1873-1875 Orta Anadolu Kıtlığı
1873-1875 Orta Anadolu Kıtlığı, bölgeye yerleşmeye çalışan Reşwan Aşireti ve diğer Kürt toplulukları için tarihî bir yıkım noktası olmuştur. Bu büyük felaket ve aşiretin yaşadığı trajedilere dair hazırladığım özel inceleme notları aşağıdadır:
Kıtlığın Sosyo-Ekonomik Tahribatı
- Hayvan Telefatı: Kıtlık sürecinde aşiretin en temel geçim kaynağı olan hayvancılık çökmüştür; Ankara ve çevresindeki sancaklarda koyun ve keçi kaybı %90 seviyelerine ulaşmıştır. Saman fiyatları bir lira gibi fahiş rakamlara çıkmış, açlıktan ölmek üzere olan hayvanların derileri bile yenmiştir.
- Açlık ve Dramatik Vakalar: Boğazlıyan ve çevresindeki Kürt köylerinden gelen raporlarda, halkın hayvan leşlerini yediği, hatta bazı çaresiz ailelerin çocuklarını terk ettiği veya evlatlık olarak başkalarına vermeye çalıştığı kaydedilmiştir.
- Zorunlu Göç Dalgaları: Açlık sebebiyle Konya ve Haymana bölgesindeki Reşwan kollarında kitlesel göçler yaşanmıştır. Konya'dan yola çıkan 45 hanelik (yaklaşık 300 kişi) bir grup, hayatta kalabilmek için Maraş'a kadar yürümüş, ancak vardıkları yerlerde de büyük sefaletle karşılaşmışlardır. Bazı aileler ise Çukurova bölgesine sığınmış ve yıllar sonra geri dönmüşlerdir.
Sözlü Kültürde Kıtlık ve Destanlar
Kıtlığın yarattığı toplumsal travma, dönemin halk şairlerinin (âşıkların) eserlerine doğrudan yansımıştır. Kaynaklarda yer alan bazı önemli destan kayıtları şunlardır:
- Firarî Baba'nın Destanı: Keskinli şair, aşiretlerin ve yerleşik halkın göçünü şu dizelerle anlatır: *"Türk, Türkmen göçüp hep Kürtler yürüdü / Göçler elinden yollar perişan"*.
- Kırşehirli Âşık Hüseyin: Kıtlığın bölgedeki etkisini *"Kıtlık çöktü Kırşehir'e Keskin'e / Kayseri, Nevşehir, Yozgat üstüne"* diyerek tasvir eder ve halkın ot (üzerlik) yiyerek hayatta kalmaya çalıştığını vurgular.
- Konyalı Âşık Ömer Matlûbî: Saman pazarındaki perişanlığı ve insanların namuslarını (mallarını) koruyamaz hale gelişini acı bir dille anlatır.
Bu kıtlık, Reşwanların yerleşik düzene uyum sağlama sürecini on yıllarca geriye atmış ve aşiret hafızasında silinmez bir "açlık ve sürgün" izi bırakmıştır.