Orta Anadolu'da Kürt olmak

Orta Anadolu Kürtleri Kültürel Hafıza Arşivi sitesinden
08.54, 8 Mart 2026 tarihinde Bro (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 4142 numaralı sürüm (Parşömen temalı metin kutusu uygulandı (içerik korunarak))

Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde yaşayan Kürtler, geçmişte ve günümüzde devletin etnik temelli bir siyasal yönelimle hareket ettiğine dair deneyimleri vardır. Bu durum, bölgede yaşayan Kürtlerin kendilerini ötekileştirilmiş bir konuma düşürmüştür. Bu ötekileştirmenin etkisi, Kürtlerin siyasal ve kültürel hayatlarına yansımıştır. Bu etkiler günümüzde de devam etmektedir.

İç Anadolu'da genelde milliyetçi ve muhafazakâr eğilimlerin yüksek oluşu, bu bölgede yaşayan Kürt topluluklarına kendine özgü birtakım özellikler kazandırmıştır. Bu özellikler arasında, bölgedeki Kürt topluluklarının genellikle Türk milliyetçi ve muhafazakâr eğilimleri benimsemeleri, Kürt siyasal hareketlerine karşı daha az ilgi göstermeleri ve siyasallaşmalarının genellikle daha yumuşak bir şekilde gerçekleşmesi sayılabilir. Aynı zamanda, bölgedeki Kürtlerin ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan Kürtlerle karşılaştırıldığında daha az baskıya maruz kalmış olması da bu farklılığın bir sonucudur.

Orta Anadolu Bölgesi, 1946'da yapılan ilk çok partili seçimlerden bugüne görünür bir şekilde sağ ve muhafazakâr partilere en çok oy çıkan bölgedir. Bu görünür eğilim, bölgede yaşayan Kürt topluluklarının siyasi tercihlerini etkilemiş ve Kürt etnik temelli siyasallaşma içinde milliyetçi ve muhafazakâr eğilimleri yansıtmıştır. Bu eğilim, Türkiye genelinde Kürt siyasi hareketlerinin değişiminde etkili olmuş ve bölgede yaşayan Kürtlerin siyasi taleplerini etkilemiştir.

Merkez sağ ve radikal sağ partilerin oy deposu olan İç Anadolu Bölgesi, Türk milliyetçiliğinin hegemonyası altındadır. Bu hegemonya, Kürt etnik kimliğini ve siyasal taleplerini bastırmakta ve Kürtlerin siyasal hareket etmelerine engel olmaktadır. Bu durum, Kürtlerin siyasal olarak hareket etmelerinde daha zorluklarla karşılaşmalarına ve bölgede yaşayan Kürt topluluklarının muhafazakâr ve milliyetçi eğilimlerin etkisi altında kalmış olmalarına neden olmaktadır.

Kürt toplulukları gündelik yaşamlarını ve siyasal tercihlerini, yaşadıkları yerelin üzerindeki siyasal hegemonyaya göre şekillendirmek durumunda kalmıştır. Bu nedenle, Kürtlerin siyasal tercihleri ve siyasal davranışları, yerel siyasal eğilimler ve hegemonya ile doğrudan ilişkilidir. Bu eğilimler, Kürtlerin siyasal davranışlarının yerel siyasal ortama ve ülke genelindeki siyasal eğilimlere göre şekillenmesine neden olmaktadır.

Kürt nüfusunun az olduğu bölgelerde ise, siyasal ve kültürel hakların daha sınırlı olduğu görülmektedir. Bu yüzden, Orta Anadolu'da Kürt olmak, hem siyasal hem de kültürel anlamda birçok zorlukla karşı karşıya kalmak anlamına gelmektedir. Ayrıca, Türk milliyetçiliğinin hegemonyası altında yaşayan Kürtlerin, kendilerini ifade etme ve kendilerini tanıtma imkanları sınırlıdır. Bu nedenle, Orta Anadolu'da Kürt olmak, hem siyasal hem de kültürel anlamda birçok engelle karşı karşıya kalmak demektir.

Orta Anadolu'da Kürt olmak, ülkenin batısında olduğu gibi siyasal ve kültürel özgürlüklerin sınırlı olduğu bir ortamda yaşamak anlamına gelir. Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu bölgelerde bile, Kürt etnik kimliğinin serbestçe ifade edilmesi yasaktır ve siyasal örgütlenmelere kapatılmıştır. Bu, Kürtlerin siyasal ve kültürel özgürlüklerine kısıtlı erişimleri ile sonuçlanmaktadır.

Ancak Orta Anadolu'da Kürt olmak, siyasal olarak daha az serbest bir ortamda Kürt kimliğini ifade etme imkanlarına sahip olmak anlamına gelir. Bu bölgede yaşayan Kürt toplulukları, Türk milliyetçiliğinin hegemonyası altında oldukları için daha az serbest bir zeminde siyasal tercihlerini belirlemek durumunda kalmışlardır. Bu durum, 1990'larda zorunlu olarak batıya göç etmeye zorlanan Kürt topluluklarına göre daha farklı bir siyasal deneyimdir.

Bu, onların siyasal olarak aktif olamamasına rağmen, kendilerine özgü bir siyasal bilinç ve deneyimlere sahip oldukları anlamına gelir. Aynı zamanda, Orta Anadolu Kürtleri, Türk milliyetçiliğinin hegemonyası altında yaşadıkları için, siyasal kimliklerini daha saklı tutarlar ve bu nedenle daha az görünür olabilirler.

1990'larda doğudan batıya göçe zorlanan Kürtler, kendi siyasal kültürlerini büyük oranda taşıyabildi. Ancak, Orta Anadolu Kürtleri için durum farklıdır. Uzun zamandır yaşadıkları bölgede siyasal hegemonya altında kalmışlar ve kendilerine uygun bir siyasal kültür geliştirmek için daha az fırsatları olmuştur. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtleri siyasal olarak daha az aktif olabilirler ve siyasal tercihlerini, bölgedeki hegemonya ve baskılar dikkate alarak yapabilirler.

Fakat Orta Anadolu Kürtleri, yaşadıkları yerele göre geliştirdikleri siyasal kültürleri ile güncel Kürt siyaseti ile ilişkilenme noktasında zorluklar yaşadı. Bu zorluklar, sağ ve muhafazakâr hegemonya altındaki bölgede Kürt etnik temelli siyasetin sınırlandırılmış olması, devletin Kürt siyasetine karşı baskı uygulaması, Kürt kimliğinin resmî düzeyde yasaklanması gibi nedenlerden kaynaklanmıştır. Bu nedenler, Orta Anadolu Kürtlerinin Kürt siyaseti ile ilişkilenme noktasında zorluklar yaşamasına neden olmuştur.

Orta Anadolu Kürtleri ve Türkiye'nin batısına göç edilen Kürtler arasında siyasal kültür ve gündelik yaşam ilişkileri açısından farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar, bölgede yaşayan Kürtlerin siyasal tercihlerini ve kimliklerini nasıl etkileyecektir. Orta Anadolu Kürtleri uzun yıllar önce geldikleri bölgede yaşamakta olan diğer etnik gruplar ile yoğun ilişki kurdu. Bu ilişki, Orta Anadolu Kürtlerinin güncel Kürt siyaseti ile ilişkilenme noktasında zorluklar yaşamasına neden olmuştur. Örneğin, Orta Anadolu Kürtleri arasında yerel siyasal partilerin desteği daha yüksek olurken, güncel Kürt siyaseti ve hareketleri tarafından temsil edilen konular bölgede daha az popüler olabilir. Aynı zamanda, Orta Anadolu Kürtlerinin yerel halk ile olan ilişkileri, onların bölgede siyasal olarak kabul görmelerini sağlar ancak güncel Kürt siyaseti ve hareketleri tarafından temsil edilen konular ile uyumlu olmasını gerektirmeyebilir.

Bu ilişki ağı, sonradan göç eden Kürt kitleleri ile genel anlamda farklılaşmanın en önemli unsurudur. Orta Anadolu Kürtleri yaşadıkları bölge bağlamında ele alınarak anlaşılabilir. Orta Anadolu Kürtlerinin bölgesel kimlikleri, siyasal tercihleri ve gündelik yaşamları, onların uzun yıllardır yaşadıkları bölgede diğer etnik gruplarla olan ilişkileri tarafından belirlenir. Bu ilişkiler, sonradan göç eden Kürt kitleleri ile farklılaşan bir kimlik ve siyasal kültür yaratmıştır. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtleri bölgesel bağlamda ele alınmalı ve anlaşılmalıdır.

Kürtler, Türk milliyetçiliğinin hegemonyası altında yaşadıkları bölgenin siyasal yönelimlerine uymak zorunda kalmışlardır. Bu, kendilerine özgü bir siyasal kültür geliştirmelerine izin vermemiştir ve güncel Kürt siyaseti ile ilişkilenmelerinde zorluklar yaşamışlardır. Ancak yerleştikleri bölgede uzun yıllar önce oluşan ilişki ağları, diğer etnik gruplarla olan iç içe yaşamları, Orta Anadolu Kürtlerini diğer Kürt kitlelerinden farklı kılmaktadır.

Siyasal eğilimlerin etkilenişi ise, Orta Anadolu bölgesinin sağ ve muhafazakâr eğilimli yapısından kaynaklanmaktadır. Kürtler bu eğilimleri etkileyebilmek için çeşitli yollar aramaktadırlar. Bu yollar arasında, diğer etnik gruplar ile işbirliği yapmak, kendi aralarında örgütlenmek veya kendilerine özgü siyasal eğilimler geliştirmek gibi seçenekler yer alabilir.

Bu ilişki, bölgenin sosyal, siyasal ve ekonomik yapısına göre değişebilir. Örneğin, ekonomik olarak benzer seviyede olan topluluklar arasında daha yakın bir ilişki olabilirken, sosyal ve siyasal anlamda farklı olan topluluklar arasında daha mesafeli bir ilişki görülebilir. Aynı zamanda, Kürt topluluklarının kendi aralarındaki ilişkileri de bölgenin siyasal ve sosyal yapısına göre değişebilir.

Ekonomik bakımdan, Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde Kürt toplulukları ile diğer etnik gruplar arasında zamanla birbirinden ayrılmış ilişkiler ortaya çıkmıştır. Bu ayrılık, özellikle ekonomik faktörler ile sosyal ve kültürel farklılıklar yaratmıştır. Örneğin, Kürt topluluklarının çiftçilik ve hayvancılık gibi sektörlerde öncülük ettiği görülürken, diğer etnik grupların ise sanayi ve ticaret gibi sektörlerde daha aktif olduğu belirlenmiştir. Bu ekonomik farklılıklar, ilişki içinde olsalar da, Kürt topluluklarının diğer etnik gruplardan daha fazla bağımsız ve kendine özgü bir ekonomik düzeni oluşturmasına neden olmuştur. Ancak, tarım ve hayvancılık alanlarında hâlâ Kürtlerin önemli bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Bu, Kürtlerin yerleştikleri bölgenin doğal koşullarını ve tarımın önemini dikkate alarak ekonomik iş birliği sağlamalarının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, Kürtlerin ekonomik alanda diğer etnik gruplarla ilişkileri, siyasal ve kültürel farklılıklarının yanı sıra ekonomik faktörler de dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Örneğin, kendi köyünden ya da diğer köylerden bir Kürt ilçede berber işletmeye başlarsa diğerleri eskiden gittiği berberden vazgeçip, sahibi Kürt olan berbere gitmeye başlar. Bu durum, Kürtler arasında ekonomik rekabeti arttırmıştır ve aynı zamanda etnik gruplar arasındaki ilişkileri zayıflatmıştır. Kürtler arasındaki ekonomik rekabet, Kürtlerin diğer etnik gruplar ile ekonomik ilişkilerini azaltmıştır ve bu da bölgedeki etnik kaynaşmayı azaltmıştır.

Bu örnek diğer iş alanları için de büyük oranda geçerlidir. Gündelik yaşamda kurulan ilişkilerde Türk milliyetçiliği görünür değildir. Ancak ekonomik alanda kurulan ilişkilerde etnik kimliğin önemli bir faktör olarak kabul edildiği görülmektedir. Bu nedenle Kürtlerin, Türklerle olan ekonomik ilişkilerinde bir ötekileştirme yaşadıkları söylenebilir. Bu, Kürtlerin sosyo-ekonomik statülerini olumsuz etkileyebilir ve onların bölgede var olan milliyetçilik eğilimlerine karşı daha zayıf bir pozisyonda olmalarına neden olabilir.

Bu, Orta Anadolu bölgesinde yaşayan Kürt topluluklarının siyasal tercihlerini etkileyen önemli bir faktördür. Kürtler, siyasal olarak Türk milliyetçiliğinin hegemonyası altında olmalarına rağmen, gündelik yaşamda diğer etnik gruplar ile iyi ilişkiler kurabilmektedirler. Ancak siyasal alanda bu ilişkiler zayıflar ve Kürtlerin siyasal tercihleri Türk milliyetçiliği tarafından daraltılmaktadır.

Merkez sağ partilere eğilimin olması hem dinî hem de milliyetçi hassasiyetlerin yüksek oluşu ile doğrudan bağlantılıdır. Kürtlerin bu bölgede siyasal olarak kendilerini ifade etmeleri zor olmuştur. Bu yüzden gündelik yaşamda birbirleriyle ilişkileri sıcak olmasına rağmen siyasal alanda birbirlerinden ayrılmışlardır.

Bu nedenle, Kürt toplulukları siyasal tercihlerini, yaşadıkları bölgedeki siyasal hegemonyaya göre şekillendirmek zorunda kalmıştır. Aynı zamanda, kendilerine dayatılan bu algının etkisiyle, gündelik yaşamlarında diğer etnik gruplarla olan ilişkilerinde de farklı bir tarz sergilemek durumunda kalmışlardır.

1990'lardan itibaren Kürtlerin etnik kimliksel taleplerini vurgulayan legal siyasi partilere sempati duymaya başlayan Orta Anadolu Kürtleri, bu sempati ve siyaseti de kendine özgü formlara büründürmüştür. Orta Anadolu Kürtleri, siyaset yaparken hem bölgesel özelliklerini hem de kendilerine özgü siyasal kültürlerini dikkate almıştır. Bu, onların siyasal tercihlerini ve tavırlarını anlamak için bölgesel bağlamda değerlendirmek gerektiğini göstermektedir. Kürt siyasal hareketinin genel eğilimleri ile bölgesel özellikler arasında bir denge kurmaya çalışmışlardır.

Bu etkilenmenin önemli bir nedeni, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal eğilimlerinin ve sempatilerinin bölgede yaşayan Türk topluluklarının milliyetçi eğilimlerine karşı örtülü veya açık bir şekilde farklı olmasıdır. Kürtlerin etnik kimlik taleplerini vurgulayan siyasi partilere sempati duyması, devletin etnik ayrımcı politikalarına karşı bir direnç olarak algılanmakta ve bu nedenle çatışmaların en çok etkilediği gruplardan biridir.

Orta Anadolu Kürtlerinin, uzun yıllardır yaşadıkları bölgenin siyasal hegemonyası ve etnik kimlikleri ile ilişkili olarak yaşadıkları zorluklar, onların siyasal alanda kendine özgü çözümler aramaya ve siyasal tercihlerini oluşturmaya itmiştir. Ayrıca, çatışma dönemlerinde yaşadıkları psikolojik kaygılar, onların siyasal arayışlarının ve çözümlerinin bir parçasıdır.

Kürt siyasetinin ana akım medyada "terörist" faaliyetler içinde imiş gibi gösterilmesi ve bölgedeki Türk milliyetçiliği eğiliminden dolayı Orta Anadolu Kürtleri içe dönük bir siyasal alan kurgulamak mecburiyetinde kalır. Bu, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal tercihlerinin ve siyasal kimliklerinin diğer Kürt topluluklarından farklı olabileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal tercihlerinin çatışmalı bir ortamda oluştuğu ve etkilendiği için, çözüm arayışlarının daha pragmatik ve uzun vadeli olması beklenmektedir. Bu, Orta Anadolu Kürtlerinin, siyasal alanda etnik kimliklerini kabul ettirme çabası içinde olduklarını ancak bu çabayı yerel ve bölgesel eksende sınırlandırmaları gerektiğini gösterir. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtleri siyasal alanda kendilerine özgü bir konum oluşturmaya çalışırken, aynı zamanda otokontrol uygulamak durumundadırlar. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtleri, çatışma sürecinde kendilerine özgü bir siyasal kültür geliştirmişlerdir. Bu kültür, Kürt siyaseti ve Türk milliyetçiliği arasında bir denge sağlamaya çalışır. Bu denge, Kürtlerin kendilerini ve kimliklerini ifade etmelerine izin verirken, aynı zamanda çatışma sürecinde doğabilecek olası tepkileri de azaltmaya çalışır. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtleri, siyasal alanda daha dikkatli ve özellikle çatışma sürecinde daha içe dönüktür.

Bu, diğer Kürt bölgelerinde yaşayanlara göre daha az şiddet içeren bir ortamda yaşadıkları anlamına gelir. Aynı zamanda, Orta Anadolu Kürtleri diğer bölgelerde yaşayan Kürtler gibi zorunlu olarak göç etmemişlerdir ve kendilerine özgü bir sosyal ve siyasal kültür geliştirmişlerdir. Bu durum, onların daha esnek ve adapte olabilen bir topluluk olduğu anlamına gelir.

Orta Anadolu Kürtleri, kendilerine sunulan olumsuz koşullar karşısında, yaşadıkları bölgenin siyasal ve ekonomik durumunu iyi değerlendirerek hayatta kalmış ve kendilerine özgü bir siyasal kültür oluşturmuşlardır. Bu siyasal kültür, çatışma ve ölüm olunca siyasetin olmaması gibi bir durumda bile, kendilerini koruma ve hayatta kalmada etkili olmuştur. Orta Anadolu Kürtleri, çatışma bölgelerinde yaşayan Kürtler gibi direk olarak etkileşimde olmamışlar olmasına rağmen, ülkenin genelinde devlet tarafından uygulanan Kürt düşmanlığı politikalarının etkilerini gündelik yaşamlarında hissetmişlerdir. Bu yüzden, Orta Anadolu Kürtleri için "şans" algısı, çatışmanın doğrudan fiziksel etkilerinden korunmuş olmakla birlikte, sosyal ve psikolojik etkileriyle yüz yüze kalmamış olmak anlamına gelir.

Orta Anadolu Kürtleri, kendilerine özgü siyasal ve gündelik yaşam ilişkileri oluşturmuştur. Bu ilişkiler, Türk milliyetçiliğinin hegemonyası altındadır ancak çatışma alanlarından uzak oldukları için şanslı hissetmektedirler. Orta Anadolu Kürtleri, Türkiye genelinde Kürt siyaseti ile ilişkilenme noktasında zorluklar yaşasa da kendine özgü çözümler aramaktadır.

son dönemlerde Türkiye'nin Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde yaşanan çatışmalar, Orta Anadolu Kürtlerinin bölgede çatışma alanlarından uzak kalmış olmalarından dolayı kendilerini "şanslı" hissetmelerine neden olmuş olabilir. Bu durum, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal alana dair duyarlılıklarının ve siyasal tercihlerinin etkileyebilir.

Ancak, Orta Anadolu Kürtleri de Türkiye genelinde Kürtlerle birlikte yaşadıkları sorunların farkındadırlar ve siyasal alanda kendilerine özgü bir pozisyon oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu pozisyon, hem çatışma bölgelerinde yaşayan Kürtlerle empati kurmayı amaçlamakta hem de kendi bölgelerinde yaşadıkları sorunları çözmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu nedenle Orta Anadolu Kürtleri, Türkiye genelinde Kürtlerle birlikte mücadele etmekte ancak kendilerine özgü bir yol izlemektedir.

Orta Anadolu'da kürt siyasallaşmanın artışı ile paralel olarak devlet aygıtlarının manipülasyonlarında yinelenen "terörist" kurgusu, Orta Anadolu Kürtlerinin bir kesimini etkilemektedir. Bu kurgu, Kürtlerin topluluk olarak bütünüyle terörist olarak görülmesine neden olarak, Orta Anadolu Kürtlerinin sosyal ve siyasal hayatlarının birçok alanında zorluklarla karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Bu zorluklar arasında iş bulmakta zorluk çekmelerine, sosyal kabul görmekte zorluk çekmelerine ve hatta devlet tarafından yaptırımlara maruz kalmalarına kadar uzanabilir. Bu nedenle Orta Anadolu Kürtleri, kendilerini siyasal olarak temsil eden partilere veya örgütlere sempati duymasa bile, sosyal ve siyasal hayatlarının etkilenmemesi için bu kurgunun yıkılmasını arzu edebilirler.

Bu, Orta Anadolu Kürtlerinin genellikle siyasal aktivizm gibi "terörist" olarak nitelendirilen faaliyetlere katılmamalarına neden olur. Öte yandan, devletin söylemleri ve uygulamaları nedeniyle Kürt kimliği ile ilgili bir rahatsızlık yaşayanların sayısı da artmaktadır. Bu, Orta Anadolu Kürtlerinin kimlikleri ve siyasal tercihleri ile ilgili birçok zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.

Devlet aygıtının kullandığı güdüleme politikalarından etkilenenlerden, "Biz buralarda bir sorun yaşamıyoruz," söylemini duymak mümkündür. Ancak, bu "şans" algısı yanıltıcı olabilir. Çatışmalı bölgelerde yaşayan Kürtlerle duygusal bağ kurmakta eksikliklere neden olabilir. Ayrıca, Orta Anadolu Kürtlerinin de devletin çatışmalı bölgelerde uyguladığı politikalardan etkileniyor olması muhtemeldir. Örneğin, çatışmaların etkisiyle yaşanan ekonomik sıkıntılar, Kürtlerin bölgede kalmalarını veya bölgeden gitmelerini zorlaştırabilir. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtlerinin de diğer bölgelerdeki Kürtler gibi Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne katkıda bulunması gerekmektedir.

Orada olanlar siyaset işi, sen ekmeğine bakarsan kim sana ne diyebilir? Bu söylem, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal konulara ilgilerinin az olduğu, önceliklerinin ekonomik ve gündelik yaşam konuları olduğu, siyasal sorunların çatışmalı bölgelerde yaşananlar ile sınırlı olduğu anlamına gelebilir. Ayrıca, devletin oluşturduğu algının etkisiyle Kürt sorununun sadece bölgesel bir sorun olarak algılandığını ve Orta Anadolu Kürtlerinin bu algının içinde kalmak istediğini de ifade etmektedir. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtleri siyasal konulara ilgilerinin az olduğunu düşünürken, aslında kendilerine özgü bir siyasal kültür oluşturmuşlar ve bu siyasal kültürün içinde yaşamaya devam etmektedirler.

Orta Anadolu Kürtleri, yaşadıkları bölgenin siyasal ve kültürel yapısından dolayı Kürt sorununun derinleştiği diğer bölgelerle kıyaslandığında daha az etkilenmiş olabilir. Ancak, devlet aygıtının manipülasyonları ve "terörist" kurgusunun etkisiyle bu kesim de siyasal konulara dair birçok endişe ve kaygı yaşayabilir. Bu durum, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal kimliği ve siyaset yapma biçimleri hakkında daha detaylı analizler yapmak için fırsat tanımaktadır.

Orta Anadolu'da Kürt ve Türk gruplar aynı dinsel pratiğe mensuptur; her ikisi de aynı Sünni-Hanefi mezhepte buluşur. Bu, Orta Anadolu Kürtleri için dinî kimlikleriyle Türkler arasında bir bağ oluşmasına veya Türklerin Kürtleri dini konularında dışlamasına neden olmamaktadır. Bunun yerine, siyasal konularda ve bölgesel kimliklerde kurulan farklılıklar, Kürt ve Türk gruplar arasında sosyal ve siyasal ilişkileri etkilemektedir.

Mezhep pratiklerinin ortaklaştığı noktada etnik kimlik ve siyasal tercih farklılıkları ikinci plana ötelenebilir. Bu nedenle Orta Anadolu'da Kürt ve Türk gruplar arasında dinsel pratikler bakımından bir uyum ve iç içe yaşama daha yaygındır. Ancak, etnik kimlik ve siyasal tercihler nedeniyle ilişkilerde gerilim ve çatışma olasılığı hala mevcuttur. Bölgede uzun yıllara dayanan birlikteliğin en önemli argümanı aynı mezhebin mensubu olmaktır. Bu, bölgede yaşayan Kürt ve Türk toplulukları arasında bir nevi "ortak dil" oluşturur ve bu nedenle etnik farklılıkların önemsiz kalmasına neden olabilir. Aynı zamanda, dinsel pratiklerin ortak olduğu noktada toplumlar arasındaki bariyerler azaltılabilir ve dolayısıyla ilişkiler daha iyi hale gelebilir.

1970'lerden itibaren artan Kürtlük bilinci ile paralel olarak Türk milliyetçiliğinin yükselişi sonucunda bölgede önemli derecede bir çatışma çıkmaması her iki kesim için de bu dinsel-mezhepsel birlikteliğe bağlanabilir. Bu dinsel-mezhepsel birliktelik, aynı zamanda Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal kimlikleri ve siyasal tercihleri konusunda daha özgür olduklarını da göstermektedir. Kürt siyasetinin önemli bir parçası olarak görülen milliyetçilik ve özgürlük talepleri, bölgede mezhep ve din birlikteliği sayesinde daha az şiddetli bir şekilde ifade edilebilmektedir. Bu durum, Orta Anadolu Kürtlerinin siyasal kimliklerinin ve tercihlerinin birçok bölgede olduğu gibi sadece etnik kimliklerine dayanmamasını gösterir.