söz ederken yalnızca nerede olduğunu değil, orada ne üretildiğini de bilmeleri olacaktır.

SONUÇ: PEPÛK KUŞU MASADAKİ YERİNİ ALDI

Pepûk Akademi’nin hikâyesi büyük bir kurum kurma arzusundan başlamadı. Bir yaz akşamında insanların aynı masada birbirlerini dinleyebilmesinden, gençlerin soru sormasından, yaşlıların anlattıklarının kaybolmaması gerektiğini fark etmekten ve doğayla kültürün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini görmekten doğdu.

Bu projenin en güçlü yanı, sıfırdan icat edilmiş olması değildir. Tam tersine, zaten var olan fakat dağınık durumda bulunan kaynakları birbirine bağlama potansiyelidir. Ömeranlı’nın hafızası vardır. Avrupa’ya yayılmış insan ağı vardır. Akademisyenleri, gençleri, sanatçıları, öğretmenleri, uzmanları ve yaşam deneyimi taşıyan insanları vardır. Ekolojik çalışmalar vardır. Eksik olan, bütün bu birikimlerin düzenli ve üretken biçimde karşılaşabileceği ortak bir yapıdır.

Pepûk Akademi bu ortak yapıyı kurmayı önermektedir.

Bunun kolay bir süreç olmadığı açıktır. Finansman bulunması, ekip kurulması, programların niteliğinin korunması ve kişisel çabadan kurumsal yapıya geçilmesi gerekecektir. Bazı programlar başarılı olacak, bazıları beklenen karşılığı bulmayacaktır. Kurum kendi hatalarından öğrenmek zorunda olacaktır.

Ancak Akademi’nin başlangıç avantajı büyüktür: Ortada yalnızca teorik bir fikir değil, 2026 yılında sınanmış bir toplumsal deneyim bulunmaktadır.

Şimdi yapılması gereken, o deneyimin enerjisini kaybetmeden ona bir yöntem, program ve süreklilik kazandırmaktır.

Pepûk kuşu masadaki yerini aldı.

Masada geçmişin hikâyeleri, bugünün soruları ve geleceğin henüz kurulmamış imkânları var.

Şimdi sıra, bu masayı birlikte büyütmekte.

Kaynakça

  • Dr. Gülabi CELEP, Pepûk Akademi: Ömeranlı’dan Dünyaya Açılan Bir Kırsal Akademi Modeli, i̇kinci genişletilmiş sürüm, 2026.