Mûzîka Kurdî

Kulu–Cihanbeyli Etnografya Müzesi sitesinden


Mûzîka Kurdî, tarih boyunca çevresindeki halklarla etkileşim içinde gelişmiş; bu kültürel alışveriş Kürt kültüründe çok renkliliğin oluşmasına katkı sağlamıştır. Bu nedenle Kürt müziği homojen değildir; bölgelere göre farklı tarz ve sitiller ortaya çıkmıştır. Güçlü gelenek ve zengin kültürel miras sayesinde, müzik; işgal, baskı ve engellere rağmen renk ve çeşitliliğini korumuştur.

Kürt müziğinin tarihsel gelişimi, toplumsal ve siyasal koşullar temelinde üç dönemde incelenebilir:

Parçalanma ve işgal öncesi dönem

Kürdistan’ın parçalanmasından önce müzik, yüksek düzeyde kurumsal alanlarda gelişmiştir. Zigguratlar ve saraylarda müzik eğitimi verilmiş ve müzik ilerleme kaydetmiştir. MÖ 280 ile MS 130 yılları arasında yaşamış Kürt müzisyen Avger, yalnızca Kürt müziğini değil, Orta Doğu müziğini de sistematize etmiş ve eğitim kurumlarında öğretmiştir.

Îbrahîm Musilî ve Harun el Reşid döneminde Bağdat’ta müzik okulları kurulmuş; Ishaq Musilî armoni ve melodi sistemini daha ileri taşımıştır. Musilî’nin öğrencilerinden Yehya Elî, “Risale fi’l-Musîkî” adlı eseri kaleme almış; bu eserde bir oktav 17 farklı sese bölünmüştür. Ebu Feyz Bin Amedî ve onun öğrencisi Farabi, müzik teorisini geliştirmiş; Farabi “Kitab el-Mûsika el-Kebîr” ile müzik dünyasına kapsamlı bir eser sunmuştur. Ardından Ebdulqadir Meragî ve Ziryab gibi ustalar saraylarda müzik eğitimi vermiş; Ziryab Endülüs’te sentezci ve gelişmiş bir müzik anlayışı oluşturmuştur.

13. yüzyılda Kürdistan’da kurulan derviş tekkeleri ile dini müzik gelişmiştir. Ancak 1258’de Moğolların Bağdat’ı yakıp yıkmasıyla pek çok müzik kaynağı yok edilmiştir.

İşgal dönemi

1300’lerden itibaren Kürdistan uzun süre işgal ve talan altında kalmıştır. Bu süreçte Kürt müziği daha çok halk müziği düzeyinde varlığını sürdürmüştür. Dengbêjî geleneği, müziğin korunmasında temel rol oynamış; destanlar ve klamlar aracılığıyla kültürel miras bugüne taşınmıştır.

Medreselerde eğitim gören feqîler dini beyitlerle müziği yaşatmış; Kürt anneleri ise adeta birer konservatuvar gibi müziği kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Ninni geleneği bunun en güçlü örneklerinden biridir.

Kürt müziği yaşamın her alanında yer almıştır. Êzidîlikte müzikle tedavi uygulamaları bulunmakta; Avger ve Ishaq Musilî gibi müzisyenlerin Bağdat’ta müzikle tedavi yaptıkları bilinmektedir. Bu miras, Mezopotamya’nın erken inanç sistemlerine kadar uzanmaktadır.

Direniş ve modern dönem

Kürtlerin yeniden canlanan özgürlük mücadelesiyle birlikte müzik de yeni bir arayış içine girmiştir. İşgalciler birçok Kürt sanat eserini yok etmiş ya da sahiplenmiştir; buna rağmen müzik ulusal kimliğin taşıyıcı unsurlarından biri olmuştur.

Temel özellikler

  • Mûzîka Kurdî özünde halksaldır.
  • Şarkı üretiminde kadınların rolü büyüktür; eserler dengbêjler aracılığıyla yayılır.
  • Şarkılar genellikle iki bendin tekrarı üzerine kuruludur.
  • Halk müziği çoğunlukla tek seslidir ve vokal karakterlidir.
  • Enstrümanlar çoğunlukla sözün anlaşılmasını desteklemek amacıyla kullanılır.
  • Göçerlik yaşamı armoni ve yapı üzerinde belirleyici olmuştur.
  • Dağ ve ova müziği arasında belirgin farklılıklar vardır.
 * Dağ müziğinde ritim güçlü ve nefesli çalgılar baskındır.
 * Ova müziğinde daha yumuşak bir ruh ve telli çalgılar öne çıkar.
  • Yaygın ritimler: 6/8, 2/4, 10/8.
  • Kullanılan makamlar: Rast, Newroz, Kurdî, Çargah, Buselîk, Hicaz.
  • Ses genellikle temel tona dönerek sonlanır.
  • Melodik yapıda genel olarak sus (sessizlik) azdır.

Kürt müziği, kökenini insanlığın ilk doğa temelli inançlarından almış; Mezopotamya uygarlığı içinde gelişmiş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.