12 Eylül Darbesi, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve sosyal yapısını kökten
değiştiren bir dönüm noktası olmuştur. Darbenin hemen ardından sıkı
yönetim ilan edilmiş ve tüm kurum ve kuruluşların faaliyetlerine son
verilmiştir. Önceden ve iyi planlandığı anlaşılan darbe, ülkede söz
sahibi olan tüm politikacıların çoğunun tutuklanması ve siyasetten
uzaklaştırılması ile sonuçlanmıştır. Ayrıca, darbe sürecinde çok sayıda
solcu militan idam edilmiş, vurulmuş ve işkence görmüş ya da
kaybolmuştur. Bu darbenin etkileri hala Türkiye'nin siyasi, toplumsal ve
ekonomik yapısı üzerinde hissedilmektedir.
12 Eylül 1980 askerî darbesi ile birlikte, Türkiye genelinde uygulanan
sıkıyönetim politikaları, Kulu ve Cihanbeyli bölgesinde de hissedilir.
Bu bölgede yaşayan Kürt köyleri özellikle ayrımcı bir şekilde hedef
alınmıştır. Cunta, iktidarı ele geçirdikten sonra her yerde çeşitli
yöntemlerle halka kendini göstermek ister. Böylece, Kulu ve
Cihanbeyli'de yapılan baskınlarda, köylerdeki insanların çeşitli şekilde
aşağılandığı ve fiziksel şiddete maruz kaldığı rapor edilmektedir. Bu
ayrımcı uygulamalar Türk köylerinde uygulanmamıştır. Bu darbeden sonra
Orta Anadolu Kürtleri, devletin etnik kimlik temelli ayrımcılığına maruz
kalmışlardır.
1980 askerî darbesi, Türkiye'de siyasi çıkmazların oluştuğu bir dönemde
gerçekleşmiştir. Darbe, silahlı kuvvetlerin yönetime el koymasıyla
sonuçlanmış ve darbe komutanı Kenan Evren, cumhurbaşkanı olarak ilan
edilmiştir. Darbenin hemen ardından yürürlüğe konulan sıkı yönetim,
siyasal sistemi tümüyle tasfiye etmiş ve ülkede söz sahibi olan tüm
kurum ve kuruluşların faaliyetlerine son verilmiştir. 12 Eylül Darbesi,
Kürtler için de ayrımcı bir dönem olarak kabul edilir. Kulu ve
Cihanbeyli bölgesinde resmî düzeyde alenileşen ayrımcı politikalar, Kürt
köylerinde ilk kez bu kadar kesif şekilde hissedilir. 1983 seçimlerinde
ANAP iktidara oturur ve on yıl boyunca ülke yönetiminde söz sahibi olur.
Ancak Kürt sorunu ANAP iktidarının başlangıcında sadece "küçük bir
asayiş sorunu" olarak görülmüştür ve Kürtlerin etnik kimliğine sahip
insanlara yapılan ayrımcılıklar tepki olarak Kürt etnik temelli bir
siyasallaşma sürecine girmiştir.
Kulu ve Cihanbeyli bölgesinde bulunan Kürt topluluklarının çoğu,
1980'lerde askerî darbe sonrası ortaya çıkan siyasal sistemde
kendilerine yapılan ayrımcılıkları ve Doğu Kürdistan'daki Kürtlerin
yaşadığı sorunları görmeye başlamıştır. Bu nedenle, Kürt etnik temelli
bir siyasallaşma sürecine girmişlerdir ve yerel seçimlerde darbe
öncesinde var olan siyasi partiler yerine, Kürt sorununa çözüm arayacak
olan partileri desteklemişlerdir. Bu süreçte, Kulu ve Cihanbeyli'deki
Kürt toplulukları, "Doğu Kürtleri" olarak tanımladıkları insanlara
uygulanan politikalara tepki olarak, siyasi katılımı arttırmıştır.
Merkez sağ çizgideki partiler, özellikle Turgut Özal döneminde ekonomik
iyileşme ve özgürlüklerin arttığını iddia ederken, sol çizgideki
partiler ise, Kürt halkının kültürel, etnik ve diğer dışarıda bırakılmış
kimliklerine vurgu yapmaktadır. Bu nedenle, Orta Anadolu Kürtleri
arasında siyasal tercihlerde çeşitlilik vardır.